Dünyanın en uzun dağına çıktım! Everest değil.
Bu videoda nereye gidiyoruz biliyor musunuz? Dünyanın en uzun dağına... Hayır, burası Asya kıtasında değil, Pasifik Okyanusu’nun ortasında, Hawaii adasında. Ve yine hayır, Everest’e değil, Mauna…
Bu videoda nereye gidiyoruz biliyor musunuz? Dünyanın en uzun dağına... Hayır, burası Asya kıtasında değil, Pasifik Okyanusu’nun ortasında, Hawaii adasında. Ve yine hayır, Everest’e değil, Mauna…
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Şu anda nereye gidiyoruz biliyor musunuz? Dünyanın en uzun dağına. Hayır burası Asya kıtasında değil. Pasifik okyanusunun ortasında, Hawaii adasında. Ve yine hayır, Everest'te değil Mauna Kea'ya gidiyoruz. İyi de dünyanın en yüksek dağı Everest değil miydi? En yüksek? Evet. En uzun? Hayır. Yine size bunu bir grafikle göstereyim. Bilim insanları yeryüzündeki topografik çıkıntıları ölçer ken farklı kriterler kullanıyor.
Biz en yüksek deyince genellikle deniz seviyesinden itib aren en yüksek şeklinde algılıyoruz. Bu ölçüm şekliyle deniz seviyesinden 8848 metre yükseklikt eki zirvesiyle Everest en yüksek elbette. Oysa Asya kıtasının tabanından itibaren 5200 metre olarak ölçülüyor. Bu haliyle Afrika kıtasının tabanından 5600 metre yükselen Climencero Dağı çok daha heybetli gözüküyor. Bu arada bütün bunlar kuru olarak yapılan ölçümler.
Bir de ıslak ölçümler var. Bu kez okyanusun tabanından itibaren yükselen dağlar da hes aba katılıyor. İşte buna göre Hawaii'deki Mauna Kea 10200 metre yani 10 kilometreden daha uzun muazzam bir dağ. %60'ı sular altında olduğu için dışarıdan bakıldığında pek öyle algılanmıyor ama aslında o kadar büyük bir kütle ki sadece bizim gezegenimizin değil tüm güneş sisteminin en uz un dağlarından biri. İşte benim çok uzun bir süreden beri hayalini kurduğum bu uzun dağın zirvesine çıkacağız bugün.
Tabi önce yarı yolda bir mola verdikten sonra. Dünyanın en uzun dağına tırmanmaya başladık. Yarı yolda bir mola veriyoruz. Yaklaşık 45 dakika kadar yüksekliğe alışmak için, oksijen seviyesine alışmak için. Şu anda bulutların üzerindeyiz. Şöyle göstereyim size hemen . Ama daha yarı yoldayız. Bu bildiğim kadarıyla böyle araçla çıkılabilen nadir yüksek dağlardan biri. O yüzden şanslıyız. Daha epeyce bir yolumuz var.
Yukarı çıktığımızda bulutların üzerinden dünyaya ve oradan da güneş battıktan sonra yıldızlara bakacağız hep birlikte. Buraya erişimin araçlarla nispeten kolay bir şekilde gerçek leştirilebilmesinin sebebi bu gördüğünüz enstrümanlar. Dünyanın dört bir tarafındaki üniversitelerden gelen bilim insanlarının zirvedeki araştırmalarını kolaylaştırmak için bu tür cihazların sık sık yukarıya taşınması gerekiyor.
Alison Onizuka bu adada dünyaya gelmiş ve ilk Havaili astronot olmuş. Discovery göreviyle uzaya çıkmış ancak maalesef 1986'da uz aya ikinci kez çıkmak üzereyken Challenger uzay mekiğinde yerini aldıktan hemen sonra mekiğin infilak etmesi sonucu hayatını kaybetmiş. Kaptan Cook'la birlikte 18. yüzyılda adaya batılıların ilk kez ayak basmasına kadar buraya sadece Havai kralları, şef leri ve ruhban sınıfı çıkabiliyormuş.
Yerli Havaililer dağın bir tanrıça olan Poliahu'nun evi olduğuna inanıyorlar. Dolayısıyla yerlilerin kültürel ve dini ritüelleri için önemli bir yer. Bu bulunduğum yerden çok daha güzel gözüküyor bulutlar. Burası kutsal kabul ediliyor tabii yerli halk tarafından. O yüzden biz de saygı göstermeye çalışıyoruz. Yükseldikçe toprağın yapısı ve üzerinde yetişen bitki örtüs ü hızla değişiyor. Dağın eteklerinde yağmur ormanları var. Aslına bakarsanız ben oralarda da bol bol çekim yaptım ama onları bir sonraki bölüme saklıyorum.
Bir tarafında tropikal bitkiler var, diğer tarafında Afrika savanalarındaki türde bitki örtüsü. Bir tarafı çöl gibi ama en yüksek noktalarda kar ve buzla kaplı alanlar yer alıyor. Bu kenarında yukarıdaki teleskopların elektrik ve internet bağlantısını sağlayan aktarım noktalarını görüyoruz. Ve nihayet zirveye yaklaştığımız bu bölge benim en merak ettiğim yerlerden biri. Buraya Apollo Vadisi deniyor.
