Gattaca - İZLE
Gattaca 1997 yılında Amerikan bilim kurgu filmi yazarı Andrew Niccol tarafından yönetilmiştir. Loren Dean, Ernest Borgnine, Gore Vidal ve Alan Arkin'in oynadığı filmde Ethan Hawke, Uma Thurman, Alan…
Gattaca 1997 yılında Amerikan bilim kurgu filmi yazarı Andrew Niccol tarafından yönetilmiştir. Loren Dean, Ernest Borgnine, Gore Vidal ve Alan Arkin'in oynadığı filmde Ethan Hawke, Uma Thurman, Alan…
Genetik mühendisliği geleceğin mesleklerinden biri. Genetiği değiştirilmiş gıdalar hayatımızın içine çoktan girdi ve bu bile haklı olarak önemli tartışmalara sebep olurken bir de genetiği değiştirilmiş insanlar ortaya çıkarsa ne olur? Bugün sizin için seçtiğim bilimkurgu filmi Gattaca işte bu sorunun cevabını arıyor.
Detaylara geçmeden önce kısa bir açıklama yapayım. Spoiler konusunda hassasiyeti olanlar için bu videoların başında genel bir tanıtım yapmaya karar verdim. Dolayısıyla filmi hiç izlememiş bile olsanız bu videoların başında spoiler olmayacağı için film hakkında izlemeden önce genel bilgiler edinebilirsiniz. Videonun sonuna doğru ise filmi izleyenler için spoiler içeren bölüm başlayacak. Ama merak etmeyin bu bölüme geçmeden önce 5 saniyelik bir geri sayım yapacağım. Yani içiniz rahat olsun.
Gattaca, bence bugüne kadar yapılmış en zekice bilimkurgu filmlerinden biri. Hatta NASA'da çalışan bilim insanları tarafından en gerçekçi bilimkurgu filmlerinden biri olarak tanımlanmış. Çok fazla filmi olmayan ve o yüzden de çok popüler olmayan bir yönetmenin Andrew Niccol'ün yönettiği ilk film ve ben bu adamın tarzına bayılıyorum. Filmin hikayesi ve senaryosu da ona ait. Bu filmden önce yazdığı senaryo ne biliyor musunuz? Truman Show. Aslında onu da yönetmeyi çok istiyor ama henüz "çaylak" olduğu için buna izin verilmiyor.
Gattaca'yı kişisel olarak çok sevme nedenlerimden bir diğeri de müzikleri. En sevdiğim müzisyenlerden minimalist besteci Michael Nyman tarafından yapılmış müzikleri. Daha önce klasik müzikle ilgili yaptığım bir videoda "tüy dikenleştirici" tabirini kullanmıştım. İşte bu filmin bazı sahnelerinde tam olarak bu etkiyi yaşıyorsunuz.
Filmin konusuna gelince. Öyle çok uzak bir gelecekte geçmiyor. Hatta her an o geleceği yaşamaya ve dolayısıyla filmde sorgulanan konuları tartışmaya başlayabiliriz. Genetik mühendisliği sayesinde doğacak çocuklar tasarlanabilir hale geliyor. Ama bizim kahramanımız Vincent doğal yollarla doğmuş. Doğal yollarla doğan insanlarda olabilecek "kusurlar" taşıyor. Hatta yapılan testlerle neredeyse hayatında neleri yapıp neleri yapamayacağı önceden belirlenmiş durumda. İşte böylesi kusurlar taşıdığı için onun isteklerine, kabiliyetlerine, taşıdığı potansiyele bakmaksızın toplum onu ikinci sınıf vatandaş haline getiriyor. O uzaya gitmek isteyen bir astronot olma hayalleri kurarken payına düşen sadece uzay merkezinin tuvaletlerini temizleyen bir hademelik oluyor.
Konuyu daha fazla uzatmayacağım. Eğer bir filmi izleme konusunda sizi sadece senarist, yönetmen ve hikaye motive etmiyorsa filmin oyuncu kadrosunun da iyi olduğunu söyleyebilirim.
Bilimsel olarak her an gerçekleşebilecek yakın bir gelecek hakkında düşüncelerinizi ateşleyecek bir film arıyorsanız onu buldunuz. Anne babaların "mükemmel bebekler" sipariş edebildikleri, hatta piyanist olmasını isteyenlerin 12 parmaklı çocuk tasarlayabildikleri, insanların çok daha uzun ve sağlıklı yaşadıkları, yakışıklı/güzel göründükleri bir dünya acaba gerçekten de "güzel bir dünya" olabilir mi? Bunu filmi izleyince göreceksiniz. Son olarak filmdeki isimlere de dikkat etmenizi istiyorum.
Şimdi filmi izleyenler için spoiler içerebilecek bölüme geçiyoruz. Hazır mısınız? 5, 4, 3, 2, 1...
