Yusuf ile Züleyha - OKU
Arka kapak: Nasıl herkese duyurur da sesimi derim: “Bu anlattığınız ben değilim. Ben bu anlattığınız değilim. Yusuf'u ben nasıl yerim? Ben Yusuf'u nasıl yerim?” Sözünün bu kısmına gelince kurt, nemli…
Arka kapak: Nasıl herkese duyurur da sesimi derim: “Bu anlattığınız ben değilim. Ben bu anlattığınız değilim. Yusuf'u ben nasıl yerim? Ben Yusuf'u nasıl yerim?” Sözünün bu kısmına gelince kurt, nemli…
Yusuf ile Züleyha - OKU
Yusuf ile Züleyha. Kaynağı Kur'an-ı Kerim'de olan ve "öykülerin en güzeli" ünvanına sahip bir kıssa. Divan edebiyatında birçok şâirin mesnevilerine de konu olmuş bir aşk öyküsü.
İşte bu ilham verici öyküyü şiirsel bir üslupla kaleme almış Nazan Bekiroğlu. Kitabın tam adı “Yusuf ile Züleyha: Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün.”
Bakın bu şiirsel üslup kullanıldığında “aşk” kelimesi nasıl tanımlanıyor:
«Aşk, Züleyha olacağını bile bile... Yusuf'a vurulmaktır. Yusuf olduğunu bile bile... Kuyuya atılmaktır. Kuyu olduğunu bile bile... Yusuf'u saklamaktır. Aşk; hem Züleyha, hem Yusuf, hem de kuyu... Aşk; olduğunu olabilmektir belki de...»
Başka bir yerde hikayedeki kurtun gözünden olaylar aktarılmış.
Nasıl herkese duyurur da sesimi derim: “Bu anlattığınız ben değilim. Ben bu anlattığınız değilim. Yusuf'u ben nasıl yerim? Ben Yusuf'u nasıl yerim?” Sözünün bu kısmına gelince kurt, nemli gözlerinden boncuk gibi yaşlar dökülmeye başladı. Gri tüylerle kaplı göğsü, ön ayakları ıslandı. Bir ah çekti derinden derine. Islak burnu daha ıslandı. Ve devam etti: “Ben şimdi adımı nasıl temize çıkarayım. Alnıma sürülen bu kapkara lekeyi neyle, nasıl yıkayayım? Öyle bir leke ki değil bana, yeter kıyametin kopacağı güne değin gelip geçecek tüm torunlarıma. Tek muradım, bütün yaratılmışların sahibi olan Tanrım. Bu ayıpla yaşatamazsın beni. Ya alsın yeni doğmuş bütün kurt yavrularıyla birlikte canımı, kurt neslinin dalı yaprağı burada kesilsin, ya da adım temize çıksın.”
Bu öyküyü seçen kişi aslında aylar önce instagram’dan paylaşmıştı benimle. Ama ben okumak için özellikle bugünü bekledim. Çünkü bu seçimi yapan kişiyle tam 12 yıl önce bugün hayatlarımızı birleştirdik. Sevgili eşim Devletşah’a bu güzel seçimlerinden ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Akşam olmuştu. Kervancıların Yusuf'u alıp da batı ufkundaki çok köşeli ve kocaman ve parlak yıldız yönünde çölün ortasına doğru uzak laştıkları günün akşamı. Çölde yemin yıldızaydı ve çölde yıldız yönün başka adıydı. Ürpertici bir boşluğa çökerken akşam, kurt gizlendiği yer den uzandığı kuyunun başına vardı. Kuyunun hemen yanı başında Yusuf'un aynası, hani kardeşleri onu kuyuya iterken cebinden düşen, öylece kala kalmıştı.
Kurt önce kuyuya, sonra aynaya baktı. Aynada gördüğü sureti aydınlık, kuyunun dibinden gelen görü ntüsü karanlıktı. Kulakları düşük, omuzları çökük. Kuyruğunu topladı, oturdu, gözlerinde nem vardı. Batı ufkunda parlayan yıldıza baktı da sonra, öylece ortaya konuşmaya başladı. Ben diye söze başladı. Garip bir adım var şu coğrafyada, şu tarihte, şu edebiyatta . Şaşılası bir bahtım var benim. Kimi adım zafer anlamına gelmekte.
Mertlik benim, güç benim, kudret benim, onur benim, şeref benim, şan benim. Hani neredeyse şu mor yeleli aslanlar olmasa, tac benim, ta ht benim, erk benim. Yusuf ile Züleyha. Kaynağı, Kur'an-ı Kerim'de olan ve öykülerin en güzeli un vanına sahip bir kıssa. Divan edebiyatında da birçok şairin mesnevelerine konu olan bir aşk öyküsü. İşte bu ilham verici öyküyü çok şiirsel bir üslupla kaleme almış Nazan Bekiroğlu.
Kitabın tam adı da yine çok şiirsel. Yusuf ile Züleyha. Kalbin üzerinde titreyen hüzün. Bakın bu şiirsel üslup kullanıldığında aşk kelimesi nasıl tanımlanıyor? Aşk, Züleyha olacağını bile bile Yusuf'a vurulmaktır. Yusuf olduğunu bile bile kuyuya atılmaktır. Kuyu olduğunu bile bile Yusuf'u saklamaktır. Aşk hem Züleyha hem Yusuf hem de kuyu. Aşk olduğunu olabilmektir belki de. Başka bir yerde de hikayedeki kurdun gözünden tıpkı biraz önce olduğu gibi olaylar şöyle aktarılmış.
Nasıl herkese duyurur da sesimi derim bu anlattığınız ben değilim. Ben bu anlattığınız değilim. Yusuf'u ben nasıl yerim? Ben Yusuf'u nasıl yerim? Sözünün bu kısmına gelince kurt nimli gözlerinden boncuk gibi yaşlar akıtmaya başladı. Gri tüylerle kaplı göğsü ön ayakları o yaşlarla ıslandı. Bir ah çekti derinden derine. Islak burnu daha da bir ıslandı ve devam etti. Ben şimdi adımı nasıl temize çıkarayım?
Alnıma sürülen bu kapkara lekeyi neyle nasıl yıkayım? Öyle bir leke ki bu değil bana yeter kıyametin kopacağı gü ne deyin gelip geçecek tüm torunlarıma. Tek muradım. Bütün yaratılmışların sahibi olan Tanrım. Bu ayıpla yaşatamazsın beni. Ya alsın yeni doğmuş bütün kurt yavrularıyla birlikte can ımı, kurt neslinin dalı yaprağı burada kesesin ya da adım temize çıksın. Bu öyküyü seçen kişi aslında aylar önce Instagram'dan pay laşmıştı benimle ama ben okumak için özellikle de bugünü seç tim, bugünü bekledim.
Çünkü bu seçimi yapan kişiyle tam 12 yıl önce bugün hayat larımızı birleştirdik. Sevgili eşim Devlet Şah'a bu güzel seçimlerinden ötürü bir kez daha huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Ve tabii ki sizlere de bu kanalı takip etmeye layık bulduğ unuz ve kitap okuma konusunda ısrarcı davrandığınız için. Başka bir kitapta, başka bir videoda tekrar görüşmek dileği yle şimdilik hoşçakalın. Altyazı M.K.