10 Haz 2018 ·Teknoloji ·861 kelime

Gökdelen camlarını neden hala insanlar temizliyor?

Gökdelen camlarını neden hala insanlar temizliyor?
YouTube'da izle →

Bir çölün kenarında yerden 828 metre yükselen bu bina adeta sahip olduğumuz tasarım ve teknoloji bilgisinin vücutlaşmış bir heykeli gibi. Eyfel Kulesi’nin 3 katı yüksekliğindeki 163 katlı bu gökdelen 24000 cam panelle kaplanmış. Binanın tasarımı için milyarlarca dolar harcanarak milyonlarca saatlik çalışma yapılmış ve hemen her şey düşünülmüş. Bir şey hariç. Camların temizliği.

Geçtiğimiz yüzyılın başlarından itibaren yapılmaya başlanan gökdelenlerdeki cam temizliği o zamanlarda da çok büyük bir problemdi. Bu problemi geçici gibi gözüken çözümlerle aşmaya çalıştılar. Camlardan asılan insanlar temizlik yaptılar. 1938’de kaydedilen bu görüntüleri o bakımdan anlayabilmek kolay. İmkanlar kısıtlıydı.

Peki 2010’da tamamlanan dünyanın en yüksek binasında camları temizlemek için nasıl bir yöntem kullanılıyor dersiniz?

Aynı şey. İnsan gücü ve bildiğiniz amonyaklı su. Sizin evinizin camları da dünyanın en yüksek evinin camları da aynı yöntemle temizleniyor. Aradaki tek fark bu camları temizlemek için bir dağcı gibi donanımlı olmak gerekiyor. Bir de elinizdeki aletleri düşürürseniz aşağıdakilerin vay haline. Yerçekimi sadece aletler için değil onu kullananlar için de bir tehlike. Ama asıl sorun kuvvetli rüzgarlar.

Bu görüntüler 2005 yılında Denver Place Plaza Kulesi’nde kaydedildi. Sabah saatlerinde yaşanan küçük bir aksaklık destek halatının kopmasına neden oldu. Rüzgara kapılan platform, içindeki iki temizlikçiyle birlikte bir salıncak gibi sallanmaya başladı. Yüksek binalar rüzgarla karşılaşınca farklı etkiler oluşturuyor. Özellikle şehir merkezlerinde birden fazla bina arasında meydana gelen venturi etkisi saatteki hızı 50 km’ye varan rüzgarlara sebep oluyor. İşte temizlikçileri taşıyan bu platform böyle bir rüzgar nedeniyle dakikalarca binanın etrafında sürüklendi. Neyse ki binanın pencerelerini kıran bir itfaiyeci tarafından sağ salim kurtarıldılar.


  1. Yüzyılda uzaya astronotları gönderip aylarca yaşayabilmelerini sağladık ama gökdelenlerin camlarını hala ilkel yöntemlerle temizliyoruz. Yapay zekadan, robotlardan söz ediyoruz, ama bir cam temizleyici robot yapamıyor muyuz? Galiba yapamıyoruz.


Geçmişte pek çok şey denenmiş. Mesela 11 Eylül’de yıkılan ikiz kulelerde robot temizleyiciler varmış. Ama çok iyi temizleyemiyorlarmış. Hatta işi iki kez yapmak zorunda kalıyorlarmış. Mekanik sistemin yaptığı temizlikten sonra bir de insanların kontrol edip kirli kalan yerleri temizlemesine çalışıyorlarmış.

Bir başka problem de kirliliğin çok çeşitli olması. Camlarda sadece toz ve çamur türü pislikler yok. Kuş pisliği var. İnsan pisliği var. İnsan pisliği derken, yanlış anlaşılmasın, eski gökdelenlerde yüksek katlarda da camlar açılabildiği için insanlar her türlü çöpü atıyorlar. Kışın bu pislikler camlara yapışıp donuyor. Robotlar ya da mekanik araçlar böyle farklı türdeki pislikleri temizleme konusunda yetersiz kalıyor.

Gökdelenlerin tasarımları da birbirinden çok farklı. New York’taki Hearst Kulesi’ne bir bakın. Adeta bir mücevher gibi tasarlanmış. Görünüşü harika. Ama tasarım sadece dış görünüşten ibaret değildir. Bu enfes mimari eser bittikten sonra fark etmişler ki pencerelerini otomatik olarak temizlemek için yeterli bir teknoloji yok. 3 yıl ve 3 milyon dolar daha harcayarak bir temizleme mekanizması kurmuşlar ancak yine de insan temizleyiciler çalışmak zorunda.