Az önce de söylediğim gibi isimlendirmeler çok dikkatli bir şekilde yapılmış. Örneğin Jude Law'ın canlandırdığı karakter kendisine "Eugene" adıyla hitap edilmesini istiyor. Bu Yunanca bir kelime ve "sağlıklı doğan" anlamına geliyor. Nitekim o da öyle, son derece sağlıklı doğmuş, çünkü öyle tasarlanmış. Bir çeşit "bay mükemmel." Bu kelimeden türetilen "Eugenics" ya da "Öjenik" kelimesinin ilk kullanımı ta Eflatun'a kadar gidiyor, modern anlamıyla ilk olarak Sir Francis Galton tarafından ortaya atılmış, sağlıksız ceninleri ayırıp, sağlıklı ceninler yetiştirmenin yollarını arayan bir toplumsal akım veya toplumsal felsefe. Zaten bu filmin konusu da bu.
Filmin adı da çok enteresan. Bilmiyorum dikkat ettiniz mi? Gattaca. Bu kelime uydurulurken kullanılan harfler özenle seçilmiş. Bunun ipucunu daha filmin jeneriğinde görebilirsiniz. Yazılarda özellikle bu harfler yani G, A, T ve C harfleri özellikle vurgulanıyor. Bu harflerle DNA arasında bir ilişki kurup nereden geldiği konusunda yorum yapabilir misiniz?
Gelecek hakkında bir bilimkurgu olmasına rağmen Gattaca evreninde gördüğümüz binalar ve araçlar bir hayli eski. Mekanların iç tasarımlarında da dikkat edilen ayrıntılar var. Mesela DNA sarmalı gibi tasarlanmış bir merdiven. Kimlik kontrol ekranlarında "geçerli" yazdığında sonsuzluk sembolünü görüyoruz. Bir anlamda bu insanların sonsuz potansiyel taşıdığına dair bir gönderme yapılıyor. Oysa "geçersiz" ekranlarında bir hançer var. Bu insanların "yok olmaya, tükenmeye mahkum" olduklarının bir göstergesi.
Bir başka iç mekan tasarımı geleceğin mükemmel insanlarının çalıştığı yer. Burası öyle bir tasarlanmış ki King Vidor'ın "The Crowd" veya Orson Welles'in "The Trial" filmlerindeki gibi sıra sıra dizilmiş masalarda çalışmaya gelen kişileri ofis köleleri olarak hissediyoruz. Buradaki gelecekte robotlar yok belki ama robotlaşmış insanlar var.
Filmin DVD'sindeki ekstra görüntülerden bir tanesi çok ilginç. Koda olarak geçiyor bu bölüm ve sadece yazılardan oluşuyor: "bir kaç yıl içinde bilim İnsan Genom Projesi tamamlanacak" yazıyor. Nitekim bu filmin gösterime girdiği 1997 yılından 3 yıl sonra 26 Haziran 2000 tarihinde projenin ilk ayağının tamamlandığı ilan edildi. İşte deniyor ki filmin bu alternatif sonunda eğer geçmişte böyle bir proje tamamlanıp da bizi filmdeki gibi bir dünyaya götürseydi, yani insanların kaderi taşıdıkları genlere göre belirlenmeye başlasaydı, kötü genleri taşıyanlar daha doğmadan ayıklansaydı işte bu insanlar aramızda olmayacaktı. Hepsi de bizim genetik olarak kusurlu olarak kabul edeceğimiz insanlar olurdu.
Filmin DVD'sinin kapağında gördüğüm bir sözle bitirmek istiyorum. "There is no gene for the human spirit" yazıyor. Yani "insan ruhunun geni yoktur."
Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)
Genetik Mühendisliği Genetik Mühendisliği Genetik Mühendisliği Geleceğin mesleklerinden biri ve Genetiği değiştirilmiş gıdalar hayatımızın içine çoktan girdi ve bu bile sadece bu bile haklı olarak önemli tartışmalara sebep olurken bir de genetiği değiştirilmiş insanlar ortaya çıkarsa ne olur? İşte bugün sizin için seçtiğim bilim kurgu filmi Gataka bu sorunun cevabını arıyor. Şimdi detaylara geçmeden önce kısa bir açıklama yapmak istiyorum.
Özellikle spoiler konusunda hassasiyeti olanlar için bu videoların başında genel bir tanıtım yapmaya karar verdim. Dolayısıyla filmi hiç izlememiş bile olsanız bu videoların başında spoiler olmayacağını size garanti edebilirim. Dolayısıyla film hakkında izlemeden önce genel bilgiler edinebilirsiniz. Videonun sonuna doğruysa filmi izleyenler için spoiler içeren bir bölüm başlayacak ama merak etmeyin bu bölüme geçmeden önce 5 saniyelik bir geri sayım yapacağım.
