Sanal Gerçeklik -VR- Turu
Sanal gerçeklik dünyasında kısa bir gezinti yapmak ister misiniz? Bu videoda Beat Saber, Big Screen, Oculus First Contact, Wander, Star Wars Vader Immortal gibi oyun ve uygulamaları deneyimliyoruz. ~…
Sanal gerçeklik dünyasında kısa bir gezinti yapmak ister misiniz? Bu videoda Beat Saber, Big Screen, Oculus First Contact, Wander, Star Wars Vader Immortal gibi oyun ve uygulamaları deneyimliyoruz. ~…
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Bugüne kadar hep ayna dünyaların sanal gerçekliğin teoris inden söz ettik. Bugün sizlere bir de pratiğini göstermek, sanal gerçeklik dünyasında kısa bir gezintiye çıkartmak istiyorum. Bunun için de bahçeyi seçtim. Çünkü geçtiğimiz aylarda piyasaya çıkan Oculus'un Quest ad lı bu modeli, bu arada bana sponsor falan değil, kendi paramla aldım. Bu modeli herhangi bir bilgisayara bağlantıya gerek duym adan, ihtiyaç duymadan kullanılabiliyor.
Dolayısıyla çok büyük mekanları 3 boyutlu sanal bir ortama dönüştürebiliyorsunuz. Daha fazla lafı uzatmayalım ve sohbete kaskı taktıktan sonra devam edelim. Evet, kaskı takınca önce siz bir oyun alanı belirliyorsunuz kendinize. Bunun için de çok zekice bir yöntem belirlemişler. Önce yeri tanıtıyorsunuz, yer burası diyorsunuz. Böylece sizin boyunuzu algılıyor. İşin güzel taraflarından bir tanesi sadece üzerindeki 4 kam erayı kullanarak bu interaksiyonları gerçekleştirmesi.
Yani harici sensörlere ihtiyaç yok. Ben şimdi etrafıma bir daire çizerek, ''Buralar benim oyun alanımdır. Dolayısıyla bu bölge içerisinde hareket edebilirim.'' Komutunu verdim ve bir alan oluşturdum. Evet, şu anda bahçeden bir kubbenin içerisine girmiş olduk. Ben şu kütüphaneye bayılıyorum. Bir tane yaptırmak lazım. Genel olarak, bakın şu anda yürüdükçe, görüyorsunuz, ara birimin parçalarının etrafında bile dolaşabiliyoruz.
Şöyle halının kenarına doğru yürüyeyim. Bakın kütüphaneyi farklı açılardan görüyorum. Şu anda sınırlara yaklaşmış durumdayım. Ve tekrar eski yerime geldim. Kütüphanemizde şu ana kadar benim yüklemiş olduğum 25 kadar oyun ve uygulamanın listesi var. Bunlardan bir kısmı işte Netflix izleyebiliyorsunuz. YouTube'un VR versiyonu var. İçerisinde 1 milyona yakın sanal gerçeklikte izleyebileceğ iniz içerik mevcut.
Ki ben de VR 180 formatında bu tür içerikler üretmeye yak ında başlamayı planlıyorum. Önce bir oyunla başlayalım. Sanal gerçeklik ortamında çok popüler olan Beat Saber'la. Beat Saber, elinize kırmızı ve mavi iki ışın kılıcı veriyor. Ve karşıdan güzel müzikler eşliğinde ritmik olarak kutular gönderiyor. Kutuların üzerinde oklar var. Ve bu okların yönüne göre vurmak durumundasınız. Şöyle... Müzik seçelim.
Fena değil. Hazır mıyız? Kendinizi ritme kaptırıp dans edebilirsiniz. Sanal gerçeklikte oynanam oyunların en güzel tarafı sizi hareket etmeye zorlaması. Hele bir de geniş bir alanda kullanabiliyorsanız... Müzik... Evet. Şimdi müziğin ritmine göre daha hızlı bir şekilde kutuları göndermeye başladı. Bunun ilerleyen bölümleri o kadar zor ki... Bu yönleri, okları görüyorsunuz. O oklar kayboluyor.
