Voyager Plakları: Dünyadan Kozmosa Bir Mesaj
İçerisinde bir mesajla okyanusa fırlatılan şişeleri bilirsiniz. Peki bunlardan birinin Carl Sagan'ın öncülüğünde uzayın derinliklerine fırlatıldığını biliyor muydunuz? Üstelik, bu şişedeki mesajın çok önemli bir görevi var: İnsanlığı, evrendeki diğer medeniyetlere, ses kayıtları aracılığıyla anlatmak. Peki sizce Sagan ve ekibi dünyamızı anlatmak için hangi sesleri seçmişti?
İçerisinde bir mesajla bir okyanusa veya denize bırak ılan şişeleri herkes bilir. Önce bir mektup yazılır, ardından cam bir şişeye yerleştirir, şişenin ağzı bir mantarla sıkıca kapatılır, ve denize fırlatılır.
Rüzgarın ve akıntıların kaderine terk edilen bu mesajların ne zaman okunacağını, kimin eline geçeceğini veya nereye yolculuk yapacağını kimse bilmez. Bir mektup yazıp, şişeyle birlikte okyanusa fırlattığınızda, tahmin edebileceğiniz tek şey, bunun sizden çok uzaklarda bir yerde, hiç tanımadığınız birilerinin eline geçebileceği.
Peki ya şişenizi, okyanusa değil de, uzay boşluğuna fırlatabilecek olsanız? Öyle bir şişe olsun ki bu, bırakın kıtalar arasını, gezegenler arası bir yolculuk yapsın ve dünya dışı canlıların eline geçsin. O zaman ne yazardınız mesajınızda?
Uzaya, dünya dışı gezegenlere gönderilmiş bir şişe... Kulağa bir hayal gibi gelse de, aslında böyle bir şişe gerçekten var. Hatta düzelteyim, böyle bir değil, iki şişe var ve içlerinde belki de dünyanın en önemli mesajları saklı.
Hikayeleri ise şöyle başlıyor:
Duyduğunuz sesler, 1977 tarihinde uzaya gönderilen "Voyager 1" sondasının fırlatılma anına ait. 44 yıl önce, güneş sisteminin dış gezegenlerini yakından incelemek için fırlatılan bu insansız uzay aracı, bugün dünyadan 23 milyar kilometre uzaklıkta ve hâlâ yolculuğuna devam ediyor. 23 milyar kilometre... Bu öyle uzak bir mesafe ki yeryüzünden gönderdiğimiz bir sinyalin Voyager'e ulaşması tam 21 saat sürüyor, üstelik sinyalin ışık hızıyla seyahat etmesine rağmen!
Voyager proje ekibindeki isimlerden biri de, Kozmos ve Contact gibi yapımların yaratıcısı ünlü astronom Carl Sagan'dı. Ve Sagan'ın en fazla kafa yorduğu konulardan biri, dünya dışı akıllı yaşam araştırmalarıydı. Sagan, dünya dışı gezegenlerde de akıllı canlılar olduğuna, ve onlarla iletişime geçmemiz gerektiğine inanıyordu. Ve Voyager projesi henüz planlama aşamasındayken, Sagan şu ilham verici soruyu sormuştu:
Eğer Voyager, yeryüzüne en uzak insan yapımı nesne olacaksa, ve bir gün güneş sistemini terkedip, yıldızlararası uzayda yolculuğuna devam edecekse, neden üzerine insanlıktan bir mesaj iliştirmeyelim? Olur ya, belki de bu mesaj bir gün uzaylıların eline geçer, kim bilir?
İşte bu sorunun yarattığı heyecanla, Carl Sagan etrafında toplanan bir ekip, Voyager ile birlikte uzayın derinliklerine göndermek için, içinde dünyadan mesajlar bulunan bir plak derlemeye karar verdi. Proje bugün yapılacak olsa, en azından bir hard disk göndereceklerine eminim, ama hatırlayın, 70'li yılların ortasındayız ve bu yıllarda insanlığın elindeki en iyi kayıt aracı yalnızca ses kaydı yapabilen plaklar. Ekip işe koyulur koyulmaz, ilk büyük soruyla karşılaştı: Plağın içine koyulacak mesaj, ne olmalıydı?
Gerçekten, nasıl bir mesaj gönderilir uzayın derinliklerine? Daha demin size de sormuştum bu soruyu: Uzaylıların bir gün plağınızı dinleyeceğini hayal edin, siz olsanız, ne gönderirdiniz? Hakkında hiçbir şey bilmediğiniz bir varlığa, ne anlatırdınız?