Bi başka garip tasarımlı gökdelen “bir piramit gökdelen” bir başka çölde. Mısır’da değil, Las Vegas’da. 45 derece çöl sıcağında koyu renkli camların üzerinde yumurta kırsanız pişer. Sonra o yumurtanın pisliğini temizlemek için yine insan gücüne ihtiyaç var. Bu işçiler bir ellerinde serinlemek için buz kovaları, diğer ellerinde sabunlu sularıyla koca piramidi temizlemeye çalışıyor.

Şu ana kadar geliştirebildiğimiz hiçbir teknolojik çözüm yok mu? Şöyle bir şey var ama buna ileri teknolojiden çok uzun bir teknoloji diyebiliriz. Küçük makineler de yapılmış. Ancak sadece düz yüzeylerde işe yarıyor ve çok yavaş. Yüksek binalar söz konusu olduğunda dronelar akla geliyor. Ama onların da uçuş süresi kısıtlı.

Kendi kendini temizleyen cam teknolojileri üzerinde çalışılıyor. Titanyum dioksitle kaplı cam paneller UV güneş ışığıyla karşılaşınca, elektronlar salınıyor ve bunlar da havadaki su molekülleriyle etkileşime geçiyor ve hidroksil açığa çıkarıyor. Bunlar da karbon bazlı moleküllere saldırıp onların kimyasal bağlarını çözerek çok daha küçük parçalara ayırıyor. Yağmur yağdığı zaman da bu küçük parçalar temizleniyor. Ancak bu işlem yavaş gerçekleştiği için gökdelenlerde kullanılamıyor.

Teknolojik açıdan henüz tatmin edici bir çözüm üretilemediği için pek çok ülkede yasal düzenlemelerle cam temizleyicilerinin güvenliği arttırılmaya çalışılıyor. Örneğin New York’ta bir gökdelenin camlarını temizlemeden önce 216 saatlik teorik ve 3000 saatlik pratik eğitim almak zorundasınız. İtfaiyeciler de sürekli olarak bu tür gökdelenlerden cam temizleyici kurtarma tatbikatı yapıyorlar. ABD’nin en yüksek binası olan yeni Dünya Ticaret Merkezi’nde böyle bir tatbikattan 10 gün sonra yaşanan bir kaza bu şekilde insan hayatına mal olmadan atlatıldı.

2017’de yapılan gökdelenlerin yarısı Çin’de inşa edildi. Dolayısıyla aynı problemler orada da yaşanıyor. Çin’de işi sadece cam temizlemek olan 400.000 kişi var. Bu işi daha pratik hale getirebilmek için yeni kurulan bir teknoloji girişimi bir kez daha robotlardan faydalanmaya çalışmış. Bu gördüğünüz prototipi geliştirmişler. 150 farklı sensör, camlardaki kiri tespit ediyor ve 6 farklı temizlik aletiyle temizliyor. 2018 yılı itibariyle elimizdeki en gelişmiş cam temizleme teknolojisi işte bu prototip.

Gelecekte yapay zeka ve robotlar işimizi elimizden alacak deyip duruyoruz ya. Belki de robotlar tarafından ele geçirilemeyecek mesleklerden biri de cam temizleyiciliğidir. Buradan teknoloji girişimi yapmak isteyenlere sesleniyorum. İşte size bir tasarım problemi. Eğer bunu çözerseniz bir çölün kenarında yükselen dünyanın en yüksek binasını ancak 3 ayda temizleyebilen 36 kişinin hayatını kolaylaştırabilirsiniz.

Başka bir çölün kenarında 2020’de tamamlanacak yeni bir bina dünyanın en yüksek binası ünvanını alacak. 1000 metre yüksekliğindeki Cidde Kulesi yine camlarla kaplanacak. Çöl gibi geniş bir alanda neden bu kadar yükselmeye ihtiyaç duyulur orası ayrı bir tartışma konusu ama o camların temizlenmeye ihtiyaç duyacağı kesin. Bakalım 1 km bina yapmayı başaran insanlık, o zamana kadar insanları bu temizlik çilesinden kurtarabilecek mi?