Dolayısıyla bir yandan da ezberlemek zorundasınız. Ve müziğin ritmine göre çok daha hızlı gönderebiliyor. Bu... Şimdi rezil olmayayım size diye nispeten kolay bölümlerden bir tanesi. Müzik... Aslında fena değilim boyunda. Evet. Bazı yerlerde şöyle eğilmeniz gerekiyor. Müzik... Dışarıdan çok komik gözüktüğüme eminim. Müzik... Evet. Bu şekilde bir bölümü tamamlamış olduk.
Sanal gerçeklik ortamının en popüler oyunlarından biriydi. Onlarca parça var. Hatta genişleterek yüzlerce parçaya çıkartabiliyorsunuz. Ve nefes nefes yakalıyorsunuz bu şekilde. Şimdi daha sakinleşelim ve big screen uygulamasından söz ed elim. Big screen bir sosyalleşme uygulaması. Sanal gerçeklik ortamında arkadaşlarınızla veya tamamen yab ancılarla bir sinema ortamında veya bir odada buluşup bir şeyler izliyorsunuz, sohbet ediyorsunuz, oyunlar oynuyorsun uz.
Hatta çalışabiliyorsunuz. Şimdi ben kendi odamı size göstereyim. Burası benim odam. Bakın yerde elektrik süpürgesi. Sürekli bir temizlik halinde. Kitaplarım, şöminem. Burada koltuk değiştirebilirim. Mesela bu koltuğa geçebilirim. Şu ekrandan dediğim gibi film izleyebiliriz. Oyun oynayabiliriz. Evet. Bir yer seçemedim kendime ya. Şimdi menümüzü açalım. Bu bizim menümüz. Kendimize yaklaştırıp uzaklaştırabiliyoruz.
Ve bakın burada halka açık odalar var. Bu odalarda film izleniyor. Mesela Infinity War 3D. Hadi buna girelim mi? Ya da Spider-Verse. 3D matine. Hangisi? Ben Spider-Verse tercih ediyorum. Şimdi bu odaya girdiğim zaman bakın şu anda bu kişiler gerçekten oradalar. Biz onları Avatar olarak göreceğiz. Ben sessiz kalmayı tercih edeceğim ama istersek konuşabilir iz onlarla. Ben sessiz kalmayı unutmayın.
Farklı kategorilerde film kanalları, televizyon kanalları, haber kanalları, CNN vesaire izleyebiliyorsunuz.
Aynı zamanda yine başka insanlarla sosyalleşebileceğiniz ortamlara gidebiliyorsunuz. Şimdi bunu gelecekte düşünsenize. Şuradan çıkalım bir yandan. Facebook, zaten Oculus şu anda benim kullandığım kaskı bir kaç yıl kadar önce Facebook satın aldı. Sanal gerçeklik konusunda en köklü ve önemli firmalardan bir tanesiydi. Muhtemelen bu kasklar yaygınlaştıktan sonra, Facebook gibi bir web sitesine girmek yerine, böyle sanal ortamlarda bir araya geleceğiz.
Sadece yazarak değil, aynı zamanda konuşarak ya da avatar larımızla iletişim kurabileceğiz. Şimdi sanal gerçeklik dünyasıyla ilgili çok güzel bir uygul ama, Oculus First Contact. Biraz bunu görelim. Uygulamada böyle 70'ler, 80'ler dünyasından, sanki Stranger Things dünyasından bir odada buluyoruz kendimizi. Böyle karmakarışık, garaj gibi. Şöyle yürüyebiliriz. Ben şu anda geniş bir ortam kullandığım için, gördüğünüz gibi ortamın içerisinde geziniyorum.
Hatta bu nesnelerle iletişim, etkileşim içerisine girebili yorum. Şunu elime alayım. Güzel bir otobüs oyuncak. Burada bir şey var. Buna vur diyor. Peki. Böyle televizyon ekranları. Bir de burada şirin bir şey var. kapağını kapattığımız zaman aktif hale gelecek. Vali benzeri bir robot. Merhaba. Biz dostuz. Gelebilirsin buraya. Bir de burada şirin bir şey var. Kapağını kapattığımız zaman aktif hale gelecek voley benzeri bir robot.
Merhaba. Aaaa korktu. Korkma korkma utanma. Şşt gelsene. Merhaba. Biz dostuz. Gelebilirsin buraya. Gel gel. Tamam. Çok çarpıyor. Merhaba. Hadi gel. Şöyle masanın altına girebilir miyim acaba? Bana bir hediye mi getirdin? 3,5'luk bir dinç. 3,5'luk bir disket. Yaşımız ortaya çıkacak ama ben bu disketleri gerçekten kull andım. Ne oldu ya? Tamam. Geri veriyor disketi bana. Çalışmıyor mu? Ha buraya tak diyorsun. Peki. Anladım.
