Kyoto'da Japon atıştırmalıklarını tadıyoruz - VLOG 5
Japonya'ya gelir gelmez hızlı trenle Kyoto'ya geçtik. Akşam biraz market alışverişi yapıp Japon yemeklerinin ve atıştırmalıklarının tadına baktık. ~
Japonya'ya gelir gelmez hızlı trenle Kyoto'ya geçtik. Akşam biraz market alışverişi yapıp Japon yemeklerinin ve atıştırmalıklarının tadına baktık. ~
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Yolunca, şirketimizin şirketimizin kapatılmasını öneriyoruz . Yolunca, şirketimizin ilerleyen bir yolu veriyoruz. Yolda giderken, Çin'de Pekin'de bir muhaberdik şimdi. Burada Pekin yolcuları iniyor. Biz Nagoya'ya devam edeceğiz . Tam 15 saatten beri havadayız. Her yerimiz uyuştu. Ama nihayet Nagoya'ya indik. Şu anda Nagoya Havalimanı'nday ız.
Tren istasyonuna geldik. Buradan Nagoya'ya 30 dakikalık bir yolculuğun bedeli 870 yen. Türk parasıyla 2.62 ile çarpıyoruz her bir 100 yen'i. Dolayısıyla 8.7 çarpı 2.6. Siz hesaplayıverin artık. İzlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki videoda görüşmek üzere. İzlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki videoda görüşmek üzere.
Şimdi Kyoto'ya geldik. Kyoto'nun yeşil çayı meşhurmuş. Ve burada yeşil çaydan her şeyi yapıyorlar. Şu biskuviler harika. Bunlardan biraz daha fazla da aldık. Türkiye'de de yemeği düşünüyorum. Valla eğer Kyoto'ya gelirseniz mutlaka almanız gereken bir şey. Yeşil çaylı bisküvi. Yemek. Şu arkamda görmüş olduğunuz sıra. Yerde de işaretlerle de işaretlenmiş.
Trenemim meselesi burada her şeyi sırayla. Yani tam bize göre. Şimdi birçok insan benim kaç dil bildiğimi merak ediyor. Ben Türkçe'yi iyi bilirim. Biraz İngilizce bilirim. Ama Japonca hiç bilmem. Yine de yeni dilleri, yeni kültürleri öğrenmeye çok meraklı olduğum için uçakta gelirken biraz çalıştım. Şimdi Japonya'da bakalım bu çalışmaların sonucunu görebile cek miyim? Birisiyle tanışmak istiyorum. İyi akşamlar demekti.
Merhaba. Gördüğünüz gibi gayet güzel konuşulabiliyor. Şimdi ben de aynı şekilde bizim kültürümüzü yaygınlaştırmak amacıyla Türkçe öğretmeye çalışacağım. Bakalım başarılı olabilecek miyim? Merhaba. Nasılsın? İyi misin? Benim adım Barış. Senin adın ne? Gördüğünüz gibi çok hızlı öğreniyor Japonlar.
Çok çalışkan bir millet oldukları için acayip hızlı öğren iyorlar. Şimdi beni tekrar etmekten vazgeç. Vaz tekrardan vazgeç. Gerçekten senin adın ne? Kazuko. Evet. Merhaba. Gördüğünüz gibi çok hızlı öğreniyorlar. Bildiğiniz gibi değil. Gerçekten adın ne? Kazuko. Kazuko ile tanışın. Konnichiwa. Evet. Kendisi bir Japon ama epeyce bir Türkçe biliyor değil mi? Evet. Neden biliyor peki bu kadar Türkçe?
Burası Türkçe'yi? Evet. Kazuko. Kazuko ile tanışın. Konnichiwa. Evet. Kendisi bir Japon ama epeyce bir Türkçe biliyor değil mi? Evet. Neden biliyor peki bu kadar Türkçe'yi? Burası Manchu mu öğretti yoksa? Evet. Türkiye'de yaşadım. Türkiye'yi çok seviyorum. Evet. Türkiye'de yaşamış ve Türkiye'yi çok seviyor. Zaman zaman da İstanbul'a geliyorsun galiba. Evet. Geliyor. Ona göre. İstanbul'a geldiği zaman eğer Kazuko'yu görürseniz ona "hez ban" diyebilirsiniz.
