Yapay Zeka ile Müzik Yapılabilir Mi?
Yapay zeka teknolojisi birçok alanda olduğu gibi, müzik dünyasında da etkisini göstermeye başladı. 111 Hz'in bu haftaki bölümünde "AI kullanarak müzik yapılabilir mi" diye düşünüyoruz. Bu alanda yapılan çalışmaları inceliyor, birlikte yapay zeka kullanarak bir şarkı yapmaya çalışıyoruz.
Sıkı 111 Hz dinleyicilerinin hemen hatırlayacağı, kiminizin de şu an öğreneceği üzere; bundan iki bölüm önce yapay zekalar üzerine konuştuk. Son aylarda neredeyse herkesin hakkında bir fikir sahibi olduğu ya da anlamaya çalıştığı bu teknolojilerin dününe ve bugününe odaklandık birlikte. Akinator gibi -tırnak içinde- ilkel AI’ları hatırladık mesela. Yine aynı bölümde bugün kullandığımız AI teknolojilerinin bazılarından, özellikle de Chat GPT’den bahsettik. Herkesin kolaylıkla kullanabildiği bu dil öğrenme modelinin neler yapabildiğine odaklandık sizlerle. Jackson Fall’un, Chat GPT kullanarak yaptığı Green Gadget Gru deneyini inceledik örneğin… Aynı bölümde GPT’nin tanımladığı yeni bir duygu durumu olan Meldoria’yı da konuştuk. Yapay zekanın bilinç ve duyguyla olan ilişkisini değerlendirdik böylece. Eğer henüz dinlemediyseniz, bu bölüm biter bitmez hemen isimli bölümümüze de uğramanızı öneririm. Zira o bölümle bağlantılı şeylerden söz edeceğiz bugün.
Önceki yapay zeka bölümümüzde bu teknolojinin görsel sanatlar, müzik ve prodüksiyon alanında da çok etkili olmaya başladığından bahsetmiştim size.
Aslına bakarsanız yapay zekalar üzerine bu kadar çok konuşmamızı sağlayan ilk gelişme görsel sanatlar alanında yaşandı. Geçtiğimiz yıl önce Midjourney ve hemen ardından Dall-e’nin kullanıcılara açılmasıyla, deyim yerindeyse bir AI çılgınlığı başladı. Bu iki aracın da çalışma prensibi çok basit aslında.
Öncelikle nasıl bir görsel istediğinizi hayal etmekle başlıyorsunuz işe. Sonrası sizin yaratıcılığınıza kalıyor… Hayal ettiğiniz görseli renk, ışık, şekil, ortam ya da ön plana çıkarmak istediğiniz şeyler her neyse, detaylı ve açıklayıcı bir şekilde kelimelere döküyorsunuz.
Sonrası Midjourney ya da Dall-e de. Bu iki yapay zeka da veri tabanındaki görüntüleri temel alıyor ve onlardan yola çıkarak yeni resimler üretiyor.
Özetle komutları algılayıp yepyeni görüntüler oluşturabilen iki araç Midjourney ve Dall-e. Bunu yaparken de görüntü ve metinler arasında anlamsal bir bağlantı oluşturmak için, derin öğrenme algoritmalarını kullanıyorlar. Bakın, yine çıktı karşımıza o meşhur algoritma meselesi… Fakat bu görseller arasındaki en önemli fark sizin, yani komutları yazan kişinin hayal gücü aslında. Dall-e ya da Midjourney gibi teknolojiler burada sadece bir araç. Onlar sizin hayal gücünüzle sınırlılar ve sizin hayal gücünüz sayesinde var olabiliyorlar… Kısacası AI’ların henüz görsel sanat dünyasını tamamıyla değiştirebilecek bir etkisi yok diyebiliriz. Hayal gücünden yoksun olduklarını bir kez daha hatırlatmalıyım size.
Ancak bu iki yapay zeka modelinin etkisini bireysel kullanıcıların üretimlerinde olduğu kadar, kurumsal dünyada da görmeye başladık. Bakın hemen birkaç örnek vereceğim size… Dünyada ekonomi deyince ilk akla gelen yayınlardan The Economist dergisi, geçtiğimiz yıl 11-17 Haziran haftası için yayımladığı sayının kapağında Midjourney’yi kullanmıştı. Bir başka dünyaca ünlü dergi Cosmopolitan da, 2022 Temmuz sayısının kapağında “ayda yürüyen astronot” isimli bir görsele yer verdi. “Dünyanın ilk yapay zeka ile üretilmiş dergi kapağı” iddiasıyla duyurulan bu görsel, Dall-e kullanılarak oluşturuldu.