Yeri yanlış seçtim yani. Şunu şuraya kaldıralım da çok pas aklı gözüküyor. Orada kusura bakmayın lütfen. Aaa panjurlar açıldı. İçeriye ışık doldu. Çok güzel. Şimdi ne yapacaksın? Sende var ya disket yumurtuyorsun resmen ya. Tamam alacağım. Bir dakika şunları şöyle takayım. Kelebek resmi var. Bu ne yapacak acaba? 3 boyutlu bir yazıcıdan bize dijital kelebekler mi basacak yoksa? Tabii ben bu ortama daha önce geldiğim için.
Evet. Şöyle bakalım. Ve kelebekler. Gel bakalım. Gel. Evet. Robot bize yardımcı oluyor, gösteriyor. Bu sanal gerçeklik dünyasında çok kullanılan bir teknik. Bir yardımcı avatarın yapmamız gerekenler konusunda bizi yönlendirmesi. Çünkü tamamen özgürüz şu anda. Ben bu tarafa dönüp şurada bir şeylerle meşgul olabilirim. Bunları deneyebilirim. Ama tasarlanmış olan deneyim bizi yönlendirmek için robotu kullanıyor.
Başka bir disket daha taktım. Buradaki grafikler falan tamamen 80'lerin dünyası, 90'ların dünyası. Kelebekler. Merhaba. Monark kelebekler. Monarklar bu renk olmuyor gerçi. Evet. Şimdi iki tane oyuncak enstrüman. Merhaba. Şunları da koyalım. Başka bir şey bilecek misin? Var mı başka disketin? Dur. Hangisini alayım? Seç diyorsun yani. Silahlara karşıyız. Roket olabilir. Ben şu roketi alayım. Tamam mı?
Takalım şunu. Şu neymiş? Şunlar şunu dursunlar. Evet. Heyecanla bekliyoruz. Bunlara basılabiliyor mu acaba? Toplar. Bakın. Kutuları yerinden oynatabiliyoruz. Şöyle. Kutuların üzerindeki etiketler bile yazı gibi göstermiş ama aslında detaylarını göremiyoruz. Evet. Roketlerimiz geldi. Oyuncak roketler bunlar. Şuradan çalıştırıp ha? Ha? Oh! Tam gözüne geldi robotun. Çok mu vahşiğim ya? Kelebeklere atmayalım.
Ama mesela şuna atalım. Evet. Görüyorsunuz. Şöyle bir tane daha alalım. Motorunu çalıştırıp bakın. Tamam. Oh! Yanlış gitti. Şöyle. Bu tür şeyler yapabiliyoruz. Buradan da çıkalım. Böyle hızlı hızlı gidiyorum. Çünkü göstermek istediğim çok güzel şeyler var. Bunlardan bir tanesi Wonder uygulaması. Sizleri bilmem ama ben coğrafyaya çok meraklıyım. Eskiden Atlasları şimdilerde de Google Maps ya da Earth uygulamalarını böyle açıp açıp dünyanın farklı noktalarını köşelerini incelemeyi çok seviyorum.
İşte bu tür şeyleri sevenler için gerçekten çok güzel bir uygulama. Çünkü sizi açılışta dünyanın bir noktasına götürüyor. Bakın. Burası Uzakdoğu'da bir yer olsa gerek. Neresiymiş? Anlamak için haritamızı açalım. Evet. Bakın dünyanın neresindeyiz şu anda? Endonezya mı burası? Dünyanın mavi gördüğünüz her yerine gidebiliyorsunuz. Yani Afrika'nın Sahra Çölü ve Çin'in tabii çok büyük bir kısmı hariç dünyanın farklı noktalarına gidebilmek mümkün.
Mesela biz nereye gidelim? Güranland'a gidelim mi? Üşür müsünüz? Şuraya basalım ve Güranland'a gidelim. Bir teknede bulduk kendimizi. Şöyle nereye geldik? Bir de Brezilya'da bir yere gidelim bakalım. Burası da Brezilya. Tabii ki Yemyeşil. Yemyeşil. Yada Random seçeneğiyle Rustgele. Size de bir spoiler vereyim. Haftaya yapacağım videonun içerisinde Rustgele kelimesi geçiyor. Yine yeni bir format denemesi olacak.
