HAWAII - Volkanlar Diyarı
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Hawaii deyince ne geliyor aklınıza? Böyle palmiye ağaçları, açık bir hava, güneş, bir lagünün duru suları... Evet, aslına bakarsanız bunların hepsi doğru, herhangi bir twist yok. Ama Hawaii'de bundan çok daha fazlası var. Bir adada olduğumuza göre önce deniz canlılarıyla başlay alım, ne dersiniz? Benim favorim, tabii ki Yunus balıkları. Yunuslar şurada. El hareketleri ve bir düdükle anlaşıyorlar. Bakıcıları bu Yunusları eğitmenin çok çok kolay olduğunu söylüyor.
Çocuk gibi davranıyorlarmış. Denizlerin en zeki yaratıkları. Bakın şu tıklama sesini duyuyor musunuz? Yunuslar ekolokasyon için bu tıklama seslerini üretiyor. Yunuslar oldukça sosyal hayvanlar ve gerek kendi gruplar ının diğer üyeleriyle ve gerekse de insanlarla etkileşimde bulunmak için işte böyle farklı farklı çeşitli sesler çıkarıyorlar. Acayip sevimliler. Bak bak bak bak hareketlere bak. Deniz canlıları az gördüğümüzden hemen tabii bizim başımızı döndürdü ama karadaki canlıları da unutmamak lazım.
Her zaman etrafımızda olan bu sevimli kuşları da. Ben şimdi bakmıyormuş gibi yapayım. Hiç çaktırmadan. Bak elimde gel. Besleyebiliriz. Bu cennet gibi görüntülerin oluşabilmesi için cehennem gibi bazı oluşumlara ihtiyaç var. Ve biz az sonra öyle bir yere gideceğiz. İzlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki videoda görüşmek üzere.
Havai Volkanları Milli Parkı'na geldik. 1916 yılında kurulmuş ve UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak ilan edilmiş bir yer burası. Bu adalar oluşum olarak tümüyle volkanik okyanus tabanından yükselen magma. Tabanı da yararak, yavaş yavaş fışkırarak demeyelim, yavaş yavaş akarak o lavalarla bu toprakları oluşturmuş. Volkanik toprak olduğu için de çok bereketli. Burada adımınızı attığınız, gördüğünüz her yer bir zamanlar denizin dibinde, onun da altındaki yer kabuğunun bir parç asıymış.
Jeoloji eğitimi almış genç rehberimiz bize çok güzel bir benzetmeyle anlattı konuyu. Pasifik okyanusunun altındaki o pasifik plakasını, devasa plakayı bir kağıda benzetmemizi istedi. O kağıdın altında magmayı temsilen yanmakta olan bir alev düşünün, bir kibrit çöpü düşünün ve kağıdı yavaş yavaş hareket ettirdiğinizi hayal edin dedi . İşte o sıcaklığın etkisiyle kağıtta ne olur? Küçük küçük patlamalar meydana gelir.
Küçük küçük yanıklar oluşur. İşte o yanıklar aslında bir anlamda zirvesi denizin üzerine kadar çıkan bu adalar zinciri anlam ına geliyor. Bu park, Hawaii'nin yerli halkı olan Hawaii'liler için dini ve kültürel bir öneme sahip. Pele adlı volkan tanrıçasının, Cleoaya'nın kraterinde yaşadığına inanıyorlar. Şimdi geldiğimiz bu sülfür alanları, volkanik aktivite ve yer kabuğunun hareketleri hakkında bil gi edinmek isteyen jeologlar ve araştırmacılar için önemli alanlar.
Tabi biz ziyaretçiler için de dikkatli olunması gereken yer ler. Gazların yoğun olduğu alanlarda solunum zorluğu yaşanab iliyor ve bazı gazlar sağlığımız için zararlı olabiliyor. Burada gördüğünüz gibi yer yer renkli mineral birikintileri ve parlak sarı sülfür kristalleri ile karakterize bir yer. Bu renkler sülfür bileşiklerinin yanı sıra demir ve diğer minerallerin oksidasyonundan da kaynaklanıyor.
Kraterin en yüksek noktası burası. Çıkan duvanları görüyorsunuz. Dünyanın en aktif volkanı. En aktif derken ne kadar aktif olduğunu size şöyle ifade ed eyim. 2018'de büyük bir patlama meydana geldi burada. Şu anda da hala dumanlar çıkıyor zaten ama 2018'deki o patlamada yeryüzü dramatik bir şekilde değişti diyorlar. Şurada görülebiliyor mu bilmiyorum ama açık renkli olan kıs ım eskiden yokmuş. Birdenbire 500 metre aşağıya doğru çökmüş o patlama sır asında.
