Bu treni de kaçırırsak...

Bu treni de kaçırırsak...

11 Mayıs 2023 ·Video·14 dk YouTube'da izle →

2. Giriş Bileti altında yer alan “Satın Al” butonunu tıklayınız. 5. “Bilet işleminiz başarıyla tamamlandı” mesajından sonra size özel tanımlanmış QR kodlu biletiniz en kısa süre mail adresinize…

Özet

2. Giriş Bileti altında yer alan “Satın Al” butonunu tıklayınız. 5. “Bilet işleminiz başarıyla tamamlandı” mesajından sonra size özel tanımlanmış QR kodlu biletiniz en kısa süre mail adresinize…

Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)

Artificial intelligence. AI technology. Done by AI. Artificial intelligence. But AI in politics. Big AI announcements. Artificial intelligence. AI generated. The AI chat box. By artificial intelligence. Artificial intelligence. Oh. Makinesi değiştirmişler. Yapay zeka yapmışlar. Valla yapay zeka, yapay zeka, yapay zeka. Artık her yerde yapay zeka. Artık benim her iki lafımdan üçü yapay zeka.

Abartıyor muyum? Hayır. Biliyorum bambaşka gündemlerimiz var. Biliyorum hepsi de kendine göre önemli. Ama çoğu yerel gündemler. Bu yıl dünyanın bana göre en önemli gündemi yapay zeka. Gündelik hayatın telaşesiyle gözümüzün önünde birkaç konu dışında başka hiçbir şey yok. Sanki başka hiçbir şey göremez bir haldeyken Dünya'da yeni bir sanayi devriminin ayak sesleri yükseliyor . Sosyal dinamikler değişmek üzere.

Bazıları bunu geçen yüzyıldaki atom bombasıyla kıyaslıyor. O kadar önemli bir gelişme oluyor. Bazıları ondan da tehlikeli bularak acilen durdurulmasını istiyor. Yapay zekayı durdurun diyorlar. Ve bu konuda ayrıca bir video hazırlayacağım ama zaten yeterince gerginiz. O yüzden bugün içine girdiğimiz bu yapay zeka çağına dair pozitif bir farkındalık yaratmak istiyorum. Daha geçtiğimiz günlerde teknoloji devi IBM 7800 kişinin yaptığı işi yapay zekayla değiştirmeye karar verdiğini duy urdu.

Nasıl? Yeterince pozitif oldu mu bu başlangıç haberi? Ama daha bunun gibi çoook haberler duyacağız. Peki işsiz mi kalacağız? Yapay zeka bizim yapabildiğimiz her şey bizden daha hızlı, her şey daha iyi, her şeyi daha etkili yapacaksa bizlere ne olacak? Her şeyi onlar yapacaksa biz yan gelip yatacak mıyız? Bütün gün hobilerimizle mi uğraşacağız? Tabii hobisi olan kaldıysa yine de kulağa pek de kötü bir fikir gibi gelmiyor.

Bu konuda çeşitli görüşler var arkadaşlar. Örneğin tarihte sanayi devriminde neler olduysa pek muhtem elen benzerleri yaşanacak olacak diyenler. Evet fabrikalar ortaya çıktı, işçilerin yerini makineler aldı ama bir yandan da bir sürü yeni iş sahası açıldı. Aynı şeyler şimdi de yaşanıyor. Yeni meslek tanımlarından biri daha şimdiden ortaya çıktı bile. Prompt Engineering. Yapay zeka treni ilk düdüğünü çalar çalmaz birileri hemen ona atladı.

Bu treni istasyondan kalkmadan bizim de yakalamamız lazım. Neden lazım? Yakın tarihten bir örnekle anlatayım. 2002 yılından bir hikaye geliyor şimdi hazır olun. Amerika Birleşik Devletleri'nin en büyük market zincirler inden biri olan Target'tan. Satışlarını arttırmak için böyle sürekli yeni fikirler peş inde koşuyor. Zaten ticarette durum hep böyle. Sürekli bir inovasyon yapmak zorundasınız. Target'ın bu kez hedefinde anne adayları var.