Çünkü 60'lı yıllarda Ay'a gitmeye hazırlanan Apollo astron otları gitmeden önce bazı testleri burada yapmışlar. İzlemekte olduğunuz görüntüler çok daha yakın bir zamanda yine bu bölgede kaydedilmiş. Rover gibi Ay yüzeyinde hareket etmesi beklenen araçları önce burada test ediyorlar. Çünkü dünyada yüzey yapısı olarak Ay'a en çok benzeyen yer ler buraları. Bir milyon yıllık genç sayılabilecek dağa tırmanışımız sür üyor.
Genç diyorum çünkü Hawaii adalarındaki en yeni oluşumlar bu en büyük adada. Diğerleri bundan çok daha yaşlı. Evet zirveye doğru çıkarken ilk teleskopumuzla karşılaştık. Bu bir radyo teleskobu şeklinden de anlayabileceğiniz gibi. Ve bir network'ün, bir ağın parçası. Bunlar hep birlikte çalışıyorlar. Bir tanesi mesela Karayip Denizi'nde, Virgin Adaları civar ında. Amerika Birleşik Devletleri'nin farklı yerlerine dağıtılmış durumda.
Farklı farklı yerlerine. Hepsi birlikte çalışıyor. Bu dağın zirvesinde buna benzeyen toplam 13 tane teleskop var. Ama hepsi radyo teleskobu değil. Bazıları optik teleskop. Bazıları infrared teleskop. Şimdi sırasıyla onların hepsini görmeyi ümit ediyorum. Tırmanışımızın yeni teleskoplarla karşılaşıyoruz. Az önce Keck teleskoplarından birini gördük. Bir zamanlar dünyanın en büyük teleskopları onlardı.
Yaklaşık 10 bin lira. Yaklaşık 10 metre yanlış hatırlamıyorsam. Çapları. Ama artık değil. Bunlar daha yeni olan teleskoplar. Sub-millimeter diye geçiyor. Millimetre altı teleskopları. Ondan önce Subaru teleskopunu geçtik. O da Japonların bir teleskopuydu. Tabi burası çok benim için heyecan verici bir yer. Dünyanın astronomik açıdan en önemli bir yer. Dünyanın en önemli bir yer.
Burasının kutsal topraklar olduğunu söylemiştim yerliler tarafından. O yüzden aslında bu dağ bu şekilde astronomik bile olsa, bilimsel açıdan yapılan çalışmalar için bile olsa kullanıl masını istemiyorlar. Ama bir şekilde uzlaşma yapmışlar. 13 teleskoptan fazlasına izin vermeyecekler. Buna rağmen bu yolun sonuna Dünyanın en büyük teleskopu yapılmaya başlamış. Yani 14. teleskop. Bunun üzerine dağın girişinde "Guardians of the Mountain" yani dağın koruyucuları adı ver ilen bir grup eylem düzenlemeye başlamış.
Bir ara 6.000 kişi orada toplanıp yolu kesmişler. Ve bu inşaatı durdurmuşlar yolun sonundaki inşaatı. Açıkçası şu anda burada hala çok sıcak politik tartışmalar devam ediyor. Bir yandan aslında yerliler için de astronomi çok önemli. O yüzden saygı gösterilmesi kaydıyla ve 13 sınırının aşıl maması kaydıyla buraya yeni teleskopların yapılmasına izin vereceklerini söylüyorlar. Tabi şu anda 13 teleskop var.
Etrafımda her yer teleskop bakın. Bunlardan iki tanesi sökülecek. 11'e inecek. Ve daha sonra buraya 30 metrelik çapa sahip, aynaya sahip Dünyanın en büyük teleskopu yapılacak. Şu yolun sonuna. Planlanan bu 30 metrelik teleskop buradakilerden epeyce büyük. Ne kadar büyük olduğunu size var olan teleskopların şek illerini ve çaplarını göstererek karşılaştırayım. Zaten üzerimdeki tişört bu işe yarıyor.
Arkasında 9 tanesinin teknik özelliklerini görebiliyorsunuz . Şu andaki en büyüklerin 3 katı olması planlanıyor. Evet gerçekten de Mauna Kea'nın zirvesi Dünya'nın en önemli gözlem merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Temiz hava ve düşük nüfus yoğunluğu nedeniyle burada yer alan gözlem evleri gökyüzünü gözleyebilmek için çok mükemm el bir ortam sağlıyor. Yaklaşık 500 dönümlük bir araziye yayılmış olan bu tesis lerin bir başka adı da Astronomi semti.
Bu gözlem evleri çok önemli bazı astronomik keşiflerin yapılmasına katkıda bulundu. Örneğin iki rakip astronom takımı Hawaii'deki bu teleskop ları kullanarak beyaz cüce yıldızların çöküşünden kaynaklan an uzak tip süpernovaların büyük bir envanterini inceledi. Bu süpernovaların parlaklığı kozmik mesafeleri ölçmek için kullanılıyor ve bilim insanlarının kozmik genişlemenin hız ını doğru bir şekilde tahmin etmelerini sağlıyor.