Yani içiniz rahat olsun spoiler konusunda. Şimdi Gataka bence bugüne kadar yapılmış en zekice bilim kurgu filmlerinden biri. Hatta NASA'da çalışan bilim insanları tarafından da en gerçekçi bilim kurgu filmlerinden biri olarak tanımlanmış. çok fazla filmi olmayan ve o yüzden de pek popüler olmayan bir yönetmenin Andrew Nichol'ün yönettiği ilk film ve ben bu adamın tarzına daha bu ilk filmden itibaren bayılmaya başladım.
Ve aslına bakarsanız bu filmden önce yazdığı senaryo ne biliyor musunuz? Truman Show. O filmi de yönetmeyi çok istemiş ama o zamanlar henüz bir çaylak olduğu için stüdyolar buna izin vermemişler. Her neyse Gataka'yı kişisel olarak çok sevme nedenlerimden bir başkasıysa müzikleri. İzleyenlerden minimalist besteci Michael Nyman tarafından yapılmış müzikler. Daha önce klasik müzikle ilgili yaptığım bir videoda tüy dikenleştirici diye bir tabir kullanmıştım.
İşte bu filmin bazı sahnelerinde tam olarak bu etkiyi yaşıyorsunuz. Tüy dikenleştirici etkisini. Şimdi filmin konusuna gelince böyle çok uzak bir gelecekte filan geçmiyor. Hatta her an bizler de o geleceği yaşamaya ve dolayısıyla filmde sorgulanan konuları kendi aramızda tartışmaya başlayabiliriz. Genetik mühendisliği sayesinde doğacak çocuklar tasarlanabilir hale geliyor bu gelecekte. Ama bizim kahramanımız Vincent doğal yollarla doğmuş.
Doğal yollarla doğan insanlarda olabilecek kusurları üzerinde taşıyor. Hatta yapılan testlerle neredeyse hayatında neleri yapıp neleri yapamayacağı önceden belirlenmiş durumda. İşte böylesi kusurları taşıdığı için onun isteklerine, kabiliyetlerine, taşıdığı potansiyele bakmaksızın toplum onu bir şekilde kenara itmiş, ikinci sınıf bir vatandaş haline getirmiş. O uzaya gitmek isteyen bir astronot olma hayalleri kurarken kendi payına düşen sadece uzay merkezinin tuvaletlerini temizleyen bir hademelik oluyor.
Konuyu daha fazla uzatmayacağım. Eğer bir filmi izleme konusunda size sadece o filmin senaristi, yönetmeni veya hikayesi motive etmiyorsa ya da benim örneğimde müziği motive etmiyorsa filmin oyuncu kadrosunun da çok sağlam olduğunu söyleye bilirim. Bilimsel olarak her an gerçekleşecek yakın bir gelecek hakkında düşüncelerinizi ateşleyecek bir film arıyorsanız işte onu buldunuz. Anne babaların mükemmel bebekler sipariş edebildikleri, hatta piyanist olmasını isteyenlerin 12 parmaklı çocuk tasarlayabildikleri insanların çok daha uzun çok daha sağlıklı yaşadıkları yakışıklı güzel göründükleri bir dünya acaba gerçekten de güzel bir dünya olabilir mi?
Bunu filmi izleyince göreceksiniz. Son olarak filmdeki isimlere de özellikle dikkat etmenizi istiyorum. Şimdi filmi henüz izlemeyenler bu aşamadan sonra gidip filmi izleyebilirler. Çünkü artık spoiler içerebilecek kısma geçiyorum. Hazır mısınız? Az önce de söylediğim gibi filmdeki isimlendirmeler çok dikkatli bir şekilde ve özenle yapılmış. Örneğin Jude Love'ın canlandırdığı karakter kendisine Eugene adıyla hitap edilmesini istiyor.
Call me Eugene. My middle name. Bu Yunanca bir kelime ve sağlıklı doğan anlamına geliyor. Nitekim o da öyle bir karakter. Son derece sağlıklı doğmuş. Çünkü öyle tasarlanmış. Bir çeşit bay mükemmel. Bu kelimeden üretilen eugenics ya da özenik kelimesinin ilk kullanımı ta Eflatun'a kadar gidiyor. Modern anlamıyla ilk olarak Sir Francis Galton tarafından ortaya atılmış ve sağlıksız ceninleri ayırıp sağlıklı ceninler yetiştirmenin yollarını arayan bir toplumsal akım veya toplumsal felsefe.
