Barış Özcan'ın Kamera Arkası - VLOG 1

Barış Özcan'ın Kamera Arkası - VLOG 1

22 Şubat 2016 ·Video·13 dk YouTube'da izle →

İlk VLOG denememde videolarımı çektiğim stüdyomu ve ekipmanımı tanıttım. Sizlerin beğenisi ve yorumlarına göre bu formatta başka videolar da hazırlamayı planlıyorum. Dileyenler bu videoyu oynatıcının…

Özet

İlk VLOG denememde videolarımı çektiğim stüdyomu ve ekipmanımı tanıttım. Sizlerin beğenisi ve yorumlarına göre bu formatta başka videolar da hazırlamayı planlıyorum. Dileyenler bu videoyu oynatıcının…

Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)

Her pazar olduğu gibi bu pazarda sanat, tasarım ve teknolo ji dünyasından seçtiğim bir konuyu hikayeleştirerek anlat maya çalıştım. Umarım beğenmişsinizdir veya paylaşmaya değer bulmuşsunuzd ur. Bu arada sizlere daha böyle bir hafta daha bekletmeden sürp riz bir video hazırlığı içerisindeyim. Bu videoyu tabi kanalıma abone olanlar herkesten önce fark edip izleyecekler. O yüzden çok kısa bir süre sonra görüşmek üzere şimdilik hoşçakalın.

Dedim ve pazar videosunun kaydı bu şekilde bitmiş oldu. Ama şu anda stüdyoda başka kameralar da kayıtta ve işte o sürpriz videonun çekimleri de şimdiden başladı. Herkesin merak ettiği, çok da sorduğu bir soru vardı. Bize kamera arkasını da gösterir misin diye. Ben de hem kamera arkasını göstereyim hem de bu YouTube'da özellikle vlog denilen bir kavram var. Buna uygun içerikte, türde, formatta bir takım videolar hazırlayayım diye bir karar aldım açıkçası.

Bu sayede çok düzenli olmaya söz veremiyorum ama hafta içinde normalde perşembe ve pazar günleri düzenli olarak yayınladığım videoların yanı sıra böyle benim kişisel yaşantımdan, hayatımdan, kameranın ark asından bir takım görüntüleri de sizlerle paylaşmak istiyorum. İşte pazar günü yayınladığım videoları bu ortamda, ofisimin bir köşesinde çekiyorum. Bazılarının sorduğu gibi green screen ya da blue screen gibi bir şey kullanmıyorum.

Bildiğiniz beyaz badana duvar bu. Işık kaynağı olarak da bir tane softboxım var. Bu yönlendirmeli bir softbox. Ve onun dışında şu anda hava biraz kapalı ama dışarıdaki gerçek doğal ışığı da kullanıyorum. Bu arada bir önceki videonun kaydı hala devam ediyor gördüğ ünüz gibi. Öncelikle onu durdurayım. Videonun üzerinde normalde ses alma aparatları var. Fakat ben sadece onlarla yetinmiyorum. Yine çokça sorulan bir başka soru.

Hangi mikrofonu kullanıyorsun şeklinde? MXL USB 008 diye bir mikrofonu da kullanıyorum. Bu mikrofonun sevdiğim yanı herhangi bir şey olmadan doğrud an USB bağlantısıyla bilgisayara bağlanabilmesi. Bu arada orada da kayıttan çıkalım. Konuşurken prompter kullanıyor muyum diye sorulan bir soru daha var. Gördüğünüz gibi hayır kullanmıyorum. Ama bir takım notları bilgisayarıma alıyorum. Bunları zaman zaman okuyup seslendirmeye çalışıyorum.

Ama şunu unutmayın. Yazı diliyle konuşma dili arasında devasa bir fark var. Hiçbir zaman yazdığım metne birebir sadık kalmıyorum. Bazı şeyleri konuşmayı performa ederken doğaçlama olarak çıkartmayı da seviyorum açıkçası. Yani bir takım denemeler yapmaktan da çekinmiyorum. Burada temize çekilmiş olan notların bir de el yazısıyla yazılmış olan versiyonu var. Benim el yazısı konusundaki düşüncelerimi daha önce yapt ığım videolardan biliyorsunuzdur zaten.

Burada gördüğünüz gibi yazılmış, çizilmiş, karalanmış not lar var. Çünkü ilk fikrin olgunlaştırılması aşamasında en kadim icat lardan bir tanesi olan kalem vasıtasıyla kağıda aktarılmas ını ben çok değerli ve önemli buluyorum. Kreatif fikirlerimi geliştirirken her zaman kağıt kaleme ihtiyaç duyuyorum. Burası benim ofisim. Size tanıtmış da olayım. Son derece sade, küçük sayılabilecek türde bir ofis.