Carl Sagan, cevabı bulmakta fazla zorlanmadı. Plakta gönderilecek mesaj, dünyadaki yaşamın bir minyatürü olmalıydı. Yani plağı dinleyen her kim olursa olsun, evrenin bir köşesindeki hayat dolu bu gezegenimizin yaşantısına dair sesler duymalıydı. Ve bu mesajın "dünyadan bir mesaj" olabilmesi için, plağa koyulacak içerik tüm insanlığı ve hatta insan dışı varlıkları bile kapsayıcı bir şekilde seçilmeliydi. Bu yüzden işe, plağa şu sesleri koymakla başladılar:
Farklı dillerden, 55 adet kayıt. Her ses kaydında, benzer cümleler söyleniyor aslında. diye soruyorsanız, Carl Sagan ve ekibi sizi de düşünmüş. Kayıtlardan biri şu:
Uzaylılar Türkçe biliyor mudur, veya bu kaydı bir sabah saatinde mi dinlerler, gerçekten emin değilim. Ama sonuçta dünyadan 23 milyar kilometre uzakta, uzayda bir yerde yolculuk yapan Türkçe bir ses var, bir selamlama. Ve biz de bu Türkçe kayıt sayesinde anlıyoruz ki, sözünü ettiğim 55 adet kaydın hepsi, aslında 55 farklı dilde selamlaşma sesleri. Kimi "evrendeki dostlarımıza merhaba", kimi "barış üzerinize olsun", kimi ise "insanlıktan selamlar" diyor. Benim aralarında en çok hoşuma giden kayıt ise
Arapça olanı. Anlamı şöyle: . Bu bence, insanlığın hayallerinin ve ideallerinin ne kadar ötelere uzanabileceğine dair müthiş bir ifade.
Ama Carl Sagan ve ekibi, yalnızca farklı dillerde selamlamalar seçmekle yetinemezdi. Dedim ya, Sagan'a göre, plak dünyadaki yaşamın gerçekten de bir minyatürü olmalıydı ve dünyada yalnızca insanlar yaşamıyordu. Bu yüzden plağı, Nuh'un Gemisi'nin modern bir versiyonuna çevirmeye karar verdiler. Böylelikle, dünya Nuh Tufanı gibi bir felaket yaşasa, ve dünya üzerindeki yaşam ortadan kalksa bile, plağın içindeki sesler hayatlarını sürdürmeye devam edebilecekti.
Dünyadaki ormanlar bir gün yok olsa bile,
Okyanuslar bir gün kurusa bile,
Bir şişenin içine bir mektup koyup, onu okyanusa fırlattığımızda ne hissederiz? Kime yazarız bu mektubu? Belirli bir kişiye olmadığı kesin. Okyanusa bir şişe attığımızda, bırakın kime ulaşacağını, birine ulaşıp ulaşmayacağını bile bilemeyiz. Öyleyse, varış noktası belirsiz bu mektubun, bir akradaşınıza, tanıdığınız birine yazdığınız bir mektuptan farkı olmalı.
O halde baştaki soruya geri dönelim. Hatırlayın, bir şişede mesaj gönderecek olsanız, içine ne yazacağınızı sormuştum.
Düşününce farkediyoruz ki; şişede göndereceğimiz mektubu, onu bulacak kişiye değil, kendimize yazıyoruz aslında. Zaten, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz birine, kendimizden başka ne anlatabiliriz ki? Voyager sondalarıyla uzayın derinliklerine gönderilen mesajların da böyle bir yanı var. Kainatın büyüklüğünü hayal ederseniz, bu plakların başkaları tarafından dinlenme ihtimali koca okyanusta ancak bir damla kadar.
Ama zaten gönderilen mesajlar, yıldızların ötesinde yaşayanlardan çok, tam da burada, yeryüzünde yaşayan bizler için önemli. Bu plaklarda seçilen tüm sesler ve görseller, aslında insanlığın kendi üzerine yaptığı bir meditasyon: İnsan olmanın, dünyada yaşamanın ve dünyayı diğerleri ile paylaşmanın anlamı üzerine bir düşünme fırsatı.
Yeryüzüne baktığımızda, sırf farklı olduğu için aşağılanan, hor görülen, yoksayılan insanları ve onların acılarını görüyoruz. Öte yandan, gökyüzünde bir yerde, Voyager'la gönderilen plaktaki onlarca farklı kültürden sesler ve görüntüler; bize farklılıklarımızı bir eksiklik veya üstünlük meselesi olarak değil, bir zenginlik ve çeşitlilik olarak görmemizi öğütlüyor.
Bu plaklar milyarlarca yıl sürecek yolculukları boyunca bir kez olsun dinlenmeyecek belki, ama Voyager projesini ortaya çıkaran motivasyon, bize kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, yaşadığımız gezegene ve birbirimize şefkatle yaklaşmamız gerektiğini hatırlatmaya devam edecek.
Ve elbette, insanlığın hayallerinin yıldızların bile ötesine uzanabileceğini...
Künye
- YazanBerkant Gültekin
- Ses Tasarım ve KurguMetin Bozkurt
- Müzik SeçimleriUmut Barış Genç
Kaynaklar (27)
- youtube.com
- youtube.com
- youtube.com
- Voyager - Sounds on the Golden Record
- The Golden Record Cover
- Making of the Golden Record
- youtube.com
- Voyager Altın Plakları - Vikipedi
- Space | Radiolab | WNYC Studios
- Escapescape | Radiolab | WNYC Studios
- youtube.com
- ***https://www.pond5.com/sound-effects/item/32863820-throwing-heavy-stone-sea-plunge-splash-v3***
- youtube.com
- voyager.jpl.nasa.gov
- voyager.jpl.nasa.gov
- youtube.com
- voyager.jpl.nasa.gov
- voyager.jpl.nasa.gov
- voyager.jpl.nasa.gov
- youtube.com
- youtube.com
- youtube.com
- youtube.com
- youtube.com
- youtube.com
- youtube.com
- youtube.com