Artemis II - Dünya'ya Dönüş Canlı Yayını
NASA'nın Artemis II görevi kapsamında 1 Nisan'da başlayan 10 günlük tarihi Ay yolculuğunun sonuna geldik. İnsanlığı Dünya'dan en uzağa taşıyan Orion uzay aracı (Integrity), dört astronotuyla birlikte…
NASA'nın Artemis II görevi kapsamında 1 Nisan'da başlayan 10 günlük tarihi Ay yolculuğunun sonuna geldik. İnsanlığı Dünya'dan en uzağa taşıyan Orion uzay aracı (Integrity), dört astronotuyla birlikte…
CANLI YAYIN AKIŞI: Artemis 2 Dünya'ya Dönüyor
ECLIPSE
Evrenin en güzel gölgesi!
Artemis II mürettebatı dün, 6 Nisan 2026'da Ay'ın etrafından dönerken bu fotoğrafı çekti. Gördüğümüz şey, Ay'ın Güneş'i tamamen kapattığı bir güneş tutulması. Ama Dünya'dan değil, Ay yörüngesinden. Bu perspektiften Ay, Güneş'i çok daha uzun süre örtebiliyor: yaklaşık 54 dakikalık bir tutulma. Dünya'dan gördüğümüz tutulmalarda bu süre en fazla yedi buçuk dakika. Güneş'in normalde parlak yüzeyinin ardında gizlenen koronası, o dış atmosferi, burada çıplak gözle bile görülebilecek kadar net. Ay'ın karanlık yüzünde hafifçe fark edilen o soluk ışık da Dünya'dan yansıyan aydınlık. Yayında astronotların "Dünya ışığı" dediği şey. Arka planda normalde Ay'ın yanında asla göremeyeceğimiz yıldızlar bile görünüyor çünkü Ay'ın aydınlık yüzeyi burada karanlık.
İnsanlık 50 yıldan fazla bir süre sonra ilk kez yeniden derin uzayda!
Fotoğraf meraklıları için: Nikon Z9 kamera üstünde 35 mm f/2 lensle ISO 1600 ile çekilmiş.
EARTHSET
Geçen yüzyıl Dünya'nın doğuşunu (Earthrise) çektiler. Bu yüzyıl batışını (Earthset). Evet bu fotoğrafın adı ironik bir şekilde "Dünya'nın Batışı!"
Apollo 8 mürettebatı 1968'de buna çok benzeyen bir fotoğraf çekmişti. Ay'ın yörüngesinden Dünya'nın doğuşu. "Earthrise." O fotoğraf bir nesli değiştirdi. Dünkü canlı yayında derin uzaya giden ilk kadın astronot Christina küçük bir çocukken odasının duvarında bu fotoğrafın asılı olduğunu söyledi. O fotoğrafta ilk kez yaşadığımız evimizi dışarıdan gördük ve onun ne kadar kırılgan olduğunu anladık. Hepimiz aynı gemideyiz diye düşündük.
Dün 6 Nisan 2026'da Artemis II mürettebatı Ay'ın üzerinden geçerken işte bu fotoğrafı çekti. Ama bu kez Dünya doğmuyordu. Batıyordu. Bu fotoğrafta onun Ay'ın ufkundan yavaşça kaybolduğunu görüyoruz. Üç dakika sonra Ay'ın diğer tarafına geçtikleri için iletişim tamamen kesildi.
"Dünya'nın Doğuşu" fotoğrafına bir de "Dünya'nın Batışı" fotoğrafı eklenmiş oldu. Bu başlığı görünce ister istemez kelimenin tam anlamıyla Dünya'nın batışını izlediğimizi düşündüm :( İklim değişikliği, insanlar arasında giderek artan kutuplaşma, yapay zekanın insanlığı tehdit edişi ve tabiki bir türlü bitmek bilmeyen savaşlar.
Karamsarlığı hiç sevmiyorum. Umuyorum ki dünkü olayda astronotların 40 dakika sonra sinyale kavuşmaları gibi biz de bir yerlerden bir sinyal alıp iyileşiriz. Umarım her batış, bir sonraki doğuşun başlangıcı olur.
