Filmler Artık Böyle Çekilecek! Stüdyo Turu
Vancouver/Langley’de Sony’ye bağlı Pixomondo’nun sanal prodüksiyon (LED “volume”) stüdyosunda yaptığımız set turunda AKIRA adlı hareketli (hydraulic/electronic) motion platform üzerinde araçla sahne…
Vancouver/Langley’de Sony’ye bağlı Pixomondo’nun sanal prodüksiyon (LED “volume”) stüdyosunda yaptığımız set turunda AKIRA adlı hareketli (hydraulic/electronic) motion platform üzerinde araçla sahne…
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Yine bu kent, trafik, sokaklar, kirli sırlarla dolu. Bir an önce buradan uzaklaşmak için can atıyorum. Şu hale bak. Yahu bu çocuk da hep uyuyor, doyamadı yani bir uykuya. Daha gelmedik mi abi? Yok, daha çok yolumuz var. Sen işine bak, hadi. Yat yat. Kurallardan çok sıkıldım. Neymiş, arabaya binince emniyet kemeri takılacakmış. Takmıyorum işte. Neyse ki, gideceğimiz yerde kural mural yok. Ne istiyorsan yapabiliyorsun.
Ne hayal ediyorsan yapabiliyorlar orada. Gökyüzünde kuşlar mı eksik? Hemen şu köşeye birkaç tatlı mutlu kuş ekleyelim diyorlar. Hava çok mu sıcak? Ah, şimdi Antarktika'da olmak vardı mı diyorsun? Hah, işte bak düşünmem bile yetti. Bir dakika ya. Ufukta fokurduyan o şey ne? Demokrater gibi bir şey. Yoksa Erebos dağı mı o? Evet, evet. Gerçekten de o. Daha gelmedik mi abi? Yok, biraz yolu değiştirdin.
Sen keyfine bak ya, yatıyor ya. Bir şey yok. Yolu değiştirdim tabii. Gittiğimiz yerde yola ihtiyacımız yok ki. Ne hazır buralara kadar gelmişken bir iki selfie de çekile lim şöyle. Oh, şu gökyüzündeki nesneler ne acaba? Bir yerlerden tanıdık geliyor ama Truman Show'da mı görmüşt üm ben buna benzer bir şey ya? Al işte bak uykum geldi. Peki insan uyurken de kafa sesi konuşur mu ya? Konuşur tabii. İnsan beyni bu hiç durmuyor ki.
Ayrıca bu araba böyle beşik gibi havada sallanıp dururken uyumamak mümkün mü? Derdik mi? Abi sen bizi ne yitirdin ya? Rahat ol Onurcuğum sen rahat ol bak. Bu daha başlangıç. Eğer şu anda uyanık olsaydım sana ta 2001 uzay macerası filminde ilk kez kullanılan ama ondan 50 yıl sonra Mandalorian dizisinde mükemmelleştirilen bir teknikle çekil mekte olduğumuzu söylerdim. Ama Allah'tan rüya görüyorum. Bunları söyleyemeyeceğim.
Gerçi ha rüya ha sinema demişler değil mi? İkisi de karanlıkta müthiş şeyler görmeni sağlıyor. Oh ağır ağır ağır ağır çıkmış ya. Vay vay vay. Harika. 3, 2, 1, action. Şimdi geldik. Nereye geldik? Sen nereye getirdin bizi abi ya? Bak bakalım sence nereye gelmiş olacağız? Deniz. Yani Indiana Jones'taki tapınağı birini. Biraz daha düşün. Sen günlük hayatında neyle uğraşıyorsun? Yani filmlere, dizilere görsel efekt yapıyorum.
İşte şimdi ben de sana bir görsel efekt yapayım. Nasıl? Vay. Hadi gel. Arkadaşlar sizi öyle bir yere getirdim ki. Şu sesi de bir duyalım. Burada hayal ettiğiniz her yere gidebiliyorsunuz aslında. Şöyle ki Mandalorian evrenini diyelim hayal ediyorsunuz. Oraya gidiyorsunuz. Ya da Game of Thrones evrenine gitmek istiyorsanız. Oraya gidiyorsunuz. Zaten o yüzden biz de bu videonun başında güzel bir yolcul uk yaptık sevgili Onur'la.
Ama onu hala göremiyorum herhalde. Düşmenin etkisiyle biraz afallamış olmalı. Ama aslında o sağ olsun bizi buraya getirdi. Ben değil. Merhaba. Öncelikle bizi nereye getirdin sen? Aslında ben getirmiş gibi davrandım ama senin sayende geld ik. Ben uyuyordum. Sen getirdin abi. Peki. Şu anda Vancouver'da, Langley'de, Sony'e ait bir görsel ef ekt stüdyosu olan Pixomondo'nun Virtual Production stüdyolarından birindeyiz.