Cehennem gibi yerden cennet gibi bir yere dönüşüm. Bunun hakkında biraz daha konuşacağız. Hatta bu kalderaya ineceğiz birazdan kısa bir sponsor aras ından sonra. Hawaii adalarında konuşulan iki resmi dil var. İngilizce ve sadece 13 harften oluşan Hawaii dili. 13 harfli bir alfabeyi öğrenmek size çekici geliyor olabilir ama bence eşin kolayına kaçmamak lazım. Eğer bunun iki katı yani 26 harfli İngilizceyi öğrenirseniz sadece bu adalarda yaşayan 1,5 milyon insanla değil, dünyadaki 1,5 milyar insanla iletişim kurmaya başlıyorsunuz .
Cambly size sadece yeni bir dil değil böyle yeni bir bakış açısı da kazandırıyor. Bire bir derslerle konuşarak İngilizce öğrenmenizi sağlıyor . Sizi dünyayla tanıştırıyor, hayallerinize giden yola çıkman ızı sağlıyor. Geçen ay verdiğim kodun kotası tükendiği için yeni bir kod ve ek kota açıldı tükenmeden faydalanın. O zaman sana bir bilgi vereyim. Bazen insanlar bunu yapabilir. %60 indirim Cambly Kids'te de geçerli.
Çocuğunuz İngilizceyi sadece öğrenmekle kalmasın konuşsun da istiyorsanız Cambly Kids'teki yılın en büyük indiriminden bugün faydalan ın ve onun geleceğine de en iyi yatırım yapın. Bu arada 13 harfli Hawaii dilini konuşan sadece 2 bin kişi kalmış. İngilizce'den sonra bir de ona mı baksak?
Bıh! Bayağı yüksek. Evet, nihayet dünyanın en aktif volkanının kraterine indik. Yaklaşık 45 dakika bir saatlik bir yürüyüşün ardından. Ne demiştik? Uzayda piknik. Bu gördüğünüz yerler bir zamanlar denizaltı yanardaydı ve yaklaşık olarak 50 bin ila 100 bin yıl kadar önce yavaş y avaş püskürerek yüzeye çıktı ve yükselmeye devam ediyor.
Geçmiş püskürmelerden kaynaklanan lav tabakaları ve kaya oluşumlarından meydana gelen bu zeminde farklı dönemlerdeki püskürmeler sonucu oluşan katılaşmış lav akıntıları ve kaya parçaları var. Kaldera'nın tabanında yer yer jeotermal alanlara, fümerall ere ve sülfür birikintilerine de rastlanıyor. Akşam ulusal parktan çok fazla uzaklaşmayalım, yakınlarda bir yerde kalalım dedik ve öyle bir yer bulduk.
Bulduk da yerin kendisini bulmakta baya bir zorlandık çünkü yağmur ormanının içinde yollar kaybolmuş durumda. Burası bir kasabaymış adı Volcano, kelimenin tamamına bile bir volkan. Ve o kadar yağmur ormanının içerisinde kaybolmuş ki binalar . Bakın kalacağımız yeri göstereyim. Şu ağaçların hemen arkasında inanılmaz bir ambiyans var. Kuş sesleri geliyordur herhalde size de. Ve işte kalacağımız yer de burası.
Lütfen ayakkabılarınızı çıkartın. Müzik Neydi o 4 element? Su, hava, ateş, toprak. Aynı anda hepsini burada görebilmek mümkün. Lava tübü tabelasını görüyorsunuz. Bunlardan birkaç tanesine gireceğiz ve bir tanesinde ne old uklarını açıklayacağım. Ama önce biraz lavlardan bahsedelim. Ne dersiniz? 1980'lerden itibaren neredeyse hiç kesintisiz olarak akmaya devam ediyor. Tabi bunun sonucu olarak da dünyada belki de en hızlı büyüy en yerlerden birisi burası.
Rüzgardan sesimi duyabilecek misiniz bilmiyorum ama şurayı göstermek istiyorum size. Şurada gördüğünüz alan yeni oluşmuş. Son 30 yılda lavlar yavaş yavaş akarak yeni toprak parçalar ıyla Hawaii adasını büyütüyor. En genç ada olmasına rağmen bu adalar zincirinde büyümeye devam ediyor. Üstelik daha yeni denizin altında bir volkan daha keşfetmiş ler. Biz göremeyeceğiz belki ama bundan yüz binlerce yıl sonra oradan da bir şekilde bir dağ çıkacak ve burayla birleşecek .
Bu lavların işte döküldüğü yer okyanusa tam arkamda ve burada çok ilginç tabi arklar böyle yaylar oluşuyor. Bunlardan bir tanesini görüyorsunuz. Fakat her an gidebilir diyorlar. O yüzden bu parkı ziyaret edenlere mutlaka görün dedikleri bir yer. En yeni lavlar burada. Birkaç yıl öncesinde burada 700 kadar evi boşalttılar. Hatta bizim de tanıdığımız bir kişinin oğlu evini kaybetti bu akış sırasında.
