Sinema Tarihinin En İyi Monologları
Bu videonun ve aşağıdaki videoların gelirleri depremzedelere aktarılmaktadır. Bağışlarınız için teşekkür ederiz.
Bu videonun ve aşağıdaki videoların gelirleri depremzedelere aktarılmaktadır. Bağışlarınız için teşekkür ederiz.
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Son zamanlarda teknolojiden çok bahsettik. Tasarımla ilgili yenilikler başımızı döndürdü. Ama artık sanattan konuşmanın vakti geldi. Bugün sizlere 7 tane filmden 7 tane karakter seçtim. Onları tanımanızı istiyorum. Hayır öyle çok iyi olduklarından falan değil. Hatta aralarında müthiş kötüler de var. Ama bu 7 filmdeki 7 karakter o filmlerin bir yerinde öyle bir konuşuyorlar ki Şimdilerde onları her zamankinden daha dikkatli dinlememiz gerektiğini hissediyorum.
Evet film tarihinin en unutulmaz monologlarını duyacaksınız az sonra. O yüzden ister bu videoda yer alan sadece o konuşmalara kul ak verin. Ya da isterseniz ve spoiler kaygısı taşıyorsanız bu hafta sırasıyla her gün bu filmlerden birini oturup kendiniz iz leyin. Seçim size kalmış. Özellikle genç arkadaşlarımın dikkat kesilmesini isterim. Çünkü hazırladığım bu listede en yeni filmden en eskisine doğru kronolojik bir sıralama yaptım.
En yenisi Lord of War Savaş Tanrısı 2005 yapımı. O tarihte duhan biri şu anda 18 yaşında bir genç oldu. Ve eminim o da bu filmdeki gibi işini iyi yapmayan çalışan idealist Jack Valentine gibi biri olmak istiyordur. Ama ben onun değil karşısındaki kötünün monoloğunu aktar acağım size. Yuri Orlov bir silah tüccarı. Film boyunca türlü numaralarla yasalardan kanun adamlar ından kaçıyor. Ama en sonunda nihayet yakalanıyor.
Yine de son derece rahat. Sanki tüm o suçları işleyen kişi o değilmiş gibi pişkin piş kin oturuyor. Onu yakalayan idealist gencin de artık burasına geliyor ve patlıyor. Sen beni hiç dinlemedin mi? Yoksa hayal mi görüyorsun? Sen yazılmış her silah ambargosunu ihlal ettin. Burada seni defalarca ömür boyu hapis cezasına çarptırmalar ına yetecek kadar kanıt var. Hayatının gelecek 10 yılını hücrenden mahkeme salonuna gid ip gelerek geçireceksin ki bu daha cezanı çekmeye başlamadan geçecek olan zaman.
Şu anda bulunduğun durumun ciddiyetini tam olarak anlayab ildiğini sanmıyorum. İşte bunları büyük bir rahatlıkla hiç istifini bozmadan din leyen o silah kaçakçısı Yuri Orlov o tüyleri diken diken eden monoloğuna şöyle başlıyor. Let me tell you what's gonna happen. Soon there's gonna be a knock on that door and you'll be called outside. In the hall there will be a man who outrank you. First he'll compliment you and the fine job you've done.
That you're making the world a safer place. That you're to receive a commendation and a promotion. Ve sonra sana serbest bırakılacağımı söyleyecek. Ama sonunda ben serbest kalacağım. Bazen silah üstünde parmak izinin bulunması utanç verici olur. Bazen silah sattığının görülmesinin hoş olmayacağı güçlere silah satarken benim gibi serbest çalışan kişilere ihtiyaç duyar. Sana canın cehenneme derdim ama bence sen zaten oradasın.
Dünya kime miras kalacak biliyor musunuz? Silah tacirlerini. Çünkü başka herkes birbirini öldürmekle meşgul. Hayatta kalmanın sırrı bu. Asla savaşa girme. Filmin en çarpıcı monoloğu söylenmiyor bile. En sonunda yazıyla aktarılıyor. Bu film gerçek olaylara dayanmaktadır. Hala serbest silah kaçakçıları gelişmeye devam etse de düny anın en büyük silah sağlayıcıları ABD, Büyük Britanya, Rusya ve Fransa.
Aynı zamanda hepsi de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi' nin beş kalıcı üyesi. Bu kez sırada kör bir savaş gazisinin yaptığı konuşma var. Haddimi aşmışım. Siz kiminle konuştuğunuzu sanıyorsunuz? Bunlar gibi, bunlardan çok daha genç çocukların kollarının parçalandığını, bacaklarının koptuğunu gördüm. Buraya gelirken iki kelime duydum. Liderliğin beşiği. Ama ağacın dalı kırılınca beşik yere düşer.