Peki Onur, sen bizi buraya gezdireceksin ama önce kısaca bir kendini tanıtır mısın? Ben seni tanıyorum. Tabii ki. Bir de arabada da tanıştık zaten. Sen filmlere, dizilere görsel efekt yapıyorum dedin. Doğru. Nedir bu tam olarak? Adım Onur Canyol. Yaklaşık 8 yıldır dizilere ve filmlere görsel efekt yap ıyorum. 40'dan fazla Hollywood projesinde çalışma fırsatım oldu. 90'dan fazla da televizyon dizisi bölümü yaptım.
Harika. Ben de bu kısa yolculuğumuzda şunu öğrendim. Elimi kaldırdığım zaman şöyle tak yapınca mesela gördüğün gibi ortamı değiştirebiliyorum. Bunu ben yapamıyorum. Bunu ben öğrendim mesela. Şöyle elle şey yapabiliyorsun bunu. Peki o zaman turumuza önce düşüşümüzü sağlayan şu platform la başlayalım mı? Tabii ki. Nedir bu? Bu platformun tam olarak ne olduğunu söylemeden önce Akira ekosisteminden bir bahsetmek istiyorum.
Bu bir ekosistemin parçası. Evet. Bu platforma motion platform diyoruz. Çünkü hareket ediyor. Bu platforma ek olarak virtual production LED panellerimiz var. Bir de şu anda görmediğimiz arkada teknodölümüz var. Onlara sonradan değineceğiz. Tamam. Şimdi o zaman arkadaşlardan rica etsek şunu bir çekseler. Tabii ki. Can you guys help us to remove the stairs quickly? Thank you.
Ben şöyle bir yer değişikliğiyle şunu sormak istiyorum. Bu platform dünya öncelikle bu stüdyo zaten herhalde ilk çekim yapanlardan birisiyiz biz. Doğru. O konuda biraz şanslıydı. Ve bütünüyle bu ekosistemin yer aldığı dünyadaki ilk ve nad ir. İlk ve tek stüdyo. Evet. Stüdyo. Bu ama onu biraz daha öne çıkartan bir şey. Özel kılan şey. Evet. Bundan bahsedecek olursak adı motion platform. Altında hidrolik ve elektronik motorlar var.
Bu motorları kullanarak platformun ve üzerindeki aracın hareket etmesini sağlıyoruz. Kısa tabiriyle. Hareket ediyormuş gibi gözükmesini sağlıyorsunuz daha doğ rusu. Doğru. Virtual production'ı yardım ediyor. Mesela tekerlekleri döndürebiliyor muyuz? Evet. Aslında kısa bir demonstrasyon yapabiliriz takipçilerimiz için. Hemen yapalım. Evet. Birazcık geri çekilmemiz gerekiyor sadece. Tamam. Brisa, would you mind giving us a little demonstration please?
Şu anda capability'lerini göreceğiz. Öne yatacak, arkaya yatacak. Evet. Dönecek. 10 ve 12 derece. Tilt ve roll hareketi yapabiliyor bu şekilde. Neyse ki biz içindeyken bu kadar sarsmadılar bizi yani. Doğru. Birazcık comfortable'duk aslında. Şimdi göreceğin küçük alüminyum parçalar doinker'lar. Doinker? Doinker diyoruz onlara. 9 cm yukarı ve aşağı hareket edebiliyor. Vav. Tabii araba için bu çok hareketli bir...
Ve arabayı boşa aldığımızda bu şekilde tekerleklere döndü rebiliyoruz. Evet. 30 km hıza kadar tekerlekleri safe bir şekilde döndüreb iliyoruz. Yani aslında eğer ben bu ekranlardan bir araba yarışı oyun oynamak istersem çok ideal bir ortam oluşturabilir. Dünyanın en iyi simülasyonu olabilir. Değil mi? Evet. Tabii bunu başka amaçlarla da kullanmak için şu arkamızdaki devasa uçak hangar kapıları yapılmış.
Çünkü buraya uçak ya da helikopter de getiriliyor. Evet. Buraya herhangi bir araç koyabiliyorsunuz. Aracın yanında set de kurup orada bir deprem etkisi de y aratabilirsiniz. Küçük araçları da koyabiliyorsunuz. Motor gibi, tekne gibi ya da helikopter gibi araçları koyup daha demin size bir demonstrasyon yaptığımızda döndüğünü görmüştünüz zaten. Yaklaşık 8 defa tam tur dönebiliyor. Hatta burada bir şey eklemek istiyorum.