Evet. Kyoto'da da bekliyorum. Şimdi biz Kyoto'dayız. Evet. Biz şu anda Kyoto'dayız. Kazuko'nun memleketindeyiz. Sağolsun bize gezdiriyor buraları. Ama nasıl gezdiriyor bir bilseniz. Çok yürütüyorum. Çok yürütüyor. 10 dakika 10 dakika diyorum aslında 30 dakika. Aynen. Buradaki 10 dakika Türkiye'deki 10 dakikayla aynı değil. 10 dakika 30 dakikaya tekabül ediyor. Ama siz de dağılıklı döneceksiniz. Evet evet.
Bir de herkes zaten bana niye bu kadar zayıf olduğunu sor uyor. Çünkü ben Japonlar gibi çok yürüdüğüm için. Zayıf kanmalarının sınırı bu değil mi? Evet. Öyle. Tamam. Türkiye'den saatlerce uçtuk. Geldik buraya. Ondan sonra da 10 dakika 10 dakika 10 dakika diye diye diye diye diye bütün Kyoto sokaklarını gezdik. İyi mi? Hepsi... Oduk çok soğuktu. Ama bak çok güzel mandalası var. İyi. Kiyoto'da adamım.
Tüm kiyoto'da adamım. Kültür sanat rehberlerini inceliyorum. Alı mağazası mı var? Hahaha. Japonca'da... Kültür sanat sayfası nerede bunun?
Hahaha. Kültür sanat sayfası nerede? Ha şu mu? Evet sonra anlatacağım. Bakın yukarıdan aşağıya yalnız. Unutmayın. Bizim onu marketten bir şeyler sipariş etmişti ama ne yapmıştın hatırlayamıyorum. Ruhru kuruma mı yani? Evet kuru olan. Dizek Trabzonur mu? Buyurun. Haa tadı çok iyi ya. Doğal şekerli. Az kutlu kutlu. Ama kuruymış yani doğal. Haa alalım. Bir şeyini seviyorum da böyle son sahibi gidip bakıyorlar ya.
Evet. O zaman havası hız yapalım. Yeşil çaylı ölümlerin hepsi burada. Düşköyler. Düşköy çay süt ya. Yok hepsi güzel şeyler. Hepsi çıtır çıtır. Evet. Gel gel gel vatandaş gel çıtır. Düşköyler. Şöyle bir şey aldık bakalım tabii nasıl çıkacağız hep beraber. Nasıl abi? Nasıl? Daha iyi. Haa yosun o zaman. Yosunu sevmesin. Yosun sevmesin abi. Nasıl sevmesin ya? Hı? Yosunu sevmez mi?
Öyle. Bence. Haa. Bunu seversin bu. Bu nasıl? Bu daha iyi. Adı neydi? Sanzai. Bu mu? Hımm. Yosun'du. Yosun yevireyi. Yapınca. Senbe. Japonya'da senbe deniyormuş şu anda. Senbe. Ben ben. Şöyle yapalım abi oradan gel. Bizansiyen olsun. Yiyeyi'ye gel. Hayatımda yediğim en güzel ciplerden biri. Oji. Oji mi? Oji. Pardon. Oji. Karides cipsi değil.
Oji. Yok yok. Çok güzel demek. Pardon. Tabii ki. Oji çok güzel demek. Harika. Oji. Şunu vereyim mi? Evet. Japonya'daki ilk günümüzü Japonya'nın geleneksel lezzetleri yle bitirdik. Benim Japon arkadaş gördüğünüz gibi. Çok suyli kırdı. Evet. Okada saatmiş. Siz siz olun chopstick kullanmayın. Bu arada size bir bilgi. Japonya'da her yıl 24 milyar tane şu yemek çubuklarından tü ketiliyor. 24 milyar. Son treni yakalamak için koşuyoruz.
Tamam tamam şimdi. Bu filmde her şey var. Aksiyon, komedi. Hadi. Yetiştik mi? Yetiştik. Şurada sizin söyleme. Şey aldatmak itiraz. Kıskançlık. Her şey var. Son tren bu şey. Gerçekten. En son. Ne yapıyorsun? Yürüyorsun. Yürüyoruz. 2 saat. Çok yapıcı oldu. Bu şey değil yani. Alıştık artık. 10 dakika tuğun değilim. Zaten 3 tane var. Evet.
Bir tane de öbüründen var. Evet. Şunu açalım. Senin yanında mı şey yapsaydık bayağı cıvk cıvk yurma yani. Evet. Yurma yurma. Nasıl? MЧ wracıp gra'den bizdenे unscous