111 Hz ·Bölüm 78 ·5 Haziran 2023 ·40 dk ·1.597 kelime

Üçüncü Sanatın Perde Arkası (ft. Nora 2)

Bir tiyatro oyunu sahnelenmeden önce neler olur? Oyun, seyirciyle buluşmadan önce nasıl bir hazırlık süreci gerçekleşir? 111 Hz'in yeni bölümünde bu sorulardan yola çıkarak, Nora 2 oyununun provasına misafir oluyoruz. Oyunun yönetmeni Saim Güveloğlu ve oyuncuları Tülin Özen, Tansu Biçer, Zeynep Çötelioğlu ve Nihal Geyran Yoldaş ile Alan Kadıköy'de buluşuyoruz. Bir hikayeyi yaşamanın inceliklerini, onlarla birlikte deneyimliyoruz.

0:00

Ohh! Mis gibi deniz havası… İşte bu yüzden vapurla seyahat etmek çok güzel bir şey. İnsanın ufkunu açan, içini ferahlatan bir yolculuk deneyimi bu gerçekten de.

Muhtemelen şaşırdınız, diye soruyorsunuz kendi kendinize. Bir sebebi var elbette arkadaşlar… Bugün farklı bir 111 Hz bölümü için buluştuk. Yolculuğumuzun ilerleyen dakikalarında size bir sürprizim olacak. Onun için Podbee’nin Galata’daki stüdyosundan, Anadolu yakasına, Alan Kadıköy sahnesine doğru yola koyulduk. Eh madem hazır yoldayız, gelin önce bu bölümü yapma motivasyonumuz hakkında konuşalım biraz.

Bildiğiniz üzere 111 Hz’te birçok farklı sanat disiplinini inceledik. Sanatın neleri değiştirebildiğinden, insanlara nasıl ilham verebildiğinden bahsettik. Bunu yaparken de çoğunlukla hikayeler yardımcı oldu bize. Onların aracılığıyla bir şeyler öğrenmeye çalıştık, merak duygumuzu harladık, yeni bir bakış açısı edindik belki de… Aramızdaki iletişimi sağlayan araç oldu anlattığımız hikayeler. Bir şeyler paylaşabilmemizi, birlikte düşünebilmemizi sağladılar. Fakat bunca bölüm boyunca pek de değinmediğimiz bir sanat disiplini var ki bu hikaye anlatmanın en etkileyici yöntemi olabilir… Üçüncü sanattan, yani tiyatrodan bahsediyorum. Tiyatro sadece bir hikaye anlatma biçimi değil bana kalırsa. Metinde yazılan karakterleri söylemleriyle, düşünceleriyle ve tavırlarıyla benimsemekten; o karakterleri canlı performans esnasında ete kemiğe büründürmekten bahsediyoruz sonuçta! Başka bir deyişle hikayenin ta kendisi olmaktan… İşte bu bambaşka bir mesele. Tam da bu nedenle tiyatro sanatı hakkında konuşacağız bugün.

Milattan önce beşinci yüzyıldan beri insanlığın üretmeye devam ettiği bir sanat dalı bu. Sahnelenen ilk oyuna dair net bir bilgi olmasa da tarihçiler, tiyatronun Antik Yunanistan’da hayat bulduğunu tahmin ediyor. Bu dönemde Atina'da, Dionysia adı verilen festivaller düzenlenirmiş. Tragedya ve komedya gibi farklı türlerde oyunlar sahnelenirmiş burada.

Aiskhylos’un “Oresteia”sı, Sofokles’in “Kral Oidipus”u, Euripides’in “Medea”sı ve dahası… Bunlar Dionysia’daki festivallerden günümüze dek ulaşan en ünlü tragedyalardan mesela.

Eveeet, vapurumuz da kıyıya yanaştı bu arada. Nihayet Kadıköy’e vardık.

Nihayet dememin sebebi vapurdan sıkılmam değil tabii ki. Vapurla saatlerce yolculuk yapabilirim.

Nihayet diyorum, çünkü sürprizime epey yaklaştık. Fakat biraz daha sabretmenizi rica edeceğim sizden.