Zaten bu iki astronom takımın liderleri 2011 yılında fizik dalında Nobel ödülüyle ödüllendirildi. Evet zirveye doğru tırmanmaya devam ediyoruz. Burada ikiz teleskoplar var. Keck teleskopları. Şurada bulutların arkasında görebiliyor musunuz bilmiyorum ama ada gibi bir yer var. Bir dağ. Orası aslında başka bir ada. Maui adası. Bundan 10 yıl kadar önce ben o dağın zirvesine tırmanmıştım . Halakala dağ orası.
Orada da buna benzeyen gözlem evleri var ama tabi ki burada çok daha fazlası var. Ve buraya gelmenin hayalini kurmuştum. Kısmet bugüneymiş. 10 yıl kadar sonra nihayet Big Island'daki asıl bu astronom ik merkeze de gelme şansını buldum. Yaklaşık 90 kilometre kadar uzakta ve sanki bulutların üzer inde yüzen bir kara parçası gibi gözüküyor. Oradan baktığımızda da burası öyle gözüküyordu açıkçası. Evet sıradaki teleskobumuz bu.
NASA'nın infraret teleskobu. Aşağıdan bakınca R2-D2'ye benziyor biraz açıkçası. Bilmiyorum bu açıdan da biraz benziyor gibi. Bunun da çok önemli bir özelliği var. Bu teleskop sayesinde meşhur Pluto bir zamanlar gezegenken gezegen olmaktan çıkartıldı. Yani bütün suçu bu teleskopa atabilirsiniz. NASA'nın infraret teleskobuna. Ben tekrar şuradan bir kere daha size bulutların üstünden Maui Adası'nı göstermek istiyorum.
Biz şu anda büyük adadayız. Big Island'dayız. Karşıda bu bulutların arkasında Maui Adası gözüküyor. İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Çok hafif bir farkla burası daha uzun ünvanını kazanmış. Fakat bu uykuda bu aktif olduğu için önümüzdeki yıllarda yani on yıllarda belki de o daha da büyüyecek ve bunu geçecek diyorlar.
Yani evet şu anda üzerinde bulunduğum Mauna Kea dünyanın en uzun dağ ünvanına sahip. Fakat bu ünvanı uzun bir süre koruyamayacak. Onun hemen yanındaki kardeş dağ Mauna Loa hala çok aktif olduğu için büyümeye devam edecek. Zaten işte Pele, Tanrıça Pele bu Hawaii mitolojisinin önemli karakterlerinden olan Tanrıça Pele'nin saçlarının orada olduğu düşünülüyor. Ve o saçlar uzamaya devam edecek bir şekilde.
Güneş batmak üzere evet Güneş batmak üzere evet Güneş batmak üzere evet Güneş batmak üzere. Evet. Şurada bir yerlerde, şurada bir tane daha dağ görüyorsunuz. O da yine Büyükada'daki 5 volkandan bir başkası. Kona şu anda kaldığımız yer. O dağın eteklerinde ve muhtemelen şu anda orada bulutlu ha va. Hayatımda yüzlerce kez güneşin batışını izledim ama herhal de bende en büyük izi bırakacak olan yerlerden biri burası olacak.
Havanın parçalı bulutlu olması ışık oyunlarını daha da bir güzelleştiriyor. Ama umuyorum ki birazdan hava kararınca açılır ve yıldız ları çok daha net görebilirim. Müzik Müzik Müzik Müzik Müzik Müzik Müzik Müzik Müzik Altyazı M.K. Altyazı M.K. Yıldız ışığına göre ayarlanması için yani gece görüşüne uy gun hale gelmesi için bir 15-20 dakika geçmesi gerekiyor. İşte bu zaman zarfında teleskop kurulacak ve gökyüzündeki y ıldızları görmeye çalışacağız.
Buradaki gözlem evlerinden ötürü uçuş yasağı var. Yani bu dağın üzerinden herhangi bir uçağın uçması yasak. Yine de hareket eden ışıklar görebiliriz. Bunun sebebi ufolar değil. Bunun sebebi üzerimizden geçecek olan çeşitli uydular. Ve belki de International Space Station. Uluslararası Uzay İstasyonu. Evet benim gözlerim alışmaya başladı. Gezegenleri ve yıldızları çok rahatlıkla görüyorum şu anda. Görüyorum ama maalesef çok fazla gösteremiyorum.
30 saniye pozlayarak çektiğim bu fotoğrafı paylaşabiliyorum . Bundan sonrasını kameramın gücü video olarak kaydetmeye yet medi belki ama ben kendi duygularımı kaydettim. Dağın zirvesinden ayrılırken yıldızları seyretmenin sadece bir gözlem değil, aynı zamanda bir meditasyon olduğunu da anladım. Sanırım yıldızların ışıklarını herkesin kendi gözleriyle görmesi gerekiyor. Çünkü evrenin ve varoluşun anlamını keşfetme yolculuğunda herkese rehberlik edecek bir ışık var.
Altyazı M.K.