Japonlarla Bizim Evde Yemekteyiz!
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Müzik Müzik Müzik Müzik Şimdi tam bu noktada durdurayım. Çünkü Bunun bir önceki bölümünü, geçtiğimiz cuma günü yayınladığım zaman pek çok yorum geldi. Ooo Barış abi işte sende vloglara başlamışsın ne oluyoruz gibi Sonra düşündüm Vloglara başlamak ne demek yani ben zaten kişisel belgesel adı altında Bu kanala neredeyse 8-10 yıl önce çektiğim vlogları koymaya başladım, yayınlamaya başladım. Kendimi bildim bileli zaten vlog tarzı videolar çekiyorum. Ama sonra şunu fark ettim. Kanalımın istatistiklerine bakarken fark ettim daha doğrusu.
Son bir ayda neredeyse 180 bin yeni abone katılmış aramıza. Dolayısıyla bu tepkileri haksız bulmuyorum. Haklısınız. Son bir ayda yayınladığım videoları düşündüğümüzde neredeyse Barış Özcan kanalı değil de kanalına filan dönmeye başladı böyle uzay, spacex falan, roketler derken siz de haklısınız. Ama kanalı uzun zamandan beri takip edenler lütfen yorumlar kısmında yeni olan arkadaşlara yardımcı olsunlar.
Bu kanalın adı Barış Özcan. birisinde benim hayatımdan kesitler de var. Bu şekilde olduğu gibi. Daha önce eğer görmediyseniz gelen misafirlerimle çekmiş olduğum onların evine misafir olduğum bölümler de var. Şimdi bu video pazar günü yayına girince ooo Barış abi ilk kez seni siyah tişörtle görüyoruz filan da demeyin. Hayır daha önce gömlekle de tişörtle de pek çok kıyafetle de karşınıza çıktım. Çıkmaya da devam edeceğim.
O yüzden eğer bu konular ilginizi çekmiyorsa boşuna vakit kaybetmeyin. sizi haftaya pazar tekrar buraya bekleyelim. Ama ben arada hafta içlerinde de videolar yayınlamaya devam edeceğim. Bazen pazar günleri de böyle farklı formatlarda videolara yer vereceğim. O yüzden şimdi kaldığımız yerden devam edelim. Çünkü birazdan birlikte misafirlerimi New York'ta en çok gittiğim mekanlardan birine götüreceğim.
Bakın nereye. İzlediğiniz için teşekkür ederim. Bir de sonraki videoda görüşmek üzere. Çalışıyormuş gibi çek kanka. Ne yazıyor burada?
Çince mi? Ben sana söyleyeyim mi ne yazdı? Britanikansı babayız. Nasıl çözünür? Şurada Britanikansı. Muhtemelen orada Britanikadır. Baktayız. Normalde burada buz pateni yapılıyor ama Siz geldiğiniz hava 23 derece oldu. Şimdi su pateni yapılıyor. Bak bak bak. Tam kütüphanenin arkası. Bunun altı da kütüphane yani normalde. Vaaay. Times meydanına getirdim. Tokyo'da Shibuya miydı? Aynı. Ya da Taksim evi.
İstanbul'da Taksim evi. Tabii. Beklam beklemek. Beklam beklem. İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Bu bizi getirdi böyle habire yürütüyor. Diyor. Şikayet ediyorsun değil mi? Tabii. Ama bir dakika. Ben bunu bilinçli yapıyorum. Sen de bizi yürütüyordun. Haydi haydi haydi diye. Kyoto sokaklarında. Haydi haydi haydi. Yine bir trene yetişmek için yine koşturuyoruz. Evet. Şöyle diyebilir miyiz? Kazık Hasan. Trene koşmak bir Japon atasporu.
Oda zayıf var. Yok biz bugün çok yürümedik. Daha değil mi? Daha bir şey değil. Şimdi başka bir Amerikan New York klasiğine hazır mısınız? Yes. O zaman sizi özel bir yere getirdim. Tam bu noktada bir kere daha durdurmak istiyorum. Sizi o mekana şu anda sokmayacağım. Daha sonra sokacağım. Çünkü Amerikan ve New York klasiği dedim ama aslında bizim klasiğimiz olması gerekirken bence hak ettiği yeri tam olarak bulamayan bir konu.
