Foucault’yu Sayıklamak - OKU

Foucault’yu Sayıklamak - OKU

5 Eylül 2016 ·Video·4 dk YouTube'da izle →

Tanıtım Bülteninden

Foucault’yu Sayıklamak - OKU

Foucault’yu Sayıklamak, Patricia Dunker’ın yazdığı bir ilk roman. İki ödül de almış. Okurla yazar arasındaki ilişkinin, tutkunun izlerini yansıtıyor.

İsmini bilmediğimiz bir anlatıcı var bu romanda... Kontrolünü kaybediyor. Önce yürüttüğü akademik projenin kontrolünü, ardından kendi üzerindeki kontrolünü kaybediyor. Araştırmaları sırasında arşivlerde Foucault’ya yazılmış bazı mektuplar buluyor ve o mektupları yazan kişinin peşine düşüyor. Bakın kitapta bu konu nasıl aktarılmış:

“Her şey bir doktora teziyle başladı. Öğrencinin, Fransız yazar Paul Michel üzerine hazırladığı tez, alelade bir akademik çalışmadan farksızdı. Cambridge Üniversite Kütüphanesi'nin tozlu rafları, profesörlerin bıkkın bakışları, metinlerin alışıldık incelemelerinden örülü bir yolda, anlamlar ve çağrışımlar arasında ilerliyordu. Şikâyeti de yoktu, heyecanı da.”

Kitapta farklı okur tipleri var. Bunlardan Paul Michel’in tuhaf fikirleri var; Michel, Foucault’nun aslında “onun için” yazdığına inanıyor. Yani yazarın sadece bir okur için yazdığını iddia ediyor ama bu karakterin aslında hastanede tutulan bir deli olduğunu da hatırlatayım.

Yazar Patricia Duncker’la yapılan bir röportajda kendisine kitaptaki isimsiz anlatıcı hakkında bir soru sorulmuş: “Acaba onu, kendi tutkulu okurunuzu hayal ederek yaratmış olabilir misiniz?” denmiş. Verdiği cevap aslında okur-yazar ilişkisi ve okuma eylemiyle ilgili çok önemli bilgiler içeriyor.

Okurken başka bir zihnin, bir metnin içine hapsolmuş sesini duyarsınız. Okumak ayrıca mahrem denebilecek, benzersiz bir deneyimdir. Aynı kitabı okumuş iki kişi hiçbir zaman birbirine benzemez, hepimiz farklı şekillerde okuruz. Okurla yazar arasındaki en önemli fark ise okurun isimsiz olmasıdır. Güzel bir kitaba gömüldüğümüzde isimsiz, esrarengiz bir okur haline geliriz.

Bu kitabı bize öneren ve içinden okuduğumuz bölümü seçerek Instagram’dan paylaşan “ayrıkvadi rivendell” lakaplı izleyicimize çok teşekkür ediyorum. Rivendell’e buradan selamlarımı gönderiyorum.

Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)

Yaşamda öyle zamanlar vardır ki insanın düşünmeye ve gör meye devam edebilmesi için düşündüğünden farklı düşünüp düşünemeyeceğini, gördüğünden farklı algılayıp algılayamayacağını öğrenmesi büyük önem taşır. İnsanlar bir ihtimal bireyin kendi kendisiyle oynadığı bu oyunların ancak ve ancak sahne arkasında sürmesi gerektiğ ini, en fazla yaratacakları etki yarattıktan sonra kendi kend ilerini görünmez kılan etkinlikler olduğunu söyleyecektir.

Peki ama günümüzde felsefe yani felsefe yapma eylemi, düşüncenin kendi kendisini eleştirel bir şekilde ele almas ından başka ne olabilir ki? Ve insanın zaten bildiği şeyleri meşrulaştırmak yerine nasıl ve hangi sınırlara kadar farklı düşünebileceğini öğrenmeye çalışmasından başka? Foucault'u sayıklamak Patricia Dunker'ın yazdığı bir ilk roman, iki ödül de almış. Okurla yazar arasındaki ilişkinin, tutkunun izlerini yansıt ıyor.

İsmini bilmediğimiz bir anlatıcı var bu romanda ve kontrol ünü kaybediyor bu anlatıcı. Önce kendi yürüttüğü akademik projenin kontrolünü, ardından da basbayağı kendi üzerindeki kontrolünü kaybediyor. Araştırmaları sırasında arşivlerde Foucault'a biliyorsunuz ünlü bir yazar Foucault, ona yazılmış bazı mektuplar bul uyor ve o mektupları yazan kişinin peşine düşüyor. Bakın kitapta bu konu nasıl aktarılmış.

Her şey bir doktora teziyle başladı. Öğrencinin Fransız yazar Paul Michel üzerine hazırladığı te z, alelade bir akademik çalışmadan farksızdı. Cambridge Üniversite Kütüphanesi'nin tozlu rafları, profes örlerin bıkkın bakışları, metinlerin alışıldık incelemeler inden örülü bir yolda anlamlar ve çağrışımlar arasında iler liyordu. Şikayeti de yoktu, heyecanı da. Kitapta farklı okur tipleri var. Bunlardan Paul Michel'in tuhaf fikirleri de var.

Michel Foucault'un aslında onun için yazdığına inanıyor. Yani yazarın sadece bir okur için yazdığını iddia ediyor ama bu karakterin aslında hastanede tutulmakta olan, yatmak ta olan bir deli olduğunu da hatırlatmam lazım. Yazar Patricia Dunker'la yapılan bir röportajda kendisine kitaptaki isimsiz anlatıcı hakkında bir soru sorulmuş. "Acaba" denmiş, "Onu kendi tutkulu okurunuzu hayal ederek y aratmış olabilir misiniz?" diye bir soru bu.

Verdiği cevap aslında okur-yazar ilişkisi ve okuma eylemi yle ilgili çok önemli bilgiler içeriyor bana göre. Okurken başka bir zihnin, bir metnin içine hapsolmuş sesini duyarsınız. Okumak ayrıca mahrem denebilecek benzersiz bir deneyimdir. Aynı kitabı okumuş iki kişi hiçbir zaman birbirine benzemez . Hepimiz farklı şekillerde okuruz. Okurla yazar arasındaki en önemli fark ise okurun isimsiz olmasıdır.

Güzel bir kitaba gömüldüğümüzde isimsiz, esrarengiz bir ok ur haline geliriz. Bu kitabı bize öneren ve içinden okuduğumuz bölümü seçerek Instagram'dan okur musun Barış Özcan diyerek paylaşan Ayrık Vadi Rivendel lakaplı izleyicimize çok teşekkür ediyorum. Ve Rivendel'e buradan çok çok selamlarımı gönderiyorum. Bir başka kitapta buluşmadan önce sizlere de hemen hatırlat ıyorum. Instagram'dan beğendiğiniz kitapların, sevdiğiniz bölümler inin fotoğrafını paylaşırsanız eğer Bu şekilde bir video olarak herkesle paylaşılabilir.

O yüzden lütfen okumaya paylaşmaya devam. Haftaya bir başka kitapta görüşmek üzere şimdilik hoşçakal ın. Altyazı M.K.

Bu yazıdaki kavramlar