Neyse… Ne diyordum? Tiyatrodan bahsediyordum, değil mi? Sahne sanatlarının en eskisi söz konusu olunca, anlatılabilecek hikayelerin sayısı da sonsuza uzanıyor tabii ki. Ben de size sevdiğim bir tiyatro oyununun hikayesini ya da onun yazılış öyküsünü anlatabilirdim elbette. Fakat, zaten açıp okuyabileceğiniz ya da gidip izleyebileceğiniz bir oyunun hikayesi anlatmak, biraz da kolaya kaçmak olur gibi geldi bana. O yüzden bugün bir tiyatro oyunun, “Nora 2”nin sahne öncesi provasını ziyaret edeceğiz birlikte.

Provayı izleyeceğimiz Alan Kadıköy’e varmadan önce biraz da “Nora 2”den bahsedeyim ben size. 1879’da, Norveçli yazar Henrik Ibsen’in kaleme aldığı “Nora: Bir Bebek Evi”nin devamını konu alıyor “Nora 2”. Ibsen’in yazdığı metnin finalinde Nora, kocasını ve üç çocuğunu geride bırakarak evini terk ediyor. Amerikalı oyun yazarı Lucas Hnath tarafından 2017’de yazılmış bu devam oyunundaysa Nora, 15 yılın ardından terk ettiği eve geri dönüyor. Nora’nın geri dönüşüyle, terk ettiği eşi Torvald ile 15 yıl önce yapamadığı tartışmayı gerçekleştirdiklerine şahit oluyoruz. Evlilik, farklı insan karakterleri ve toplumsal kabuller tartışılıyor “Nora 2”de. Oyunun başrollerinden Nora’yı Tülin Özen, Torvald’iyse Tansu Biçer canlandırıyor.

Derkeen Alan Kadıköy’e vardık arkadaşlar. Provalara girmeden önce size bir tavsiyem olacak. Bu andan itibaren bölümü kulaklıkla dinlerseniz, daha keyifli bir deneyim yaşayacaksınız. Benden demesi.

Heh! Tülin de geliyor…

Hoş bulduk Tülin.

Eh hadi o zaman! Düşelim Tülin’in peşine…

Bu arada şimdi ısınmasını dinleyeceğimiz Nihal Geyran Koldaş, oyunda Anne Marie’yi canlandırıyor. Kendisi aynı zamanda oyun metninin çevirmeni.

Nihal Hanım, tam olarak neydi ısınma esnasında yaptığınız şey?

Konsantrasyon için yaptığınız bir ısınma tekniği değil mi bu? Doğru mu anlıyorum?

Teşekkür ederiz Nihal Hanım. Biz iyisi mi sizi oyun öncesi fazla meşgul etmeyelim… Gerçekten de enteresan duyuluyor değil mi Nihal Hanım’ın yaptığı? Oyun öncesi bir ritüel gibi aslında…

A-aa! Bu ne yahu?

Vaaay! Bu Lax Vox tekniği epey ilginçmiş. Ben bunu araştırmak için kenara not ettim bile. Bu arada Zeynep Çötelioğlu’nun, Nora’nın kızı Emmy karakterine hayat verdiğini de hatırlatayım size. Hikaye akışına yön veren bir rolü var kendisinin.

Bak lafa daldım… Tülin ve Zeynep provaya başlamışlar bile. Gelin bir yere oturup dinleyelim. Bakalım neler duyacağız.

Şu anda Tülin ve Zeynep hem seslerini açıyor hem vücutlarını esnetiyor hem de ezberlerinin üzerinden geçiyor. Bunu yaparken de sahne ve çevresinde dolaşıyorlar. Seyircilerin oturdukları yerlere bile gittiler. Neden böyle yapıyorlar acaba? İyisi mi bunu prova bitince kendilerine sorayım...

Emmy ve Nora’nın birbirleriyle tanıştıkları sahne epey ilgi çekici bence. 15 yıl sonra birbirleriyle yeniden tanışan bir anne-kızın hayata bakış farklılıklarını ve birbirlerine olan yaklaşımlarını görebiliyoruz böylece.

“Nora 2” gerçekten de çok kişisel çıkarımlar yapabileceğiniz bir metne sahip. Biz bugün sadece bir kısmına tanık olabiliyoruz, fakat oyunun bütününde sizi düşünmeye iten çok fazla detay var. Mesela Emmy ve Nora’nın bu sahnesi üzerinden ebeveyn sorumlulukları üzerine çok güzel bir tartışma açabiliriz. Aynı şekilde Nora ve Torvald’ın diyaloglarında da farklı insan kişilikleri ve ilişkiler üzerine bir sohbet gerçekleştirebiliriz.