Yeni bir parça bekliyoruz. O parça geldiğinde sonsuza kadar dönebiliyor olacak. 8 kere kalmayacak. O zaman Alaaddin'i çekmek isteyenler sihirli halısını bunun üzerine koyacaklar ve uçuyormuş gibi gösterebileceğiz. Sinema özünde görsel bir sanat diyerek böyle şey bir şekilde başladım. Aslında gerçekten öyle. İllüzyon, bir göz boyama ve burada da gözümüzü işte bu led panellerle, kelimenin tam anlamıyla ışıkla boyuyoruz.
O zaman biraz led panellerden bahsedelim. Tabii ki. Bunlar televizyon iyi sonuçta. Başka bir şey. Biraz televizyonun. Biraz televizyondan farklı bir teknolojiye sahip. 3 boyutlu çevreyi arka plana yansıtabiliyoruz. Fakat tek bir panelden oluşmuyor gördüğün gibi. Yan taraflarda wild walls dediğimiz iki tane panel var. Duvar aslında. Duvar gibi. Vakalı duvar yani. Bunların çok enteresan bir özelliği var ama birazdan göst ereceğim.
Sürpriz olsun. Tamam. Bunun arkasında bir tane devasa ekranımız var. Yukarıya bakarsak yukarıda da ceiling yani tavan panelini görüyoruz. Güzel. Peki ben şimdi illüzyon dedim, sihirbazlık dedim, şapkadan tavşan çıkartmak falan dedim. Bunun perde arkasını bir gösterelim. Hemen perde arkasına götürebilirim seni. Evet. Bu nedir mesela şimdi? Burada şeyler var böyle. Bunlar main structure. Aslında bunun bir teknolojisi var.
Gördüğün gibi her yerde delik var farkındaysan. Bu delikler rastgele orada değil. Bunları rigleyebiliyoruz. Ne demek riglemek? Eğer bir ışık takmak istiyorsak, bir kamera ekipmanı kurmak istiyorsak. Uzun deliğe vidayı takıyorsun. Vidayı takabiliyoruz. Evet. Peki. Şimdi geldik işte perdenin arkası burası. Evet burası o arka tarafta görmüş olduğumuz LED duvarın ar ka kısmı. Ayın karanlık yüzüne geçti.
Ayın karanlık tarafındayız. Burada izlemek zor olduğundan şöyle bir plaka ayırdım ben izleyicilerim için. Açılmış bir ekranımız var burada. Evet. Çok güzel. Peki. Şimdi burada gördüğümüz kabinete Sony Display Cabinet diyor . Orijinal adı bu. Kendini yemek programında gibi hissediyorum. Evet. Burada. Bu Verona panelleri çıkartıp takmak aslında çok kolay. Gördüğün gibi inanılmaz ince paneller aynı zamanda.
Kaç tane piksel var burada? 216'ya 216 piksel var burada. Kaç tane toplam ekran var şu arkamızdaki duvarda? 1236 adet yanlış hatırlamıyorsam panelimiz, ekranımız var. 1236 ayrı televizyon gibi. Peki. Evet. Şunu şöyle bir takar mısın? Tabii ki. Burada arka tarafında numaralarımız var. Bak 2 yazıyor burada. Eğer bu ikiyi doğru şekilde havaya getirirsem şuradaki dişl iler buradaki dişlilere oturuyor. Basit bir şekilde üstüne bırakıp bastırdığım zaman yerine yerleşmiş oluyor.
Peki. Bununla ne yapıyorsun? Bununla da tahmin ettiğin üzere onu yerinden çıkartıyoruz. Hatta sen yapmak istersen ben şöyle bastırayım. Buradan tutup düz bir şekilde yukarıya. Bu kadar kolay. Görüldüğü gibi. Son derece basit. Herkesin aslında her eve lazım. Her eve lazım. Ben bizim mutfağı yaptırmayı düşünüyorum bir tane böyle bir şeyi. Şu tuşlu da release edebilirsin havayı. Evet. Şöyle yapalım ki.
Evet. Gayet güzel yani. Ne diyeyim şimdi bunu indirim günlerinde alıp hakikaten ev imize gitsek gayet güzel olabilir. Bir televizyon sistemi kurabiliriz. Etrafta tabii son derece karmaşık bir kablo ağı görüyorum. Evet. Bununla ilgili bir şey söylemek ister misin? Mesela şurada herhalde sevgili kameramanımız Zeynep'in bile ğinden daha kalın kablolar geçiyor. Evet. Bu kablolar birçok şeyi destekliyor.