Fotoğrafta ön planda Ay yüzeyi bütün çıplaklığıyla duruyor. Ohm krateri, milyarlarca yıl önceki bir çarpmanın izi. Arka planda Dünya'nın aydınlık tarafında Avustralya üzerinde bulutlar dönüyor. Ve biz de buradayız, iki karenin arasında bir yerde, doğuşla batış arasında.
Fotoğrafçılık meraklıları için teknik bilgi: Nikon D5 kamera üzerinde 80-400mm f/4.5-5.6 lensle çekilmiş. 220 mm odak uzaklığında ISO 800 f/7.1
BÖLÜM 1: AÇILIŞ
NASA'nın Artemis II görevi kapsamında 1 Nisan'da başlayan 10 günlük tarihi Ay yolculuğunun sonuna geldik. İnsanlığı Dünya'dan en uzağa taşıyan Orion uzay aracı (Integrity), dört astronotuyla birlikte Pasifik Okyanusu'na iniyor (splashdown). Bu tarihi anı canlı yayında onların gelişini birlikte takip ediyoruz!
Pek çoğunuz için vakit gece yarısına yaklaşıyor. Benim bulunduğum yerde ki fırlatmanın yapıldığı yerle aynı zaman dilimindeyiz akşam saatlerinde iniş yapacaklar ama bu kez Pasifik Okyanusu'na inecekler dolayısıyla orada akşamüstü olacak. Neden bunları söylüyorum? Çünkü fırlatma sırasında bahsettiğim bir "fırlatma pencere"si lafı vardı ya, işte buralara kadar etkili oluyor. O pencereye göre yörünge hareketleri hesaplanıyor. O pencere yerde ve uzayda çalışan kişilerin mesailerini belirliyor. En önemlisi o fırlatma penceresiyle uzaydan Dünya'ya girişte hedeflenen zaman arasında, mekan arasında, hava durumu arasında bir etkileşim var. Gece yarısı fırtınalı bir havada Pasifik Okyanusu'na düştükten sonra kurtarılmak istemez hiç kimse. Her neyse. Uzay görevlerinde dakikaların bile ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak istedim. Ama siz zaten bunun farkındasınızdır. Uzay meraklıları olarak, evreni anlamanın ve keşfetmenin ne kadar büyüleyici bir deneyim olduğunu bilen insanlar olarak siz zaten ekran başındasınız. Bu da benim için bir yayıncı olarak her şeyi anlatıyor, çok iyi çok güzel bir kitlesiniz. Birlikte öğrenmekten büyük mutluluk duyuyorum.
Bu yayına gelenlerin büyük çoğunluğu geçen on günü takip etti. Fırlatmayı izlediniz, Ay geçişini izlediniz, belki bu kanaldan da bir şeyler seyrettiniz. Ben her günün en önemli noktalarını en ham haliyle sadece açıklamalı Türkçe altyazılarıyla yayına verdim. Bu da dördüncü ve son canlı yayınım. On gün boyunca dört insanı hep birlikte uzayda takip ettik ve şimdi geri gelişlerini de kaçırmak istemiyoruz. Benim için çok sevdiğim bir dizinin sezon finaline yaklaşıyormuşuz gibi bir duygu bu. Umarım dizilerden farklı olarak sürpriz bir sonla karşılaşmayız. Her şey yolunda gider ve sağ salim iniş yaparlar.
Bu yayına yeni gelenler de vardır. Bir bildirim gördünüz, bir başlık dikkatinizi çekti, "ne oluyor?" diye tıkladınız. Siz de hoş geldiniz, sizi de bekliyorduk. Burada herkese yer var.
Şöyle açıklayayım: Bu gece, insanlığın Dünya'dan uzaklaşma tarihindeki en önemli olaylardan biri tamamlanıyor.