Zaten çok net bir şekilde belli oluyor. Yolun bittiği yerdeyiz şu anda. Sıcak mı lavlar? Sıcak mı? Nasıl gidiyor kitap? Bitirdim. Çok üzgündü. Hadi ya. Çok gezerken çok okuyanlara ve hatta kitap bitirenlere sürp riz yapmak lazım değil mi? Denizin altında böyle bir sürpriz bizi bekliyor. Mantaraylarla yüzmeye gidiyoruz. O yüzden böyle sıkı sıkı giyindik. Pasifik okyanusunun derinliklerindeki mantaraylarla bir gece geçireceğiz.
Biraz fazla dramatik yaptım. Birkaç var. Herkes maske ve bir çorba var. Bir sürü, her şey geçireceğim.
Güneşin batmasına çok az bir zaman kaldı. Güneş batıp da karanlık bastıktan sonra ışığın etkisiyle planktonları görüp onları yemeye geliyorlarmış. O yüzden biraz daha bekleyeceğiz. Bakalım kaç tane göreceğiz bu. Suya girmeden önce kısa bir eğitim alıyoruz. İşte bu platformun etrafına tutunacağız. Ve nihayet Pasifik Okyanusu'nun serin sularına atlıyoruz. Çok heyecanlığımız, birazdan karşılaşacağımız yaratıklar nedeniyle.
Gel gel. Ve sanırım ilkini gördük bile. Evet, hemen atlar atlamaz ilk karşılaşma bizim bu gece çok şanslı olacağımızı söylüyor bence. Şimdilik bir tane gördük. Diğerlerini bütün sürüyü görmemiz birazcık daha vakit al acak. Ve işte, büyülü deniz alemine hoş geldiniz. Suların derinliklerinde göz alıcı bu varlıkla karşılaş ıyoruz. Mantar reylerle. Denizin bu zarif dansçısı gökyüzündeki kanatlı yaratıklara meydan okuyor adeta.
Bir deniz kartalı diyebiliriz onun için. Bu muhteşem canlı denizlerin maviliklerinde süzülüyor. Kanatlarına benzeyen geniş yüzgeçleriyle birlikte su da yüz müyor adeta uçuyor. Sanki gökyüzünden bir melek inmiş de suyun içinde dans ediyor gibi. Ağır ve mağrur kanatlarıyla göz kamaştırıcı bir gösteri sun uyor bizlere. Pasifik okyanusunun bu nispeten sakin kıyısında bir anlık huzurun içinde mantar reylerin zarif hareketleri bizleri büyülüyor.
O sudaki her bir dalgayı nazikçe kucaklıyor. Her bir kabarcıkla dans ediyor. Ağız yapısı süzgeç gibi bir işlev görerek suyun içinde süzü len planktonları topluyor. Işık o planktonları görebilmesini kolaylaştırıyor. Onun bu beslenme anı bile zarif yaratık için adeta bir san at eseri. Mantar rey denizlerin kraliçesi gibi hissediyor olmalı. Suyun altına geçici bir ziyaretçi olarak gelen bizler onu hayranlıkla izliyoruz.
Bu zarif canlı zekasıyla da dikkat çekiyor. Sanki denizlerin bilgesi, suların filozofu. Uzaylıları acaba gökyüzünde değil de suların altında mı ar asak? Ne de olsa onları çok da fazla görmediğimiz, karşılaşmad ığımız için bizim için birer yabancı, birer uzaylı gibiler. Big Island'da Hawaii adalar içindeki en büyük adayı 5 tane volkanik dağ oluşturuyor. Ve bunlardan en büyüğü de Mauna Kea. Dağ çok muazzam olduğu için ve siz de eteklerinde bulunduğ unuz için böyle birdenbire yükselen bir zirve gibi gözükm üyor.
Ama okyanus tabanından ölçtüğünüzde Everest'ten bile daha yüksek olduğunu fark ediyorsunuz. O yüzden bakmayın siz buraların günlük güneşlik olduğuna. Evet sıcaklık şu anda 28 derece ama Mauna Kea'nın zirvesine çıktığınızda -8 ila -6 derece arasındaki sıcaklıklara maruz kalıyorsunuz. Siz bu videoyu izlerken ben çoktan o dünyanın en uzun dağ ına tırmanmış, gördüklerimi kaydetmiş ve hatta video olarak sizinle paylaşmıştım.
Açıklamalar bölümünden linkine ulaşabilirsiniz. Bakın şimdi size ne göstereceğim. Görüyor musunuz? Mauna Kea bu kez tam öbür tarafından. Adanın doğu kıyısındaki Hilo'dan görüyoruz. Normalde burası sürekli bulutlu, sürekli yağışlı bir yer. Şansımıza bu sabah gayet açık bir şekilde zirvesi gözüküyor . Hatta zirvesindeki gözlem evlerinden bazıları gözüküyor. Tam güneş doğarken. Burası 27-28 santigrat derece tropik bir ortam.
