Gün Olur Asra Bedel - OKU
Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov'un bir romanıdır. Roman, geleneklerini korumaya çalışan insanları anlatır. Komünizm sırasında yaşanan anılar, insanların kutsal saydığı şeylerin yok sayılması,…
Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov'un bir romanıdır. Roman, geleneklerini korumaya çalışan insanları anlatır. Komünizm sırasında yaşanan anılar, insanların kutsal saydığı şeylerin yok sayılması,…
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Yedigey nöbette olmadığı serbest kaldığı bir gün develerin ne durumda olduklarını anlamak için otluğa gitti. Özellikle Karanar'ın başka bir deveyi tepeleyip tepelemedi ğini, ne haltlar karıştırdığını merak ediyordu. Çünkü tam azgın zamanıydı ve başka bir erkek deveyi yara bere içinde bırakmış olabilirdi. Develerin yayıldığı yer yakındı. Kayaklarını da takmıştı ayaklarına. Hayvanların yanına çabuk ulaştı.
Tilki kuyruğu vadisine yayılmış otluyorlardı. Rüzgar buradaki karları süpürmüş, yer yer açılan arazide de velerin otlayabileceği bitkiler yüzeye çıkmıştı. Endişe edilecek bir şey yoktu. Kazan Gap'a da haber vermeliydi bu durumu. Ama önce eve uğrayıp kayaklarını bırakmak istemişti. Tam eve girecekti ki eşikte kızı Saoile'nin korkuyla kend isine baktığını gördü. Kız "Baba annem ağlıyor" dedi ve tekrar içeri girdi.
Yedigey elindeki kayakları yere fırlattı ve heyecanla daldı içeri. Bu Kubala hüngür hüngür ağlıyordu. Nefes nefese sordu karısına: "Niçin ağlıyorsun? Ne oldu?" Kadın hıçkırıklar arasında: "Lanet olsun" dedi. "Her şeye lanet olsun." Karısını hiç böyle görmemişti. Aslında çok metin, korkusunu, üzüntüsünü böyle dışa vurmay an bir kadındı o. "Senin suçun bu. Senin yüzünden oldu bunlar." diye bağırdı. Yedigey şaşırmıştı.
"Neymiş suçum? Ne yaptım ki?" Aklına gelen her yalanı söyledin o çocuklara. Az önce bir yolcu treni durdu istasyonda. Herhalde karşıdan gelen trene yol vermek için. Ne diye burada karşılaştı ki o trenler sanki. Abu Talib'in çocukları yolcu treninin durduğunu görünce "Baba, babacığım babamız geldi" diye ok gibi fırladılar. "Var sen anla ne olduğunu." "Baba, neredesin baba?" diye vagondan vagona koştular.
Trenin altında kalacaklar diye ödüm koptu. Vagondan vagona, trenin bir ucundan öbür ucuna koştular. Öyle de uzun bir katarmış ki hiçbir vagonun kapısı açılmadı . Küçüğünü yakalayıp kucağıma almış, öbürünü de elimden tut muştum ki tren hareket etti. Durmadan bağırıyordu yavrular. "Babamız trende kaldı, inemedi, inemedi" diye. Öyle ağlaştılar, öyle ağlaştılar ki yüreğim parçalandı. Aklım başımdan gitti.
Ermeğin durumu çok kötü. Hadi çabuk git yatıştır onları. Yolcu treni durunca babalarının geleceğini sen söyledin on lara. Babalarının inmediğini, trenin gittiğini görünce ne hale geldiklerini bir görseydin, bir görseydin, bir görseydin, niçin babalar çocuklarını, çocuklar babalarını bu kadar çok sever? Niçin? Niçin bütün bu acılar? "Gün olur, asra bedel." Ne kadar güzel bir roman ismi öyle değil mi?
Gün olur, yüzyıl olur diye de geçiyor. Herhalde zamanın göreceliliği kavramını Einstein'dan sonra en iyi anlayan kişidir yazar Cengiz Aytmatov. Ve yazdığı bu roman, bozkırlarda geçer. Uçsuz bucaksız bozkırların ortasında insan küçülürken zaman da bir yandan eriyip kaybolup gider. Romanın kahramanlarından Yedigeyn muhayyelesinde koskoca bir ömür bir güne, hatta o gün içerisindeki birkaç saatin içine sığar.
Geçmiş, şu an ve gelecek aslında aynı şeydir. Ayrıca destanlarla gerçekler iç içedir. Mankurt kavramını ilk kez bu romanda görmüştüm. Destanlarda geçen bilinçsiz köle, istenen her şeyi sorgusuzca yapan. Cengiz Aytmatov bu romanında Mankurt kavramını adeta bir sosyolojik terime dönüştürür. Mankurt, geçmişini unutan, karşı tarafın buyruğuna giren ve yeni efendisinin isteklerine sorgusuzca tüm bedeni ve ruhuyla itaat etmek için kendi geçmişini, kendi çevresini, kendi ailesini, bütün değerlerini unutan onlara ihanet eden kişidir.
Cengiz Aytmatov'un bu güzel romanını Instagram'dan fotoğra flayarak okur musun Barış Özcan etiketleriyle paylaşan sevgili Ye Yanardağ nickneyimli, lakaplı okuyucuya çok teşekkür ediyorum. Bunu en iyi anlayanlardanım diye de not düşmüş hemen yanı başına. Ben de seni çok iyi anladım. Ve umarım bu romanı okuyanlar da anlayacaklardır. Başka bir kitapta, başka bir romanda görüşmek dileğiyle. Şimdilik hoşçakalın.
Altyazı M.K.