Ki tartışmalı bir felsefe. Zaten filmin konusu da bu. Filmin adı da çok enteresan. Bilmiyorum dikkat ettiniz mi? Gataka. Bu kelime uydurulurken kullanılan harfler özenle seçilmiş ve bunun ipucunu daha filmin başladığı jenerikte görmeye başlıyoruz. Yazılarda özellikle bu harfler yani G, A, T ve C harfleri v urgulanmış. Ve şimdi ben de sizin bu harflerle DNA arasında bir ilişki kurmanızı ve kurabildiyseniz eğer bunu yorumlar bölümünde yazmanızı istiyorum.
Gelecek hakkında bir bilim kurgu filmi olmasına rağmen Gat aka evreninde gördüğümüz binalar ve araçlar da bir hayli es ki. Mekanların iç tasarımında da dikkat edilen bir takım ayrınt ılar var. Mesela DNA sarmalı gibi tasarlanmış bir merdiven görüyoruz. Kimlik kontrol ekranlarında geçerli yazdığında sonsuzluk se mbolünü fark ediyoruz. Bir anlamda bu insanların sonsuz bir potansiyel taşıdığına dair bir gönderme yapılıyor.
Oysa geçersiz ekranlarında bir hançer var. Bu insanların yok olmaya, tükenmeye mahkum olduklarının bir göstergesi gibi düşünülmüş herhalde. Bir başka iç mekan tasarımı geleceğin mükemmel insanlarının çalıştığı yer. Burası öyle bir tasarlanmış ki King Wyder'ın The Crowd veya Orson Welles'ın The Trial filmlerindeki gibi sıra sıra diz ilmiş masalarda çalışmaya gelen kişileri adeta ofis köleleri gibi hissettiriyor bize yönetmen.
Buradaki gelecekte robotlar yok belki ama robotlaşmış insanlar var. "Yoksa çalışmanın çok yıkıcı, Jerome." "Yoksa şanslığı" "Yoksa şanslığı" "Yoksa şanslığı" "Yoksa şanslığı" Filmin DVD'sindeki ekstra görüntülerden bir tanesi de olduk ça ilginç. Koda olarak geçiyor veya alternatif son olarak geçiyor bu bölüm ve sadece yazılardan oluşuyor. Yazılardan ve görsellerden. Diyor ki, birkaç yıl içinde insan genom projesi tamamlanacak.
Nitekim bu filmin gösterime girdiği 1997 yılından 3 yıl sonra 26 Haziran 2000 tarihinde bu projenin ilk ayağının tamamlandığı bilim insanlarınca dünyaya ilan edildi. İşte deniyor ki bu filmin alternatif sonunda eğer geçmişte böyle bir proje tamamlanıp da bizi filmdeki gibi bir düny aya götürseydi yani insanların kaderi taşıdıkları genlere göre belirlenmeye başlasaydı, kötü genleri taşıyanlar daha doğmadan ayıklansaydı işte bu insanlar bizim aramızda olmay acaktı.
Hepsi de bizim genetik olarak kusurlu olarak kabul edeceğim iz insanlar sınıfında olacaktı ve biz belki de onların düny aya insanlık kültürüne katacağı şeylerden mahrum kalacaktık. Vincent! How are you doing this, Vincent? How are you done any of this? We want know how I did it? This is how I did it, Anton. I never saved anything for the swim back. Son olarak bu videoyu, kataka filmini incelediğim bu vide oyu filmin DVD'sinde gördüğüm bir sözle bitirmek istiyorum.
There is no gene for the human spirit. Yani insan ruhu için bir gen yoktur. Bu dünyada bir insan için hiçbir şey için bir şey yoktur. Bu dünyada bir şey yoktur. Bu dünyada bir adamın bir şeritliği bir şeritliği var. Bu dünyada bir adamın bir şeritliği var. Belki ben bırakıyorum. Belki ben bir evde geliyorum.
Gataka filmini izledikten sonra lütfen sizin de fark ettiğ iniz böyle ilginç ayrıntıları, konuya ilişkin yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmayın. Bundan sonra haftada 3 gün sizlerle birlikteyim. Yeni başladığım bu izle dizisi hakkındaki yorumlarınızı gen el olarak da merak ediyorum. Sizce nasıl gidiyor? Biliyorsunuz bu dizide kendi seçtiğim filmleri inceliyorum. Ama pazartesi günleri yayınladığım kitap okuma bölümünde sizin seçtiğiniz ve paylaştığınız kitaplardan sizin beğendi ğiniz bölümleri paylaşıyorum.
Pazar günleri ise sanat, tasarım ve teknoloji hikayeleri anlatmaya devam ediyorum. Bütün bu içerikleri takip etmek için yapmanız gereken tek şey abone olmak. Eğer bunu zaten yaptıysanız yapmanız gereken bir başka şey bunu diğer arkadaşlarınızla, sevdiklerinizle paylaşmak. Eğer bunu da yaptıysanız ne diyeyim artık tebrikler. Bir sonraki videoda görüşmek üzere.