Japonya'dan misafirlerim geldi. Tanıdınız mı?
Kanalımın eski takipçileri hatırlayacaktır. Japonya'da tanıştığım bir arkadaşım vardı. 1 hafta boyunca hem çevirmenlik yaptı hem de evinde ağırlayıp gezdirdi. Bu kez rehberlik sırası bende. 36 saat…
Kanalımın eski takipçileri hatırlayacaktır. Japonya'da tanıştığım bir arkadaşım vardı. 1 hafta boyunca hem çevirmenlik yaptı hem de evinde ağırlayıp gezdirdi. Bu kez rehberlik sırası bende. 36 saat…
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Hit it! That's what I'm talking about! Wait! Okay now, from the beginning. Hit it boys! En son robot görmüştük en videomda. Hi! How are you? Good! Balıkları gördünüz mü? Evet! Japon balığı. Tabii! Japonlara Japon balığı göstereceğiz biz de. Bu köprünün özelliğini biliyor musunuz? Yok. İlk yapılan köprü bu. 150 yıl falan olmuş yani mühendislik harikası diyorlar o yüzden. Vah! Geldik.
Bak bakalım. Altından geçeceğiz öbür tarafta Bagelci'ye götüreceğim şimdi. Super! Hadi hadi! Bagelci. İyi kangai. Yes. İyi kangai. Şimdi ben güya Brooklyn'i gezdiriyorum. Burası Dumbo diyorum. Dumbo? Okey. O da Karaköy gibi mi diyor bana. Evet! Karaköy'de etmiş. Kanak şanaç. Benden daha iyi biliyor İstanbul'u ya. Evet bu an çok gezdim zaten. Çok gezdim değil mi İstanbul'u? Evet yine geleceğim.
Mazda'da. Tabii. Kazık o çünkü çevirmen olduğu için her yerini biliyor. Evirip çeviriyor İstanbul'u. Evet. Şimdi güzel bir Bagelci'ye gidelim bakalım. Ooo! Amerika'da en çok fotoğraf çekilen yere getirdim. Evet. Ben de çektim. Evet. Çok güzel oldu. Yeni bir tane kısa filmim var belki seyretmesin de korkuluk diye. Onu da burada çektik biz şu köşede. Öyle mi? Tabii. Gidiyoruz. Hadi. Hadi acıktuk.
Acıktuk acıktuk. Acıktuk. Açırma. Çok çok hoş bulduk. Kazık o sen. Hay. Sen bizi markete götürüp yiyorsun yedirtmişti hatırlıyor musun? Vah. Ben burada neye sardım biliyor musun? Ne? Wasabi leblebi. Haa. Biliyor musun onu? Wasabi peas diye geçiyor. Evet. Çok ümürüm. Acayip bağımlı oldum ya resmen. Söylediniz götürdük. Öyle mi? Burada da var ama ya. Yani kışın normalde çok soğuk geçen New York. Ne hikmetse artık artık kazık o sanırımın şansını asaydı.
Oooo! Hadi bakalım. İki günlüğüne 19-20 derecelere çıktı. Evet. Çok yakalıyım. Muhteşem yani. Ulaşmak için de. 10 numara oldu. Bak burası aynı zamanda video çekme mekanı gördüğü gibi. Aa evet evet. Ameramanlar geliyor. Fililer çekiliyor. Amerikanın en büyük ihracatı kültür ihracatı bu tür çekim ler, filmler, diziler. Evet. Japonya'da da seviyor musunuz? Tabii ki.
Çok üzülüyorum. Tabii ki de. yeni bir şey başladı neydi? Neydi? Rüzgarlı bir şey. Evet evet. Neydi ya? Adı? Ya da çukur mu? Yok rüzgar bir şey. Cetto sosalite gibi bir şey vardı. Onu izleyeceğim. Evet. Rüzgar gibi geçeni değildir herhalde. Yorulduk mu? Video çekiyorum fotoğrafi. Video ama. Yorulduk. Kamerayı görünce bak kanatlanıyorsunuz yani. Şimdi bu arkadaşlar New York'a geleceğiz dediler.
Biz de heyecanlandık New York'a gelecekler diye. Zannettik yani bir hafta kalırlar. Bir hafta mı kalıyorlar? Hayır. Peki o zaman beş gün kalırlar belki dedik. Beş gün de kalıyorlar. Hayır. Japonlar Japonlar. Japon bunlar ya. Bunlar bir buçuk günlüğüne gelmişler ya. 36 saat yine gelmişler buraya. Buraya. Merhaba. Evet. Japonların yanında Türkiye'de bulduk. Youtube'dan takip ediyordum da.
Merhaba. Ismınız neydi? Evet. Tamam. Youtube'a çıkmak ister misiniz? Tabii. Ne de olmaz. Evet. Kazıkosan. Saykosan. Merhaba. Japonya'dan ihayet bunları. Merhaba. Türkçe biliyorlar? Evet. Kazıkosan çevirirmen o yüzden biliyor. Ben Japonya'da Tokyo'da tanışmıştım onunla. Evet. Merhaba. Siz ne yapıyorsunuz? Biz de işte gezdiriyorum. Onlar New York'a geldiler. Evet. Ben de gezdiriyorum. Evet. Perfect.