İyi de nereden bileceksin kimin anne adayı olduğunu? Sadece bel bölgesindeki hafif kalınlaşmaya bakarsak pot kır ma olasılığımız olabilir değil mi? Because I'm pregnant. No. Ha. No. And that's... Markete giren herkese "E pardon hamile misiniz?" diye sorm ak da ayıp olur. Ama dedik ya ticarette her zaman inovasyon gerekli diye. E Target'ta hamile kadınlara ürün satmak da oldukça kararlı . Bu problemi çözmek için ne yapıyorlar biliyor musunuz?

Bir istatistikçi ile çalışıyorlar. Hamile olduğu bilinen kişilerin alışveriş verilerini tek tek inceliyorlar. Hamile bir kadın hangi ürünlerden alıyor? Ne kadar alıyor? Hangi rafta olursa daha çok satıyor? Böyle buna benzeyen bir sürü parametreye bakıyorlar ve bir algoritma oluşturuyorlar. O zamanlar yapay zekaya yerine böyle kibarca algoritma fil an diyorduk. Hani bizi daha az tehdit ediyor gibi geliyordu herhalde.

Maksadım ne benim? Tereyağını uzat. Aman tanrı. Eğer markette dolaşan biri hamile birinin davranış biçim lerini gösteriyorsa, ona benzer şekilde alışveriş yapıyorsa, o kişinin büyük olasılıkla hamile olabileceğini öngörüyor lar. Ve o müşterinin adresine ona göre kampanya malzemeleri yoll uyorlar. Mesela bebek bezi için indirim kuponları filan. Fakat bir gün garip bir şey oluyor. Target mağazalarından birini bir baba arıyor.

Öfkeli bir baba. Kızına sürekli hamilelikle ilişkili indirim kuponları gö nderildiğini fark etmiş. O da mağazaya kızıp bağırıyor ne alaka diye. Siz ne demek istiyorsunuz? Daha liseye giden kızı mı hamile kalmaya mı teşvik etmeye çalışıyorsunuz? Atarlanıyor ama baba anlamamış. Tabii mağaza yetkilisi de olan bitenden bir haber. Nereden bilsin adamcağız algoritma margolitma filan? Utanıyor, sıkılıyor, özür diliyor.

Duyduğu rahatsızlıktan olsa gerek, ertesi gün bu kez o öfke li babayı kendisi arıyor bizzat. Tekrar özür dilemek için. Fakat ilginç bir şey oluyor. Baba artık öyle öfkeli filan değil diyor ki: "Aslında ben size bir özür borçluyum. Benim bile farkında olmadığım bazı durumlar gerçekleşiy ormuş. Kızım gerçekten hamileymiş ve ben bundan yeni haberdar old um. Sizlerden o yüzden özür diliyorum." Öz babanın bile anlayamadığını bir algoritma anlamış.

Bakın o zamanlar daha sosyal medya filan yok. Toplanan veriler sadece mağazaların içindeki insan hareket lerinden çıkarılıyor. Buna rağmen istatistik ve matematik yardımıyla geliştirilen bir algoritma işe yarıyor. Yes science! 2002'den 2023'e sadece 21 yıl geçmedi arkadaşlar. Dünyada binlerce yıldır üretilen bilginin binlerce katı ü retildi. Milyarlarca insanın yaptığı hemen her şey kaydedildi, işl endi, sonuçlar çıkarıldı ve bunlarla makineler beslendi, eğ itildi.

Bizim karşımıza öyle bir anda çıkmış gibi gözüken chat GPT' lerin, Bart'ların arkasında o 21 yıllık çaba var. Az önce verdiğim örnek artık yapay zekaya giriş derslerinde öğretiliyor. Bir ürünü markette hangi rafa koyarsanız daha çok satars ınız ya da tarihi geçmeye yakınlaşan ürünler nereye konmalı ki daha çabuk satılsın? Tüm bunlar birer optimizasyon problemi ve bunların çok yen ilikçi bazı çözümleri de var.

Bazıları gözümüzün önünde duruyor. Örneğin Netflix'in önerdiği diziler, filmler. Bunlar da aynısı. Bu kez alışveriş alışkanlıklarımızı ölçmek yerine izleme al ışkanlıklarımız ölçülüyor. Bize benzer izleme alışkanlıkları olanlar neleri izleyip beğendiyse bizim önümüze de ona benzer öneriler konuluyor, sunuluyor. Görsel tanımadan tutun envanter yönetimine, yazılar yazmaya , resimler çizmeye hatta bilimsel problemleri çözmeye bile aday artık yapay zeka.