Bilmiyorum belki ipuçlarından yakalamışsınızdır. Önümüzdeki hafta içinde pazar gününü bile beklemeden bu konuyla ilgili de ayrıntılı bir video hazırlamayı düşün üyorum. Peki bugün hiç teknolojiden bahsetmeyecek miyiz? Teknoloji gündemi yok mu? diye bakan meraklı gözler içinde bir müjde vereyim. Bugün 25 Şubat pazar günü. Türkiye saati ile saat 8'de benim de uzun süreden beri beklediğim bir teknoloji lansman ı gerçekleştirilecek.
Ve ben de tıpkı geçtiğimiz haftalarda Falcon Heavy roketinin fırlatışında yaptığım gibi eş zamanlı tercüme ederek o canlı yayını canlı olarak yayın lamayı düşünüyorum bu kanaldan. Dolayısıyla bugün hem bir video var hem de bir canlı yayın var. Sakın kaçırmayın. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim videoya. İzlediğiniz için teşekkür ederim.
teşekkür ederim. Japonya gibi çıkartıyoruz.
Çıkartıyoruz tamam. Eviniz çok şirin ya. Teşekkür ederiz. Sufi san. Sufi san, göstersene banyoyu. Dane olacak ki. Daha ne? Sadece istediğim bir şey yapıyorum. İzlediğiniz için teşekkür ederim. Bir buçuk gün ya. Efendim. Siz gelmeden önce ben İmajin Drive'ini dinledim. İmajin Dragons'ı mı dinledin? Ani şarkısını? Biz Dört tane şarkısı. Çok çalışıyorsunuz. Ehm. Thundra'ı dinledim. Thundra. Ehm. Sonra...
Radioaktiv'i dinledin mi? Benim favorimim. Hayır. Hayır onu dinledim. O onu dinledim. Dinledin mi? Radioaktiv. Annesi almış bak. Çiziyor anne almış. Bak bak bak bak bak. Açalım bakalım neymiş? Açalım ya. Neymiş bu ya? Çok iyi. Neymiş? Oooo. Tarihi bir şey. Tarihi bir şeymiş bak. Eee? Oooo. Tarihi bir şey. Tarihi bir şeymiş bak.
Eee? O nedir? Ooo. Kimonomış. Kimonomu? Ooo. Küçük kimono. Küçük kimono hem de Sufi. Merak ettim. Ne koymuş? Aaaa. Yeşilçay. Bak bak. Yeşilçay. Beslenme çantası. Aaaa. Onun için sordun sen. Evet. Bak Sufi beslenme çantası. Ay Sufi origami kağıdı yaşasın. Yaşasın. Üzerinde ne yazıyor Sufi? Oku bakalım. Eee. Ataş adam. Ne yazıyor üstünde? Bu ne? İçinde paran çıkıyor. Huu.
Mektup Türkçe hem de. Aaaa. Ne yazmış? Merhaba. Her şeye için çok teşekkür ederim. Şiziyor. Ya biz teşekkür ederiz asıl ya. Hadi Türk yemeği. New York'taki başka bir klasik nedir? Evet. Türk yemeği. New York'ta Türk yemeği yiyeceğiz. İşte. New York'a gelmişken Türk yemeği yiyeceğiz tabii ki. Gelmeden önce sorduk ne istiyorsunuz diye Türk yemeği yiye ceğiz. Türk yemeği yiyeceğiz.
Biz de Türk yemeği yaptık. Ne yapalım? Ya Türk yemeği yiyeceğiz. Orada yumurta yediler. Ispanak yiyiyoruz. Sebze tabii. Sebze. İstiyor çünkü. Hadi oturalım o zaman. Buyurun. Hadi. Bada olur. Tamam. İki dilim. Evet. İki dilim. Az iç panakla. Tamam. Çok koyma ya. Her şeyden iki dilim. Bana da az. Arkadaş yemeğe girelim. Bagel yedik biz. Kahve içtik bagel yedik. Evet. Bardaklar çok güzel de içine ne doldurabiliriz acaba?
Evet. Tamam. Evet. Çok teşekkürler. Bu acı. Bu da değil. İlkisi de probiyotik. Ooo. Evet. Biyotik ne kadar da var? Kim çiyesi aslında. Akşam yemeğinde çok değerli konutlarımız var. Şimdi onu tanıtım size. Evet. Öncelikle eşim. Ve. Hello. Ve. Herkes burda. Ve. Oğlum tabiki. Hey. Mama. Şimdi Barış'ın家'da kalıyor. Videoyu izledim. Bekliyoruz.
Burası aynı ayabi gibi bekliyoruz burayı. Ayabi gibi. Bekliyoruz. Ayabi gibi. İnakayaklarla oraya yatıyor. Zerif. Unutamadık çayı. -Yani, 'Matcha' gibi yapmak için mi yaptığını göstermek istiyorum? -Mama video yapmıyorum.
