Sıfır - OKU
Müzik:
Müzik:
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Bu büyüme sancıları içinde olan oğlunuzun, siz anne ve babasına hitaben karaladığı bir mektuptur. Belki de son mektubudur, bilemiyorum. Beni tanımıyorsunuz. Tanıma çabanız ise size öğretilenlerden ibaret. Veya kendi ailenizden gördüğünüz kadar işte. Yeterli değil ve siz farkında değilsiniz. En acı veren taraf ise, tanıdığınızı sanıp bana hep doğruları söylemeniz. Kendi doğrularınızı. Onlar da nedense hep yapmamam gerekenler ve o kadar çoklar ki.
Ben sanırım büyüyorum. Kafam karışık. Kim olduğumu anlamaya çalışıyorum. Neden nefes aldığımı. Okulda aldığım notlardan mı ibaretim ben? Bana o notu veren hoca kim? Ne kadar tanıyor ki beni? Boğuluyorum ve siz farkında değilsiniz. Biri bana iyi bir laf etti mi mutlu oluyorum mesela. Ve ne garip ki bu da internette oluyor en çok. Veya sokakta. Ve ne acı ki tanımıyorum bile birçoğunu. Göstermemeye çalışsam da kırılganım esasında.
Neye kızdığımda değişiyor sürekli. Anlık işte her şey. Ve yoksunuz siz o anlarda. Biliyorum. Olamazsınız da. Dedim ya kafam karışık. Sorularım basit. Cevaplarsa o denli yetersiz. Çok şey değişiyor bende. Vücudum, kimyam, zevklerim. Çok yakın bir iki arkadaşım anlıyor esasında beni. Ancak bana nasıl cevap versinler ki? Onlar da aynı şeyleri kendilerine soruyor. Çaresiz hissettiğim anlar çok. Sadece bilmiyorsunuz.
Siz iyi niyetlisiniz farkındayım. Başıma kötü bir şey gelmesin istiyorsunuz. En çok da adam olmamı. Sizin gözünüzde adam olmak her neyse işte onu. Kendi gözümde ise adam olmak hayali bir şey. Ben önce ben olsam gerisi kolay. Bazen tek başıma dünyayı değiştirebileceğimi sanırken bazen de kolumu kaldırmaya enerjim olmuyor. Köşeme sindiğim anlar var ya. Hani en çok yalnız kalmak istediğimi söylediğim.
İşte sizi en çok aradığım anlar o zamanlar esasında. Ama siz farkında bile değilsiniz. Esasında siz ya da başkası kim anlarsa zayıf anlarım onlar büyüdüğüm. Ha bu arada bir de şeytanlar var içimde. Bana keyif alacağım şeyleri söyleyip duruyorlar. Arada kaçamak yapıp deneyince dediklerini yalan yok hakl ılar. Gerçi o anlarda da bir şey oluyor hep içten içe rahatsız eden. Hissediyorum ama engelleyemiyorum.
Ancak ne var biliyor musunuz? Pişman da olmuyorum. Eminim siz de benim yaşlarımdayken yaptınız ve unutmayı seç tiniz sonra. Bir şey söyleyeceğim. Unutmayın onları ne olur. Kendi ki siz yaşanılan her şeye rağmen bugün hala benim ann em babamsınız. Sizi belki ileride daha iyi anlayacağım. Ama ilerisi yok ki benim için. Bir anlasanız ütopya o bana. Dedim ya kafam karışık benim. Sakın psikolog falan demeyin.
Yıllarca yapamadığınızı parayla 3-5 seansta yapacağını söyleyen biri hiç değil aradığım. Tek dileğim ne biliyor musunuz? Bu yaşadığım sancıları hiç unutmamak. Ve kendi çocuklarımla o şeytanlar daha çıkmadan piyasaya yaşamak hayatı birlikte. Tıpkı beni anlayan o yakın bir iki arkadaşım gibi. Ancak bu sefer cevapları da bilerek. Becerecek enerjim yoksa da baştan hiç doğurmamak. Söylesene bana baba. Annemle evlenirken hiç dedin mi?
İşte bu hatundan olsun istiyorum çocuğumu. Veya anne sen babamla evlenirken hiç dedin mi? İşte bu adamdır çocuğumun babası. Yoksa o günün şartlarında siz birbiriniz için en iyi altern atif miydiniz? Erişim'i evlenirken severek mi evlendiniz? Yoksa zamanı mı gelmişti imza atmanın? Söylesenize ben gelene kadar kaç kardeşim gitti çöpe? Tesadüfler sonucu bugün nefes aldığımın farkındayım da en çok ağrıma giden sizin tesadüfler eseri anne baba olmanız.
Bana bir desene baba. O müthiş fülalemizin devamı için mi gerekliydim ben? En çok da ne üzüyor beni biliyor musunuz? Bana iyi niyetle kötülük yapıyorsunuz. Seviyorsunuz tamam da beni ben olduğum için değil sizin çocuğunuz olduğum için. Siz o beni tanımıyorsunuz bile. Hayalinizdeki çocuk değilim işte ben. İstemiyorum da artık oyuncağınız olmayı. Siz kendi hayatınızda yapamadıklarınızı denediniz üzerimde.
Hep isteyip de olamadıklarınızı. Anlasanıza. Kendi hayallerinizle sınırlı bir gelecekti o. Benim hayallerimi anlamayaysa ne vaktiniz vardı ne de enerj iniz. Çünkü siz sevmek yeter sanırdınız hep. Elinizden fazlası gelmiyor tamam. O zaman ne olur huzur verin akıl değil. Akıl sizin aklınız yaşamsa benim. Beni sevdiğinizi biliyorum. Başka seçeneğiniz olmadığını da. Başıma gelen hem en büyük şans hem de en büyük felaketsiniz .
Farkında değilsiniz. Kayıp gidiyorum ellerinizden. Faili meçhul kıyak. Hiç böyle bir kartla karşılaştınız mı bugüne kadar? Eğer karşılaştıysanız üzerinde yatan şu satırları da hatır layacaksınız. Seni gülümsetebildiysem ne mutlu. Sen de birine bir kıyak yap. Biri bıraktığın tek iz de bu kart olsun. İşte faili meçhul kıyak hareketini başlatan çok kıyak bir adamın. Tunç Kılınç'ın Sıfır adlı kitabından bir alıntı yaptık bugün.
Tunç Kılınç sosyal medyada, internette fikir atölyesi, fail i meçhul kıyak gibi hareketlerle pek çoğumuzun kalbinde, z ihninde önemli bir yer edinmiş, çok değerli bir arkadaş. Ve kitabı da Sıfır adlı bu kitabı da gerçekten bir solukta okunabilen, içinde hayallerini, biraz önce okuduğum türde mektupları, denemeleri barındıran çok güzel bir eser. Ve bu eseri bize tavsiye eden Yusuf Ozan Taşdemir'e de tekrar teşekkür ediyorum.
Hemen hatırlatıyorum. Böyle beğendiğiniz kitapların, beğendiğiniz bölümlerin foto ğrafını çekerek Instagram'dan okur musun Barış Özcan yazıp benimle, bizi izleyen herkesle paylaşabilirsiniz. Başka kitapta buluşana kadar hepinize iyi okumalar.