Orman Yangınları ve Evrenin Merkezi

Orman Yangınları ve Evrenin Merkezi

8 Ağustos 2021 ·Video·34 dk YouTube'da izle →
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)

Bu podcast kaydını yaşadığım yerden çok çok uzaklarda, Kal iforniya'da gerçekleştiriyorum. Buraya karayoluyla haftalar süren uzun bir araç yolculuğuy la geldik. Kaliforniya'ya girmeden hemen önce de onun yanındaki komşu eyalet Oregon'da saatlerce ağaçların arasında ilerledik. Böyle muazzam bir his bu gerçekten de o uzun uzun ağaçların arasında güneşin o yakıcı etkilerinden sizi koruyan gölgeli ğinde adeta giderken o kadar farklı bir duygu hissediyorsun uz ki doğayla adeta bütünleşiyorsunuz.

Böyle biz sık sık durup ağaçların arasında dinlendik bazen gidip onlara sarıldık ve dediğim gibi adeta doğayla bütün leştik ve bu muhteşem bir duygu. Orada en çok ziyaret etmek istediğimiz bir yer Krater Gölü adı verilen bir bölge, bir ulusal park. Tam oraya varmak üzereyken aracımız durduruldu ve yetkil iler tarafından başlayan büyük bir orman yangını konusunda uyarıldık. Durmak zorunda kaldık. Büyük bir ihtimalle bu yakınlarda or man yangınları var.

Onunla ilgili bir kesinti olmuş olabilir. Şu anda tam orman yangının mevsimine girmiş durumdayız. Ve az sonra da birkaç gün önce böyle yanıp kül olmuş bir bölgeden geçtik. Az önceki o yemyeşil canlılığın tam zıttı bir şekilde o kap kara ölülük duygusu bu kez adeta bizim de yüreklerimizi kav urdu diyebilirim. Neyse sonra Krater Gölü'ne vardığımızda kilometrelerce öt ede yanan ormanlardan yükselen böyle dumanlar nedeniyle hava iyice puslanmaya başladı.

Ve biz görüşümüzü kaybetmeye başladık. Ve oralarda ne internet ve hatta telefonun bile çekmediği ü cra yerlerde Böylesine çok büyük bir orman yangınının başladığını da bu şekilde görmüş olduk. Tabi bunu daha önce de Kaliforniya, Oregon bölgesinde hemen hemen her yaz meydana gelen bu tür yangınları haberlerden duyuyorduk. Ama insan görünce çok daha farklı hissediyor. Birkaç gün sonra internet bağlantısına kavuşunca bu kez de Türkiye'deki orman yangınlarının haberlerini almaya başlad ık.

Ya insan başka yerlerde yanan ormanların haberlerini duyun ca da üzülüyor tabi ama böylesine bir doğa afeti. Yanı başında olunca durumu çok daha derinden hissediyorsun uz. Evet bu dinlediğiniz podcast kısa süre önce başlattığım podcast'in son bölümüydü. Alevlerle yaşamak adını verdiğim bu bölüm tabi ki ülkemizde yaşadığımız çok büyük bir doğal afet olan orman yangınları ile alakalı. İzlediğiniz görüntülerse belki bilmeyenler vardır.

Bir buçuk ay kadar önce, bir buçuk iki ay kadar önce 80 g ünde yarı devri alem adında bir yolculuğa, bir yol, road tri be çıktık. Orada henüz Türkiye'deki orman yangınları başlamadan önce kaydettiğim görüntülerdi. Ve bir işte orman yangınına rast geldik. Sonra da Türkiye'deki acı haberleri öğrendik. Ben bu konuyla ilgili özel bir YouTube videosu da hazırlam ak isterdim. Fakat içinde bulunduğum şartlar nedeniyle maalesef çok fazla detaylı araştırma yapma ve özellikle de görüntü topl ama konusunda imkanlarım el vermedi.

Ama onun yerine bu podcast'te konuyu detaylarıyla ve geniş bir perspektifle analiz etmeye çalıştım. Tabii ki yapımcım PodB Media ve oradaki ekibim Editör Zuhat Araştırmada, Berkant ve Ses ve Müzik Kurgusunda Metin'le birlikte ve iki uzmanı da konuk ederek ayrıntılı bir dosya hazırladık. Dileyenler bu dosyayı podcast olarak, işitsel olarak aşağıd aki linkten izleyebilirler. Ben şu anda gerçekten de bu felaketin bir an önce ve en az hasarla atlatılmasından öte bir şey söyleyemiyorum.