Ve burada yere düşmüş. Yerde sürünüyor. MAKERS A MEN KREATORS A LİDERS BE CARFUL WHAT KIND OF LİDERS YOU PRODÜCING HERE Charlene'nin bugün burada suskun kalması doğru mu bilmiyorum? Ben ne yargıcım ne jüri üyesi. But I can tell you this. He won't sell anybody out to buy his future. And that my friends is called integrity. Buna cesaret denir. That's called courage. Now that's the stuff leaders should be made of.
İşte Charlie bir dönüm noktasında. Bir yol seçti. Doğru yolu seçti. Prensiplerine göre bir yol seçti. Ve bu da kişilik demektir. Savaşın dehşetini en iyi anlatan filmlerden biri, hiç kuş kusuz, Apocalypse Now, Kıyamet. İçte bu unutulmaz sahneden az sonra Albay Kurtz'ün monoloğu başlıyor. Ama senin beni katil diye çağırmaya hakkın yok. Dehşetin anlamını bilmeyenlere neyin gerekli olduğunu kelim elerle anlatmak imkansızdır.
Gerçek düşmanlardır. Albay Kurtz daha sonra özel birlikte olduğu zamanlardan kötü bir anısını anlatmaya başlıyor. Dehşet verici bir anı. Dişlerimi kırmak istedim. Ne yapmak istediğimi bilmiyordum. Ve bunu hatırlamak istiyorum. Bir daha asla unutmak istemiyorum. Sırada önerileceğim film Network. İçinde bir sürü monolog var. Ama bunlardan en meşhur olanını değil de, Öyle yan karakterlerden biri olan Arthur Jensen'ın monoloğ unu vermek istiyorum ben.
Kendisi bir satıcı olduğu için tüm dünyayı da büyük bir iş yeri olarak görüyor. Bir iş anlaşmasını durdurduğunuzu sanıyorsunuz. Ama durum böyle değil. Araba'lar bu ülkelerden milyonlar dolarla alıp geri almak istiyorlar. Sen her şeyi ülkeler ve insanları olarak gören eski kafalı birisin. Ülkeler yok, insanlar yok, Ruslar yok, Araplar yok. "Petrol dolarları, elektro dolarlar, bir sürü dolar, mark lar, rubleler, sterlinler."
"Bu, bu, atomik, subatomik, galaktik bir yamın." "Bu, atomik, subatomik, galaktik bir yapıdır." "Ve sen, doğanın birincil güçleriyle oynadın." "Ve taş olacaksın." "Amerika yok, demokrasi yok." "Sadece IBM, ITT, AT&T, Dupont, Dupont, Dupont, Dupont" "Amerika yok, demokrasi yok." "Amerika yok, demokrasi yok." "Sadece IBM, ITT, AT&T, Dupont, Dupont ve Exxon var." "Bugün dünyadaki ülkeler bunlar." "Nasıl ürünler hakkında ne düşünüyorsunuz?"
"Karl Marx?" "Onlar da tıpkı bizler gibi program tablolarını çıkarıyor." "Teoriler geliştiriyor." "Çözümler geliştiriyor." "Ticari işlerinin ve yatırımlarının fiyat-maliyet analiz leri üzerinde çalışıyorlar." "Buradaki anahtar sözcük iş." "İnsanlar sürünerek çamurun içinden çıktılar." "Çok neden?" "Çok televizyonun, çabuk." "60 milyon insan seni her gün hafta, hafta, hafta, hafta, hafta." Sıradaki karakterimizi eminim sizler de duymuşsunuzdur.
"Bülbülü Öldürmek" adlı kitaptan ya da ondan uyarlanan film den. "Atticus Finch" mahkeme salonundaki son konuşmasında kaybedilen bir davayla mücadele ettiğini biliyor ve jüriyi de neredeyse kaybetmiş durumda. Sonucun olumsuz olacağını biliyor ama yine de vazgeçmiyor. "Defendant is not guilty." "But somebody in this courtroom is." "Jüriyi ön yargılarını değil görevlerini yapmaya ve kanıtları takip etmeye teşvik ediyor."
"Yapmayacaklarını bile bile." "Now gentlemen, in this country our courts are the great levelers." "In this country our courts all men are created equal." Ben mahkemelerimizin ve jüri sistemimizin dürüstlüğüne in andığım için bir idealist değilim. Bu benim için bir ideal değildir. Bu yaşayan, işleyen bir gerçektir. "In this country's name of God." "In this country our courts are the great levelers."