Bunu abartarak söylemiyorum. 1 Nisan'da, şaka gibi bir tarihte, Florida'dan bir roket kalktı. İçinde dört astronot vardı. Bu astronotlar, bu kez son 25 yılda yüzlerce astronot gibi Uluslararası Uzay İstasyonu'na gitmediler. Dünya yörüngesinde kalmadılar. Ay'a kadar gittiler, Ay'ın etrafından döndüler ve geri döndüler. Bu yolculukta iniş yapılmadı. Çünkü kullandıkları uzay aracı ilk kez insanlı olarak uçuruldu. Tıpkı geçen yüzyılda Apollo 8 görevinde olduğu gibi.
Orion kapsülü, uçuşun 6. gününde (6 Nisan'da) Dünya'dan tam 252.756 mil (yaklaşık 406.771 km) uzaklaştı. Bu mesafe, 1970 yılında Apollo 13'ün kırdığı rekoru ki o mürettebat bu rekoru bir kaza sonucu kırmıştı, yaklaşık 4.100 mil daha ileriye taşıyarak Artemis II mürettebatını "Dünya'dan en uzağa giden insanlar" yaptı. Planlı olarak bu kadar uzağa giden, 3 yerine 4 kişi giden, tarihin ilk ekibi Artemis 2'nin dört astronotu oldu.
Mürettebat (Reid Wiseman, Victor Glover, Christina Koch ve Jeremy Hansen) bu rekoru kırarken Ay'ın karanlık yüzünden geçtikleri ve Dünya ile iletişimin tamamen koptuğu o kritik 40 dakikalık süreçte, yüzeyden sadece 4.067 mil yüksekteydiler. Kanada Uzay Ajansı'ndan Jeremy Hansen o anları şöyle aktardı: "Şu an çıplak gözle gördüklerim aklımı başımdan alıyor. İnanılmaz bir şey." Hansen ayrıca kırılan mesafe rekoruyla ilgili şu notu da düştü ki bence çok anlamlı, dedi ki: "Bu nesle ve sonrakilere meydan okuyoruz; umarım bu rekor çok uzun yaşamaz."
Yolculuğun planlanmamış ama en büyüleyici anlarından biri de uzay aracının konumu sayesinde denk geldikleri Güneş tutulmasıydı. Ay'ın Güneş'i kapattığı ve yaklaşık bir saat süren bu evrede mürettebat, bu anı hem yüksek çözünürlüklü kameralarla hem de bildiğimiz akıllı telefonlarıyla kaydetti.
1972'de Apollo 17 görevinde Eugene Cernan, Ay yüzeyinde son adımını attı. Kapsüle bindi. Ve o günden bu yana, 54 yıl boyunca, hiçbir insan Dünya'nın yakın çevresini terk etmedi. Ve o zamanlar akıllı telefon diye bir şey yoktu. Akılsızları bile çok azdı. İnternet tabiki yoktu. Ve o günden bu yana doğan herkes, yani şu an yaşayan insanların büyük çoğunluğu, bizler, hayatımızın tamamını, insanlığın uzay keşfinde durma noktasında olduğu bir dönemde geçirdik.
İşte bu gece o durma noktası sona erdiren görevin son gecesi.
Şimdi bu yayında ne yapacağız, onu anlatayım.
NASA'nın resmi yayını saat 01:30'da başlıyor. Splashdown 03:07'de. Yani önümüzde yaklaşık bir buçuk saat var ve bu süreyi boş geçirmeyeceğiz.
Görevin on günü boyunca bol bol anlatılan şeyleri tekrar etmeyeceğim. Mürettebatı zaten tanıyorsunuz, fırlatmayı zaten izlediniz. Ben bu yayında farklı bir şey yapmak istiyorum: Tabiki bunları da hatırlatacağım ama bu görevde bazılarımızın atlamış olabileceği detaylara, yeterince konuşulmayan teknik gerçeklere de bakacağız.
Ve tabii, gece ilerledikçe, o 13 dakikayı birlikte geçireceğiz.
NASA, bu iniş sürecini "her şeyin doğru gitmesi gereken 13 dakika" olarak tanımlıyor. Flight Director Jeff Radigan bunun aslında çok daha uzun bir süre olduğunu da ifade etti dünkü brifingte: "Benim kafamda bu aslında bir buçuk saatlik bir kritik pencere."