Merhaba. Teşekkür ederim. Türkçe konuşuyunca bir garip oluyordur değil mi? Evet. Aynen. Ben de onların hikayesini anlatıyorum. Bir buçuk günlüğüne geldiler de böyle koştur koştur. Anlatıyoruz şu anda. Güzel yerlere gelmişsin. Ben Teksas'ta yaşıyorum. Buraya geldiler. Neresinde Teksas'ın? Galveston Island. Hüysine bir saat uzaklıkta. Güzel mi Teksas? Güzel. Teksas'a da geleceğim de bakalım.
Mutlaka gelince. Teksas bizim şeydir ya. Çocukluğumuzdur. Teksas ton mikse romanlarında var. Tabii. Sizdeki manga animeler var ya. Türkiye'de onlar Teksas ton mikse. Tabii. Çizgi roman kültürü yani. Böyle. Tamam. Biz de öyle. Çok memnun oldum. Ben çok memnun oldum. Kusura bakmayın duymadım ben. Sağ olsun kazık oldu. Merhaba. Çok kesinlikle. Evet. Nerede kalmıştık? Görüyorsunuz yani dünya küçük değil mi?
Dünya küçük. Bak. Japonya'da tanıştığım bir Japon'u kız kardeşiyle beraber Brooklyn köprüsünde gezdirirken Teksas'ta yaşayan bir Türk'le karşılaştık. Ödemiş. Aaaaay. Bu da bir hikaye yani olarak. Kalsın. Cünayet mahalli bak. Adam burada ölünce çizmişler üstünü. Yok. Biz buna ne diyoruz biliyor musun? Bu yürü... Bu yürü diyor. Troll diyoruz seni şu anda. Trollemek değil. Ben de baktım.
İşaret yazıyor. Evet. Yemeğe. Bak şimdi. Hayır. Ne biliyor musun? Buralara kilit asılıyor. Aaaa. Böyle bir batıl inanç gelişmiş. Anladım. Işıklar sevgililer geliyorlar. Eee. Kilit koyuyorlar buraya. Aşkları ölümsüz olsun kilitlensin diye. O da yoktu. Buraya da ceza koymuşlar. Beagle yazıyor ama. Ama o Beagle anlayamadım ben de. Beagle... Beagle'da mı yemeğini diyorlar? Ne diyorlar bilmiyorum artık.
Biz yedik valla evet. Nasıl? Çocuk ya. Köprünün bir özelliği de... Bak buradan arabalar geçiyor. Birazdan biz de arabanıza geçeceğiz zaten. Tamam. Buradan da insanlar ve bisikletler geçiyor. Her türlü trafiği açık yani. O koktu çünkü. Korkutun mu? Bak bak. Fıkutlu yok çünkü. Hadi gidelim. Hadi korkutmayalım. Telefonumu arıyorum. İnstagram fotoğrafı. Haydi hemen geldin. Yüce bir yer. Evet.
Yaklaşın şöyle. Şöyle. Okey. Lütfen. On numara. Saç baş dağılmış. Ben de. Güzel güzel. Sizin güzel. Ne bırdım ya. Ne buldu hemen ya. Kazuko var ya. Baksana. Gittiğimiz her yerde havuz var mı diye soruyor. Kızların içimde kalsın. Burdum yani. Hutsun Nehri var. Seni atacağım ben Hutsun Nehri'ne. Yüzeceksin orada. Bak bak. Evet bak burası da New York'un en yüksek binası. Eskiden İkiz külelerin olduğu yere yaptılar.
Evet. Şimdi sizi oraya götüreceğim. Hadi gidelim. Burası neresi? Ice skating. Düşünüyorsun. Ice skating diyorsun değil mi? Evet. Değil. Değil mi? Burada eskiden ne vardı biliyor musun? Ne vardı? Tahminde bulunmaya çalış. Bina vardı. Evet. Bunlar da ölenlerin isimleri. Şurası o binanın temelleri de geldiği gibi. Sonsuza doğru akıyor gibi. Ruhları akıyormuş gibi yapmışlar. Dizaynı çok güzel. Bir tane de şurada var.
İkiz küle verdi ya. İki bina var. Gelin yürüyelim şöyle. Yürü yürü. Ölenlerin doğum günü olduğu zaman. Bir tane gül ya da karanfil bırakıyorlar. İkiz küle verdi ya.
Sanki gökdelenin içindeki kirikçilerden yapılmış gibi. Ve acayip yüksek, desteksiz olarak yükseliyor. Hazık Ozan şimdi bizi bir yere getirdi. Burası neydi? Valentino bu sene burada fashion show yapmış. Çok istiyorum gelmek. Fashion show yapmış burada. Yes. Moda show.
Şurada gördüğüm kişi Edgar Elin Poe olabilir mi? Edgar Elin Poe olabilir mi? Şurada gördüğüm kişi. Edgar Elin Poe. Yazar. Aaaa. Harikadır mı? Çok güzel. Buranın Edgar Elin Poe ile bir alakası var ama. Dur bakalım. Araştırırız. İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Altyazı M.K.