Umarım ki bu tür felaketlere karşı sadece orman yangınlar ına da değil, deprem de bizim ülkemizin çok büyük problemler inden biri. Umarım ki gerek yetkililer ve gerekse halkımız bu konuda sü rekli bir farkındalık içinde olur ve gereken her türlü ted biri almaya devam eder. Dedikten sonra bu 80 günde devralem yolculuğundaki yeni böl ümleri aktarmaya, yeni günleri aktarmaya devam edeceğim. Aklınızda olsun, neredeyse bir, bir buçuk ay önce kaydetti ğim görüntüleri ben hala verme durumundayım.

Dolayısıyla gerçek zamanlı olarak işlemiyor, izlemiyoruz bu görüntüleri. Ben her fırsatta işte otel odalarında filan böyle kurgulay arak sizlere geçirdiğimiz deneyimleri aktarmaya çalışıyorum. Günler boyunca arabanın içinde uzun uzun yolculuk yapmanın her şeyi iyi güzel de böyle sürekli dışarıda yemek yiyince insan tabii bir noktadan sonra ev yemeklerini özlüyor. Biz de böyle güzel mutfaklı bir oda bulunca otelde ne yapt ık? Kendimize kuru fasulye pişirdik.

Ve şimdi afiyetle yiyeceğiz. Kendimizi daha bir evde hiss edeceğiz. Ama tek eksiğimiz soğan. Katlama uzmanımız? Katlamak sadece bir iş değildir. Katlamak bir ort'dır. Bir yaşam tarzıdır. Bir sanattır. Sanattır. Hiç sevilmeyen bir sanat ama. Hiç sevilmeyen bir sanat. Evet. Odada çok bunaldık. Çıkıp birazcık şehri keşfedelim dedik. İki gündür öyle bir sıcak ki buralar. Güya biz kuzeye gidersek belki sıcak dalgasından kurtuluruz diye düşünmüştük.

Ama buranın da kuzeyinde, Kanada'da bir kasabada 50 derece ye varan sıcaklıklar nedeniyle insanlar hayatını kaybetmeye başlamışlar. Gitmeyin gidin. Gidin. Benimle aynı mı istiyorsun? Evet. Ben de aynı. Bubblegabı istemiyor musun? Yok. Orada bir çocuk yiyordu. Hiç sevmedi. Hadi yeme. Evet. Çocuk sevmeyici sen de mi sevmedin? Biraz concealed. ...bet piękler. Nasıl HAR1 Çad study Bu kadar Allah'ın altına geçecek undergoesine çeşidi.

Galiba da 7.ワra mein ve biçim sert. İyi alan rozmörü şiş 78. HoşbahtaXT vídeo. Yold metal, seferli pratik bir dokuz. Günlerdir devam eden aşırı sıcak dalgasından ötürü hiç hes apta yokken burada konaklamaya karar verdik. Sokaklarda amaçsızca dolaşıp dondurmayla serinlemeye çalış ırken yine hiç hesapta olmayan bir ilham geldi bazılarımıza. Sıkıntı yaratıcılığı arttırır derler. Türkçesi? Bir kelime...

...bir kuş gibidir. Yazılınca... Galiba bu sözde haklılık payı var. Uçar ve uçar ve uçar. Uçar ve kanatlanır diyebilir miyiz? Bir kelime bir kuş gibidir. Bunu yazdığınızda uçar. Kanatlanır ve uçar. Olur mu? Teşekkürler. Güzel... Kim dedi bunu? Ben. Saat 10'a geliyor ve hava hala 36 derece. Sıcak hava ertesi gün yerini çok şiddetli bir rüzgara bı raktı. Küresel iklim değişikliğinin etkileri kendini böyle göster iyor.

Sıcak, rüzgar, yağmur dolu gibi doğa olayları sıklığını ve şiddetini giderek arttırıyor. Şimdi öğle yemeği için salata hazırlarken salata soslarında böyle uzun zamandan beri gördüğüm bir şey dikkatimi çekti. Salata kralı diyor ve Newman's own diyor. Klasik oil and vinegar. Klasik yağ ve sirke karışımı. Ve üzerinde de bu Newman dediği Paul Newman. Yani bildiğimiz oyuncu. Paranın renginde falan oynayan kişi.

Ne alaka? Hani bu reklam anlaşması mı falan diye insanın aklına hemen geliyor. Meğer işin rengi öyle değilmiş. Paranın rengi öyle olmadığı gibi. Bu ünlü Oscar ödüllü oyuncu. En büyük hobilerinden biri salata sosu hazırlamakmış. Evde hazırladığı salata soslarını bizzat kendi elleriyle hazırladığı salata soslarını böyle eş dost falan çok beğen ince böyle bir marka oluşturup bunu Amerika genelinde satışa çıkartıyor.