BÖLÜM 2: TEKNİK HAZIRLIK VE İNİŞ PROFİLİNİN İNCELENMESİ
Şu anda Pasifik Okyanusu'nda, San Diego açıklarında NASA ve Amerikan Donanması'nın ortak kurtarma ekibi, USS John P. Murtha (LPD 26) gemisinde tam pozisyon almış durumda. Donanma dalgıçları (EODGRU-1) ve tıp uzmanları, Orion kapsülü suya indiği an ilk müdahaleyi yapmak için tetikte bekliyor. Ancak astronotların bu gemiye sağ salim ulaşmadan önce atlatmaları gereken çok kritik bir aşama var.
Ay'dan dönüş rotasında olan Orion, atmosfere giriş (entry interface) noktasına ulaştığında saate yaklaşık 24.000 mil yaklaşık 38.600 km/s gibi muazzam bir hıza sahip olacak. Bu hızı yavaşlatmak ve kapsülü sağ salim okyanusa indirmek için yapılacak manevralar, Artemis I görevinden alınan derslerle baştan aşağı güncellendi. Az önce NASA yayınında mühendislerin bizzat teyit ettiği üzere, iniş profili ciddi şekilde değiştirildi.
Artemis 1'de Ne Planlanmıştı, Artemis 2'de Ne Değişti? Biliyorsunuz, mürettebatsız Artemis I görevinden sonra Orion'un ısı kalkanı (Avcoat kaplaması) incelendiğinde, malzemede beklenmeyen dökülmeler ve aşınmalar tespit edilmişti. Bağımsız bir inceleme ekibinin analizleri sonucunda sorunun kaynağı bulundu ve kalkanı sıfırdan üretmek yerine "iniş profilinin matematiği" değiştirildi:
- Artemis 1 (Eski Profil): Araç atmosfere girdiğinde iniş menzili tam 3.178 deniz mili uzunluğundaydı ve atmosfere giriş süreci 20 dakika sürmüştü. Bu uzun süre, aracın üzerinde çok yüksek bir toplam ısı yükü (total heat load) yaratarak kalkanı deforme etmişti. - Artemis 2 (Yeni Profil): Isı kalkanını bu yıkıcı etkilerden (deleterious effects) korumak için menzil maksimum 1.775 deniz miline çekildi. Orion, güneybatıdan kuzeydoğuya (Kaliforniya kıyılarına doğru) tam 1.701 deniz mili uçacak. En kritik değişiklik ise süre: Artemis 1'deki 20 dakikalık o uzun kavrulma süresi, Artemis 2'de tam 13.5 dakikaya indirildi.
Taş Kaydırma Manevrası (Skip Entry) ve Tepe Sıcaklığı NASA uçuş kontrol ekibi ve mühendisler, toplam ısı yükünü düşüren bu yeni "kısaltılmış" skip-entry (taş kaydırma) profiline muazzam bir güven (tremendous confidence) duyuyor. Orion yine atmosferin üst katmanlarına dalıp tıpkı gölde seken bir taş gibi yavaşlayarak iniş yapacak.
Flight Director Radigan, bu süreçte kapsülün atmosfere giriş açısının bir dereceden az bir toleransa sahip olduğunu söyledi. Dünyanın en karmaşık araçlarından biri, 1,1 milyon km yol kat ettikten sonra, bir dereceden az toleransla hedefini bulacak.
Atmosfere giriş süresi kısaltılmış olsa da, araç giriş noktasında (entry interface) fizik kurallarıyla tam anlamıyla çarpışacak. Astronotlar, ısı kalkanı üzerinde 4.000 ila 5.000 °F (yaklaşık 2.200 - 2.760 °C) aralığında, güneşin yüzey sıcaklığına yaklaşan bir cehennem ateşiyle yüzleşecek.
Bu tepe sıcaklığına (peak heating) ulaşıldıktan sadece birkaç dakika sonra ise, o meşhur ve gerilimli an başlayacak: İletişim kesintisi (Communications Blackout).
