İmkansızın Şarkısı - OKU

İmkansızın Şarkısı - OKU

26 Şubat 2016 ·Video·7 dk YouTube'da izle →
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)

Bir kez sözcüklere döküldüğünde klişe görünüyor ama o zaman lar bunu sözcükler değil, içimde bir düğüm olarak hissediy ordum. Ölüm, kağıt ağırlığının içinde de vardı, bilardo masasının üstünde sıralanmış, kırmızı-beyaz dört topun içinde de. Ve hayatımız boyunca onu ince bir toz gibi ciğerlerimize çekip duruyorduk. O zamana kadar ölümü hep bağımsız, yaşamdan tümüyle ayrı olarak kabul etmiştim. Ölüm elbette günü gelince bulacak bizi diye düşünüyordum ama o güne kadar bizi rahat bırakır.

Bu bana basit ve mantıklı bir gerçek gibi görünürdü. Yaşam bu yandaydı, ölüm öbür yanda. Oysa ki Zuki'nin öldüğü geceden itibaren artık ölümü ve yaş amı böylesine basit bir biçimde düşünemez oldum. Ölüm yaşamın karşıtı değildi artık. Ölüm, daha hayatımın başlangıcından itibaren yaşamımın bir parçasıydı. İstesem de, istemesem de bunu hiçbir çaba unutturamazdı. O Mayıs gecesinde 17 yaşındaki Kizuki'yi aldığında ölüm beni de ele geçirmişti.

18 yaşımın ilk baharını göğsümdeki o düğümlenmeyle ve bunu ciddiye almamaya çabalamakla geçirdim. Ölüm, bir şeyleri ciddiye almanın insanı ille de gerçeğe götürmediğini hissediyordum. Ama sorunu ne kadar evirip çevirsem de doğrusu şuydu. Ölüm, bir hakikatti. Bu boğucu çelişkiye kendimi kaptırınca sonsuz bir kısır dö ngüye gömüldüm. Şimdi geriye dönüp bakınca o günlerin çok garip olduğunu görüyorum.

Tam yaşamın ortasında her şey ölümün çevresinde dönüyordu. Haruki Murakkami, İmkansızın Şarkısı adlı kitabından bir bölüm okuduk. Ve bize bu bölümü seçen kişi, Instagram'da Oğuzhan C. nickname ile, lakabıyla bulunan kişi. Kendisine teşekkür ediyoruz ve hemen hatırlatmamızı yap ıyoruz. Sizler de böyle okuduğunuz kitaplardan eğer beğendiğiniz bir bölümle karşılaşırsanız, hemen onun fotoğrafını çekin ve Instagram'dan okurmusunbar ışözcan yazarak benimle paylaşın.

Ben de sizin paylaştıklarınızın içinden seçtiğim bazı pasaj ları bu şekilde bir video haline getireyim. Şu anda yazar Haruki Murakkami'nin memleketi olan Japonya' nın Kyoto kentindeyim. Dışarıda hava oldukça soğuk olduğu için maalesef, bu çekimi de içeride oteldeki odamdan yapmak zorunda kal ıyorum. Ama zaten siz benim Japonya'daki maceralarımı vlogumdan, vlog formatlı videolarımdan takip ediyorsunuzdur.

Haruki Murakkami, 20. yüzyıl Japon edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak kabul ediliyor. Kimileri onu biraz fazla batıdan etkilenen, özellikle Amer ikan kültüründen etkilenen bir yazar olarak eleştirse de, onun gerçekten de Japon edebiyatının en saygın ve önemli yazarlarından biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu eleş tiriler. Murakkami'nin romanlarının pek çoğu birinci tekil şahsın ağ zından anlatılır ki, aslında Japon edebiyatında buna I novel, yani ben romanı şeklinde tercüme edebileceğimiz bir isim veriliyor.

Buna bir çeşit itiraf edebiyatı diyebiliriz çünkü aslında yazarın kendi hayatından izler taşıdığı da söyleniyor. Fakat Murakkami bu tarzı yazarken her zaman kendisini kendi olarak anlattığını düşünmüyorum ben. Çünkü Super Frog Saves Tokyo adlı bir hikayesinde, yani süper kurbağa Tokyo'yu kurtarıyor hikayesinde, Tokyo kentinin bir fincan çay içerisinde nasıl da yok olduğunu, mahvolduğunu böyle büyük bir kurbanın ağzından anlatır.

Bazıları Murakkami'nin şamanizmden etkilenerek yazdığını söyler. Bunu bilemiyorum ama yazılarının çoğunda romanlarında ölüm teması, biraz önce okuduğumuz pasajda olduğu gibi çok güçlüdür. Ölüm demişken Japonya'ya gelince fark ettiğim çok önemli bir şey var. Burada özellikle 20 ile 44 yaş arasındaki erkeklerin ana öl üm sebebi intihar. Ayrıca Japonlardaki bu Harakiri'nin bir gelenekle, kültürle de alakalı olduğunu biliyoruz.

Dolayısıyla ölüm burada gerçekten yaşamla adeta iç içe geç miş durumda. Bu da ister istemez onların edebiyatına da, romanlarına da yansıyor bu şekilde. Murakkami'nin edebiyat dışındaki hayatının da bence çok il ginç özellikleri var. Mesela bunlardan bir tanesi kendisi iyi bir maraton koşucus u. Hatta uzun maraton koşucusu. Bir seferinde 100 kilometrelik bir ultra maratonu tamamlad ığı söyleniyor. Bir başka ilgimi çeken özelliği de müziğe olan düşkünlüğü.

Özellikle caz ve klasik müziğe olan düşkünlüğü. Hatta kendisi de bir ara enstrüman çalma ilenemiş ama daha sonra herhalde becerememiş ve yazar olmakta karar kılmış. Müziği de tıpkı roman yazmak gibi bir akıl yolculuğu olarak değerlendiriyor. Müzik demişken benim çok severek takip ettiğim bir sanatçı var. Daha önce size bahsetmiştim bir videomda. Max Richter. Onun 2006 yılında çıkarttığı Songs From Before adlı albüm ünde yine bir başka müzisyen olan Robert White Murakami'nin eserlerinden bazı pasajlar okuyor.

Şimdi size çok küçük bir bölümünü dinletmek istiyorum. Bu güzel bir albüm dinlemenizi tavsiye ederim. Dediğim gibi aralarda Murakami'den alıntılar, pasajlar da bu şekilde seslendirilmiş, okunmuş. İmkansızın şarkısı Haruki Murakami'nin güzel bir romanı. Aslında bunu söylemek benim için biraz erken çünkü ben bir kaç gün önce okumaya başladım ama şimdilik gayet iyi gidiyor . O yüzden sizlere de tavsiye ediyorum.

Bir başka kitapta buluşmak dileğiyle şimdilik hoşçakalın. Altyazı M.K.

Bu yazıdaki kavramlar