Orası -8 derece. Karlarla kaplı olduğu için zirvesi ve yollar da kar nedeni yle kapandığı için oraya ilk gitme girişimi maalesef başarıs ız oldu. İki gün sonra bir girişimde daha bulunacağım. Umuyorum ki o zaman oraya çıkacağım ve dünyanın belki de en temiz, en berrak atmosferlerinden birinde gökyüzünde yıldız ları izleme deneyim. Deneyimini yaşayacağım. İnsan buradan bakınca hala inanamıyor. Everest'ten bile büyük bir dağ var karşımızda.
Daha 15 dakika bile geçmedi. Yağmur yağmaya başladı ve koskoca daha yok oldu. Bu şelalenin adı Rainbow Gökkuşağı şelalesiymiş. Söylentiye göre bakınca şelale görüyor musun? Ve şu anda görüldü. Nerede? Şelale değil, gökkuşağı. Aşağıya düşüyor ya. Ben ne dedim? Şelale şelalesini dedim. Şelale görüyorsun dedim. Gökkuşağı görüyorsun tabii ki. Ne şelalesi? Şelaleyi zaten görüyoruz. Ama şanslı olanlar gökkuşağını da görüyorlar.
Daha da şanslı olanlar onun ucundaki hazineyi buluyorlar. Bu şelale ile ilgili anlatılan bir efsane var. Burada Hina ve bir grup kadın yerli kumaşlar örerek geçim lerini sağlıyorlarmış. Ve Hina'nın oğlu da yarı tanrı Maui. Öbür adada, Maui adasında yaşıyormuş. Bir de Kuna diye bir kertenkele varmış. Ve bu kadınlara eziyet ediyormuş. Bir gün yine böyle sular yükseldiğinde, arkadaki mağarada yaşıyorlar bu arada.
Sular yükseldiğinde Kuna içeriye girme fırsatını yakalamış. Bunun üzerine Hina oğlundan yardım istemiş. Ama tabii telepatik olarak herhalde. Maui bunu bir şekilde rüyasında görmüş ve buraya gelmiş. Peleden aldığı kızgın taşlarla, vulkanik taşlarla Kuna ile savaşmaya başlamış. Ve en sonunda savaşı kazanmış. Ardından Kuna, dev kertenkele, bu şelalenin döküldüğü yerde sıkışıp kalmış. Rivayete göre hala orada taşların ona verdiği işkence ile hayatının sonuna kadar eziyet çekmeye, işkence görmeye devam ediyormuş.
İnanılmaz ağaçların olduğu bir yere geldik. Şuraca bakar mısınız? Yandaki çocuklardan, insanlardan büyüklüğünü belki algılam ak mümkün olabilir. Banyan ağaçları arasındaki yürüyüşümüz devam ediyor. Banyan ağaçlarının da herhangi bir canlı yaşamadığını iddia ediyorlar. Ben şüpheliyim. Rivayete göre bu ağacın dalları arasında yaşayan bir yarat ık olduğu söyleniyor. Bakalım doğru mu? Yürüceğiz. Baba, ben şimdi ne buldum?
Tam Tarzan'ın roguını. Geliyorum. Hop! - Yapamadım. - Şuna bakmadık! Şuna bakmadın. - Şuna bakmadın. - Hazır mısın? Geliyor. Muhteşem bir ağaç bu. Gerçekten görmeden insan ne kadar büyük olduğunu anlayam ıyor. Ve ben hala bu içinde yaşayan o mistik yaratıkların, canlı ların olup olmadığından emin değilim. Bence yok ama hala rastlamadım yani. Şunlar da gerçi böyle Yüzüklerin Efendisi filmindeki süslem elere eziyor ama...
O ne? Bir şey gördüm sanki. Şuradan başladık tamam mı? Tamam. Bir. Şuradan tut. İki. Evet. Bu bölüm matematik severler için gelsin. Bilin bakalım şu anda ne yapmaya çalışıyoruz. İki kere dokuz. On sekiz. Tam on sekiz kulaç diyebilir miyiz buna? Genişliğinde çevresine sahip bir ağaç. Çevreye sahip bir banyan ağacı. Şu anda yağmur yağmur damlaları. Ama o kadar sık ki ağaçların yaprakları, yağmur damlaları böyle birazcık geliyor.
Çok değil. Bu bölge yılda 330 cm yağış alıyormuş. Dünyanın en çok yağış alan yerlerinden biri. Doğası çok güzel. Ama bunun bir bedeli var. Bol miktarda suyla yıkanması, beslenmesi gerekiyor. Buradan mı çıksak? Çıksak mı ağacından? Ya da beklesek mi yağmurun bitmesini? P-e-pe-e-false. Bak. P-e-pe-e-false. P-e-pe-e-pe-e. Söyle. P-e-pe-e. Burada da pip.
Evet. Pipi. Evet. Bu şekilde de yapmak gerekiyor değil mi? Çok net. Burada da bir yolu boşu alıyormuş. Evet. Maalesef. Burası o biraz önce anlattığım hikayedeki Pele'nin verdiği volkanik taşların düştüğü yer değil mi? O yüzden burasına boiling pot diyorlar. Ama şu anda normalde olmayan bir durum. Gerçi yağmur yağı normal burada. Bu lens bu arada su geçiriyordu galiba. İnşallah geçirmez. Bakalım. Şuraya bakın.
