Momo - OKU

Momo - OKU

7 Nisan 2016 ·Video·6 dk YouTube'da izle →

Müzik: Letter Box - Far The Days Come

Özet

Müzik: Letter Box - Far The Days Come

Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)

Her gün radyoda, televizyonda, gazetelerde zamandan tasarru f etmeye yarayacak alet edebatın reklamı yapılıyor. Bunlar insana gerçek yaşam için özgürlük getirecek şeyler olarak tanıtılıyordu. Evlerin duvarlarında, reklam sütunlarında, mutluluk serg ileyen resimlerin altında şöyle yazılar görülüyordu. Zaman tasarrufu iyiye doğru gidiyor veya gelecek zaman tas arrufuna bağlıdır. Ya da yaşamını çoğalt, zamandan tasarruf et.

Ama gerçek başka türlüydü. Gerçi zaman tasarrufu yapanlar eski tiyatronun oralarda ot uranlardan daha iyi giyiniyorlardı. Daha çok para kazanıp daha çok harcıyorlardı fakat yüzleri asıktı. Yorgun ve keyifsizdiler. Gözleri dostça bakmıyordu. Tabii onlar sen momaya git deyiminden habersizdiler. Onların aklını başına getirecek, barıştıracak, neşelendire cek, dertlerini dinleyecek kimseleri yoktu. Hem zaten böyle biri bulunsa ve mesele beş dakika içinde ç özülecek olsa bile gene de ona gidecekleri şüpheliydi.

Bunu zaman kaybı sayarlardı. Boş zamanlarını olabildiğince çok eğlenip rahatlamak için kullanmalıydılar. Ne neşeli ne de ciddi bayramlarını gereğince kutlayabiliyor lardı. Hayal kurmak suç işlemekten farksızdı. En dayanamadıkları şey ise sessizlikti. Çünkü sessizlikte gerçek yaşantılarının nasıl olduğunu fark ına varıp korkuya kapılıyorlardı. Ve hemen gürültüye başlıyorlardı. Tabii öyle bir çocuk bahçesinden gelen neşeli bir gürültü değildi bu.

Büyük kenti günden güne dolduran sinir bozucu, huzursuz ed ici bir gürültüydü. İnsanın işini isteyerek, severek yapmasının önemi yoktu. Aksine önemli olan şey ne kadar kısa sürede ne kadar çok iş in yapıldığıydı. Bütün çalışma yerlerinde, büyük fabrikalarda, bürolarda, üzerinde şöyle yazılar bulunan levhalar asılıydı: "Zaman değerlidir, onu yitirme." Veya "Vakit nakittir, boşa harcama." Buna benzer yazılar, şeflerin masalarının arkasında, müdür lerin koltuklarının üstünde, doktorların muayene odalarında, mağazalarda, lokantalarda, marketlerde, hatta okullarda ve çocuk bahçelerinde bile görülüyordu.

Kimse bunun dışında kalamazdı. Sonunda büyük kentin görüntüsü yavaş yavaş değişmeye baş ladı. Eski mahalleler yıkıldı, yeni evler yapıldı. Bunlarda gereksiz bulunan şeyler kaldırıldı. İçlerinde oturacak kişilere uygun olup olmadığına bakılm adan, hepsi bir örnek evler yapıldı. Aslında herkes için ayrı bir model yapmak gerekirdi ama, tek tip evler hem ucuz oluyor hem de daha kısa zamanda bit iriliyordu.

Körükentin kuzeyinde şimdi dev gibi yeni binalarla bir mah alle kurulmuştu. Birbirinin tıpkısı olan, dört köşe, kışla gibi yapılar sıra sıra uzanıyordu. Evler aynı olduğu için sokaklar da birbirine benziyordu. Bu tek tip yollar çoğala çoğala ufka kadar dayandılar. Tıpkı bir düzgün çöl gibi. Burada yaşayan insanların hayatları da öyle. Son derece düzgündü. Çünkü burada her şey hesaplı, her şey planlıydı.

Her santim ve her an. Zaman tasarruf edeyim derken, aslında başka şeylerden tasarruf ettiğinin kimse farkında değildi. Yaşamlarının gittikçe daha zavallı, daha tek düze ve daha soğuk geçtiğini kavramak istemiyorl ardı. Bu gerçeği sadece çocuklar ta yüreklerine kadar hissettiler . Çünkü artık kimsenin onlara ayıracak zamanı yoktu. Zaman yaşamın kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti. İnsanlar, zamandan tasarruf ettikçe, zaman azalıyordu.

Momo, veya zaman hırsızlarının ve çalınmış zamanı insanlara geri getiren çocuğun tuhaf öyküsü. Momo, kıvırcık saçlı, siyah iri gözlü bir kız çocuğu. O zaman da 8 yaşında mı yoksa 12 yaşında mı olduğuna kimse karar veremiyor bu kız çocuğunun. Öykü nerede mi geçiyor? Bunu bilmiyoruz. Yeri belli değil. Zamanı da öyle. Öykü dediğime bakmayın çünkü klasik öykülerden de farklı. İçinde öyle periler, büyücüler, cadılar vs. yok.

Olaylar sanki günümüzdeymiş gibi geçiyor. Ama günümüzde değil. Bu kitap, bir çocuk kitabı, fantastik bir çocuk kitabı. Ama bence çocuklar için değil, herkes için yazılmış bir kit ap. Özellikle de içindeki çocuğu henüz kaybetmemiş olan insanlar için. Zaten kitabın yazarı, Bu roman Michael Ant de, ki kendisi 20. yüzyılın en önemli Alman edebiyatçılarından bir tanesidir. Hikayelerimi içindeki çocuğa ve buna benzeyen herkese anlat ıyorum diyor.

Benim kitaplarım 8 yaşından 80 yaşına kadar olan tüm çocuk lar içindir diye de ekliyor. Bu romanı ve okuduğumuz bölümü bizim için seçip Instagram'd an paylaşan sevgili MetaHor lakaplı kişiye çok teşekkür ed iyoruz. Ve buradan hemen hatırlatmamızı da yapıyoruz biliyorsunuz. Okur Musun Barış Özcan etiketiyle sevdiğiniz kitapların sev diğiniz bölümlerini Instagram'dan paylaşırsanız, Hem bizi takip eden herkes bu paylaşımları görüp okuyabilir , Hem de bunların içinden seçtiklerimi ben bu şekilde videoya dönüştürerek sizlerle paylaşabilirim.

Bir başka kitapta görüşmek dileğiyle şimdilik hoşçakalın.

Bu yazıdaki kavramlar