Böyle basarak kendinizi dünyanın farklı yerlerine ışınlayabiliyorsunuz. ışınla beni scathe ediyorsunuz ve sizi bir yerlere gönderiyor. Ben bunun özellikle Earth VR versiyonunun kullandığım sanal gerçeklik gözlüğü için çıkmasını çok istiyorum. Fakat maalesef yok. Onunla 3 boyutlu olarak çünkü çok güzel şeyler yapabiliyorsunuz. Dünyanın farklı noktalarına uçabiliyorsunuz. Filan. Evet. Daha pek çok uygulama var ama ben özellikle bir tanesini sona sakladım.
Şu ana kadar sanal gerçeklik dünyasında oynadığım en etkileyici oyun diyebilirim. gerek hikaye anlatma teknikleri gerekse kurguladığı dünya tabii ki Star Wars dünyası ama olarak çok başarılı bir oyun bence bu. İlk bölümünü de bitirdim. Bu arada sizin düşüncelerinizi merak ediyorum. Benim kanalımda hiç böyle şeyler yapmazdım ben. Bu yeni bir format denemesi ama yeniliklere açık birisiyim ben en azından.
Sizler nasılsınız? Mesela bir bölümde sadece bu oyunu oynayıp bitirebilirim. Çünkü gerçekten çok etkileyici. Şöyle baştan başlatayım ben oyunu. şöyle başını sadece göstereyim size. Klasik Star Wars başlangıcı. A long time ago in a galaxy far far away. Bu oyunda kendinizi böyle bir uzay gemisinin içerisinde buluyorsunuz. yine bakın robot bizi yardımcı olarak yönlendiriyor. Bir şeyler yapmamızı bekliyor.
Yapmasını istediği şeyi ben anladım ve yapmaya başlayacağım. Hazır mıyız? Şimdi işi biz için aklıma yapacağız. şu meteor tarlasından kendimizi kurtardık. Teşekkürler. Şöyle bir gemiye göz atalım mı? Ne dersiniz? bu arada gerçekten çok güzel yazılmış senaryo. Şu anda bayağı gevezelik ediyor yani arkadaşımız. Espriler vesaire. Dön diyor bana bakın. Beni yönlendiriyor. Döndük. Arka taraf aktif hale geldi.
Ben şu anda bahşenin neresindeyim bilmiyorum. Yalnız şöyle bir bakayım. Uzay gemisinin içinde yürüyebiliyoruz. Bakın. Şu şekilde çeşitli noktalara veya böyle atlayabiliyoruz. Mesela ben şuraya gelmek istiyorum. Bakın burada bir düğme var. Basınca ne olacak acaba? Başımıza bir bela gelmez. Diye ümit ediyorum. Değil mi? Bizim bakın şuna bastıkça bu dünyalar bir çeşit hatıra defteri gibi ziyaret edilebilir durumda.
Ve bu arkadaş da robot arkadaşımız da oradaki yaşadıklarımızı bize hatırlatıyor. Yani bir alt hikaye de var. Arka plan hikayesi de var. Şunu hatırladınız mı? Şöyle. Değil mi? Vukinin. Şöyle gidelim mi? Şu tarafa doğru. Burada neler varmış? Şöyle raflara bakalım. Ah! Bu ne ya? Gezegenin birinden topladık herhalde bunu. Evet bu şekilde farklı şeyler yapıyorsunuz. Şimdi görevi ilerletebiliriz aslında.
Beni normalde gemiyi tamir etmeye davet ediyor. Benim burada bir şeyler yapmam gerekiyor ama burada interaktif hikaye anlatıcılığını çok güzel bir örneği var. İstediğim kadar vakit geçirebilirim. Evet ama beni yönlendirdi. Neden gemiyi taramıyorsun diyor. Tarayalım bakalım. Evet. Hasarlı bir bölüm bulduk. Ne yapacağız? Tamam. Ne yapacağız yani?