BÖLÜM 3: "AVRUPA'YA VEDA" (MODÜL AYRILMASI)
(Geçiş: NASA Yayınına Entegrasyon - 01.30 TSİ) Evet, saatlerimiz 01.30'u gösteriyor ve an itibarıyla ekranımızı NASA'nın resmi canlı yayınıyla birleştiriyoruz. Şu andan itibaren Houston Görev Kontrol'den gelecek her sesli komutu, her anlık güncellemeyi ve uzay aracının telemetri ekranını saniye saniye takip edeceğiz. Artık sohbeti biraz daha teknik bir boyuta taşıma vakti, çünkü saniyelerin ve milimetrik hesapların konuştuğu o dar pencereye giriyoruz.
(Avrupa Servis Modülü'ne Veda - 02.33 TSİ) Bu yolculukta Orion kapsülü yalnız değildi. Aracın arka kısmında, astronotlara 10 gün boyunca güç, su, oksijen ve ana itkiyi sağlayan, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) imzalı "Avrupa Servis Modülü" (ESM) bulunuyordu. Ancak Pasifik'e doğru hızla yaklaşırken artık yolları ayırma vakti geldi.
Saat tam 02.33 TSİ'de (19.33 EDT), astronotları taşıyan Orion mürettebat modülü ile Servis Modülü birbirinden ayrılacak. Servis Modülü için bir nevi veda dalışı yapacak dünyaya. Üzerinde bir ısı kalkanı yok. Görevini başarıyla tamamlamış bir şekilde atmosferin üst katmanlarında sürtünmeyle parçalanarak yanacak ve kalıntıları okyanusa umuyoruz ki zararsız bir şekilde düşecek.
(Kalkanın Ortaya Çıkışı ve İğne Deliğinden Geçmek - 02.37 TSİ) Bu ayrılmanın ardından, az önce krizini ve çözümünü konuştuğumuz o kritik donanım, yani Orion'un alt kısmındaki o büyük ısı kalkanı nihayet uzay boşluğunda tamamen açığa çıkmış olacak.
Hemen ardından, saat 02.37 TSİ'de (19.37 EDT) kapsül, atmosfere en doğru açıyla girebilmek için kendi üzerindeki manevra iticilerini (RCS) kullanarak son yönelim ayarlarını yapacak. Bu açı çok çok önemli. Eğer atmosfere çok dik girerlerse kapsül yanar veya mürettebat ölümcül G kuvvetlerine maruz kalır; eğer çok sığ bir açıyla girerlerse gölde seken bir taş gibi atmosferden sekip uzayın derinliklerine doğru savrulurlar. İğne deliğinden geçmek tabiri tam olarak bu anı anlatıyor.
Hazırlıklar tamam, uzay aracı artık tam anlamıyla bir "düşüş" pozisyonunda. Şimdi, aracın Dünya atmosferine, o görünmez duvara çarpacağı ve nefeslerin tutulacağı "Entry Interface" aşamasına geçiyoruz.
BÖLÜM 4: ATMOSFERE GİRİŞ VE İLETİŞİM KESİNTİSİ
(Atmosfere Çarpış - 02.53 TSİ) Saatler 02.53 TSİ'yi (19.53 EDT) gösterdiğinde, Orion kapsülü yaklaşık 400.000 feet (yaklaşık 122 km) irtifada Dünya atmosferinin üst sınırına ulaşıyor. "Atmosfere giriş" desek de, aslında uzay boşluğundan gelen bu araç için bu bir girişten ziyade, havadan örülmüş görünmez bir duvara hızla çarpma anı.
Şu an kapsülün hızı saatte 23.864 mil (yaklaşık 38.405 km/s). Bu inanılmaz hızdaki sürtünme nedeniyle kapsülün etrafındaki hava molekülleri anında parçalanarak süper sıcak bir plazma bulutuna dönüşüyor.
