Göğü Delen Adam - OKU
Kitabın arka kapağından:
Kitabın arka kapağından:
Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir. Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti. Yüzyılımızın başlarında yayımlanan Göğü Delen Adam bugün artık bir yeşil klasiği olarak okunurken, başlığının kaynaklandığı şiirsel metafor, bir de düz anlam içermeye başlıyor; çünkü Papalagi sonunda göğü gerçekten delmeyi başardı, "ozon deliğinin" içinden ne tür bir yelkenlinin çıkageleceğiniyse zaman gösterecek.
MÜZİK:
~
HER HAFTA 3 YENİ VİDEO
~
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Düşüncelerin bir zamanlar iyi ya da kötü olmuş olması fark etmez. İnce beyaz hasırlara savruluvermesin, birer bela olup çıkı verirler. Basıldı der buna Papalagi. Bu söz şu demeye gelir: Bir düşünce hastasının kafasından geçirdikleri, bütün büyük şeflerin binlerce eline ve istencine sahip, esrarlı ve olağanüstü bir makine tarafından yazılır. Ama bir kere iki kere falan değil. Defalarca, sayısız kez hep aynı düşünce.
Bu düşünce hasırları bir araya getirilip tomar yapıldı mı, Papalagi buna kitap adını verir. Ve ülkenin dört bir yanına yollar. Bu düşünceler bir kez adamın içine girdi mi bulaşır kalır. Bu düşünce hasırlarını tatlı muzlar gibi yutarlar. Her kulübede kutular dolusu yığılıdır. Şeker kamışına dadanan sıçanlar gibi genci yaşlısı başına ü şüşür. İşte bu yüzden çokları her aklı başında Samoalı'nın sahip olduğu doğal düşünmeden yoksundur.
Bu şekilde çocukların kafalarını da doldurabildikleri kadar düşünce doldururlar. Çocuklar her gün düşünce hasırlarını didiklemek zorundadır lar. En sağlıklı olanları bu düşünceleri kendilerinden uzak tut arlar. Bir ağın deliklerinden süzülürcesine ruhlarından salıver irler. Ama çokları kafalarına en ufak bir boşluk kalmamacasına, ış ığın zerresi bile içeri sızmamacasına düşünce yüklerler. Bunun adına ruhu eğitmek, sonuçta ortaya çıkan çılgınlığa da eğitim derler.
İçinde yaşadığımız modern dünyaya şöyle dıştan bakabilmek, taptaze bir bakış açısıyla görebilmek mümkün mü sizce? Göğü Delen Adam kitabına göre bunu yapsa yapsa bizim medeni olarak bile adlandırmadığımız, hatta dış görünüşlerine bakarak çoğu zaman ilkel olduk larını düşündüğümüz insanlar yapabilir. İşte bu kitapta da böyle bir insanın bakış açısını görüyor uz. Bizim medeniyet adını verdiğimiz bu topraklardan çok çok uz aklarda, Büyük Okyanus'ın güneyinde Samoa adalarında yaşayan Poline zyalı halkların şefi Tuiya Vii'nin ağzından dinliyoruz olay ları.
Bir süre Avrupa'da yaşamış bu kabile şefi ve bundan sonra da halkına bir mektup yazıyor. Dolayısıyla bu kitap format olarak onun kendi halkına yazd ığı bir mektup olarak kaleme alınmış. O şekilde oluşturulmuş. Kitabın orijinal adı Papalagi ve ilk baskısı 1920 yılında Almanya'da yapılmış. Papalagi denince bizler beyaz insanlar ya da yabancılar an laşılıyor ama Sözcüğü sözcüğüne çevirecek olursak göğü Delen Adam anlam ına geliyor.
Çünkü Samoa'ya ilk gelen yerliler, misyonerler bir yelkenli yle gelmişler ve yerliler bu beyaz yelkenliği ufukta bir delik olarak görmüşler. İşte beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bu del iğe de göğü Delen Adam adını vermişler. Yani Papalagi. Bizler için şu tabir kullanılıyor kitapta. Papalagi yani beyaz adam tıpkı bir midye gibi sert bir kab uğun içinde oturur. Toprak kurdu gibi taşların arasında yaşar.
Sağ, solu, altı, üstü hep taşlarla örtülüdür. Barınağı dikine duran bir taş sandığını andırır. Çok sayıda gözü olan delik deşik bir sandık. Bu taş kabuğa tek bir yerden girip çıkılır ve Papalagi bu yere içeri girerken giriş dışarı çıkarken de çıkış adını verir. Oysa ortada tek bir delik vardır. Barınağa girmek için büyük bir güçle itilmesi gereken ağır bir tahta kanat vardır. Kimi barınaklarda bir Samoa köyünde yaşayan insanlardan çok daha fazla sayıda insan oturur.
Bu nedenle görüşmek istediğiniz bir aile varsa onun adını kesinlikle önceden bilmeniz gerekir. Her aile bu büyük taş sandığın belli bir bölümünü kendine ayırmıştır. Ve bir aile diğerlerinin ne yaptığını bilemez. Sanki onları yalnızca taş duvar değil de birçok ada ve den iz ayırıyormuş gibi. Giriş deliğinde karşılaştıklarında ya isteksizce selamlaşır ya da düşman böcekler gibi birbirlerine mırıldanırlar.
Merhaba, günaydın, nasılsınız? Doğayla iç içe yaşayan ve medeniyet formatı atılmamış bir insanın bizim kültürümüze hangi gözlerle baktığını öğrenmek istiyorsanız bu kitabı, Göğe Bakan Adam kitabını okumanızı tavsiye ederim. Şimdi kimi uygarlık tutkunları bu bakış açısını belki de çocuksu hatta budalaca bulacaklar. Ama eminim sağduyulu ya da alçakgönüllü olanlar bu sözler ime katılacaklar ve kendilerini kitabı okuduktan sonra yeniden gözden geçir me ihtiyacı hissedecekler.
Çünkü kitaptaki tarif edildiği şekliyle bilgelik herhangi bir eğitime değil, doğal bir yalınlığa dayanıyor. Bu kitabı Instagram'dan bize tavsiye eden Sabriye CFC adlı kişiye. Çok teşekkür ediyorum. Yanında hemen şöyle bir not da yazmış Sabriye CFC. Onu okumadan önce gökdelenleri kastettiğini düşündüğünü it iraf etmiş. Gerçekten de göğü delen adam deyince belki de bu anlaşıl abilir bilemiyorum. Evet sizler de sevdiğiniz kitapların, beğendiğiniz bölümler inin fotoğrafını çekip Instagram'dan herkesle paylaşabilirsiniz.
Bunu yaparken okur musun Barış Özcan yazarsanız paylaştığ ınız görselin hemen yanına bu okur musun adresi altında #i altında bunlar birikir ve bizi izleyen herkes bunlardan istifade etmeye başlar. Ben de onların içerisinden seçtiklerimi buna benzer videol ara dönüştürerek herkesle paylaşırım. Haftaya pazartesi gecesi bir başka kitapta tekrar görüşmek dileğiyle şimdilik hoşçakalın.