Semerkant - OKU
Roman, Ömer Hayyam'ın Rubaiyat adlı elyazması eserinin 1072 yılında Semerkant'ta başlayan ve 1912'de Titanik'te biten hikâyesini ele alıyor.
Roman, Ömer Hayyam'ın Rubaiyat adlı elyazması eserinin 1072 yılında Semerkant'ta başlayan ve 1912'de Titanik'te biten hikâyesini ele alıyor.
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Ve şimdi bakışlarını Semerkant üzerinde gezdir. O yeryüzünün kraliçesi değil mi? Tüm kentlerin kaderini ellerinde tutmuyor mu? Edgar Allan Poe Atlantik'in dibinde bir kitap var. Anlatacağım işte onun öyküsü. Belki nasıl sonuçlandığını biliyorsunuz. O tarihte gazeteler yazdı. Bazı yapıtlarda da belirtildi. 14 Nisan 1912'yi 15 Nisan 1912'ye bağlayan gece Titanik gemisi Newfoundland açıklarında battığında en ünlü kurbanlarından biri de İranlı Bilge Ozan gökbilimci Ömer Hayyam'ın rubayiyatının el yazması tek örneğiydi.
Bu deniz faciasından söz edecek değilim. Benden başkaları felaketi dolarla değerlendirdiler. Benden başkaları ölülerin ve son sözlerinin dökümünü yapılması gerektiği gibi yaptılar. Aradan 6 yıl geçmiş olmasına karşın layık olmadığım halde bir ara sahip bulunduğum o deriden ve mürekkepten olan varlık daha hala kafama takılıyor. Onu doğduğu Asya topraklarından söküp alan ben değil miyim? Ben yani Benjamin O. Lesage onu Titanik gemisine bindiren ben değil miyim?
bin yıllık güzergahını değiştiren bu dağımın küstahlığı değilse nedir? O günden beri dünya her gün biraz daha kana ve karanlığa bulandı. Bana gelince artık hayat gülümsemiyor. Anıların sesini dinlemek, saf bir ümit beslemek, onu yarın bulacaklar hayalini kurmak için insanlardan uzaklaştım. Altın kutusunun içinde denizin derinliklerinden çıkacak, kaderine yeni bir macera eklenecek diyordum. Parmaklar ona dokunabilir, onu açabilir, içine dalabilir.
Gözler aşama aşama serüvenini izleyebilirdi. Keşfedecekleri şairin kendisi olurdu. Ve onun ilk dizeleri, ilk aşkları, ilk korkuları ve de Haş asilerin mezhebi. Sonra boz ve zümrüt rengi bir resmin karşısında kuşkuyla dururlardı. Resmin üzerinde ne tarih ne de imza. Sadece coşkulu ya da bezgin şu sözler var: Semerkant, dünyanın güneşe dönük en güzel yüzü. Bu videoyu hazırlayıp yayına verdiğim gece, yani 14 Nisan'ı 15 Nisan'a bağlayan gece, 2016 yılından tam 104 yıl önce, 1912'de dünyada çok büyük bir facia yaşandı.
O zamana kadar yapılan en büyük ve en güçlü ve en batmaz denilen gemi, Titanik, hepimizin bildiği gibi battı. Ama bakın, Emin Mağluf, yani biraz önce okuduğum Semerkant kitabının yazarı, nasıl bir hikayeleştirme tekniğiyle, kon uyu nereden nereye bağlamış. Böylesine bir facianın içinde kaybolan, çok önemli bir kit aptan yola çıkmış. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat adlı eserinden. Bir yandan, konuları birinci tekil şahsın ağzından, Benjam inin ağzından dinlerken, onun şirinle olan ilişkisini takip ederken, bir yandan ondan, bin yıl öncesine gidiyoruz neredeyse, 10 72 yılına, Semerkant'a gidiyoruz.
Ömer Hayyam'ın yaşadığı döneme. Ve Ömer Hayyam'la cihan arasında yaşanan ilişkiye de tanık oluyoruz. Kitabın arka kapağında bakın neler yazıyor. "Titanik'te Rubaiyat, doğunun çiçeği batının çiçekliğinde. Ey Hayyam, yaşadığımız şu güzel anı görebilseydin." Emin Mağluf, Afrikalı Leo'dan sonra bu kez Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen iç içe iki ö ykü. 1072 yılında Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlantik'te biten ya da bitmeyen bir serüven.
Bir el yazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunur ken, onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü, tarihi. Bu güzel kitabı bizim için seçip, onun içindeki ilk bölümün fotoğrafını çekerek Instagram'dan paylaşan H. Sadıker adlı izleyicimize çok teşekkür ediyoruz. Ve tabii ki her zamanki gibi hatırlatmamızı yapıyoruz. Sizin de böyle beğendiğiniz kitapların sevdiğiniz bölümleri olursa lütfen fotoğrafını çekin.
Okur Musun Barış Özcan etiketiyle Instagram'dan paylaşın. Paylaşın ki Okur Musun etiketini takip edebilen herkes bu güzel kitaplardan, bu güzel alıntılardan faydalanabilsin, onları okuyabilsin. Bir başka kitapta görüşmek dileğiyle, hoşça kalın.