Fakat işin ilginç kısmına gelelim. Bugüne kadar sattığı bu salata soslarından elde ettiği gelirin tamamını bir kuruşunu bile cebine koymadan. Başta kız çocukları olmak üzere. İnsani amaçlı yardım amacıyla kullanmış. Aldığı Oscar ya da filmle ilgili aktörlük ödüllerinden daha fazla ödülü de bu insani konulardaki hassasiyeti ve yaptığı yardım çalışmalarından dolayı kazanmış. Rahmetli Paul Newman. Böyle bir havada odada kalıp çalışmaktan başka seçeneğimiz yok.

Kurgu işi tamam da yapmam gereken bir kitap seslendirmesi var ve dışarıdaki gürültüden onu bile ertesi güne erteledim . Sabah yola çıkmadan önce güne sesli kitap kaydı yaparak baş ladım. Yakınınızda bir ses stüdyosu yoksa nasıl kitap seslendirm esi yaparsınız? En yakın masaya bilgisayarımı koyar, mikrofonumu bağlar ses lendiririm değil mi? Hmmmm. Yansıtıcı yüzey. İçinde bol miktarda kumaş materyali olan sesi yumuşatacak bir yere geçersiniz.

Yorgan ve yastıklardan güzel bir bariyer kurarsınız. Outliers. Çizginin dışındakiler. Iııı ııı ııı ııı. Roseto Valfortore, İtalya'da Roma'nın 100 mil güneydoğusund aki Taşra kenti Foggia'da Apenin Dağları eteklerindedir. Ortaçağ köyleri tarzındaki bu yerleşim merkezi büyük bir me ydanın çevresinde kuruludur. Meydanın karşısında bir zamanlar buraların büyük toprak sah ibi konumundaki Sajese ailesinin sarayı Palazzo Makhesale bulunur.

Müzik Öğleden sonra yine yollardayız. Kah müzik çalarak, kah podcast dinleyerek ilerliyoruz. And now we take a break from your usually scheduled program for Greek out. Müzik Idaho eyaletinde oldukça dağlık bir bölgeden geçerken çok küçük bir yerde mola veriyoruz. Kafey esimlerinden birinin adı Epstein. Kendini öldürmedi diye de not düşmüşler. Müzik Bu kadar ücra bir yerde girdiğimiz kafenin duvarlarına yer leştirilen kitaplar belli ki bir kitap kurdu tarafından özen le seçilmiş.

Bir kitaba gömüldüğünüzde zaten kendi evreninizin de merkez ine doğru bir yolculuğa çıkarsınız. Ancak bu yerin bu konuda başka bir iddiası daha var. Şimdi size onu açıklayayım. Şu anda Idaho eyaletinin kuzeyinde Wallace adlı küçük bir k entteyiz. Kent diyemem aslında. 784 kişi yaşıyor. Küçük bir köydeyiz. Şimdi dağların arasında kıvrıla kıvrıla giden bir yolda koş uçmaz, kervan geçmez bir yerde durakladık ama bu kez plans ız değil.

Buraya gelmek uzun zamandan beri benim istediğim bir şeydi. Şimdiye kısmetmiş ne diyelim. Sebebi de burada Dante's Peak diye bir film çekildi. Pierce Brosnan'ın oyunu dandik bir film izlemenize gerek yok. Ve o filmde patlayan bir yanardağdan söz ediliyor. Tam şu noktaya bir CGI olarak bilgisayarla oluşturulmuş bir görüntü yerleştirilmiş. Ama buraya gelme isteğimin temelinde yatan şey bu da değil. Nasrettin Hoca ile burası arasında bir ilişki var.

Hani Nasrettin Hoca'ya bir gün şöyle bir soru sormuşlar. Demişler ki: "Hocam dünyanın ortası neresi?" O da demiş ki, elindeki bastonunu şöyle yere koyarak: "Düny anın ortası burasıdır." "Aman hocam!" demişler. "Nasıl olur burası? Neden dünyanın ortası?" O da demiş ki: "Neden olmasın?" İşte Wallace kenti de kendisini evrenin, dünyanın da değil, evrenin, evrenin merkezi olarak kabul ediyor. Nasrettin Hoca daha sonra da inanmıyorsanız ölçün demişti hatırlarsanız.

