Kyoto tapınakları, Nagoya Üniversitesi'nde deprem araştırmaları - VLOG 6
Japonya gezisinin bu bölümünde buraya geliş amacımızı açıklıyorum. İlk geceyi Otsu'da geçirdikten sonra Kyoto'nun tapınaklarını dolaştık. Ardından Nagoya Üniversitesi'ne geçerek deprem ve afetlerin…
Japonya gezisinin bu bölümünde buraya geliş amacımızı açıklıyorum. İlk geceyi Otsu'da geçirdikten sonra Kyoto'nun tapınaklarını dolaştık. Ardından Nagoya Üniversitesi'ne geçerek deprem ve afetlerin…
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
. Burada ne mi yapıyoruz? Japonya'ya geliş amacımızı gerçekleştiriyoruz. Yani CNN Türk kanalı için bir belgesel program çekiyoruz. Böylece sizde ilk kez daha ekranlarda yayınlanmadan önce bir programın kamera arkasına konuk oluyorsunuz. Kyoto'da 2000 civarında tapınak var. Zaten Japonya'nın ruhani merkezi olarak kabul ediliyor. Japonya'daki en eski din Şintoizm. Halk Budi'ne mensup olsa bile aynı zamanda Budizm'e ait rit üelleri yerine getirebiliyor.
Tapınaklara girerken bizdeki camilerde olduğu gibi ayakkabı çıkartılıyor. Hondo adı verilen ana salonun zemini sade tatami minderleri yle kaplı. Yine de kıyoto mutfağında ne gibi lezzetler var. Şöyle bir lokantaya denk geldik. Abi ne yiyoruz? Ahtapotlu mücver. Vay. Hadi bakalım afiyet olsun. Hızlı trenle kıyoto'dan Nagoya'ya geçeceğiz.
Şu anda arkamda bir tane durduk. Bunların ön tarafı mermiye benziyor. O yüzden "Bullet Train" de diyorlar mermi treni. Japonlar hızlı tren hatlarına Shinkansen adını veriyor ve bunların yapımına ta 1964 yılında başlamışlar. Bugün hat uzunluğu 2700 kilometreye yaklaşıyor ve bunların üzerinde saatteki hızları 240 ila 320 kilometre arasında değişen hızlı trenler milyonlarca yolcu bir noktadan bir başka noktaya taşıyor.
Bizim tren tam saat 11.56'da gelecek. Bu konuda çok da peki şapkın trenleri. Bu konuda çok da peki şapkın treni.
Anladığım kadarıyla Nagoya yolcusu kalmasın. Tokyo'ya devam edecekler yerinde otursun diyor. Yuttu. Bu gördüğünüz kişiler dünyanın önde gelen deprem ve afet uz manları. Ben hariç. Peki nerede miyiz? Evet şu anda Japonya'ya ana geliş amacımızın önünde dur uyorum. Burası Nagoya Üniversitesi'nin deprem ve felaketleri araş tırma merkezi.
Hemen girişinde bir maketi var. Şurada görüyorsunuz. Ve içeri girdikten sonra da çeşitli teknolojik araçlarla depremleri ve buna bağlı oluşan yan etkileri, mesela tsunamileri burada gözlemleyebiliyoruz. Burada afetlerin etkilerini azaltmak için çeşitli çalışmal ar yapılıyor. Bu çalışmaların arasında halkı ve özellikle öğrencileri bil inçlendirmek de var. Burayı bize gezdiren profesör aynı zamanda pek çok simülasy on aracının da mucizi kendisi tasarlamış.
Çünkü bu şekilde kolaylaştırılabilir. Burada bir 3 boyutlu projeksiyon sistemi var. Bölgeyi gösteriyor. Yani bugün... Bu halatlara tutunarak sallanıyorsunuz. Böylece yüksek katlı binalardaki titreşimin devamlılığını göstermiş oluyorlar. Bu halatlara tıklamış oluyor.
Şimdi o plus drift'i denemek bir şey ama o 3 boyutlu. Bakın burada bir de bunun 4. boyutu var. Bu deprem araştırma merkezinde benim en çok ilgimi çeken en teknolojik olarak gelişmiş simülasyon araçları değil de en basit olan araçlar. Bakın şöyle bir kart kullanarak depreme dayanıklı ve dayanıksız binanın nasıl olması gerektiği anlatılıyor.
İki katlı bir bina. Bir deprem olduğunda şu şekilde sarsılıyor. Bu şekilde sarsılıyor. Eğer bu binanın üzerine ağırlık koyarsanız ki buradaki profesörün verdiği örnekte bu ağırlık mesela binanın üzerine yerleştirilen bir güneş paneli olabilir. O takdirde gördüğünüz gibi sallanma miktarı artıyor. Güvenli bina nasıl yapılır? O zaman da kartı tersine çeviriyorsunuz. Ve salladığınızda güvenli binanın depremde nasıl bir tepki vereceğini gayet net bir şekilde görüyorsunuz.
İşte bu ve benzeri tekniklerle burada özellikle öğrencil erin, yeni neslin, gençlerin deprem ve felaketler konusunda bilinçlendirilmesine çalışılıyor. Bu merkezde öğrendiğim en şok edici bilgi, çok katlı binal arın ne kadar iyi yapılırsa yapılsın aslında pek de güvenli olmadığı yönündeydi. Ama bizim ülkemizde özellikle böyle binalar olduğunda bunları Japonlar yaptı dediğimde kendisi güldü. Kim yaparsa yapsın bu tür binaların güvenli olduğunu söyle mek çok zor dedi.
Dolayısıyla Türkiye'ye döndükten sonra galiba yeni bir ofis aramaya başlayacağım. İzlediğiniz için teşekkür ederim.