Mesela proteinlerin katlanmaları ile ilgili yapılan çalış malar için kullanılan alfa fold yapay zekası artık çok hızlı bir şekilde yıllardır çözmekte zorlandığımız problemleri çö zebilir hale geldi. Hatta canlı yayında duyurduğumuz şu kara delik görseli vardı ya hani. İşte onu yapay zeka kullanarak tekrardan geliştirdiler. Oluşturulan yeni görüntü kara deliğin çok daha detaylı bir görselini gözler önüne serdi.

Peki biz ne yapabiliriz? Bu kalkan yeni treni biz nasıl yakalayabiliriz? Sorularının cevabına geçmeden önce buna ilişkin bir etkin lik haberi paylaşmak istiyorum sizlerle kısaca. Bu videonun sponsoru Voldef özellikle e-ticaret ve e-ihrac atta yaşanan dönüşümleri kaçırmak istemeyenler açısından çok önemli bir etkinlik düzenliyor. World e-commerce forum 8-9-10 Haziran 2023 tarihlerinde Av rupa'nın dört bir yanını İstanbul'da buluşturacak.

Global markalar, yatırımcılar, pazar yeri satıcıları, e-tic aret perakendecileri, pazar yerleri, servis sağlayıcılar, girişimciler, üreticiler, toptancılar, tedarikçiler ve ekos istemin tüm paydaşları İstanbul Fuar Merkezi'nde bir araya gelecek. Düzenlediği uluslararası etkinlikler, eğitimler ve yayınlar la e-ticaret ve e-ihracattaki dönüşümde referans noktası ol ma misyonunu üstlenen Worldef, 300 milyar dolarlık e-ticaret ekosistemini, 41 ülkeden 100 bin ziyaretçiyi, 500'den fazla konuşmacıyı, 50 binden fazla global pazar yeri satıcısını 10. World E-Commerce Forum'da buluşturacak.

Açıklamalar bölümündeki bağlantıyı kullanarak siz de bu ben zersiz etkinlikte B2B iş birliktelikleri ile global pazar lara açılabilir, üreticiler ve satıcılarla görüşebilir, dev e-ticaret markaları ve pazar yerleri ile anlaşabilir, mark anızı hem yurt içinde hem de yurt dışında büyütme fırsatı yakalayabilirsiniz. Evet, kalkmakta olan hatta belki de kalkmış olan bir trend en söz ediyoruz. Size anlattığım o hamile müşteriyi babas ından önce tanıma hikayelerinin üzerinden çok sular geçti.

Bazı şeyler çok değişti. Kimisi çareyi algoritmalarda buldu , kimisi çok büyük veri tabanlarında veri madenciliği yaptı. Big Data. Bir zamanlar bu büyük kavram hakkında büyük büyük kitaplar yazılır ve bunun hakkında konuşurduk. E bir zamanlarda insanlar kara tren hakkında konuşurmuş değil mi? Çünkü sanayi devriminin makinelerin en güçlü sembollerinden biriymiş o trenler. Gördüğünüz gibi isimleri, şekilleri sürekli değişiyor ama şu anda makinelerin hepsi de bir yöne doğru gidiyor ve gittiği o yön insan zekasına meydan okuyor.

Onun gidişini aval aval dışarıdan izlemek yerine bizim de yapabileceğimiz bir şeyler olmalı. Target sizce tesadüfen mi bu kadar büyük bir market zinciri oldu? IBM şans eseri aldığı kararlarla mı bu kadar büyüyebildi? Hayır, onlar treni yakaladılar. Zaten gözleri sürekli böyle bir treni arıyordu. Çünkü biliyorlardı ki geleceği kurmak istiyorsanız oraya yolculuk etmelisiniz. Bir doktorun ya da eczacının eğitiminde yaşadığı en büyük güçlüklerden biri nedir?

Birçok ilacı ve onun etkileşimlerini akıllarında tutmak değil mi? Günlerce, haftalarca, aylarca sıkı bir şekilde çalışıp bunları aklımızda tutmaya çalışıyoruz. E bir hukukçunun eğitiminin en büyük parçası da böyle kolum kalınlığındaki kitapları okuyup öğrenmekle geçiyor. Bir sürü ezber bilgiyle dolduruyoruz bu zihinlerimizi, be yinlerimizi. Ömrümüz gidiyor yav. Üstelik bunlar çoğunlukla sadece bilgi.