10.000 yıl önce. Evet. Mauna Loa'yla Mauna Kea'nın birleştiği noktaymış. Lavalese ile. Evet. Şimdi aldığımız bir bilgiye göre burası iki dağın lavların ın birleştiği yermiş. Mauna Kea ve Mauna Loa. Dağlarının üzerinden akan lavların birleştiği yer. Dışarıda şakır şakır yağmur yağdığı için kendimizi arabaya zor attık. Şimdi de hiking sonrası ellerimizi temizliyoruz. Eyüp Sabri Tuncer. Çeşme Limonu kolonyalı mendili ile Hilo'da.
Havai'ye ilk kez ben Oahu adasına gitmiştim bundan 10 yıl kadar önce. O zamanlar Lost dizisi çok meşhurdu. Ve bende büyük hayranlarımdan biri olarak hem diziyi hem de onunla ilgili üretilen teorileri yakından takip ediyordum. Kendim de bazı teoriler üretiyordum. Dizinin o kadar etkisinde kalmış olmalıyım ki ya buraya mut laka gitmeliyim demiştim. Oahu'yu ziyaret etmiştim. Oahu en çok insanın yaşadığı ve en turistik yeri 1 milyond an fazla insan var.
Zaten adalarda toplamda 1.4 milyon civarında kişi yaşıyor. Ama Oahu'da herhalde bunun 1.2 milyonu filan var. Bir de gelen turistleri hesaba kattığınızda çok da büyük sayılmayacak bir adada oldukça yoğun bir nüfus olduğunu söyleyebiliriz. İşte o yüksek yüksek gökdelenlerle tipik bir Amerikan kent ine de ev sahipliği yapıyor. Honolulu'ya. Orada Waikiki plajı efendim buna benzeyen daha birçok tur istik şeyi görebiliyorsunuz.
Klişeyi görebiliyorsunuz. İşte sörf yapanlar vesaire. Oraya gittiğimde ben Lost'un çekildiği mekanları da tek tek ziyaret etmiştim. Ve müthiş hoşuma gitmişti o zamanlar. Ama bir noktadan sonra o fazla turistik havası sizi kendis inden uzaklaştırabiliyor. İkinci gittiğim ada Maui olmuştu. Açıkçası doğa güzelliği açısından Maui, Oahu'ya göre çok daha iyi bir ada. Ama çok da fazla bir yerleşim yok. Balinaların da sevdiği bir yer.
Bence insan yerleşimi ve doğal güzelliklerin çok dengeli bir birleşimi var. Orada bir de Hana diye çok ücra sayılabilecek bir kasaba var. Ve o kasabaya giden yol Road to Hana diye geçiyor. Şarkılara bile konu olmuş bir yoldur. Böyle yüzlerce virajdan oluşan tropik ağaçların, ormanların arasında bir yandan okyanus, bir yandan orman arasında kıvr ıla kıvrıla giden çok enteresan bir yol. Orayı hiç unutamıyorum mesela.
Tam Lost'un çekildiği yerlere benziyor. Burada kendinizi kaybetmek çok kolay. İzlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki videoda görüşmek üzere.
Şöhretini hak ediyor diyebiliriz. Muhteşem gözüküyor. 135 metre yükseklikteymiş burası. Tabii ki dünyanın en yüksek şelalesinden daha alçak. Ama Niagara'dan daha yüksek. Niagara 50 küsur metre. Bu 135 metre. Fakat dünyanın en yüksek şelalesi aslında hangisiydi? Onu da daha önce yaptığım videolardan birinin. İzleyenler gayet iyi hatırlayacaktır. Muz Sufi? Muz yok.
Tırmanıp yiyebilirsin istiyorsan. Şimdi değil ya. Şu hevenkten. Dronla çekim yapmaya değecek olan her yerde maalesef. Dronla çekim yapmak yasaklanmış. Her ne kadar yanımızda getirmiş olsak da. O yüzden çekim yapamadık. Onun yerine şöyle bir sahte drone sistemimiz var. Onunla sanki drone ile çekim yapıyormuşuz gibi oluyor gibi. Biraz. İnanız burada hangi köşeye baksak bir şelale var ya. Bir tane daha şelale.
Çok güzel çiçekler var her yerde. Ve her yerden drone giriyor gördüğünüz gibi kadrajıma. Al bir tane daha şelale. Ben en çok tropik kısımları beğendim ama yağmursuzken daha güzel oluyor. Ben şimdi ağırmıyorum. Yağmur yağınca neden çok daha ıslak geliyor bana bu deneyi. Ben de bu da bir tane daha kısım var.