Ben asıl LED volüme giden kablolardan bahsetmek istiyorum. Eğer biraz yaklaşırsak burada sol tarafta ve sağ tarafta iki farklı kablo görüyoruz. Evet. Sol taraftaki power cable yani güç kablosu. Sağ taraftaki de fiber optik ethernet kablosu. Bunlar ne işe yarıyorlar? Güç kablosu aşağıdan toplanıp buradaki sırayı komple güçl endiriyor. Yani onların açılmasını sağlıyor. Burada Daisy Chain dediğimiz bir sistem var.
Aşağıdan yukarıya doğru bir besleme söz konusu panelden var . Ben de bir temelme bağlıyoruz aslında. Doğru. Evet. Sağ taraftaki ethernet kablosu da fiber optik kabloda bilgi ve görüntü aktarıyor. Benim tahminim bunların hepsi birleşiyor. Bir tane HDMI kabloya dönüşüyor ve onda gidiyoruz. Bilgisayara bağlı. Öyle değil değil mi? Tam olarak öyle değil. Burada arka tarafta bir server room var. Birazdan seni o server room'a da götürürüm.
Tamam. Orada çeşitli bilgisayarları, blade'leri ve server'ları gösterebiliriz. Şu kalı kablolarda dışarıdaki jeneratöre gidiyordur. Jeneratöre gidiyor. Evet. Muazzam yani. Kaç metre yükseklikte bu? Main wall dediğimiz bu büyük duvar 7 metre yükseklikte. Ağırlığını tahmin bile edemiyorum. Tonlarca ağırlıkta olduğunu zannediyorum. Yandaki paneller 10.000 pound yani yaklaşık 4.500 kilogram ağırlığında ve onlar bundan daha küçük.
Bunları bir göster bakalım. Tabii hemen gidelim. Hemen bakalım. Bu arada hatırlarsan sana bir sürprizim var demiştim abi. Evet. Sürpriz geldi mi? Sürpriz geldi. Bu mu? Sürpriz bunun altında. Nedir? Air float'lar. Bunlar ne biliyor musun? Hayır nedir? Hoverboard gibi çalışıyor bunlar. Daha demin de sana belirttiğim gibi bu wall yaklaşık 4.500 kilo. Evet. Ama bunu iki kişi hareket ettirebiliyor. Sadece iki kişi.
Superman ve Spiderman. Ben ve sen hareket ettirebiliriz aslında. Ne diyorsun sen? Hemen gösterebilirim. Peki. Is Zach here? Would you mind helping me? You can say hi to the camera as well. Where are you? There you go. Okay. So, burada gördüğün kolu aşağı indirdiğim zaman air float' ların altından hava püskürme yavaş. Ve havalanıyor mu? Evet. Ne diyorsun sen? Bu 4.500 kiloluk beast'i havaya kaldırıyor.
Hacık istersen hemen deneyebiliriz. Hemen. Ready? Wow. Ve bunu artık yavaşça indirdiğimde... yerine tekrardan oturuyor. Gerçekten çok etkili bir şey. Peki bir şey soracağım sana. Neden böyle duvarları hareket ettirmekle falan uğraşıyorsun uz ki? Çünkü yansıma ve ışıkla oynamak istiyoruz. Bu duvar aslında hareket eden bir ekosistemin parçası daha önce de belirttiğim gibi. dolayıcı olarak bunları rahat bir şekilde hareket edeb iliyor olmak görüntüye ayrı bir hava katıyor.
Yani arka taraf sabit, duvarlar hareketli. Aslında tavan da hareketli. Tavan da hareketli. Hatta sana bir sürprizim daha var. Tavanı hareket ettirmek ister misin? Tavana tırmanır mısın diyeceksin zannettim. Hayır tırmanmamı hareket ettirmek istedim. Tamamdır. O zaman kumandayı hemen getiriyorum sana. Süper. Şimdi tavana baktığımız zaman biraz yavaş hareket ediyor olacak. Evet. Tek yapman gereken şey turuncu butona basılı tutmak.
Evet. Kırmızıya bastığında bu tarafa doğru gidiyor. Yeşile bastığında diğer tarafa doğru gidiyor. Kime birden basarsan patlıyor. Basmasak daha iyi olur. Peki. Hazırım. Başlıyorum. Lütfen. Vav. İşte bu. Bunu yapmamızın sebeplerinden bir tanesi de eğer ki bunun üzerine bir ışık rigi kurmak isterseniz bu tabanı aşağıya doğru indirip bazı panelleri çıkartıp ış ıklarla değiştirip tekrardan yerine koyabilirsiniz.
Süper. Hatta burada arabaya eğer yaklaşabilirsek arabanın üzerind eki refleksiyonları da. Zaten giriş kısmında sekansında bunu yaptık aslında biz. Bunu yapmıştık. Evet. Oradan meşaleleri falan yansıttık. Uygun açıları, renkleri ayarlamaya çalıştık. Harika. Her şey modüler yani. Şu yukarıda bir sürü kamera gibi bir şeyler var. Onlar nedir? Tam olarak kameralar onlar. Valkyrie kameralar. Ne işe yarıyorlar?