Tabii birçoğunuz yapay zekaların görsel tasarım alanındaki etkisinden haberdardır. Malum Dall-e ve Midjourney kısa bir süre önce herkesin dilindeydi… Dolayısıyla ben de bunun üzerinde çok fazla durmayıp, hemen AI ve müzik ilişkisine odaklanmak istiyorum. Bu iki konuyu birlikte düşününce de ister istemez Westworld’deki otomatik piyano geliyor benim aklıma. Dizide yapay zekaya sahip makinelerin ilk örneği olarak tanımlanmıştı bu piyano. Hatırladınız mı o melodiyi…
Düşünsenize, sadece birkaç sene evvel Westworld’ün ilk sezonunu izleyip, yapay zekalar üzerine ciddi ciddi tartışmaya başlamıştık. Çoğumuz da bu anlatılanların bir bilimkurgu fantezisi olduğunu savunuyordu. Bu tür teknolojik gelişmelerin çoook uzun bir süre sonra karşımıza çıkabileceğini falan düşünüyorduk. Ama o günler beklediğimizden de hızlı geldi arkadaşlar. Evet, yapay zekalar Westworld’deki gibi dünyayı ele geçirecek kadar etkili değil. Şimdilik ete - kemiğe bürünmediler, hatta insanlardan komut almadan çalışamıyorlar bile. Fakat tıpkı bu otomatik piyano kurgusunda olduğu gibi müzik alanında oldukça etkileyici işler yapmaya başladı AI’lar.
Son zamanlarda siz de “müzik endüstrisinin sonu mu geliyor” başlıklı haberlerle karşılaşmışsınızdır. Kimi müzik eleştirmenleri, ciddi ciddi AI’ların müzik endüstrisinin sonunu getireceğini düşünüyor. Bazı haklı argümanları olsa da, bu şimdilik fazla iddialı bir söylem. Hatta daha panikle ortaya atılmış gibi… Bunu bir panik hali olarak tanımlamamın sebeplerine geleceğim birazdan, ancak yapay zekaların hem müzik üretmek hem de bu üretimleri finalize etmek için oldukça kullanışlı alternatifler sunduğunu söylemeliyim. Pek çok müzisyen, üretim süreci esnasında yapay zeka araçlarından faydalanıyor artık. Beste uygulamaları ve mastering araçları da bu alanda fazlasıyla dikkat çekiyor. Mesela kullanıcıların tercihlerine ve ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş müzikler yapabilen Amper Music, Jukedeck ve AIVA gibi platformlar bir süredir kullanıma açık durumda. Epey de enteresan çalışmalar çıkıyor ortaya. Örneğin şu an benim sesimin arkasında duyduğunuz müzik, AIVA kullanılarak üretilmiş. Büyük bir veri kümesinden faydalanan bu yapay zeka, makine öğrenimi yöntemiyle kullanıcıların taleplerine göre yeni müzik parçaları oluşturabiliyor.
Yapay zeka kullanarak müzik besteleme konusunda yapılan yeni deneyler de mevcut bu arada. Hemen bunlardan birini paylaşmak istiyorum sizinle… Geçtiğimiz kasım ayında yapılan bu deney, Stockholm Sanat Üniversitesi'nde gerçekleştirilmiş. Deneyde “bir insan ve bir yapay zeka birlikte müzik yapsa, ortaya nasıl bir sonuç çıkar” sorusuna odaklanılmış. Öncelikle müzisyen David Dolan kuyruklu piyanoda bir partisyon çalmaya başlamış. Dolan piyanosunu çalarken, besteci ve Kingston Üniversitesi araştırmacısı Oded Ben-Tal tarafından tasarlanan ve onun tarafından kontrol edilen bir yapay zeka programı da bu parçayı dinlemeye başlamış. Kısa sürede ses perdesi, ritim ve tınıyla ilgili verileri çıkaran bu araç, daha sonra tıpkı bir insan gibi doğaçlama yaparak Dolan’a eşlik etmiş. Bu yapay zekanın kullandığı bazı sesler Dolan'ın kullandığı melodilerin dönüşümleriyken, bazıları da anlık üretilen melodilerden oluşuyor. Bakın ortaya nasıl bir işitsel deneyim çıkmış…
Gerçekten de çok ilginç değil mi? Anlık öğrenebilen ve öğrendikleriyle müzik yapabilen bir AI… İnsan ister istemez “Acaba Westworld gerçek olabilir mi?” diye düşünmeye başlıyor.