Ah! Bakın ben konuşurken bu sefer de Tülin ve Tansu provaya başlamış. Nora ve Torvald’in tartıştıkları sahnenin üzerinden geçiyorlar şu an. Hadi onları dinleyelim şimdi.

Bu sahne çok etkileyici duyuluyor değil mi? Nora ve Torvald’ın resmi anlamda bitmemiş evlilikleri üzerine yaptıkları tartışma, hikayemizin de ana konusu. Seyircilerin bu sahneye nasıl bir tepkisi olacak acaba, çok merak ediyorum…

Tansu repliğinin bir noktasında takıldı. Fakat Tülin hemen o noktada devreye girip Tansu’ya repliğini hatırlattı. Bakın arkadaşlar bu an, tiyatronun da bir takım oyunu olduğunu çok iyi gösteriyor bize. Sadece kendi repliklerine değil, tüm metne hakim olmak, rol arkadaşının arkasını kollamak… Yolda gelirken “hikayenin ta kendisi olmak” derken biraz da bundan bahsediyordum.

Gerçekten harikaydı! Prova ve ısınma kısmı böyleyse, oyunda neyle karşılaşacağımızı çok merak ediyorum. Yalnız ufak bir sorum olacak arkadaşlar. Siz prova yaparken bir şey dikkatimi çekti. Sahnenin etrafında dolaştınız, seyircilerin oturduğu yerlere dahi çıktınız… Bu şekilde prova yapmanızın sebebi neydi?

Bu deneyim bizimle paylaştığınız için size çok teşekkür ederiz arkadaşlar. Bizim için hem çok ufuk açıcı hem de çok keyifli bir tecrübe oldu. Oyunun başlamasına da çok az bir zaman kaldı artık. Biz iyisi mi sizi bırakalım da rahat rahat hazırlanın. Oyunda bol şanslar.

Gerçekten de harika bir deneyimdi bu. Biz genelde bir sanatsal üretimin son halini görüyoruz. En hazır şekliyle tecrübe ediyoruz bu eserleri. Fakat bugünkü prova deneyimi gerçekten de işin mutfağında neler olup bitiğini anlamamızı sağladı. Oooo izleyiciler de Alan Kadıköy’e gelmişler bu arada. Şu an fuaye alanında çok güzel bir kalabalık var. Az önce Tansu seyircinin ruh halinin de ne kadar önemli olduğundan bahsetmişti. Bakalım bu akşam nasıl bir seyirci olacak. Bunu cidden merak ediyorum. Çünkü “Nora 2” gerçekten de çok kişisel çıkarımlar yapabileceğiniz bir metne sahip.

Neyse bak yine lafa daldık… Oyun başlamak üzere. Biz de gidip koltuktaki yerimizi alalım hemen.

Teşekkür ederim Derya, hoş bulduk.

Az önce duyduğunuz kişi Derya Şahan’dı bu arada. Kendisi “Nora 2” ekibinin sahne amiri. Provadan, sahneye kadar oyundaki tüm süreci o koordine ediyor. Neyse neyse… Oyun başlamak üzere. Biz şimdi bölümümüze bir ara verelim. Oyun bittiğinde “Nora 2” hakkında konuşmaya devam ederiz.

Arkadaşlar size kesinlikle bu oyunu izlemenizi tavsiye ediyorum. Provada duyduklarınızdan çok daha fazlasını bulacaksınız, emin olun. Bölümün en başında bahsettiğim o hikayenin ta kendisi olma durumu var ya… İşte onu çok iyi gözlemleyebileceksiniz “Nora 2”de. Oyundan sadece 10 - 15 dakika önce gördüğüm insanları bambaşka biri olarak izlemek, gerçekten de ilginç bir deneyim oldu açıkçası.

Eh madem bu kadar güzel bir ekibi yakaladık… Oyundan sonra onlarla kritik yapmadan olmaz tabii. Şimdi yanımda Tülin, Tansu ve oyunun yönetmeni Saim Güveloğlu var. Hiç uzatmayıp hemen ilk sorumla başlıyorum.

