13 May 2018 ·Verimlilik ·1.091 kelime

7 çalışma tekniği ve 1 bilgi haritası

7 çalışma tekniği ve 1 bilgi haritası
YouTube'da izle →

Bugünlerde sınavlardan boğulduğunu söyleyen pek çok kişiden mesaj almaya başladım. Ders çalışmaktan bunalanlar... Ne yaptıysam olmuyor diyenler... Sadece okulda değil hayatta da başarıya ulaşmak isteyenler... Oraya ulaşmak için nasıl bir yol takip etmek gerekir? Bunun cevabı bana gelen başka bir mesajda saklı. Aslında bana gelmedi bu mesaj, yıllar önce ben de aynı çaresizlikle bir sahilde dolaşırken onu kıyıya vurmuş bir şişenin içinde buldum. Bu şişenin. İçinden bir harita çıktı, bir de not: Aradığın hazine, çapraz dikili palmiyelerin dibinde! İşte bugün o hazineyi bulmak için yaptığım yolculuğu ve o yolculukta attığım 7 önemli adımı sizinle paylaşacağım. Yani başarı haritasını...

Haritada da gördüğünüz gibi çapraz dikili palmiyeler bir adada. Oysa benim gündelik hayatım bir ana karada geçiyor. Burası benim yaşadığım yer. Kendimi güvende ve rahat hissettiğim mekan. Konfor alanım. Öncelikle buradan ayrılmam gerekiyordu. Bunun için de bir plan yapmalıydım. O adaya her gün kalkan bir gemi olduğunu duymuştum. Geminin kalkış zamanını öğrenerek işe başladım. Birinci adımım zamanımı planlamak olmuştu. Ertesi gün tam vaktinde, tan vaktinde gemiye atlayarak adaya ulaştım.

Bir deniz fenerinin yakınında karaya ayak bastım. Adaya ulaşmıştım. Bundan sonraki bütün çalışmalarımı yapacağım yer burasıydı. Burası öyle bir mekandı ki, dış dünyaya ait dikkatimi dağıtacak hiçbir şey yoktu. Telefon çekmiyordu. Televizyon yoktu. Gürültüsüz sessiz sakin bir mekan. Anlayacağınız ikinci adımım çalışmalarımı yapacağım bu mekanın kendisiydi. Yanımda getirdiğim sırt çantasındaysa sadece yapmam gereken işlere ait şeyler vardı. Ödevlerim, hazırlanmam gereken sınavlara ait notların olduğu bir defter, kalem, kağıt gibi şeyler. Bir de ıssız bir adaya düşseydim yanıma alacağım 3 kitap.

Adada yola koyulduktan hemen sonra karşıma oldukça tehlikeli gibi görünen bir engel çıktı. Düşündüm. Daha en başta en korkutucu olanla karşılaşmanın anlamı ne olabilir diye. Sonra anladım. Çantamda bir sürü iş, ödev getirmiştim. Bunlardan bir kısmını yapmak kolaydı. Bazılarını yapmaksa gözümü çok korkutuyordu. Eğer bu adaya gelmeseydim önce en kolaylarını hallederek işe başlardım. Ama karşıma çıkan işareti dikkate aldım ve üçüncü adımım yapmam gereken işlerden en zorunu seçmek oldu. En zorunu seçerek başlamak.

Yoluma devam ederken bu zorlu konuyu nasıl çalışacağımı düşünmeye başladım. Daha önce YouTube’da sesli okumanın önemine dair bir video izlemiştim. Elimdeki kitabı sesli sesli okurken bir ormana geldim. Gözümü çevirdiğim her yerde bir ağaç vardı. Kaybolmamak için küçük kağıt parçaları hazırlayıp bunları ağaçların dibine bırakmaya karar verdim. Böylece geçtiğim yolu unutmayacaktım. Unutmamak. Çalışırken aradığım bir başka şey de bu değil miydi? Az önce sesli okuduğum kitaptan önemli kısımları unutmamak için bu küçük kağıt parçalarının üstüne yazmaya başladım. Anlayacağınız dördüncü adımım bu bilgi kartlarını hazırlamak oldu. Not tutarak çalışmak çok işime yaramıştı.  

Ormandan ayrıldıktan sonra karşıma küçük bir kamp çıktı. Buraya gelen başka insanlar da vardı demek ki... Onlar da tıpkı benim gibi kendi hedeflerine ulaşmak için çalışıyorlardı. Birlikte ne yapabiliriz diye düşündüm. Aklıma bir fikir geldi. Yine YouTube’da izlediğim videolardan birinde öğrenmek için öğret diyordu. Az önce hazırladığım bilgi kartlarını aldım elime ve onlara çalıştığım konuları anlatmaya başladım. Başlarda çok başarılı olduğumu söyleyemem. Ama fark ettim ki bu çaba, benim daha iyi öğrenmeme sebep oluyordu. Beşinci adımım öğrendiklerimi öğretmek oldu.