Bunlar bizim crown diye tabir ettiğimiz bir tane tracker marker'ın 3 boyutlu dünyada nerede olduğunu yakalayan kameralar. Gösterebilirim sana. Göstersen mi? Evet. Merak ettim. Rem, would you mind handing me over the crown please? Thank you so much. And you can say hi to Turkish people. Şimdi buna crown diyoruz. Evet. Bunların her birinin içinde bir tane LED light var. Evet. Bu LED light'lar infrared.
Bunlar küçük bir pimpon topu gibi. Küçük pimpon topları gibi evet. Bu LED light'lar infrared ışık yayıyor. Bu infrared ışığı da o yukarıda daha demin göstermiş olduğ un kameralar takip ediyorlar, görüyorlar. Peki bu ne işe yarıyor? Eğer hemen LED wall'a bakacak olursak. Yeşil bir tane şey gördük bak. Şuna bakabilir miyim? Tabii ki. Şu anda bu elimizi canlı olarak track ediyor. Takip ediyor. Doğru. Ve aslında bir anlamda işte uzaydaki x, y, z koordinatların ın şeyleri gibi bir anlamda.
Kesinlikle doğru. Farklı farklı yerlerden yakalıyor. Bu noktalar ne kadar çok olursa o kadar hassas kontrol ediyor diyebilir miyiz? Diyebiliriz fakat bir noktadan sonra çoğaltmanın pek anlamı değil mi? Anlamı kalmıyor. Evet. Peki o yeşil şeyin içinde niye orası yeşil? Sadece orası update ediyor gördüğümüz gibi. Eğer bu wall hareket ediyor olsaydı sadece frostım diye tab ir ettiğimiz o karenin içi hareket ediyor olacaktı.
Neden? Evet. Yani bütün her yer niye hareket etmiyor? Bu inanılmaz bir güç tüketimi gerektiriyor. Bundan kaçınmak için de sadece... Elektrik gücü değil işlemci gücü herhalde. İşlemci gücü aynı zamanda elektrik gücü de çünkü bu LED wall'u açmak biraz güç isteyen bir şey. O kadar basit bir şey değil. Dolayısıyla böyle bir küçük kare de sadece orayı update ed erek... 216'ya 216 pikselden 1236 tane ekran olduğunu düşündüğümüz de buradaki çözünürlüğü tarif etmeye herhalde kelimeler yet meyecek.
Aynen öyle. Şu anda hesabını yapamayacağız. Hesabını yapıp ben post production'da yazarım. Tamam. Canlı olarak bütün bu kadar pikseli hareket ettirmek müthiş bir enerji ve aynı zamanda işlemci gücü gerektiriyor . Onun için bulunan akıllı yöntem de aslında doğada da olan, insan gözü de böyle çalışıyor çünkü. Bir noktaya baktığında sadece o noktayı odaklayıp geri kal anı periferik görüntüye bırakmak.
Bravo. Değil mi? Birazcık kullanıklaştır. Burada da düşük çözünürlük var aslında diğer kısımlarda. Evet. Onun için ise gerçek anlamda yüksek çözünürlüklü ve inandır ıcılığı sağlayan kısım. Evet. Bunun nedenlerinden bir tanesi de bunu biz kameranın üzerine takıyoruz. Evet. Çünkü bu bir kamera değil. Bu bir kamera değil. Bu bir point of view. Evet. Yani şu anda benim tuttuğum şey aslında bir point of view.
Fakat bunu kaydeden bir şey yok. Biz bunu kameranın üzerine taktığımız anda bu frustumun iç ini görüyor olacak kamera. Şu şekilde. Kafamıza da takabiliriz böyle. Evet. Peki o kameraya bakalım mı şimdi de? Tabii ki o da. Hemen arkamızdaki teknoda olayım. Ha böyle kamera yani geliyor. Çağırınca. Tabii çağırınca geliyor. Yukarı çıkıyor. Aşağı iniyor. Nasıl oluyor? Arkada bir operatörümüz var.
Birazdan. Arkada bir Jedi var. Force'u kullanıyor. Gücü kullanarak. Tamam. Sony FX9'umuz var. Bu kameranın üzerinde daha demin elimiz de tuttuğumuz crown var. Evet. Bu crown. Game of crowns. Bravo. Bu crown daha demin belirttiğimiz gibi infrared ışıkları yayarak. 3 boyutlu düzlemde point of view'den ziyade bir de dijital kamera, dijital twin oluşturuyor. Evet. Artık kameranın nerede olduğunu biliyoruz.