Evet gördüğünüz gibi her yer bulutlu. Çünkü çok yağışlı bir yer. Hilo. Bu adanın en büyük kenti. Tüm Hawaii adaları içerisinde de dördüncü büyük kentmiş. Diğer ilk üç. Hepsi de Oahu adasında. Honolulu başta olmak üzere.
Burası dördüncü. Ama büyük derken de tabii 44 bin sadece nüfusu. Bir kasaba ölçeğindeki bir büyüklük. Çocuğum sen oradan düşmüyor musun? Duyuyor musunuz? Şarkı söylüyorlar. Hadi hadi biraz daha. Vaypiyo Vadisi diye bir yere geldik. Nasıl bir yer burası ya? Muazzam diyebilir miyiz? Evet. Şöyle göstereyim. Hadi, hadi biraz daha. Vaipio Vadisi diye bir yere geldik. Nasıl bir yer burası ya?
Muazzam diyebilir miyiz? Evet. Şöyle göstereyim. Hey, do you remember? 20-something years ago. Those cold nights in December. And the sound of the falling snow. The fireplace warming us. You're all broke down touring us. Not a single cloud in the sky. Kral Kamehama. Neydi? Kral Kamehama. Evet. Neydi kralın adı? Kamehama. Kral Kamehama. Gençliğinde, çocukluğunda burada saklanmış.
Ve bir daha alıyoruz. Kral Kamehama 5 yaşına kadar bebekken bu vadide saklanmış. Çok da mantıklı çünkü vadiye ulaşmak epeyce zor. 4x4'lerle bile girmek mümkün olamayabiliyor. İlginç aşağıya yürüyüş yaparken ayaklarınızı önce temizli yorsunuz ki tohumlar oraya istila etmesinler. Evet, trail durumu neymiş? İlginç ayı. 2025. İyi bari. 2025'e kadar açacaklar. Hawaii'yi bir de yerli kültürü açısından değerlendirdiğimiz de çok da eski olmadığını görüyoruz.
Milattan sonra insanlar buraya gelmişler. Ama çok da fazla yerleşmemişler. Yerleşmelerine baktığımızda sadece bin yıl civarında bir tarihi olduğunu fark ediyoruz. Bu anlamda dünyanın belki de en genç kültürlerinden bir isine ev sahipliği yapıyor. Polinezya kültürüne ev sahipliği yapıyor. Ama bin yıllık süreçte bütün insanlığın yüzbinlerce yıllık gelişimini o bin yıla sığdırmayı başarmışlar. Hatta buranın bir de rönesansından söz ediliyor.
Kültürel rönesansını 1970'li yılların sonlarında yaşamış burası. Burası kraliyet mensuplarının özel balık avlama gölümüş. Baya küçük bir göl ama içi balıkla dolu. Hawaii adaları için çok önemli bir isim. Kamehameha. Burada da evlenmiş. En sevdiği karısıyla en çok burada vakit geçirmiş. Ve 23 tane kraliyet ailesine ait kişi burada gömülmüş. Nüfusun sadece %10'u böylesine büyük bir alanda, Hawaii adaları ölçündeki büyük bir alana yayılmış olduğund an birçok yer ıssız diyebileceğimiz şekilde.
Bugün hem pazar hem de Easter olduğu için sokaklar bomboş. Honoka tarihi bir kasabaymış. Kaptan Cook'un buraya gelmesinden önce bile insanlar burada yaşıyormuş. Özellikle kralların doğduğu yer olarak biliniyor. Yine de nereden baksanız en fazla 400-500 senelik bir tari hten bahsediyoruz. Kalkın içine de bu şekilde.
İstedim şimdi. Şu oturan var ya. Evet. Oturanı. Ooo nasıl baktı? Ne olur beni al diye mi? Evet. Kalkın içine de bu şekilde. Evet kuzey. Her yerde kuzey. Adanın. Bu tarafında da rüzgardan. Başınıza erdi. Şşşş. Şuradaki Yunus'u görüyor musunuz? Öylece duruyor.
Çünkü uyuyor şu anda. Gayet sakin. Altyazı M.K. Şuradaki Yunus'u görüyor musunuz? Öylece duruyor. Çünkü uyuyor şu anda. Gayet sakin. Biliyediniz alkan. Gittiğimiz her yerde en çok çektiğimiz hayvanlar her zaman için tavuklar oluyor ya da horozlar. Yakaladın mı? Kaumana mağaralarına geldik. Burası tamamen lavlardan oluşmuş.
Şuraya bakın. Bir okul grubu da gezi yapmış. O yüzden biraz kalabalık. Şimdi boşalmasını bekliyoruz. Karanlık olacak. Şurada çukur gibi bir yer var. Dikkatli. Işıklarımızı bir açalım. Benim açık dışıya var. Hadi ya. Bak şurada lavları görebiliyorsunuz. Lav akışını. Görüyor musunuz? Evet. Birileri isimlerini katılmış. Bakın. Evet. Herhalde o lavları akışlar. İmzalarını atmışlar daha sonra.
