A’mak-ı Hayal - OKU
Müzikler:
Müzikler:
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
İNTRO Evet, bugün bir değişiklik yapalım dedim ve önce kitabı okuyarak değil de önce kitap hakkında konuşarak başlayalım istedim. Bugünkü kitabımızı Yunus Emre Dayı bizim için tavsiye etti Instagram'dan. Hemen bu kez başta hatırlatayım. Instagram'dan beğendiğiniz kitapların sevdiğiniz bölümler inin fotoğrafını çekerek okur musun Barış Özcan diyerek paylaşabilirsiniz. Ben de bunların içerisinden seçtiklerimi bu şekilde bir videoya dönüştürebilirim.
Seçilen kitap Amak-ı Hayal. Hayalin derinlikleri anlamına geliyor Amak-ı Hayal. Fotoğrafı çekilen kitap sanırım bendekinden daha farklı bir edisyon. Çünkü içindeki özellikle divan edebiyatına ait şiir kısım ları orada biraz daha sadeleştirilmişti. Fakat ben normal bu kitaptan da okumayı düşünmüyorum bu kez . Bugün bir değişiklik yapalım istedim ve kitabın farklı bir versiyonu var. Çizgi roman şeklinde hazırlanmış bir versiyon bu.
Amak-ı Hayalin. Mustafa Kara tarafından resmedilmiş bir çizgi roman bu. Senaryo ulaştıran da Muhammed Bedirhan. Benim çok hoşuma gitti. Özellikle sadeleştirilme biçimi ve çizgi romanı aktarılması yani senaryo ulaştırma biçimi çok hoşuma gitti. Şimdi az sonra bu kitaptan, bu çizgi romandan bir bölümü sizlerle paylaşacağım. Ama ondan önce kısaca kitabın konusundan bahsedeyim isters eniz. İyi yetiştirilmiş ve inançlı bir genç olan raci maddi ve manevi ilimleri öğrenir.
Ardından da pek çok kitap okur. Fakat öğrendiği bilgi yığını arasında kendini huzursuz ve şüphe içinde hissetmeye başlar. Derken bir gün şehrin mezarlığında yaşayan aynalı babayla karşılaşır. Son videomu hatırladınız mı? Camların içinden dijitale yolculukta çok küçük bir şekilde aynalı baba vurgusunu da yapmıştım. Tam onun arkasından gelen videoda da aynalı babaya değinmek çok şık oldu bence. ve onun rehberliğinde dokuz gün boyunca hayalin derinlikler ine dalan raci yavaş yavaş hakikate yaklaşırken dokuz farklı merhaleden geçer.
Evet, yıllar önce kaleme alındığı halde 1910 yılında yazılmıştı yanılmıyorsam Şeh Benderzade Filibeli Ahmet Hilmi tarafından hala ilgi gören bir kitap bu hayalin derinliklerinde ya da orijinal adıyla amak-ı hayal modern yaşama rağmen ruhundaki boşluğu dolduramayan günümüz insanı bu kitabın arka kapağı içinde de yazarı Filibeli Ahmet Hilmi hakkında şunlar söylenmiş daha doğrusu yazar tarafından şunlar yazılmış bu kitabı hakikati bulma düşüncesiyle dost olan vicdanlar ve sonuca ulaştıran araştırmaları seven insanlar zevkle okuyabilir.
Bu asırda bu çevre ve bu millet birçok raci yetiştirdi. Bu arada bundan 100 yıl öncesinden bahsediyor, onu kasted iyor. Ve daha birçokları da yetişecektir. Okurlarımıza sunduğumuz bu hikayeler acaba gerçekten hikaye mi? İlgi görürse kendimizi bahtiyar sayarız. Çünkü bu hikayeye ilgi göstermek ciddiyete ilgi göstermek anlamı taşır. Buysa okurlarımızdan uzak bir durum olarak görülemez. Bu muhterem millette hakikat endişesiyle etkilenmiş binlerce hassas yürek mevcut olduğunu yar ve ayara ispat etmiştir.
