Martı Jonathan Livingston - OKU

Martı Jonathan Livingston - OKU

21 Nisan 2016 ·Video·7 dk YouTube'da izle →

Martı Jonathan Livingston, ABD'li yazar Richard Bach tarafından yazılmış, bir martının hayatını ve bize kendi sınırlarımızı aşabileceğimizi söyleyen, bir ders vermek amacıyla yazılmış masal türünde…

Özet

Martı Jonathan Livingston, ABD'li yazar Richard Bach tarafından yazılmış, bir martının hayatını ve bize kendi sınırlarımızı aşabileceğimizi söyleyen, bir ders vermek amacıyla yazılmış masal türünde…

Tam metin Otomatik metin (yapay zekâ, hatalı olabilir)

Ama sonra Chiang yok oluverdi. Ayrılmadan önce sessiz konuşuyordu onlarla. Öğrenmekten, öğrendiklerini uygulamaktan, tüm yaşamın özü olan o görünmez yetkinliğe ulaşmak için çab alamaktan asla caymamalarını öğütlüyordu. Sonra konuşurken tüyleri giderek parlaklaştı ve sonunda o denli parladı ki hiçbir martı ona bakamaz hale geldi. Jonathan sevgi üzerinde çalışmayı sürdür. Son sözleri oldu bunlar. Yeniden görebildiklerinde Chiang gitmişti.

Günler geçtikçe Jonathan geride bıraktığı yeryüzünü sıkça düşünmeye başladığını fark etti. Oradayken şimdi bildiklerinin onda birini hatta yüzde bir ini bilmiş olsaydı yaşam ne denli anlamlı olurdu kim bilir. Oralarda sınırlarını aşmaya çalışan, teknelerden atılan ekmek parçalarını kapmanın ötesinde uçuşun anlamını kavramaya çabalayan bir martı var mıydı acaba? Belki de sürünün yüzüne karşı gerçeği söylediği için dışlan mış olan bile vardı.

İşte bunlar geçiyordu aklından kumsalda dinlenirken. ve Jonathan iyilik derslerinde derinleşip sevginin doğasını anlamaya çalıştıkça yeryüzüne dönme isteği güçlendi. Çünkü yalnız geçmişine karşı martı Jonathan eğitmen olmak üzere doğmuştu ve onun sevgisini gösterme biçimi gördüğü gerçeği gerçeğe ulaşmak için yalnızca fırsat koll ayan bir martıyla paylaşmaktı. Düşünce hızıyla uçmayı öğrenmiş ve şimdi bunu başkalarına öğretmekte olan Sullivan kuşkuluydu.

Can sen bir zamanlar dışlanmıştın. Nasıl oluyor da eski süründen herhangi birinin seni dinleye bileceğini düşünebiliyorsun? Bilirsin şu atasözünü ve doğrudur bu. En yüksek uçan martı en uzağa görendir. Senin geldiğin yerdeki martılar bağırıp çağırarak ve dövüş erek sahillerde pinekliyorlar. Cennetten bin mil uzaktalar ve sen onlara cenneti göstermek istediğini söylüyorsun. Can onlar kendi kanatlarını görmekten acizler.

Burada kal. Buradaki martılara öğreteceklerini kavrayabilecek olanlara yardım et. Sustu bir an. Sonra sözlerini sürdürdü. Chiang kendi eski dünyalarına dönmüş olsaydı nerelerde ol urdun sen bugün? Son nokta önemliydi ve Sullivan haklıydı. En yüksek uçan martı en uzağa görendir. Yaşam bizim için meçhuldür. Bilebildiğimiz tek şey bu dünyaya yemek ve olabildiğince uz un yaşamak için geldiğimiz. Bir martının konseyin önünde kendini savunma hakkı yoktur.

Fakat canıtının sesi birden yükseldi. Hangi sorumsuzluk kardeşlerim diye bağırdı. Yaşamın gerçek anlamını arayan, bulmaya çalışan bir martı dan daha sorumluluk sahibi biri olabilir mi? Bin yıldır yaptığımız tek şey balık peşinde koşmak. Artık yaşamak için bir nedenimiz olmalı. Öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak gibi. Bana bir şans verin. Öğrendiklerimi size göstereyim. Konseyi oluşturan tüm martılar bir taş gibi sert ve ifades izdiler.