Ben bölümün başında tiyatroyu bir hikaye anlatımından çok hikayenin kendisi olmak, hikayeyi yaşamak olarak tanımlamıştım arkadaşlar. Sizin tiyatro yapmaktaki ana motivasyonunuz nedir, bunu merak ediyorum…

Aslında ben de tam senin bahsettiğin konuya girmek istiyordum. Yönetmen denince ilk olarak aklımızda sinema canlanıyor. Fakat sinemadaki yönetmenin hikayeye müdahale edebileceği çok geniş bir alan var. Tiyatrodaysa hikayenin seyirciyle buluştuğu noktada yönetmenin böyle bir opsiyonu yok. Sonuçta biz bir tiyatro oyununda “kestik” diyen birini görmüyoruz. O yüzden şunu sormak istiyorum. Ne yapar tam olarak bir tiyatro oyunu yönetmeni?

Peki bu söylediklerinizden yola çıkarak bir tiyatro eserinin oynadıkça daha iyi bir hale büründüğünü söyleyebilir miyiz? Yani her oyun bir öncekinden daha iyi olur, sahnelenen en son oyun en iyisidir gibi bir iddiada bulunabilir miyiz?

Oyunda bir şey dikkatimi çekti. Nora ve Torvald’ın hararetli bir şekilde tartıştığı sahnelerde ara ara seyirciye döndüklerini, onlara seslendiklerini ya da sorular yönelttiklerini gördük. Hatta Tülin’in de hatırlattığı gibi bizim izlediğimiz oyunda bir seyirci Nora’ya yanıt bile verdi. Bu tip durumlarda ne yapıyorsunuz? Metinden koptuğunuz anlarda geriye dönüş nasıl oluyor? Var mı bu durumlara göre planlarınız?

“Nora 2” seyircinin de taraf olabileceği bir oyun bence. Seyirciler içinde Nora’nın ya da Torvald’in tarafını tutanlar oluyor mu? Mesela bugün izlediğimiz oyunda seyirci biraz daha Nora’ya hak veriyor gibiydi… Siz nasıl tepkiler alıyorsunuz izleyicilerden?

Peki sizin kendinize daha yakın gördüğünüz karakter hangisi?

Bu noktada çok temel bir soru sormak istiyorum size. “Nora 2”yi sahneleme isteğinizin kaynağı neydi? Sizi bu hikayeye çeken şey ne oldu?

“Nora 2”yi, 11 Haziran Pazar günü Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde sahneleyeceksiniz. Bahçe Galata ve Alan Kadıköy’e kıyasla epey büyük bir sahneye taşıyacaksınız oyunu. Sahnenin fiziksel koşulları hikayenin akışını ve oyunculuklarınızı nasıl etkiliyor?

Ben tekrar hem bizi provanıza kabul ettiğiniz hem de bu keyifli söyleşiyi yaptığınız için size ve tüm “Nora 2” ekibine teşekkür ediyorum arkadaşlar. Hikaye anlatmanın çok farklı bir yöntemini, 111 Hz dinleyicileriyle birlikte deneyimleme fırsatı bulduk bu sayede. Müsaadenizle ben şimdi bölümü kapatmaya gidiyorum.

Evet arkadaşlar, sanat ve hikayeler her zaman iç içe, birbirlerini destekleyen alanlar. Ben bir kez daha “Nora 2”yi izlemenizi tavsiye ediyorum. 11 Haziran Pazar akşamı Zorlu PSM’de sahneleyecekleri oyun bunun için çok güzel bir fırsat. Kim bilir, siz de belki bu hikayeden yeni ilhamlar alabilirsiniz. Oyundaki karakterlerden biri ya da sadece bir replik, sizin kendi hayat hikayenizde yeni bir sayfa açabilir. Belki de yaratıcılık duygunuzu tetikleyen bir etkisi olur bu oyunun. Hatta içinizden biri “Nora 3”ü yazar, kim bilir? Söz konusu hikayeler olunca, hayal etmenin de bir sınırı yok ne de olsa.

Künye
  • YazanÖzgür Yılgür
  • Ses Tasarım ve KurguMetin Bozkurt Dış Kayıt: Cemre Dalyan
Kaynaklar (13)