Diyor, kitabın yazarı Şeh Benderzade Filibeli Ahmet Hilmi Döndükten iki gün sonra Mezarlığın önünden geçiyordum. Her zamankinden farklı olarak kapısı açıktı. Mezarlığın ortasına doğru yürüdüm. Karşıma harap bir kulübe çıktı. Tam kapıyı açmaya davrandım ki tam kapıyı açacakken içerden yaşlı bir adam çıktı. Safa'a geldiniz. Nurum buyrunuz. Safa'a geldiniz Nurum nasılsınız? İyi misiniz? Elhamdülillah.
İsminiz nedir? Ahmet Raci. Ahmet Raci mi? İnsanlığın ismini gasp etmişsin Nurum. Ne gibi? İnsan türü o kadar aciz, zayıf ve muhtaçtır ki hayatını r ica ile sürdürür. Raci demek insan demektir. Sizin isminiz nedir? Benim adım çok. Her yerde bir isimle ve vasıfla anılırım. Burada üstümdeki aynalardan dolayı Aynalı Dede adıyla anılıyorum. Ama sen istersen Adem Baba de. Yaşlı adamın sözleri beni şaşırttı.
Azizim, kamil insanlardan olduğunuz meydandadır. Böyleyken kemalinizi bu garip kıyafetin altında saklamanız ın sebebini anlayamadım. Halbuki çok basittir. Herkes süse meraklıdır. Herkes çok para harcayarak türlü türlü elbiseler yaptırıyor . Ben de böyle elbiseyi seviyorum. Aynalının cevabı hem makuldü hem değildi. Bu iddiamı akıl dışı buluyorsunuz ama değil. 50 yaşında bir adamın tanesi 15-20 kuruşa alıp boynuna takt ığı Boyun bağı denen yuları makul gördüğünüz halde.
Külahıma taktığım ayna parçaları neden akıl dışı olsun? Tutalım ki her ikisi de insanlığın münasebetsizliğine ve deliliğine dalalet etsin. Bu halde bile benim deliliğim daha parlak ve daha mantıklı dır. Sözden deli kıyafetine bürünmüş bir hikmet ehli olma ihtim ali olan Aynalı dedeyle ciddi konular konuşma fikri aklıma geldi. "Sultanım sen viranede gömülü bir hazinesin. Bense hikmete susamış bir avareyim.
Lütfen istifade etmeme müsaade eder misiniz? Verin elinizi öpeyim." El öpmek? Niçin? İstersen konuşalım. Ancak sözden ne çıkar? Şimdiye kadar kaç hayvan yükü kitap okudun? Ne anladın? Hiç değil mi? İnsanların bilgisi nedir? Gerçeğe dair ne biliyorlar? Hiç. Akıl yoluyla gerçeğin varlığını kabul etmek mümkündür. Ancak gerçeği bilmek, anlamak mümkün mü? Ne konuşalım? Harfleri terkip etmekle hikmet noktası bilinir mi?
Aynalı'nın sözleri kendimi çok tuhaf hissettirdi. Garip kıyafetli bir delinin sözlerinin büyüklüğü kendimi küçülmüş hissetmeme neden oldu. Bu yorucu varsayımları bir kenara bırakalım da "Günden geçelim olmaz mı?" Birinci gün Hiçlik zirvesi Niburna Niyurna Bu da Gotama Kahveleri içtikten sonra Aynalı Baba kulübeden bir Ney çıkardı. Hafif ve güzel bir biçimde Ahenge başladı. Neyin hüzünlü sesi bana garip bir zevk veriyordu.