Yani ham bilgi. İnternetten açıp kolayca bulabileceğiniz, bakabileceğiniz türden bilgiler. Ama biz yine de kendimizi bunlarla eğitebileceğimize inan ıyoruz. Kendimizi kandırıyoruz. Sınavlara ezberler yaparak giriyoruz. İşimizi yaparken sürekli bunları aklımızda tutmaya çalış ıyoruz. Peki, ya bunlara gerek kalmasaydı? ChatGPT yakın zamanlarda avukatların ve doktorların girdiği sınavlarda geçer not almaya başladı.

Bizim o kadar uğraşarak yaptığımız şeyleri o artık tık diye yapıyor. Daha geçtiğimiz günlerde yayınlanan şu çalışmaya bir bakın. Bir forumda üyelere hem chatbot'u ile hem de gerçek doktor larla cevaplar verilmiş. Üyeler cevabın chatbot'tan mı yoksa doktordan mı geldiğini bilmiyorlar. Aldıkları cevapları kaliteye ve empati seviyesine göre değerlendirmeleri istenmiş. Sonuç üyelerin %80'i chatbot'un verdiği cevapları tercih et miş.

Doktorların verdiği cevapların aksine chatbotla verilen yan ıtlar neredeyse hiç kötü değerlendirme almamış. Üstelik sadece bununla da sınırlı değil, chatbot'un verdiği cevaplar daha bir empatik bulunmuş. Al sana Turing testinden geçen bir makine. E hani yapay zekaya karşı empati biz insanların en güçlü farkı değil miydi? Bu araştırmalar, bu denemeler gerçekten yapay zekanın do ktorların ya da avukatların yerini alacağını mı bize söyl üyor yani?

Yoksa işlerimizi daha etkili kılmak için onu hayatımıza ent egre mi edeceğiz? Entegrasyon. Yapay zekayı hayatımıza entegre etmek zorundayız. Bu da bir alignment, bir hizalanma problemi. Teknolojik gelişimin önünde durulamayacağı bir gerçek. Yapay zekaysa gümbür gümbür gelen bir gerçek. Birçok dinamiği değiştirecek. Onu akıllı bir şekilde hayatımıza entegre etmeyi yani bu alignment problemini çözdüğümüzde her şeyin çok daha efekt if bir hale geldiğini göreceğiz.

Belki de bu kadar ezber yapmamız gerekmeyecek. O problemin bir tarafını çözerken biz başka bir tarafını çö zeceğiz. Fakat çözeceğimiz o tarafın ne olduğunu bile bilmiyoruz şu anda. Denklemin neresindeyiz biz? İşte bunu anlamak için önce o trene atlayıp o gelecek yol culuğuna çıkmalıyız. Yapay zeka alanında dünyaca ünlü bir isim var. Andrew N. G. Bu durumu şuna benzetiyor. Bunu edebiyatın doğuşuna benzetiyorum.

Bundan birkaç yüzyıl önce sadece baş rahip gibi yüksek rüt beli bazı kişiler okuma yazma biliyordu. Ekinlerinin peşindeki bir çiftçi ya da koyunlarını güden bir çoban okuma yazma bilecekti de ne olacaktı. Neyse ki herkesin okuma yazma öğrenmesiyle daha zengin bir toplum inşa edebileceğimizi eninde sonunda keşfettik. Bugünleri de o zamanlara benzetiyorum. Şu anda yapay zeka yüksek rütbeli bazı kişilerin elinde.

Günümüzün baş rahipleri, yetenekli yazılımcılar, büyük tekn oloji şirketleri. Fakat inanıyorum ki eğer herkes için erişilebilir kılarsak geleceği birlikte yazabiliriz. İşte bu da bizim mücadelemiz. Yakın gelecekte önümüzdeki en önemli seçim bu olacak. En okumuşumuz bile birkaç yıl içinde cahilleşme potansiyeli yle karşı karşıya. İşte böyle bir yeni çağda okuma yazma bilmeyen çobanlar olarak bizlerin yapması gereken bu trene bir an önce atlam ak, ve geleceği birlikte yazmak.