Acaba Westworld gerçek olabilir mi… Acaba? Olabilir mi?
Öhmm! Sakin olun arkadaşlar, yapay zekaların dünyayı ele geçirmesi hala bir bilim kurgu fantezisi… Aklınıza öyle kötü kötü şeyler getirmeyin!
Ancak dediğim gibi müzik alanında bir panik hali var. Zira çok uzun bir süredir içerik üreticileri, yapay zeka tarafından üretilen ortam müziklerini kullanıyor. Yapay zekayla çalışan birçok müzik programı kaydedilen eserleri analiz edip, otomatik düzenleme, mix ve mastering gibi işlemler gerçekleştirebiliyor. Bu araçlar enstrümanların ses seviyesini ayarlayabiliyor, parçadaki ses dengesini sağlayabiliyor ve gürültüyü azaltabiliyor.
Gürültü demişken, bu araçların tek etkili olduğu alanın müzik endüstrisi olmadığını da söylemeliyim. Buralarda kullanılan birçok yapay zeka aracından, günlük yaşantımızda da faydalanmaya başladık.
kalabalık ve gürültülü bir ortamda olsanız dahi, karşı tarafın sizi net bir şekilde duyabileceği aramalar gerçekleştirmek mümkün. Gücünü yapay zekadan alan Voice Focus, yalnızca sizin sesinize odaklanıyor. Ses odağı özelliği açık olduğunda; telefon, ön kamera yönünden gelen sese odaklandığı için arka plandaki seslerin filtrelenmesine yardımcı oluyor.
Ayrıca Galaxy A54 5G, 6.4 inçlik Full HD+ Süper Amoled Sonsuz-O Ekranı ile seyir keyfini sonsuza çıkarırken, göz koruma kalkanıyla mavi ışığı da azaltıyor. Geniş pikselli Nightography özelliği ve Optik Görüntü Sabitleyici teknolojisiyle günün hangi saatinde, nerede olursanız olun harika fotoğraflar ve videolar çekmenize olanak sağlıyor. Üstelik suya ve toza dayanıklı özelliği sayesinde, yaşanabilecek küçük kazaları dert etmenize de gerek kalmıyor.
Gördüğünüz gibi yapay zekaları bilerek ya da bilmeyerek kullanmaya başladık aslında. Örneğin müzik sınıflandırma ve önerme konusunda onlardan her gün faydalanıyoruz. Müzik parçalarını analiz ederek tarz, ton ve duygusal içerik gibi faktörlere göre sınıflandırabilen ve bunları dinleyiciye özgü listeler halinde sıralayabilen araçlar mevcut mesela. Bu tarifiyle size çok karmaşık gelmiş olabilir, hemen tercümesini yapayım… Spotify gibi müzik streaming servislerinin neredeyse tamamı bu araçları kullanıyor. Sizin dinlediğiniz müzikleri analiz edip, onlara benzer yeni gruplar, albümler ya da şarkılar öneriyor. O meşhur algoritmanın arkasında da bir yapay zeka var kısacası.