Kendimden geçmek üzereydim. Aynalı Baba'nın sesi yavaş ve adeta uzaktan geliyordu. Yavaş yavaş duyularım etkisini yitirmeye başladı. Bir şey görmüyor, işitmiyordum. Bu yokluk ülkesine ibretle bak ey can Gafleti elden bırak, boş değildir bu meydan. Hani Sultan Süleyman, hani İskender Han Yüz bin ömrü mutlu geçirsen bile bir an Ne güle kalır, ne bülbüle kuzum bu cihan Kime yar oldu felek görülmedi bunca zaman Tamaha hırsa uyup nefsle perişan olma Rahatın elden gider şöhret şan olma Mahrum kalma eriş ariflerin sohbetine Aldanma dünyanın saltanat ve servetine Dünya zevklerine aldanmadı ehli kemal Bildiler hepsi gölge, hava, oyun ve hayal Dünya zevkleri ancak rüyadan bir misal Aşkın eteğine tutunup herkes buldu vishal Bir müddet bu halde kaldıktan sonra zihnim çalışmaya baş ladı Görünüşte bir şey hissetmiyordum ama Kendimi tuhaf bir alemde görmeye başladım Hayalin derinliklerine dalmıştım Nereye gidiyoruz?
Hindistan'dayız, hiçlik zirvesine gidiyoruz Ne istiyorsun? Hiçlik zirvesini ziyarete getirdim Lütfen rehberi olun Gel Hiçlik zirvesine insan türünün binde Hatta yüz binde biri bile çıkamaz İnsan o zirveye çıkmak için kendisine hakim olmalı Bir kalpte arzu olursa o yolda kalır Oraya ancak yaşayan ölüler çıkabilir Sen Kendinde böyle bir güç hissediyor musun? Aslında aciz ve sabırsız bir adamım Ama iyi niyetliyim Çok yazık İnsanların çoğu böyledir Neyse Bir teşebbüs edelim bakalım Belki başarılı oluruz Bugün burada misafirsin Yarın seher vaktinde tırmanmaya başlarız Vaktimizi boşa geçirmemek için biraz konuşalım Adın ne?
Raci Sizin isminiz nedir? Buda Gotama Şakyamuni Hocam vallahi tanıyamadım Bu davranışın benim içinse Ben hiçim Benim katımda Saygı da Hakaret de Eşittir Eğer böyle yapmak Senin içinse Kalbindeki sevgin yeterlidir Ertesi gün seher vaktinde yola çıktık Derken önümüze bir köşk çıktı Hiçlik zirvesine çıkıyoruz Eğer bu yemekten yersen Buradan dönmen Ve benden ayrılman gerek Hadi gidelim yeterince dinlendin Efendim tırmanacak yer daha çok uzakta Yemek yemediniz bari bir şeyler için Yürü ey avare gezgin Yürü durma yürü Koymasın vuslat yolundan geri seni dünya zevkleri Bu güzellik, bu incelik, rüya ve hayal her biri Yürü ey zavallı ziyaretçi Durma yürü Yürü Yürü ki vuslat meydanında yükselesin Yürü Aslında yokluk bul Budur kemalin tabiri Yürü gösterişi ey Hak yolunun eri içmek istersen vuslat şarabı dolu kadehleri yürü ki hiçlik meydanında tecelli göresin.
Ertesi gün yine seher vakti yola koyulduk. Bu saray erkeklerin ayaklarını kaydıran yerdir. Burası sına v köprüsüdür. Ancak sebatkarlık ve yiğitliğin sağlam ipine sımsıkı tutun anlar bu yolu geçebilirler. Burası boş fakat göz alıcı şeylerle dolu bir köşk. Burası z iyaretçilerini işkence ile mahveden bir konuk evidir. İlerisi ise zevk ve özgürlük evreni, kayıtlardan kurtulma ve birlik alemidir. İleride hiçlik zirvesi var.
Fakat buradaki gösterişe ve gönül çelen şeylere kapılanlar keder ve elemin felaket vadisine düşerler. Burası arzu cenneti. İlerisi ise ezelin hiçlik meydanı. İlerisi ise ezelin hiçlik meydan.