İnsanlar İkiye Ayrılır: Sağlaklar ve Solaklar
Günlük hayatta kimimiz sağ elini, kimimiz ise sol elini kullanıyor. Peki ama neden? Kullandığımız elin beynimizle ilişkisi ne? El kullanımı ile ilgili mitler doğru mu? Solaklar daha mı yaratıcı? Sağlaklar analitik zekaya mı sahip? Bu bölümde yanlış bilinen doğruların üzerine gidiyoruz.
İnsanlar ikiye ayrılır.
Böyle genellemeler genellikle yanlış olmaya mahkumdur, biliyorum. Ama bu bölümde böyle bir genellemenin izinden gideceğiz.
Şöyle başlayalım.
Bir deftere yazı yazdığınızı düşünün.
Bir veya iki satır bir şey yeterli olacaktır. Ama canlandırın gözünüzde bu anı. Hatta elinizi düz bir zemine koyup elinizde bir kalem varmışçasına yazıyor gibi bile yapabilirsiniz.
Şimdi, yazmayı bitirdiyseniz, elinize bakın. Eğer elinizde gerçek bir kurşun veya pilot kalem olsaydı elinizin hali ne olurdu?
Dünyanın ve büyük ihtimalle bu podcasti dinleyen sizlerin büyük bir çoğunluğu, elinde hiçbir leke olmadan ismini yazacaktı.
Ama bu, her dinleyici için geçerli değil. Elinizin mürekkeple kirlenmiş olduğunu kestirebiliyorsanız, muhtemelen %10’luk bir insan dilimi içindesiniz.
Elbette, Arapça gibi, sağdan sola yazılan alfabeleri bu hikayenin dışında tutuyorum. Onlarda işler biraz tersine.
Ama önemli olan bu değil. Önemli olan, insanlar ikiye ayrılır genellemesinin tam kalbine gelmiş olmamız.
Tahmin edebileceğiniz üzere, ilk grup, sağ elini kullananlar. Muhtemelen bu insanlardan biri de, sizsiniz. Ve 10’da 9 ihtimalle elinize mürekkep falan bulaşmadı.
İkinci grup ise solaklar. Toplumda 10 kişiden yalnızca 1 solak. Bu yüzden de solak demek, bir bakıma bir öteki demek. Çünkü hayat, teknoloji ve pratik araç-gereçler, her zaman ilk önce çoğunluk kimse, onun için uygun olacak şekilde tasarlanıyor.
Sağlaklık ve solaklık, tarih boyunca hep tartışmalı konular oldu. Azınlık olan solaklar daha mı zeki? Daha mı yaratıcılar? Sanatta, müzikte daha mı başarılı oluyorlar? Vesaire vesaire…
Ama bunlar, yakın dönemde sorulan sorular. Çünkü eskiden sağlak-solak tartışması, her zaman solakların bu kadar lehine değildi. Hatta bilakis, oldukça aleyhineydi.
Onlar tarihin büyük bölümünde “evladım sağ elinle” telkinlerini işitmek zorunda kalanlar. Çünkü çoğunluk sağlaktı, normal olan sağ elini kullanmaktı. Sol el ise azınlıktı, anormaldi, hatta kimi zaman, uğursuzdu.
Dünya solaklar gününün hangi gün olduğunu biliyor musunuz? 13 Ağustos. Meşhur uğursuz sayı 13’ün, yüzyıllar boyu uğursuz görülmüş solaklığın günü olarak seçilmesi, hiç garip değil.
İsterseniz gelin bir de dile bakalım?
İngilizce “sol” anlamına gelen “left” kelimesi, Germen dilleri kökenli bir kelime. Bu kelimenin Germen kökenindeki anlamı, zayıflık. Popülasyonun çoğunluğunun hep sağlaklardan oluştuğunu ve sol ellerini “zayıf” el diye tanımladığını düşünürsek, bu left=zayıf bağlantısına hak verebiliriz.
Ama eski dönemlerde, bazı kesimler için tek sorun “zayıflık” değildi. Özellikle ruhban sınıfı içinde, sol elini kullanan insanların bedenine şeytanın hükmettiği falan düşünülüyordu.
Dönemin bilgi birikiminin ve seviyesinin yetersizliği, ruhban sınıfın toplumdaki etkisi ve kulaktan kulağa yayılan “batıl inançların” gücü, aslında hemen her şeyiyle sağ tarafla aynı olan sol tarafın lanetlenmesine yol açmıştı.
Bu görüşler toplumlara öyle derinden işlemişti ki yıllar geçtikten sonra ortaya çıkan dillerde bile sol ya da left kelimesi hep olumsuzlukların karşılığı oldu. İngilizce’de left’in aynı zamanda ayrılmak eyleminin yine “left” kelimesiyle karşılanması, yalnızca bir tesadüf mü sizce? Peki ya Türkçe’de? Yaprakları dökülen ve yavaş yavaş çürüyen bir bitkiyi tanımlarken kullandığınız kelime? Sararıp “solmak” değil mi?