Uzayda hangi noktada olduğunu X, Y, Z koordinatlarıyla biliyoruz. Doğrudur. Hangi hassasiyetle biliyoruz bunu? 0.2 mm hassasiyetle artı eksi aynı hareketi tekrar tekrar yapıp 3 boyutlu düzlemde nerede olduğunu veririz. O yüzden buna crane değil, techno crane deniliyor. Çünkü dijital olarak son derece hassas bir kontrole sahibiz . Doğru. Bunun da ne kadar önemli olduğunu filmle uğraşan arkadaşlar tahmin edeceklerdir zaten.
Ben istersen biraz daha böyle eğlenceli demonstrasyonlar gösterebilirim sana. Gücü kullanarak yapalım mı? Gücü kullanarak yapalım hadi. Hadi. Biraz geri çıkalım ve gücü kullanarak teknolojiyi geri it elim. Burada güç tabii Chris. Benim ondan yardım istemem gereki yor. Tamam sen Chris'le. Chris, do you mind giving us a small demonstration please? Güzel. Wow. Bu ne kadar yükseğe çıkıyor acaba? 24 feet yukarıya çıkıyor.
Metre cinsinden konuşan arkadaşlarımız için 3'e bölüyoruz. Yaklaşık 7,5 metre yüksekliğe çıkıyor diyebiliriz. Harika. Dolly'de 59 feet uzunluğunda. Peki diyelim ben YouTube'da kendi videolarımı bununla çek mek istiyorum. Bunu alıp götürebiliyorum eğer de değil mi burada? Makul bir fiyata tabii ki götürebilirsin. Ne kadar makul mesela fiyatınız? Yaklaşık 1 milyon USD civarında. Güzel. 1 milyon dolarcık yani.
Evet. Bütün parametreleri istediğimiz gibi ayarlayabiliyoruz. Evet. Harika. Burada da kameranın 720 derece döndüğünü görebilirsin. Rotasyon yapabiliriz. Şimdi sana digital twin'i göstereyim abi istersen. Tamam. Ama ondan önce bu hangar kapakları hakikaten ölçek anlaşıl abiliyor mu gibi değil ama resmen bir uçak hangarı. Zaten havaalanı yakınlarındayız. Havaalanı. Bir uçak hangarı büyüklüğünde bir yerdeyiz.
Evet. Dijital twin evet. Dijital ikiz yani nedir bu? Dijital ikiz aslında burada gördüğümüz gerçek şeylerin dij ital bir kopyası. Twin zaten ikiz demek. Bu dijital kopyada neler yapabiliyoruz biz? Zek burada. Do you want to say hi to the Turkish people quickly? No. So Zek burada dijital twin'le bazı denemeler yapabiliyor. Haftalar öncesinden production'a bu denemeleri gönderip bu shotların nasıl çekileceğini ayarlayıp buraya geldiğinde prodüksiyon aslında her şeyin hazır olduğu TeknoCrane'in, motion platform'un ve arka planın entegre bir şekilde çalıştığı hazır shotları tek tuşta senkronize bir şekilde oraya gönderip shot'ı hızlı bir şekilde.
Ön hazırlığı dijital ve sanal ortamda yapıyorsunuz. Sonra buraya gelince yönetmen düğmeye basıyorsunuz ve her şey birbiriyle uyumlu bir şekilde. Peki burada hepsini kontrol edebiliyor mu bu sistem? Her şeyi kontrol edemiyor. Buna ek olarak bir de aslında izleyicilerin birçoğunun da aşin olduğu Unreal Engine isimli bir oyun motoru kullan ıyoruz. Unreal Engine? Peki onu da bir görevde miyiz? O da hemen ön tarafta. İstersen oraya doğru geçelim.
Thank you. So this is Unreal Engine. Alright, this one. This is the Unreal Engine Genius. Okay. So his name is Enrique. Do you want to say hi to the Turkish people? Nice to meet you everyone. I'm going to switch back to Turkish quickly. Burası Unreal Engine. Operate ettiğimiz kısım. Unreal Engine'de bu arkada daha deminden beri gördüğümüz wall'u hareket ettiriyoruz. Environment'ı değiştiriyoruz. Environment'ın, environment dediğim şey 3 boyutlu çevre bu arada Unreal Engine'deki.
Gördüğünüz duvar kağıtları aslında. Evet. Tam anlamıyla wallpaper çünkü duvar ve kağıt gibi üzerinde. Kesinlikle, kesinlikle. Çok doğru bir söylem. Buradaki ışıkları değiştirebiliriz. Mesela yönetmen güneşin yönünü beğenmedi. Güneşin yönünü, dağın yönünü değiştirebiliriz. Sadece elimizdeki asetleri kullanmakla kalmayıp dışarıdaki gerçek bir ortamı LiDAR scan ile tarayıp onu Unreal Engine'in içine aktardıktan sonra 3 boyutlu olarak wall'da kullanabiliyoruz.