Bakın taşı. Gelin gelin. Taş kıpkırmızı. Hey. Hiç yankı yok yalnız. Bakti. Hiç yankı yok. Bakti. Hiç yankı yok. Şunlara bak baba. Nedir onlar? Hem sonra görebiliyorsunuz değil mi? Hem sonra orasını dersin. Öbür taraf belki daha uzun. Hiç yankı yok. Şunlara bak baba. Nedir onlar? Hem sonra görebiliyorsunuz değil mi? Hem sonra arasını dersin. Öbür taraf belki daha uzundur. Baksana burası tam bir lav yatağı.
Burası ne sence? Oo. Burada gizli bir bölme var. Sen çekimdesin değil mi hala 360'ta? Şimdi asıl çıkışı güzel olacak oranın. Evet iki tane mağaradan oluşuyor bu sistem. Tamamen lavlar tarafından oluşturulmuş. Ve etrafı da tamamen tropik bitkilerle kaplanmış. Ne oldu öyle? Seni ödüm. Gittin adamın elini mi tuttun? Hayır tutmadım. Hayır sadece yanında yürüyordum. Evet. Bir şey demedim. Adam baktı mı testersen?
Evet. Kamera şakası mı zannetti? Hayır ben bir şey dedim. Evet. Kendime odadaki botilerde baktım. Sen ben değilim. Yürü nerede? Düştün mü? Düştüm. İyi yaptım. Bu sahilin iki önemli özelliği var. Devasa kaplumbağaları ve kapkara kumları. Kum mu yoksa taş mı? Çünkü kum beyaz kumlar. Elinden düşmez. Yani kumlaşma yolunda hızla ilerleyen lavalardan oluşmuş taşlar diye tahmin ediyorum. Evet. Değil mi? Taş gibi.
Taş mı? Taş gibi geliyor. İnce taş gibi. Ama kum dediğin zaten çok ince taş değil midir? Doğru. Ellerinin ne yaptı değil mi? Anne gel fotoğrafını çek. Nasıl? Rahat mı orası? Evet. Oh. Peki sen devasa deniz kaplumbağalarını gördün mü? Evet. Tahmin edebileceğiniz gibi Hawaii'nin bütün adaların en büyük bir gelir kaynağı turizm. Her yıl 7 milyondan fazla turist geliyor bu bölgeye. Ama tabii volkanik topraklar çok bereketli olduğu için bir yandan tarım da yapılıyor.
Yok oğlum ben. Beşinci seviyeye geldi. Evet. 450. Tabii ki papaya, muz, ananas gibi tropik meyveler bol mikt arda var. Ama bir de ilginç başka bir şey. Burada kahve de meşhur. Hatta tam da Büyükada'da Kona'da kahvecilik yapılıyor. Kona'nın kahvesi dünyanın meşhur kahvelerinden biri. Burası bir kahve çiftliği. Hawaii adalarında kahve yetişiyor ama bütün adalarda değil. Sadece bu Big Island'da, Büyük Adada.
Onun da sadece çok spesifik bir alanında Kona Belt, Kona B ölgesi denilen bir yerde yetişiyor. Burada 670 tane buna benzeyen çiftlik var. 670 aile bu işle geçimini sağlıyor. Ve buradaki özellikle adanın bu bölümündeki hava şartları, zaman zaman aldığı yağmur miktarı, bulutlu olup olmama dur umu, kahve çekirdeklerinin çok özel bir aromada olmasını sa ğlıyormuş. Hatta zamanında burayı ziyaret eden meşhur yazar Mark Twain , şu ana kadar içtiğim kahveler içerisinde en lezzetlisi bu kahve demiş.
Kendi tuttuğu Hawaii notlarında. Bu bölgeyi dünyadaki diğer kahve yetiştirilen yerlerden ayr ı kılan özelliklerden bir tanesi de hiç şüphesiz tam iki yan ardağ arasında olması ve oldukça besleyici volkanik toprakl arda yetişmesi kahve çekirdeklerinin. Buraya bir roldu hocam değil mi? Evet evet. İşte çiçeği ve kahve çekirdekleri. Çekiyorsun değil mi? Evet. Tamam. Bak bu da mocha. Bunlar işte yetişiyor, toplanıyor, kavruluyor ve sonra piş erilip içiliyor Soficiğim.
Ooo bunların çekirdekleri daha büyük. Yani düşünün bir kahve çiftliğindeyiz şu anda ve içinde lava tüneli var. Evet. lava tünelinin girişindeyiz. Lavlar böyle yerlerden yani yerin altından da akıyorlar ve böyle nehir yatağına benzeyen tüneller oluşturuyorlar. Ve adanın hemen hemen her yerinde böyle buna benzeyen tüne ller var şu anda. Lavlar akıp gittikten sonra bu şekilde tüneller bırak ıyorlar arkalarında.