"In this country our courts are the great levelers." "Evet, son iki filme geldik. En iyi ikisini en sona bıraktım." "İlginçtir. Aynı zamanda en eski filmler bunlar." "Hakikatler çok da hızlı değişmiyor galiba." Bu konuşan kişi, bugün anlattığım, belki de tüm filmler içerisinde benim kendime en çok benzettiğim karakter. Bay Smith. Filmin adı da Bay Smith Washington'a gidiyor. Yani bunu tam Türkçe'ye çevirirsek aslında Bay Smith Ankara 'da meclise gidiyor filan dememiz gerekir.
Saf biri. Politikadan, siyasetten falan anlamıyor. Yine de senatörlere bir konuşma yapıyor ama bir türlü din letemiyor. "If you think I'm going back there and tell those boys in my state and say look, now fellas forget about it. Forget all this stuff I've been telling you about this land you live in, there's a lot of hoy. This isn't your country, it belongs to a lot of James Taylor." Herkes kulaklarını tıkamış, üç maymunu oynuyor.
"Oh no, not me. And anybody here that thinks I'm gonna do that, they got another thing come." Eğer dinlemeyenler olduğunu fark ederse, ıslık öttürüp dikk at çekmeye çalışıyor. "Yüzsüz" demenin ne kadar kibar bir yolu değil mi? Bay Smith, meclis kurallarının bir açığını yakalayıp ondan faydalanmaya başlamış. Bu kurala göre demokrasi gereği biri konuşmaya başlarsa, ayakta kaldığı ve konuşmasına devam ettiği müddetçe kimse ona engel olamaz.
O yüzden saatlerce konuşuyor. Söyleyecek bir sözü kalmadığında anayasayı okumaya başlıyor . "The Constitution of the United States." "Bondeth not itself, is not part of the." "And now abideth faith, hope, charity." "The greatest of these is charity." "Senator Smith has now talked for 23 hours and 16 minutes." "It is the most unusual and spectacular thing in the Senate Annals." "One lone and simple American holding the greatest floor in the land."
"But he lacked an experience, he's made up in fight." "Get up there with that lady that's up on top of this Capitol dome." "That lady that stands for liberty." "Take a look at this country through her eyes if you really want to see something." Bu ülkeye o kadının gözleriyle bak. Sadece güzel bir manzara görmezsin. İnsanların orman kanunundan daha iyi bir şey için yaptık ları, yüzyıllarca süren savaşlardan sonra buralara ne kazıdık larını görürsün.
kendi ayakları üstünde, özgür ve ahlaklı durabilmek için savaştılar. "Like he was created. No matter what his race, color or creed." That's what you say. There's no place out there for graft or greed or lies or compromise with human liberties. Geç kalmış sayılmayız. "Because this country is bigger than the Taylors or you or me or anything else." İlkeler bir kere doğdu mu bir daha yok olmaz. Oradalar.
Sadece görmek lazım. Great principles don't get lost once they come to light. They're right here. Sizler kaybedilmiş davalar nedir bilmezsiniz. All you people don't know about lost causes. Mr. Payne does. Bir keresinde uğruna dövüşmeye değecek tek şeyin onlar olduğunu söylemişti. And he fought for them once. For the only reason any man ever fights for them. Because of just one plain simple rule. Love thy neighbor.
And in this world today full of hatred a man who knows that one rule has a great trust. And you know that you fight for the lost causes harder than for any others. Yes you even die for them. Yenildiğimi sanıyorsunuz. Hepiniz yenildiğimi sanıyorsunuz. Ama yenilmedim. And I'm gonna stay right here and fight for this lost cause . Even if this room gets filled with lies like these. And the tailors and all their armies come marching into this place.
Somebody will listen to me. Yedinci ve son filmimiz o kadar eski ki sessiz filmlerden sesli filmlere geçiş döneminden geliyor. Oyuncu Charlie Chaplin'i sessiz sinemanın komik hatta biraz cık da şapşal adamı olarak hatırlıyor olabilirsiniz. İşte onun ilk sesli filminde canlandırdığı karakterin öyle bir konuşması var ki Öyle bir konuşmasını aktaracağım ki pek çok sinema eleştir menine göre Film tarihinin en iyi monoloğu bu.
Yani Chaplin'i ilk kez konuşurken görüyoruz bu filmde ama Öyle bir konuşuyor ki gerçekten de unutulmaz. Öyle ki 5 dakikalık kesintisiz konuşmasında sadece 10 kez gözünü kırpıyor. Filme ben bu 5 dakikasını kesintisiz olarak burada verebil mem mümkün olmadığı için Bu muhteşem monoluğun bazı kısımlarını yine ben aktaracağım size. Ama dediğim gibi Eğer imkanınız varsa Kendiniz de oturup izleyebilirsiniz.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Şimdi bu sözleri tutmak için savaşalım. İzlediğiniz için teşekkür ederim.