Evet. Güzel bir açıyla artık yavaş yavaş toparlayalım diyorum. Sen bir kere Kanada'da doğmadın. Doğru. Önce oradan başlayalım. Bir de dünya, toz ve gaz bulutu. Gaz bulutuydu. Çok eskiydi. Biraz daha ileriye gidelim. İstanbul'da doğdum. Bahçeşehir Üniversitesi'nde sinema ve televizyon okuduktan sonra bu sektörde görsel efekt sanatçısı olarak 4 yıl çalıştım. Türkiye'de çalıştım. Peki yolun Kanada'ya nasıl düştü?
Aslında benim ilk hedefim Avustralya'ydı. İşte Peter Jackson'ın şirketi Yeni Zelanda'da oraya yakın. Avustralya'da güzel şirketler var. Geçerim. Sonra Covid oldu. Malum kapıları kapattılar. Geçemedim. Yönümü Kanada'ya çevirdim. Çünkü prodüksiyon burada da çok yüksek ve çok iyi fırsatlar var. Hatta Vancouver aslında ikinci Hollywood diye geçiyor. Evet. Hollywood'da vergi nedeniyle çok yüksek maliyetli olan bir takım prodüksiyonlar.
Mesela X-Files gibi benim çok sevdiğim diziler. Tamamen Vancouver'da sanki Amerika'daymış gibi çekiliyor. Evet. Bu sanki dünyanın herhangi bir yerinde çekiliyormuş gibi şeyini en iyi de zaten bu stüdyolar sağlıyor. Bu stüdyolar sağlıyor ya da ben de size bunu verebilirim. Nasıl yani? Yani sonradan görsel efekte, kompozitingle. Evet. İşin zaten büyük kısmı o. Yani illüzyon dedik zaten. Görsel efekt sanatçısından daha iyi bir modern devir illüzy onisti ben tanımıyorum.
Senin yolun Kanada'ya düştü. Peki Kanada'ya karar verdin. Evet. Gelmek nasıl oldu? Nasıl? Kolayca geldin mi hemen? Pek kolay olmadı fakat tünelin sonunda ışık var. Yüksek lisans yaptım ben burada Seneca College'da görsel ef ekt üzerine. Evet. 4 yıl çalıştıktan sonra. Seneca College'dan mezun olduktan sonra da burada PIXOMONDO 'da çalışmaya başladım. Peki senin yolundan gitmek isteyen, şimdi benim kanalımın izleyicileri zaten bir şeyleri öğrenmeye çok meraklı ve açıklar.
Bu alanı tavsiye eder misin? Öncelikle oradan başlayayım. Yani görsel efekt. Bunu şunun için söylüyorum. Aynı zamanda yine benim kanalımın izleyicileri yapay zekayı da çok yakından takip ediyorlar. Ve işte bir takım yapay zeka modelleri daha şimdiden nered eyse bir kısa film çekebilme ya da görsel efekt oluşturabil me konularında etkileyici gibi gözüken demolar yapıyorlar. Bütün bunlar bu büyük yatırımları tehdit ediyor mu?
Ya da sizin gibi görsel efekt sanatçılarının geleceğini teh dit ediyor mu? Bir başka deyişle senin yolundan gitmek isteyenlere ya boş verin zaten AI geldi bir iki promptla bunları yaparsın diye bilir miyiz? İş o kadar kolay mı? İşin özü hayır diyemeyiz kesinlikle. Tabii ki AI inanılmaz derecede destek sağlayan bir araç hal ine geldi. Fakat ilerleyen dönemlerde bu bir araç olmaktan çıkamayacak maalesef.
Neden çıkamayacak diyorum? Çünkü bunu kullanacak artistlere her zaman ihtiyaç olacak. Aslında sadece artistler değil AI'yi bir tool olarak bir araç olarak kullanan artistler ön planda olacak. Fakat bunu yapmak için de aslında benim öğrencilerime söylediğim bir şey var. O da traditional VFX'i ya da kompozisyonu görsel sanatları bilmek çok önemli. AI aslında burada ayrılıyor. Güzel sanatları bilen insanlar ve bilmeyen insanlar aslında aynı tool'u kullanarak aynı sonucu elde edemeyecekler.
AI bir fırça ama fırçayı eline alıp da prompt yazıp boyam aya çalışan herkes ressam olamayacak bir başka değil. Kesinlikle. Mesela sadece bir tane Mona Lisa var ama herkes fırça ve kanmaz sahibi olabilir. Peki öğrencilerime dedin bizi izleyen genç arkadaşlarımız öğrenci olabilmek için kalkıp Kanada'ya mı gelmeleri lazım? Kalkıp Kanada'ya gelmeleri gerekmiyor. Hatta İngilizce bilmeleri de gerekmiyor.
