İçimizdeki Şeytan - OKU

İçimizdeki Şeytan - OKU

7 Ocak 2016 ·Video·6 dk YouTube'da izle →

Müzik:

Müzik:

Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)

Bunun dünyanın teşekkülünden beri kaç milyar defa tekrar ed ildiğini unutmuyorum. Fakat siz söyleyin, canlılığından bir şey kaybetmiş mi? Kainatta hiçbir mevcudun olamayacağı kadar taze ve olgun değil mi? Bu öyle bir kelime ki doğuyor ve doğuşuyla beraber kemali de içinde getiriyor. Sizi seviyorum. Başka ne söyleyeyim? Siz de cevap vermeye kalkmayın. Bir insanın bütün varlığıyla, karmakarışık ruhu, esrarı çöz ülmemiş vücudu, arzuları, itiyatları, ihtirasları, hülasa her şeyiyle size teslim olması, size iltihak etmesi ne mu azzam bir şeydir.

Bunu tamamıyla anladığınızı biliyorum. Bunun karşısında lakayt kalamayacağınızı da biliyorum. Hiçbir insan, seven bir insan karşısında alakasız olamaz. Dünyanın bu en harikulade hadisesi karşısında kimse hareket ihtiyarına malik değildir. Buna hakkı yoktur. Nasıl muhtaç olduğumuz havayı istemem demeye, mekan içinde bir yer işgal etmekten vazgeçmeye kuvvetimiz yoksa, bize verilen bir aşkı almamaya da iktidarımız yoktur.

Sizi seviyorum. Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan adlı romanından bizim için Pelin Yahşi seçip Instagram'dan paylaşmış. Kendisine teşekkür ediyoruz. İçimizdeki şeytan Sabahattin Ali'nin kısacık ömrüne sığdırd ığı üç romandan biri. ve Kürt mantolu Madonna ile beraber yakın zamanlarda okurs anız, onun dünyasına gerçekten girebileceğinizi fark edeceksiniz. kitaptaki üç karakterden Ömer karakteri, böyle çok fazla iş yapmaktan hoşlanmayan bir baltaya sap ol amamış bir karakter ve onun yanında da bir kankası, bir arkadaşı var Nihat ad ında.

Onun da dünya görüşü şu cümlelerle özetlenebilir belki. Aklı başında adamlarla hiçbir iş görülmez. Bize itirazsız inanacak ve düşünmeden harekete geçecek insanlar lazım der. Bu ikisi günlerini aylaklık ederek İstanbul'da dolaşarak geçirirler. Ömer hiçbir şey yapmak istemeyen bir karakter ama yaptığı şeylerde de mesuliyet almaktan kaçınıyor ve kitaba adını veren içimizdeki şeytana yüklüyor bu soruml ulukları.

Şöyle diyor. İsteyip istemediğimi, doğru dürüst bilmediğimi, fakat neticesi aleyhime çıkarsa, istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerin daimi bir mesulünü bulmuştum. Buna içimdeki şeytan diyordum. Müdafasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum.

Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı. Bu bizim gururumuzun. İçimizdeki şeytan yok. İçimizdeki aciz var, tembellik var. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey. hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var. İçimizdeki şeytan kitabından bir başka bölümü, bir başka iz leyicimiz daha seçmiş, Çağatay Han. Bu arada siz de eğer böyle beğendiğiniz kitapların, beğendi ğiniz bölümleri olursa, Instagram'dan okur musun Barış Özcan yazarak paylaşabil irsiniz.

Neyse, Çağatay Han'ın bizim için seçtiği bölüm şöyle. Her şeyi düzeltebilirim. Onu da kendimi de kurtarabilirim. Neden olmasın? Ben hayata bağlanmak için ona muhtacım. O idare edilmek için bana muhtaç. Ben onu görmeden evvel hayatın manasını bilmiyordum, bul amamıştım. Şimdi görüyorum ki o da bensiz yaşayamayacak. Söyledikleri doğru, en az doğru görünenleri bile doğru. Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbir imizi aramaktan başka bir şey değilmiş.

Ne aradığımızı bilmeden aramak. Şimdi içim rahat. Aradığını bulan ve başka bir şey istemeyen biri gibi sükun et içindeyim. Dünyada bundan büyük bir saadet olur mu? Böyle en felaketli günümde beni en mesut insan olduğuma in andıran bu hislere fena, çirkin şeyler diyebilir miyim? Herkes ne diyecek? Fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki? Bana en yakın olanlar dahil olmak üzere bu herkes dedikleri şey, beni üzmekten, hayatımı manasız bir hale sokmaktan başka ne yaptı?

Bu yaşıma kadar en iyi zamanlarım, tam manasıyla yalnız kal abildiğim günler olmuştu. Ömer yakınlığıyla beni memnun eden, bana saadet veren ilk insan. Herkes kim? Emine teyzeler mi? Ahlaksız eniştem mi? Hiçbir şeyden haberi olmayan zavallı anneciğim mi? Bunların uğrunda bugüne kadar çok şeylere katlandım, şimdiden sonra beni rahat bırakabilirler. Ben de onları rahat bırakırım. Beni öldü farz etsinler.

Burada güldü ve Ömer'in ellerini sıktı. Tam yaşamaya başladığım bu andan itibaren beni öldü saysın lar. Altyazı M.K.

Bu yazıdaki kavramlar