Şimdi önümde aşmam gereken bir dağ vardı. Bu yükseklikteki bir dağa tırmanabilmek için iyi bir kondisyon gerekir. Bol bol egzersiz yapmak. Vücudu ve beyni o engeli aşmak üzere hazırlamak. Sonra da denemeler yapmaya başlamak. İlk denemede belki başaramamak ve bunun da sürecin bir parçası olduğunu kabullenmek. Hatalardan ders çıkarıp ikinci teste başlamak. Yine mi başaramadın? Hemen ümitsizliğe kapılmak yok. Dedik ya iyi bir kondisyon gerekir diye. Bunun için ilk şart sabretmek, azmetmek. Ve bir deneme daha yapmak. Böylesine zorlu bir dağa tırmanmaya çabalamak benim altıncı adımımdı ve bu adımda bol bol pratik yapmanın, hedefe varmadan önce kendini test etmenin önemini anlamış oldum.

Çok heyecanlıydım. Nihayet aradığım hazineye kavuşacaktım. Güneş batmak üzereydi. Uzaktan çapraz şekilde dikilmiş o iki palmiye ağacını gördüm. Batmakta olan güneşin son ışıkları ağaçların silüetini ortaya çıkarmıştı. Bu şekil bana bir yerlerden tanıdık geliyordu ama nereden? Evet hatırlamıştım. Bu bir çarpı işaretiydi. Bir kaç yıldır her yılbaşında YouTube’da yayınlanan bir videoda yapılan şeylerin ancak her gün yapılırsa etkisini gösterebileceğinden söz ediliyordu. O iş yapıldıktan sonra takvimde o günün üstüne kocaman bir çarpı atılıyordu. Tıpkı bu palmiyelerin silüeti gibi bir çarpı. Daha hazineyi açmadan yedinci adımımı atmıştım bile. Bugün yaptıklarımı her gün yapmalıydım.

Artık hazine sandığına ulaşmıştım. İçinden ne çıktı biliyor musunuz? Az sonra!.. Yani çok az sonra :) Önce bir yolculuğu hatırlayalım, ondan sonra hikayeyi tamamlayalım. Başarıya ulaşmak için takip edilmesi gereken bir yolu keşfettik biliyorsunuz. Öğrenciyseniz derslerde, sınavlarda başarı. Çalışansanız işinizde başarı. Hemen hemen şu 7 adımda saklı. Böyle masal gibi anlattım ama aslında bilimsel araştırmaların verilerini hikayeleştirmekten başka bir şey yapmadım. Bu 7 adımı oluştururken kullandığım kaynakları web sitemde bulabilirsiniz.

Önce planlayarak başladık. Zamanımızı planlayarak. Çalışırken siz de öyle yapın. Hatta mümkünse her gün aynı saatlerde çalışın, okuyun, yazın. Bundan asla taviz vermeyin. Unutmayın geminiz her gün aynı saatte kalkıyor, kaçırırsanız adanıza gidemezsiniz. Ada sizin ikinci adımınız. Dış dünyadan soyutlandığınız bir mekan. Belki odanız, belki de çalışma masanız. O adaya gittiğiniz anda tek hedefiniz hazineye ulaşmak olmalı. Hedefinize. O yüzden mekanınızı özenle seçin. Bir deniz feneri gibi ışık tutmalı yaptığınız çalışmalara. Önünüzde belki de yapmanız gereken yığınla iş var. Çözmeniz gereken problemler. Cesur olun. En zoruyla başlayın. Biliyorum acılı olacak. Ama biliyor musunuz, sizi öldürmeyen acı güçlendirir. O yüzden gülün o kurukafaya. Daha önceki bir videoda da bahsettiğim gibi çok çalışmak değil, derin çalışmak asıl mesele... Gerekirse sesli okumalar yapın. Ama en önemlisi o ormandaki ağaçlardan destek alın, kağıtlara yazın. Unutmamak için kendinize küçük bilgi kartları hazırlayın. Not tutun. Sonra aynı hedefe giden başka kişilerle buluşun ve öğrendiklerinizi onlara anlatın. Onların öğrendiklerini dinleyin. Aynı kabiledesiniz. Ya öğrenci ya da çalışan kabilesi. Ortak dertleriniz, ortak tutkularınız var. Şu anda bir öğrenci bile olsanız öğretmenlik yapmaya çalışın. Ve tabi bol bol pratik. Sınava girmeden önce kendinizi test edin. Yazılı ya da sözlü sınav olmak zorunda değil. Çalışansanız önemli bir toplantı ve sunum öncesinde bol bol prova yapın. Hata yapmak kaçınılmaz. Herkes hata yapıyor. Önemli olan bunu provanızda ya da çözdüğünüz testler sırasında yapmak. O zorlu zirveyi aşmanın tek yolu bu. Kendinize ayırdığınız bu zaman ve mekan parçasında, en zoruyla başlayıp, notlarla çalışıp, başkalarına öğretip, pratik yaptıktan sonra gidin ve o iki palmiye ağacını çizin takviminize... Bir çarpı koyun. Çünkü o çarpının dibinde gömülü, aradığınız bilgi hazinesi.

O hazineye kavuştuğunuzda içinden ne çıkacak biliyor musunuz? Yeni bir not. İşte o zaman anlayacaksınız. Başarı haritasında saklı koskoca sekizinci bir adım daha olduğunu. En başa dönünce belirecek o sekizinci adım. Bunun bir zincir olduğunu fark edeceksiniz. Her gün ona yeni bir halka eklemek gerektiğini. O bilgi hazinesinin, sizi zengin edebilmesi yani asıl zenginlik olan bilge yapabilmesi için bu zinciri kırmadan kendi sonsuzluğunuza kadar yazmak ve okumak gerektiğini...