Bir odadan ibaret, bir de bir köşesi şurada gördüğünüz gibi mutfak. Sadece su, çay ve kahve içiyorum. Hani bazıları abi sen ne kullanıyorsun, ne içiyorsun falan diye soruyorlar. Bunun da cevabını vermiş olayım. Hayatta içtiğim sadece 3 tür sıvı var. Su, çay ve kahve. Başka bir şey yok. Evet burası mutfak. Dolayısıyla mutfağın bu kadarlık olması benim için yeterli oluyor. Şurada küçük bir lavabo, banyo, soyunma giyinme odası var.

Sorulan sorulardan bir tanesi de sürekli beyaz tişörtü giy iyorsun, kirlenmiyor mu şeklinde. Hayır, sürekli beyaz tişört giymiyorum. Çekim başlamadan önce üzerime giydiğim bu beyaz tişörtü. Şimdi göreceğiniz üzere, tabii sizin önünüzde bunu yapmay acağım ama çıkartıp dolabıma asıyorum. Ben üzerimi değiştirirken siz de biraz dışarısını seyredin. Bir yandan etrafı toplarken bir yandan da size ofisi tanı tımaya devam edelim.

Öncelikle şu lambayı yerine bir kavuralım. Kullandığım kamerayla ilgili bazı sorular geliyor. Ben şu anda çekimlerimi Canon'un C100 Mark II adlı kameras ıyla gerçekleştiriyorum. Zaman zaman farklı lensler kullansam da en beğendiğim lens yine Canon'un 16-35 f2.8 lensi. Gerek kameralar, gerek lensler ve gerekse mikrofonlar zaman zaman değişebiliyor. Farklı zamanlarda farklı teknolojik oyuncakları denemeyi çok seviyorum açıkçası.

Şu anda örneğin çekmekte olduğum, kullanmakta olduğum kamera Sony RX100 Mark IV. Bunu da hemen söylemiş olayım. Ama zaman zaman şu küçük kamerayı da kullanıyorum. Hemen göstereyim. En favori kameralarımdan bir tanesi olan minik GoPro. Çünkü hem çok güzel bir lensi var 16 mm genişliğinde hem de çok önemli bir kusuru, bir eksikliği var. Gördüğünüz gibi üzerinde vizör veya görüntünüzü izleyebile ceğiniz herhangi bir ekran yok.

Dolayısıyla bununla çekim yaparken buna değil çektiğiniz ş eye odaklanmanız çok daha kolay oluyor. YouTube'da videoları izlerken özellikle vlog formatında çek ilmiş videolar hep dikkatimi çekmiştir. İnsanlar neden kendi özel hayatlarını böyle herkesin ort asında video ile paylaşıyorlar ki diye bir soru sizin gibi benim de aklıma geldi. Fakat daha sonra özellikle bazı video vlogların çok da öyle olmadığını fark etmeye başladım.

Adına sonradan vlog denmiş ama ben buna kişisel belgesel gibi bir isim takmayı seviyorum. Ve ben bunu zaten bu arada yıllardır hatta onlarca yıldır yapıyorum. Gene size Lightroom katalogunu göstereyim. Bakın şuradaki rakamı görüyor musunuz? 122.270. Yani sadece Lightroom'un bu katalogunda 122.270 tane fotoğ raf ve veya video var. Üstelik bunlardan ilki yıllara göre bunları tasnifliyorum ve bunlardan ilki 1988 yılında çekilmiş.

Ben 1988 yılından bugüne kişisel belgeseller çekiyorum. Ve bunları aslında yakın çevremle, arkadaşlarımla, dostlar ımla zaten paylaşıyorum. YouTube kanalımı açtıktan sonra birden bu dostluk halkas ının büyüdüğünü, genişlediğini fark ettim. Artık sizler de benim dostumsunuz. O halde niye sizinle de kişisel belgesellerimi paylaşmay ayım ki diye düşündüm. YouTube'daki sanat, tasarım ve teknoloji hikayeleri projes ine geçtiğimiz yaz, 2015'in yaz aylarında başlamıştım.

Beklediğimin çok ötesinde bir ilgi gördü. O yüzden öncelikle sizlere, abonelerime, bilhassa çok teşekkür ediyorum. Takip ettiğiniz için, takip etmeye değer bulduğunuz için. Fakat içimde hep yapmak isteyip de yapamadığım, ifade etmek isteyip de edemediğim bazı şeyler oldu. Özellikle sizden gelen sorulara cevap verme noktasında. Şu anda o kadar çok farklı mecradan, YouTube kanalı başta olmak üzere, Instagram'dan, Twitter'dan, Facebook'tan mesaj alıyorum ki, Bu mesajların bir kısmını kaçırıyorum açıkçası, okuyam ıyorum bile.