Pasifik okyanusunun ortasında olduğu için buraya ulaşmak pe k de kolay değil. En yakın kara parçası işte 4000 kilometre uzaklıkta Amerika Birleşik Devletleri'nin California eyaleti. Ama oradan bile Los Angeles ya da San Francisco'dan uçakla geldiğinizde bile 5-6 saatlik bir uçuşa tahammül etmeniz gerekiyor. Öte yandan okyanusun diğer tarafında Tokyo'dan, Japonya'dan da aynı şekilde yine 6 saatlik bir uçuşla gelebiliyorsunuz.
Amerika Birleşik Devletleri'nin doğu yakasından yani New York'tan bile gelmek için mutlaka aktarma yapmak zorunda kalıyorsunuz. Aktarmalarla beraber 12-13 saatlik bir uçuş yapmak durum unda kalıyorsunuz. Time zone olarak da oldukça farklı. Türkiye ile buranın arasında 13 saatlik bir fark var. Hesaplaması kolay gerçi işte burada şu anda saat sabah 8 ise Türkiye'de saat 12 ekleyin. Akşam 8 değil 9, 13 saat fark var çünkü.
Burası Amerika Birleşik Devletleri'nin en güneyindeki yer leşim merkezi. Welcome to the southernmost bakery in the USA. Bundan daha güneyde bir yerleşim yeri yok. Burası da Amerika Birleşik Devletleri'nin en güneyindeki nokta. Hani böyle Hawaii deyince aklımıza gelen bir takım müzikler vardır ya işte ukulele mesela enstrümanı olarak. Burada icat edilmiş bir şey değil. Portekizli denizciler tarafından getirilmiş.
Eç alınması da oldukça kolay bir enstrüman olduğundan burada benimsenmiş ve burayla özdeşleşmiş bir şekilde. Sabit çekecektin hani. Sabitleşmeyiz. Bana doğru bakıyor şu anda kamera. Tamam durduralım kes. Hawaii yerlilerinin oluşturduğu kültürün bir parçası da dans. Hula dansı. Mutlaka görmüşsünüzdür. Özellikle kadınların figürleri bana çok zarif geliyor. İşte burada özellikle otellerde ya da bir takım kültürel merkezlerde geceler düzenliyorlar.
Luau adında. Bu bir festival diyebiliriz. Bir yandan yerli halkının bir kuşan kültürü. Çok iyi bir kuşan kültür. Bu bir kuşan kültürleri elbise gibi içerisinde aynı zamanda toplandığında hemen suya girmenizi, balıkçılık yapabilmen izi sağlayan birer bir çeşit mayo'ya dönüşüyor. İşte vücutlarına dövmeler yaptırmış kaslı erkekler bir tara fta, zarif kadınlar bir başka tarafta hula dansı yapıyorlar.
Hula dansı dini bir ritüel olarak ortaya çıkmış ve aslında önce erkekler tarafından yapılmaya başlanmış. Hula dansı dini bir kuşan kültür.
Kardeş siz burada mı yaşıyorsunuz? Yerlisi misiniz buranın? Evet.
Nasıl burada? Yaşam hakkında biraz bilgi alabilir miyim? Aloha ne demek? Anlamını alabilir miyiz acaba? Siz latin kökenlisiniz galiba. Evet, biz latin olmalı. Hula dansı dini bir kuşan kültür. İyi kuşan kültür. Hava'i doğanın eşsiz güzellikleriyle dolu rüya gibi bir ada . Bu mistik topraklar burayı ziyaret edenlere adeta bir düşün gerçekleşmesini hissettiriyor.
Tropikal ormanlar, el değmemiş plajlar, turkuvaz mavisi s ular ve neredeyse zarif diyebileceğim volkanik dağlar burada eşsiz bir tablo oluşturuyor. Hayatın hızlı temposundan bir nebze de olsa uzaklaşıp ad anın bu huzurlu atmosferinde kendinizi kaybediyorsunuz. Bu uçsuz bucaksız okyanus, derin sular insanın içinde yine derin bir saygı uyandırıyor. Doğanın sürekli değişimine tanıklık etmek insanda adeta bir meditasyon etkisi yaratıyor.
Bu doğal güzellikler adeta insanın içinde yeni duyguları uy andırmak, onları dürtüklemek için bekliyor. Bu el değmemiş plajlarda yürümek, turkuaz rengi suların ser inliğini hissetmek, renkli mercan resifleri arasında yüzmek ve bir yandan da şelalelerin huzur dolu sesini dinlemek, Havai'nin büyüsüne kapılmak için yeterli. Gün batımında gökyüzünün kızıl ve turuncu tonlarıyla dans ettiği o muhteşem manzara insanın içini ısıtan duygularla dolduruyor.
Bu anlar, Havai'nin, doğanın ve yaşamın sonsuz güzellik lerini hatırlatan çok özel zamanlar. Daha önce de bir videomda söylemiştim, yeryüzünde benim en sevdiğim kara parçaları, en ilginç gelen yerler hep adalar olmuştur. Ve burası da kalbinizin en derin köşelerinde yer edecek bir rüya adası. Altyazı M.K.