(Tepe Sıcaklık ve G Kuvveti) Tam bu dakikalarda araç, atmosferin derinliklerine doğru "taş kaydırma" manevrasını yaparken o en korkulan eşiğe, "Tepe Sıcaklık" (Peak Heating) noktasına ulaşıyor. Kapsülün tabanındaki ısı kalkanı, az önceki NASA brifinginde de teyit edildiği gibi 4.000 ila 5.000 °F derecelik bir cehennem ateşiyle yüzleşiyor. Dışarısı Güneş'in yüzey sıcaklığına yaklaşırken, içerideki dört astronot da hızla yavaşlamanın etkisiyle koltuklarına doğru yaklaşık 4 G kuvvetiyle itiliyor. Göğüslerinin üzerine kendi vücut ağırlıklarının dört katı kadar bir yük biniyor.
(İletişim Kesintisi / Radio Blackout - Mutlak Sessizlik) Ve işte görevin en uzun, en gerilimli dakikalarına giriyoruz. Kapsülün etrafını saran o devasa ateş topu ve plazma kalkanı, hiçbir radyo dalgasının içeri girmesine veya dışarı çıkmasına izin vermiyor.
Şu an itibarıyla Houston Görev Kontrol ile Orion arasındaki tüm iletişim koptu. Ekranda veri yok, telemetri yok, telsizden gelen bir ses yok. Bu "Radio Blackout" dediğimiz iletişim kesintisi evresi. Mühendislerin elinden gelen her şey bitti; artık yapabilecekleri tek şey, o güncellenen iniş profiline ve altlarındaki ısı kalkanının matematiğine güvenmek.
Bu sessizlik birkaç dakika sürecek. Astronotların bu ateş topunun içinden sağ çıkıp çıkmadığını, ancak kapsül yeterince yavaşlayıp o plazma duvarı dağıldığında, Houston'dan gelecek ilk cızırtılı telsiz teyidiyle öğrenebileceğiz. Ekranlarda "İletişim Yeniden Sağlandı" (AOS - Acquisition of Signal) uyarısını bekliyoruz.
BÖLÜM 5: PARAŞÜT SEKANSI VE OKYANUSA İNİŞ (SPLASHDOWN)
(İletişimin Geri Gelmesi - ~03.03 TSİ) Ve beklenen an! NASA Houston Görev Kontrol'den ses geldi, ekranlarda AOS (Acquisition of Signal) yani "Sinyal Alındı" ibaresini görüyoruz. İletişim yeniden sağlandı. Orion kapsülü o korkunç plazma duvarını ve tepe sıcaklığını başarıyla atlattı. Astronotlarımızın durumu iyi. Ancak derin bir nefes almak için henüz erken; çünkü kapsül hala saatte yüzlerce kilometre hızla Pasifik'e doğru serbest düşüşte. Şimdi aracı güvenli bir hıza indirme zamanı.
(Fren Paraşütleri / Drogue Chutes - 22.000 Feet) Kapsül yaklaşık 22.000 feet (yaklaşık 6.700 metre) irtifaya indiğinde, ilk hayati donanım devreye giriyor. Orion'un üst kısmından 2 adet "Drogue" yani fren paraşütü fırlatılıyor. Bu paraşütlerin temel amacı aracı tam olarak yavaşlatmaktan ziyade, saatte yaklaşık 300 mil hızla düşen ve türbülans nedeniyle sarsılan kapsülü stabilize etmek, yani dengede tutmak.
(Ana Paraşütler / Main Chutes - 6.000 Feet) Drogue paraşütleri görevini yaptıktan hemen sonra gövdeden ayrılıyor ve asıl görsel şölen başlıyor! İrtifa 6.000 feet'e (yaklaşık 1.800 metre) düştüğünde, o devasa 3 ana paraşüt gökyüzünde açılıyor. Her biri neredeyse bir futbol sahasının yarısı büyüklüğünde olan bu devasa turuncu-beyaz paraşütler, kapsülün hızını dakikalar içinde saatte yaklaşık 20 mil (32 km/s) seviyesine kadar düşürecek.