Besteleme, düzenleme, mix ve mastering, kapak hazırlama ve dinleyiciye ulaştırma… Müzikle ilgili her alanda yapay zekadan faydalanabileceğimiz bir gelecek var önümüzde kısacası. Dolayısıyla bazı insanların panik halinde olması çok doğal. Ancak bir kez daha hatırlatmam gerekiyor… Yapay zekaları da biz insanlar kullanıyoruz. Müzik -tıpkı diğer tüm sanat disiplinleri gibi- duygularla göbekten bağlı bir şey. Dolayısıyla AI’ların bu alanlara hakim olabilmesi için öncelikle bir şeyler hissedebilmesi gerekiyor… Bahsettiğim bu teknolojilerin bazı meslekleri yok etme ihtimali var elbette, fakat beraberinde yeni meslek dalları da oluşturacak gibi gözüküyor. Zaman içinde yapay zeka operatörlüğü gibi iş ilanları görürseniz hiç şaşırmayın derim. Ayrıca unutmayın; sanat, özellikle de müzik insani kusurlarla fark yaratabilen bir alan. Henüz yapay zeka ile bam telinize dokunabilecek bir şarkı bestelenmiş değil…
Fakat yapay zeka araçlarını kullanıp yaratıcı yönlerimizi konuşturmak da hiç fena bir etkinlik değil. Bir önceki yapay zeka bölümümüzde Chat GPT ile kısa bir sohbet etmiştik. Ona sıkılıp sıkılmadığını sormuştuk. Eh hadi bu bölümün de havasını değiştirelim biraz… Madem o kadar AI ve müzik hakkında konuştuk, gelin bir şarkı da biz yapalım birlikte. Az önce AIVA ile yapılmış bir müzik dinlemiştik. Biz de bu yapay zeka aracını kullanıp kısa bir şarkı yapmayı deneyelim şimdi.
Bu programda nasıl bir müzik oluşturmak istediğinizi, dilediğiniz tüm detayları vererek tarif edebiliyorsunuz. Hangi janrdan bir müzik yapmak istediğinizden tutun hangi enstrümanların kullanılması gerektiğine kadar her şeyi seçebiliyorsunuz. Ben de şimdi 4/4’lük ritme sahip bir şarkı yapmaya çalışacağım sizinle. Bu parçanın metronomunu da 120 bpm olarak ayarladım. Bunun pozitif hissettiren, coşkulu, fakat sakin bir şarkı olmasını istiyorum. Perde olarak da mi majör seçelim… Hmm şimdi geldik en keyifli kısmına! Ana melodimizin lo-fi elektrik piyanolarla oluşmasını isteyelim. Sustain’li, yani sesi uzayan baslar ve elektronik davullarla da ritim kısmını oluşturalım. Ritim çok da karmaşık olmasın, kolay dinlenebilir bir parça istiyoruz… Efektsiz elektro gitarlarla da akorları ekleyelim. Minimal ama akılda kalıcı bir gitar partisyonu oluşturmak esas hedefimiz. Veee sanırım tamamız… Bana bu özelliklerde bir ila bir buçuk dakikalık, beş parça hazırlamasını istiyorum yapay zekamızdan.
Farkındaysanız çok basit detaylar verdim… Her detayıyla uğraşıp sizi burada fazla tutmak istemiyorum, fakat yüzlerce müzik aletini seçebildiğiniz gibi, bu enstrümanlarla hangi armonik yapıların kullanılacağını da belirleyebiliyorsunuz. Hangi akor formüllerinin kurulacağını dahi siz seçebiliyorsunuz.
Bu arada şarkılarımız da hazır. Yapay zekamızın bana verdiği çıktılardan en uygununu seçtim bile. Adı da 111 Hz Marşı olsun bu şarkının… Eh her şey hazır olduğuna göre bölümün sonunu da bu şarkının eşliğinde yapabiliriz bence.
Hmmm hiç de fena bir iş çıkarmamış bizim yapay zeka. Ancak şunu söylemeliyim, biraz “ruhsuz” bir parça olmuş bu. Şaka bir yana yapay zekaların pek çok alanda ne kadar ilerleme kaydettiğini kanıtlıyor bu şarkı bize. Bunlar hem heyecan hem de endişe uyandıran gelişmeler tabii ki. Tamam kabul, sağlıktan hizmet sektörüne kadar pek çok alanda bu araçlardan faydalanıyoruz. Fakat sanattan insan faktörünü çıkarttığınızda geriye ruhsuz ve renksiz bir sonuç çıkıyor hala. Gelecekte Westworld ya da Asimov romanlarında olduğu gibi duyguları olan ya da bir şeyler hissedebilen makinelerle karşılaşacak mıyız, bunu zaman gösterecek elbette. O günler geldiğinde yapay zekaların üreteceği eserleri farklı bir göz ya da kulakla değerlendiririz tabii ki. Ancak şimdilik tek yapabileceğimiz şey insan ruhunun, duygularının ve kusurlarının kıymetini bilmek.
Künye
- YazanÖzgür Yılgür
- Ses Tasarım ve KurguMetin Bozkurt