Bunun için iyi bir kurs hazırladım. Sadece evlerinde oturarak online bir şekilde sertifikalı, akredite edilmiş sertifikalı olan kompoziting yani görsel e pek kursuna katılıp onlar da bu maceraya adım atıp bir mes lek edinebilirler. Ben özellikle internetin zaten bu tür imkanlarına bayıl ıyorum. Çünkü internetin daha düşük bandwidth erişimine sahip olduğu dönemlerde maalesef bu tür imkanlar yoktu. Bu arada Onur'un eğitimini ben aldım.
Çok da gayet de güzel anlatıyor. O yüzden hani gerçekten teşekkür ediyorum. Çünkü idealist bir yaklaşım bu. O yüzden takdir de ediyorum seni. Teşekkür ederim. Özellikle belli ülkeler görsel efekt konusunda gerçekten il eriler. Kesinlikle. Mesela Kanada bu anlamda öyle bir yer. Kesinlikle. Burada görsel efekt konusunda, prodüksiyon konusunda çok il eri seviyede stüdyolar var. İçinde bulunduğumuz stüdyolar gibi.
Mesele kaynaktı. Şimdi yavaş yavaş kaynaklar da ortaya çıkmaya başlıyor. Senin kursun var. Peki bir şey diyeceğim. Bu kursu aldı insanlar. Sertifika sahibi oldular. Böyle uluslararası ortamlara gelip çalışabilirler. Kesinlikle. Dil önemli. Eğer İngilizce konuşabiliyorlarsa kurs bunun bir parçası. Sen geldiğinde konuşabiliyor muydun peki? Çok komik bir hikayem var. İznin de bunu anlatmak istiyorum. Ben yüksek lisans başvurusu yaptığımda portfolyomu çok beğ endiler.
4 yıldır çalıştığım için. Fakat İngilizcem yetersiz diye beni almalılar. Sonra ne yaptım? Sonra birazcık daha çalıştım. İngilizce sınavına tekrar girdim. Bu sefer yeterli puan alıp masterımı başarıyla tamamladım. 2 yıl sonra da profesör olarak beni işe aldılar. Ben buna gerçekten inanamıyorum. Yani şöyle her şeyden önce izleyicilerime şunu söylemek istiyorum. Yaparsınız arkadaşlar. Herkes yapabilir.
Gerçekten öyle. Bu da hedef sahibi olmak, vizyon sahibi olmak. O amaca yönelik harekete geçmek önemli. Harekete geçtikten sonra işte araçlar belli. Unreal Engine ücretsiz indirip kurup bir şey yapabiliyorsun uz. İşte compositing artist olmak için araçlar belli artık Türk çe kaynaklarda var. Doğru ve iyi bir şekilde, hızlı bir şekilde öğrenebil irsiniz. Dolayısıyla kendinizi geliştirme konusunda artık hiçbir bah ane bence yok.
Kesinlikle. AI gibi bir takım tehdit gibi gözüken şeyler de bence iş leri hızlandıracak. Benim en sevdiğim filmlerden bir tanesi 2001 uzay macerası Stanley Kubrick'in 60'lı yıllarda daha yaptığı ve back projection yöntemiyle çektiği bir film. O zamanki imkanlarla yapılabilecek en ileri seviye görsel efekt işi oydu. Kesinlikle. Ve oradaki hikaye kalıcılığına devam ediyor. Yıllar içerisinde teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin.
Bazı şeyleri ne kadar disrupt ederse etsin. Sonuçta bu hep yepyeni iş sahalarının açılmasına yarıyor. İşte bu stüdyoyu gezerken bir sürü genç arkadaşla da tanışt ık. Daha önce biz bile görev tanımlarını anlamakta zorlandık önce. Daha önce hiç olmayan yepyeni görev tanımları ortaya çık ıyor. Dolayısıyla ben AI devriminin de sinemada, hikaye anlatıcıl ığında, bu tür stüdyo prodüksiyonlarında yeni bir çığır aç acağına ve bizim henüz adını bile bilmediğimiz yepyeni becer ilere, yepyeni meslek alanlarına yol açacağına inanıyorum ve bunu umuyorum.
Kesinlikle katılıyorum söylediklerine harfiye. O zaman hazır güneş de batıyorken biz atlarımıza, daha doğ rusu jaguarımıza atlayıp güneşin batışına doğru yolumuza devam edelim. Hoşçakalın. Görüşmek üzere. İzlediğiniz için teşekkür ederim.