İşte 2004 yılında, 4 kişi şu arkamda görmüş olduğunuz barın içinde sohbet ederken, akıllarına böyle bir fikir gelmiş. Ve burayı evrenin merkezi olarak ilan etmişler. Ve buna inanmayanlara da o zaman aksini kanıtlayın demişler . Aslına bakarsanız, bu gerek Nasrettin Hoca'nın gerek arkamd aki barda oturan ve sohbet eden o 4 kişinin cevabında derin bir felsefe olduğunu söyleyebiliriz. Buna akademik şüphecilik deniyor.

Ve gerçekten de eğer siz buranın evrenin merkezi olmadığını ispat edemiyorsanız, kanıtlayamıyorsanız, o zaman gerçekten de buranın evrenin merkezi olma ihtimali var. Aslında tam burası da değil, şuradaki nokta. Bölgeye turist çekme amaçlı bir numara mı, yoksa felsefi bir argüman mı orasına siz karar verin. "The center of the universe" "Wallace" Biz şimdi bölgenin ana geçim kaynağı ile ilgili bir müzeye doğru ilerliyoruz ama kasabanın tamamı zaten bir açık hava müzesi gibi.

"Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Müzeye doğru ilerliyoruz amaçlı bir şeyin" "Pence var içinde şey dolu" "Gümüş" "Çık adamlar var ya" Wallace'ın kurulduğu yere "Gümüş Vadisi" deniliyor çünkü Amerika Birleşik Devletleri'nde en çok gümüşün çıkart ıldığı bölgeymiş burası bakın burada 2020'de üretilen bulunan daha doğrusu gümüşün değeri yazıyor 116 milyon dolar "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" Burada bir madenin iç yapısını maket olarak yapmışlar bakın yerin kaç kat altına iniyor Burası evrenin merkezi midir bilemeyiz ama dünyanın gümüş merkezi olduğu kesin "Daktilo" "Daktilo" "Daktilo" "Müzeye doğru ilerliyor" Gerçekten de bir film setini andıran bu şirin kasabada sadece Dante's Peak değil daha pek çok film çekilmiş Bu kadar az nüfusa sahip olmasına rağmen ikisi Oscar'lı olmak üzere pek çok film yıldızı burada doğmuş ve sonra Hollywood'a transfer olmuş "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" Aşırı sıcaklar ve ormanlar bir arada olunca yangınlar da kaçınılmaz hale geliyor Belli dönemlerde meydana gelen çok büyük afetlerden sadece ders çıkarmakla kalmayıp bunlardan çıkarılan o dersleri gelecek kuşaklara aktarmanın yollarını da aramış bu insanlar "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Müzeye doğru ilerliyoruz" "Galena" "Bakı bir şey var, karnı bir şey var "Karın bir şey var" "Karın bir şey var" "Karın bir şey var" "Karın bir şey var" "Karın bir şey var" "Yakı bu yılın her şeyi yaptılar" "Evet, bu yılın her şeyi var" "Bakı bir şey var" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Vahşi batı" "Vahşi batı" "Ya da Western" deyince adı üstünde "Oysa buna çok benzer bir mekanı kuzeyde bulunca hem şaşırıyoruz hem de yeni öğrendiğimiz şeyleri değerlend iriyoruz aramızda" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Dalardan akan ırmaklarla beslenen bir gölün etrafına kurul muş" "Gelin gelin bir story var" "Neymiş story" "Başlıyor burada" "Hadi çık" Gölün çevresinde ideal bir yürüyüş rotasını takip ederken bir yandan da bir hikayeyi okumaya başlıyorsunuz "Şu anda bulunduğumuz yeri söyleyeyim size" "Corda Lane" Bu arada bizim evde güvenlik kamerası ses tespit etmiş bakalım neymiş "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Müzeye doğru ilerliyor" "Bu kafası değil ama" Idaho'daki bu kenti gerçekten çok beğendik Çevreye çok bakmışlar O çok belli oluyor Etrafta çevre düzenlemesi Parklar Binaların tasarımı Kütüphaneye, ki kütüphaneye bayıldık Basket potalarının tasarımına kadar Her şey çok incelikli olarak düşünülmüş İşte içinde yaşadığınız Çevreyi şekillendirmeye başladığınızda Daha sonra o çevre de sizi şekillendirmeye başlıyor Burası onun çok güzel bir örneği Özellikle çocukların merakını çekmek ve onların öğrenme kap asitesini arttırmak istiyorsanız Bunun yolu kesinlikle Hikayelerden geçiyor Çünkü bir yeri güzel kılan Sadece onun doğal güzellikleri değil Aynı zamanda o yerin size anlattığı hikayelerdir Hikayeler Mekana, zamana ve insana anlam katar Buraya bir zaman kapsülü yapmışlar 1987'de gömmüşler 2087'de açılacak Müzik Müzik Müzik Müzik Müzik Ve sonuncusu Yorulmuş oturuyor Biz beş öncüsünü gördük Müzik Sıradan bir ağaç gibi başlıyor Ve bir heykele dönüşüyor Müzik Gezi boyunca Günde iki ana öğünümüz var Güçlü bir kahvaltı Ve akşam yemeği Bakalım bu bölgenin yemek kültürü nasılmış Ne onlar?