Hepsi bir ağızdan kardeşlik bitti diye haykırdılar ve onu duymazlıktan geldiler. Ardından arkalarını dönüp çekip gittiler. Martı Jonathan Livingston, Amerikalı yazar Richard Bach tarafından yazılmış masal türünde bir kitap. Masal ama çok gerçekçi hikayeler ve dersler içeriyor içeris inde. Her ne kadar bir martının hayatını anlatıyor gibi gözükse de bizler kendi hayatlarımızdan ipuçları bulabiliyoruz bu kitapta.

Kendi sınırlarımızı aşabileceğimizi telkin etmeye çalışıyor bize sevgili Jonathan ya da kısaca John. Gerek onun cennet diye nitelendirdiği mekanda karşılaştığı ve dost olduğu Sullivan. Gerekse orada onlara bilgelik yapan Che Young gibi karakter ler ve bunlar arasındaki ilişkilerle Martı kitabı gerçekten de klasikleşmiş. Ve insana ilham veren metinler, mesajlarla dolu bir kitap. Biliyorsunuz sevdiğiniz kitapların, beğendiğiniz bölümler inin fotoğrafını çekerek Instagram'dan okur musun Barış Öz can yazarak paylaştığınızda bunların arasından çeşitli pasajları seçerek bu şekilde videoya dönüştürüp sizlerle paylaşmaya çalışıyorum.

Bugün Martı kitabını bizim için iki farklı kişi farklı farklı bölümlerini seçerek paylaşmış. Ben de bunları seslendirmeye gayret ettim. İlki adım adım Arapça nickname'iyle yazan bir kişi. Instagram'dan bunu paylaşmış. Diğeri ise Yaşar Celep adıyla yazmış. İkisine de çok teşekkür ediyoruz ve sizlerin de aynı şeyi yapabileceğinizi tekrar hatırlatmak istiyorum ben. Bu arada kitaplarla ilgili çok güzel bir proje fikrini bana yazan Zehra Akay'dan bahsetmek istiyorum şimdi size kısaca.

Kendisi şöyle bir mesaj atmış. Okumak istiyorum izninizle. Sizin samimiyetinize inandığım için küçük bir fikri sizinle paylaşmak istiyorum diyor sevgili Zehra. Bilmiyorum bu fikir daha önce hayata geçirilmiş mi geçiril memiş mi? Umarım değerli vaktinizden çalmam. Biliyorsunuz ki yaşadığımız dünyada nefret ve samimiyetsiz lik giderek artmakta. Herkes bir koşuşturma içerisinde. Evden işe günler üstüne bir de trafik kaos içerisinde geç iyor.

Açıkçası ben de bir yetişkin olduğumda bu düzenin bir parç ası olmaktan korkuyorum. Bunun için de başkalarının bir şeyleri değiştirmesini bek lemektense hacca gitmek için yola çıkan karınca misali kendi kabımca bir şeyler yapma niyetindeyim. Yolladığım fotoğraflarda da gördüğünüz üzere okuduğum ve artık rafın üzerinde yüzüne bakılmayan kitaplar ın içine olumlu küçük notlar yazıp sokakta bir yere, bir banka ya da bir kafede bir masanın üzerine bırakmak.

Belki bir insan bulur da okur, dudağında küçük bir tebessüm yaratır diye. Ben bir insanın tüm insanlığı değiştirebilecek potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden bir insanın bile çok değerli olabileceğini bili yorum. Bu fikir belki tüm bu sistemi değiştiremez ama değiştirmek için çok çok çok küçük bir adım olabilir. Fikrimi işe yarar bulduysanız ne mutlu. Paylaşmaya değer bulursunuz belki demiş ki gerçekten de ben paylaşmaya değer buldum.

Belki sizler de bu fikirden ilham alarak buna benzer şeyler yapmaya başlarsınız. En güzel hediyelerden biri olan kitapları bu şekilde daha çok okunabilmek üzere diğer insanlara da ulaştırabilir iz. Sevgili Zehra Akaya bu güzel projesi, bu güzel niyeti ve düşüncesinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Ve bir başka kitapta tekrar buluşmak dileğiyle hoşçakalın diyorum. Altyazı M.K.