-Ben çok izliyorum. Sizin videolarını izlerim. -Tamam. Tamamdır. -Tamamdır. -Kanalıma abone olmuş mu? -Yumek oluyor. -Yok oldu. -Tamam. -İnlikle. -Tamam. -Gözü hemen çıktı. -Tamam. -Çok güzel. -Teşekkürler diyor. -Tamam, biz de teşekkür ederiz. -Tamam. -Tamam, görüşürüz. -Ağzı, görüşürüz. -Görmek istiyor dedi. -Sofi, iyi sağlar. -Görün.
-Ne yazıyor burada? -Burada ne yazıyor? Senin şansı yazıyor. Yani en... -6 tane şans var. -Güzel, çok güzel. -Normal. En güzel çekmiş. -En güzel çekmiş. -Evet, evet. -Sanslısın bu sene. -Okunayı öğrendin mi? Sen şimdi bak... -Sen onu Yuna'ya göt ür, Yuna okusun sana. -Doğru, doğru. -Sen şimdi bak, Yuna'ya söylemek üzere bir şeyler öğren. -Yaponca öğren, hadi bakalım. -I love you demeyi öğrenmek. -Aaah!
-Oğlum, gel başka bir şey öğren, gel. -Haa. -Tamam, ne öğrencern? -Doğru. -İştiyorsun, gel sor. -Aaah! -Suki diye konuşuyor. -Aaah! -Hm! -Öğren. -İştiğin haa? -Dragon. 6, 7, 8, 9, 10. 10? Neyse, oğranı ile. Neymiş? Kim var? Neymiş? Japon tadımlık ne bu? Atıştırmalıkları tadıyoruz. Ne bu peki? Sesam mimik kısmı yazıyor.
Sesam? Mix. Susamlı mix yani bildiğiniz. Japon atıştırmalıkları dedikleri bu yani. Yosun varmış içinde. Yosunlu ama tabii ki her şey yosunlu. O akşam ilk dinlemesini de yaptırıyoruz yani. İnanılmaz. Bugün bu kanalda gelecekte yayınlayacağım videolara ilişkin epeyce bir spoiler verdim. Bunun farkındayım. Üstelik gelecektekilerden ilki bugün gelecek. Saat 20'de, 25 Şubat pazar günü saat 20'de bir canlı yayın yapacağımı söylemiştim.
O yüzden birazdan kanalımda çıkacak olan etkinliğin hatır latıcısını mutlaka ayarlayın. Alarmlarınızı kurun. Saat 8'de tekrar görüşeceğiz. Gördüğünüz gibi biz 1,5 günün sadece yarım günüydü bu. Yediğimizle içtiğimizle gezdiğimizle gördüğümüzle paylaştık . Ama ertesi gün 1 gün boyunca kameralardan uzak bir şekilde sadece birlikte hoşça vakit geçirterek, sohbet ederek ve et rafı gezerek geçirdik. O günün sonunda sizlerle ayrılmadan önce çok da güzel bir mesaj bıraktılar.
Birazdan onu da izleticem. Ama ondan önce izninizle, Shizuya anne başta olmak üzere ki onu da gelecekte buraya bekliyorum. Saiko'ya ve ablası Kaziko'ya tabii ki. Çok teşekkür ediyorum tekrar. Ve işte son günün sonundaki mesajımız. İzlediğiniz için teşekkür ederim.
İki gün yetiyor. İki gün mü?
Evet. İki gün ben gezdim. Bir hafta sonu kaçamağı yapayım ben o zaman. Tamam. Olur. Bir Tokyo'ya bir hafta sonu kaçamağı. Evet. Bu arada sanata ve modaya çok düşkün. Tasarıma çok düşkün olduğu için. Çok seviyorum. Dünyanın en önemli sanat okulları, tasarım okullarından, moda tasarım okullarından bir tanesine geldik. Burada müzeyi de gezdik. Evet. Çok memnun oldum. Hem kültürel hem de sanatsal görevlerimizi de yerine getird ik.
Evet. Artık evinize gönderebiliriz sizi. Evet. Bir de tamam. Uçacağım. Ben uçağın arkasından su dökeceğim. Tamam. Tuz yok değil mi? Tuzu unutmuyoruz. Evet doğru. Seni istemeye geldiklerinde kahveye tuz atıyorsun. Evet. Japonya'da da böyle bir gelenek başlasın. İnşallah. Hadi görüşürüz. Bye bye. Tamam. Onluğa. Altyazı M.K.