Triangle crayonlar Çok iyi Valla yemek için çok iyi bir yer bulduk Arabamızı da hemen gözümüzün önüne park edebildik Crayonları da bulduk değil mi Sufi? Crayon Crayonları da bulduk Wow ipadli menümüz de var Evet Şekil de öyle Benimki de mi ipadli? Bu ipadler götürebiliyor muyuz? Yemek mümkün?

İdeho'nun ikinci meşhur şeyi de Huckleberry'miş. Bir sürü beri var.

Strawberry, Blackberry, Raspberry, Blueberry gibi. Bunların hepsini duymuştuk ama Ben Huckleberry'i sadece Tom Sawyer'ın arkadaşı Huckleberry Finn olarak biliyordum. Anlamına baktım onun da. Yani yaban mersini, Amerikan yaban mersini veya Kambur üzüm deniliyormuş. Galiba kambur üzüm daha doğru bir tabir. Ve işte bu da Huckleberry ile yapılmış bir tatlı. Bu çok salcı. O salcı mı? Evet. Nasılmış Huckleberry'nin tadı?

Tatlı ekşi, çok güzelmiş. Acayip beğendim. Haritadan baktığınızda önemsemeyeceğiniz kadar küçük gözü ken bu yerlerde hayatın ne kadar da canlı olduğunu görmek ş aşırtıcı. Geceyi adını bile bilmediğimiz bir şehirde geçirdik. Ama ertesi sabah uyandığımızda oldukça büyük sayılabilecek bir yer olduğunu fark ettik. Beklediğimizden çok daha büyük bir şehir çıktı. Daha önce adını bile duymamıştım. Spokane diye bir yerdeyiz şu anda.

Hadi gidelim o zaman. Amazon Fulfillment Center. Sipariş verilen paketler böyle büyük binalarda hazırlanıp gönderiliyor. Sipariş verilen paketler.

Benim için yine şaşırtıcı olan bir başka yanılgıydı. Neredeyse çöl diyebileceğim bir bölgeden geçtik. Aşırı sıcak dalgaları devam ederken.

Gezegenimizin geleceğinin yenilenebilir enerji kaynakları olduğunu hatırlatan rüzgar tribünleri ile karşılaştık. Ertesi gün yolumuz tam da beklediğim gibi yeniden ormanlar la kaplandı. Washington eyaletinde dağlık bir yerden gidiyoruz. Böyle Bob Ross'un yağlı boya tablolarında. Fırçayla ağaçlar çizerdi ya. Buradaki ağaçlar da öyle. Onu çizerken biz inanmazdık ama gerçekten böyle ağaçlar var . Bu bölge bana Captain Fantastic filmini hatırlattı.

Orada sıra dışı biçimde ailesini yetiştirmeye kalkan bir a ilenin öyküsü anlatılıyordu. Ve o aile gerçekten de burada çekilmiş bu arada film. Buna benzeyen yerlerde yaşıyordu filmin başlangıcında. Şimdi Almanya'ya benzeyen, Almanya'nın güneyindeki Bavyera' ya benzeyen bir kent varmış. Küçük bir kasaba varmış. Oraya doğru gidiyoruz. Burayı ne haritalarda, ne rehberlerde, ne de bizim yapt ığımız araştırmalarda bilmiyorduk.

Eşim arabayı şarj ederken, başka bir araba sahibiyle konuş urken burası hakkında bilgi almış. İyi ki de gelmişiz. Burayı Bavyera'ya dönüştürmüşler. Mesela arkamdaki binanın ne olduğunu tahmin edemezsiniz. Orası bir Starbucks. Bunlar kimmiş? Heidi ile Peter mı? Orası bir kent var mı?

Koyu renk varsa bakacağım. Bundan da alayım mı? Baya koyu gözüküyor. Şunun renkli. Yani white flower olan daha şey sanki böyle. Bu da çok değişik şeye benziyor. Orası bir kent var mı acaba? Bana da öyle geliyor da. Orası bir kent var mı?