Ve büyük bir kısmına da cevap veremiyorum. Ve bunları cevapsız bırakmak da gerçekten içimde bir ukde meydana getiriyor. İşte belki sizlerin bu sorularına da cevap vermeye çalış ırım diye düşündüm. O yüzden şimdiden itibaren bu videonun da altına yazabil irsiniz. Sorular sorabilirsiniz. Belli vlog bölümlerinde ben de bu soruları elimden geldiğ ince cevaplamaya çalışırım. Bu arada bir yandan da Office Studio turumuza devam edelim isterseniz.

Şurada gördüğünüz mavi fon, green screen ya da blue screen gibi amaçlarla da kullanılabilen bir başka fon. Çünkü benim aynı zamanda bir ajansım var, kreatif medya aj ansı. Zaten burası da o ajansın şubelerinden bir tanesi. Ve burada bazen müşterilerimiz için özel stüdyo çekimleri, fotoğraftan çok video çekimleri gerçekleştiriyoruz. Şurada arkadaki depoda, şu kütüphanenin arkasında bir depo var. Orada diğer stüdyo ekipmanları da var.

Zaman içerisinde size başka videolarda bunları da tanıtırım . Sizin ilgi alakanıza göre birazcık da vlogumdaki konuları ve içerikleri belirlemeyi düşünüyorum açıkçası. İşin bir tarafı da bu, böyle. Şimdi aranızda yükseklik korkusu olanlar varsa videonun bundan sonraki kısmını seyretmeyebilir. Çünkü pencereyi açıp size aşağıya göstereceğim. Evet, epeyce yüksekte bir ofis burası. 46. kattayım. Açıkçası yüksek katlı binaları iyi tasarlanmış olmaları kay dıyla çok da kötü bulmuyorum.

Özellikle önünüzde şöyle güzel açık bir alan olduğunda b ence çok daha iyi oluyor. Ben buraya yerleştiğimde maalesef şurası yeşil bir alandı. Fakat gördüğünüz gibi şu anda olanca hızıyla inşaatlar devam ediyor. Şu anda hava biraz kapalı ama eğer açık olsaydı emin olun ta şu ilerlerde denizi de biraz görebiliyorsunuz. Çok açık olduğunda Yalova Armutlu yöresini bile dağlarıyla, tepeleriyle en azından görmeye başlıyorsunuz.

Havanın açık olduğu bir gün tekrar size buraları gösteririm . Evet, kısaca durum bu. Vlog yapmanın önündeki en büyük sıkıntılardan, engellerden bir tanesi her günün birbirine benziyor olması. Ama benim zaten kişisel amaçlarımdan bir tanesi hiçbir gün ümün birbirine benzememesi. O yüzden belki de bu vlog çekme sayesinde bunun itici gücü yle her günümü birbirinden daha farklı, bir öncekinden daha iyi geçecek şekilde ayarlayabilirim.

Bunu yapmanın aslında en güzel yollarından bir tanesi seyah at etmek. Bundan ilgili bir video da çekmiştim. En iyi tatil nasıl yapılır adında bir videoydu. Onu izleyebilirsiniz. Ben işim gereği zaman zaman seyahat ediyorum. Hatta bazı dönemlerde oldukça sık seyahat ediyorum. İşte o seyahat dönemlerinde de vlog birdenbire bir seyahat vloguna dönüşecek. Ve gittiğim yerleri de sizlere göstermeye çalışacağım.

Ya da bir başka de işte kameram vasıtasıyla sizi de yanıma alıp gittiğim yerlere götüreceğim. Spoiler veriyorum. Çok yakında uzak bir yere yolculuğum olacak. Ve sizlerle benimle birlikte geleceksiniz. Umarım bu vlog denemesini beğenmişsinizdir. Bu arada ilk bölüm olduğu için biraz özendim ve 4K çözünürl üğünde çekip, kurgulayıp yayınlamayı düşünüyorum. Sizlerin yorumları, yönlendirmeleri ve soruları videolarım ın da içeriğini belirleyecek.

O yüzden lütfen hiç durmayın, çekinmeyin ve hemen aşağıya y orumlarınızı yazmaya başlayın. Bir başka videoda görüşmek üzere. Şimdilik hoşçakalın. Ha unutmadan son bir not daha. Vlog formatlı bu videolara başlamam demek benim pazar gün leri yaptığım şu beyaz ekran ve beyaz tişörtlü videolarımın bittiği anlamına gelmiyor. Aman dikkat. Perşembe akşamları kitap okumaya devam ediyoruz. Ve fırsat bulabildiğim, vakit bulabildiğim ölçüde de aral ara bu vlog formatlı videolardan serpiştirmeyi düşünüyorum.

Tekrar hoşçakalın. Teşekkürler. Altyazı M.K.