Şunu? Bir dakika. Şuna bakıncaz herhalde. İyi yedekle değiştirdik. Şimdi savunma sistemini bulmam gerekiyor. Buldum. Bu arada bakın robotun etrafına doğru hareket edebilirim. Tamam. Yine tamir edelim. Kapatalım ve tamir edelim diyor. Yapalım. Yaşasın. Onu da tamir ettik. Sırada ne var? Oo. Ne oluyor? Eyvah. Tamam. Ne yapmam gerekiyor? Yerime geri döneceğim herhalde. Geri döndüm. Evet. Aksilik. Oo. Kırmızı bir gezegendeyiz şu anda.
Burası neresi? Evet. Beklenmedik bir yerden çıktık. Ve saldırıya uğradık. Çok kötü. Bakalım ne yapacağız? Başımıza neler gelecektik? O ne? Bakın robot bir yere bakıyor ve bizim de aslında oraya bak mak için bir anlamda yönlendirilmiş oluyor. Ve kafamızı kaldırdığımız zaman inanılmaz bir deneyim bu. Evet. Yani şu anda siz tabii bunu yine iki boyutlu bir ekranlar izleyeceksiniz ama sanal gerçeklik ortamında o kadar gerçek ki ben şu anda bahçede olduğuma inanamıyorum.
Bildiğin Mustafa gezegeninin üzerinde yörüngesinde yakalanmış durumdayım. Şu geminin motorlarına bakar mısınız? Yani filmleri falan böyle izleyelsek aslında gerçekten çok başarılı olacak. Evet ben Mustafa olduğumu söyledim senden önce. Evet. Burası bir madencilik gezegeni. Niye imparatorluk bizi buraya çekmeye çalışıyor ki diye sordu. Görkemli bir bilgis yapıyoruz şu anda bu gezegeni. Star Wars serisini izleyenler burada en son neler olduğunu hatırlayacaktır.
Evet bakın hala biraz önce yere bıraktığımız nesneler yerli yerinde durmaya devam ediyor. Oho. Bir işe bakın şimdi arkadaşlar. Kötü bir hisse katılıyorum diyor. Diye robot arkadaşım çok haklı. Çünkü burada görüyorsunuz. İmparatorluk güçleri bizi çepeçevre kuşatmış durumda. Yapabileceğimiz bir şey var mı? Kendimizi savunmak düşünme. Evet bilmiyorum görebiliyor musunuz? Şu anda yüzümde izler oluşmaya başladı.
Çünkü yarım saat 45 dakika kadar bu deneyimi yaşadıktan sonra kask artık biraz sıkmaya başlıyor. Yarım kilo ağırlığı kafanızda taşıdığınızı fark etmeye başl ıyorsunuz. O ana kadar her şey iyi de o andan sonra artık bu hale gelebiliyorsunuz. Bence sanal gerçeklik konusunda çok önemli bir kilometre taşı daha bu şekilde geçilmiş oldu. Herhangi bir bilgisayara bağlamadan kablolarla kendinizi herhangi bir yere iliştirmeden böyle bahçe gibi bir ortamda bile bu deneyimleri, bu uygul amaları, bu oyunları kullanabilmek önemli bir sıçramaydı.
Üstelik bütün bunları 400 dolar gibi premium sayılabilecek telefonlardan bile daha ucuz bir bilgisayardan çok daha u cuz bir kaskla bir sanal gerçeklik gözlüğüyle yapabiliyor olmak önemli. Zaten 20 Mayıs'ta çıktı piyasaya ve şu anda milyonlarca sat ıldı. Hızla yaygınlaşıyor sanal gerçeklik dünyası. Henüz benim kullandığım gözlük için üretilen uygulama say ısı 60-70 civarında. Fakat hemen her hafta 2-3 tane daha çok önemli yeni oyun ya da uygulama ya da benzeri sosyal medya uygulamaları piyas aya çıkıyor.
Dolayısıyla bundan sonra çok daha hızlı gelişmeler olacak. Ben kendi adıma çok heyecanlıyım. Bu dünyada, aynı dünyada yerimi sadece bir izleyici ya da bir oyuncu olarak değil, aynı zamanda bir içerik üreticisi olarak da almak için hazırlıklara şimdiden başladım. Özellikle VR180 konusunda bazı çalışmalar yapmaya başladım. Ve kasklar gözlükler yaygınlaştıktan sonra bir de o dünyada tekrar görüşürüz o zaman.
Altyazı M.K.