Şu anda ekranlarda da net bir şekilde görüyoruz; Orion, Pasifik rüzgarlarıyla hafifçe sallanarak okyanus yüzeyine doğru süzülüyor. Mürettebat için o 4 G'lik ezici basınçtan sonra, şimdi lunaparktaki bir salıncakta sallanıyormuş hissi veren o meşhur "sarkaç" evresi yaşanıyor.
(Splashdown - 03.07 TSİ) Saatler tam 03.07 TSİ'yi (20.07 EDT) gösteriyor... Ve temas!
Orion mürettebat modülü, dört astronotuyla birlikte Kaliforniya'nın San Diego kıyılarında Pasifik Okyanusu'nun sularına başarıyla indi. Ay'ın etrafında atılan tarihi bir tur, uzayda kırılan mesafe rekorları ve ateşten bir duvarın içinden geçilen 10 günlük o muazzam yolculuk, bu "splashdown" ile resmi uçuş safhasını tamamlamış oldu.
İnsanlık, 50 yılı aşkın bir süre sonra Ay'a gidecek olan o cesur dörtlü ile birlikte yeniden Dünya sularında!
BÖLÜM 6: KURTARMA OPERASYONU VE KAPANIŞ
(Güç Kapatma ve İlk Temas - 03.22 TSİ) Kapsül Pasifik sularına indi ancak operasyon henüz bitmedi. Şu an mürettebatın hemen kapıyı açıp çıkması söz konusu değil; önce güvenliğin yüzde yüz sağlanması gerekiyor. Suya indikten yaklaşık 15 dakika sonra, saat 03.22 TSİ'de (20.22 EDT), Orion kapsülünün gücü içeriden tamamen kapatılacak.
Bu sırada, San Diego açıklarında bekleyen USS John P. Murtha gemisinden zodyak botlarla ayrılan Donanma Dalgıçları (EODGRU-1) kapsüle hızla yaklaşacak. Dalgıçların ilk işi, uzay aracının etrafında amonyak veya hidrazin gibi zehirli yakıt/gaz sızıntısı olup olmadığını tespit etmek. Her şeyin "temiz" olduğu onaylandıktan sonra, dalgıçlar kapsülün okyanus dalgalarıyla devrilmemesi için etrafına şişme bir dengeleme yakası (flotation collar) takacaklar.
(Mürettebatın Çıkarılması ve Gemiye Nakil - ~04.06 TSİ) Yaklaşık bir saatlik bu titiz güvenlik ve stabilizasyon sürecinin ardından, saat 04.06 TSİ (21.06 EDT) civarında, nihayet o tarihi kapı açılacak. Reid Wiseman, Victor Glover, Christina Koch ve Jeremy Hansen, tıbbi ekiplerin yardımıyla tek tek kapsülden çıkarılacak.
Uzayda geçen 10 günlük mikro yerçekimi ortamının ardından astronotların Dünya'nın yerçekimine yeniden adaptasyon süreci başlıyor. Helikopterler ve destek botları aracılığıyla hızla USS John P. Murtha gemisine alınacaklar. Gemide onları tam teşekküllü bir tıbbi ekip bekliyor ve ilk detaylı sağlık kontrolleri doğrudan bu askeri geminin içinde yapılacak.
(Kapanış ve Basın Toplantısına Geçiş) 1 Nisan'da fırlatma rampasında başlayan, Ay'ın karanlık yüzüne kadar uzanıp bir uzaklık rekoruyla taçlanan ve Pasifik Okyanusu'nun sularında son bulan 10 günlük Artemis II macerasının sonuna geldik. İnsanlık, yarım asır sonra Ay'ın yörüngesine gidip dönmeyi başardı ve sırada Artemis III ile Ay yüzeyine ayak basmak var.
Biz bu tarihi anı saniye saniye takip ettik. Sürecin resmi yansımalarını, uçuş verilerinin detaylı analizini ve görev yetkililerinin ilk açıklamalarını dinlemek üzere şimdi sözü NASA'nın düzenleyeceği resmi basın toplantısına bırakıyoruz. Yayınımıza katıldığınız için teşekkürler, uzayla kalın!