Solun bu olumsuz anlamlarına karşılık, sağ ise hep olumlu anlamlarla ilişkilendirildi.
İngilizce’deki right da tıpkı sol gibi Germen dillerinden gelen bir kelime. Eski İngilizce’de riht, rihtan, rihte gibi farklı kullanımları olsa da, kökeninde düz bir çizgide yoluna devam eden anlamına geliyor. Yıllar ve toplumların yaşam formlarıyla beraber bu düz çizgi anlamı, “doğru çizgi”ye evrilmiş . Öyle ki birine teşekkür etmek istediğinizde, teşekkür ederim dışında ne diyebilirsiniz?
Sağ ol.
Ya da yine İngilizce’ye gidelim. Birine haklısın demek istediğimizde, you’re right cümlesi dökülüyor dilimizden.
Solda ne kadar negatif ilerlendiyse sağda o kadar pozitif bir yönelim var.
Bu konuda bir ayrıntı daha vereyim.
Öncelikle Türk Dil Kurumu’nun çevrimiçi sözlüğüne girerseniz, sağlak yazdığınızda karşınıza hiçbir sonuç çıkmıyor. Öyle görünüyor ki Türkçe’de sağlak diye bir tanım yok. Yok tabi, çünkü bunun doğru yazılışı “sağak” diyorsanız, hayır. O da yok. Kısacası yaklaşık 620 bin kelimeden oluşan Türkçe’de, sağ eli dominant olan insanları tanımlamak için kullanılan resmi bir kelime, ben sözlükte bulamadım. Elbette dil yaşayan bir yapı ve biz bugün sağlak kelimesini kullanıyoruz.
Ama bu durum yalnız Türkçe’de değil, birçok dilde var. Kelimeler, bir şeyi tanımlama ihtiyacı sonucunda ortaya çıkıyorlar. Belki de sağ elini kullanan insanları tanımlamaya hiç ihtiyaç duyulmadı. Ne de olsa çoğunluk zaten sağ elini kullanıyordu ve normal olan oydu. Anormal olanı tanımlamak yeterliydi.
Peki ama, bu fark, nelere yol açıyor? Sağ-sol el ayrımının, insan beynindeki izdüşümü nedir?
Bu durumun sebebi aslında beynimizin sağ ve sol lobunun kendi aralarındaki iş bölümü, yani lateralizasyon; yanallaşma.
Beynimizin sol tarafı mekanik faaliyetlerin kontrolünü sağlıyor. Yani üzerine düşünmeden yaptığınız, normal hareketler olarak tanımlanabilecek hareketler. Bu kısım aynı zamanda yazı yazmanızı ya da konuşmanızı da kontrol eden kısım.
Beynimizin sağ tarafına geldiğimizdeyse daha ince işlemler ya da üzerine düşünmeniz gereken eylemlerde öne çıkıyor.
Bunu bir örnekle açmak istiyorum;
Sağ elini kullanan bir gitarist olduğunuzu düşünün.
Sahneye çıkmışsınız, yüzlerce kişi sahnede sizin ya da grubunuzun adını haykırıyor. Gitarınıza jakı taktınız ve çalmak için hazırsınız.
Sağlaksınız ve pena sağ elinizde. Sol eliniz ise, gitarın klavyesinde.
Bu yüzden beyninizin sol tarafı, önceden öğrendiği, ezberlediği, yani artık kas hafızasına dönüştürdüğü akorları basıyor. Çünkü bu eylemler artık mekanikleşmiş. Beyninizin sağ tarafı ise ne kadar mekanikleşmesi beklenirse beklensin yapacağı arpeji veya vuracağı ritmi sürekli olarak düşünüyor. Bu düşünme hali sayesinde robotik bir performans izlemek yerine duygusal iniş çıkışlarını fark ettiğimiz bir sonuç çıkıyor ortaya. Bu da müziğe, insancıl hareketleri katıyor.
Ama elbette bu durum sağ elinizi kullanıyorsanız böyle. Solaksanız, beyninizin kendi içindeki iş bölümünde bu yerler değişiyor. Sağ lobunuz mekanik eylemleri, sol tarafınız daha ince beceri gerektiren eylemlere komut veriyor.
Ama insan beyninin istisnaları bununla da bitmiyor. Solak bireylerin yarısından fazlasında beyninin sağ lobu yazı yazma gibi mekanik hareketleri gerçekleştiriyor olsa da %40 civarındaki solakların yine beyninin sol lobu aktif halde oluyor yazı yazarken. Tıpkı sağ elini kullananlar gibi yani. Kullandıkları eli hiç değiştirmemelerine rağmen.
Genetik bilimine geldiğimizdeyse karşımıza daha da garip sonuçlar çıkıyor. Hem anne hem de babanın sağ elini kullandığı bir birliktelikte doğacak çocuğun solak olma ihtimali %10’a denk. Anne ya da babadan biri solak diğeri sağlaksa, ihtimal %20’ye yükseliyor. Ama en garibi hem anne hem baba solak olsa bile doğacak çocuğun solak olma ihtimali sadece %25 civarında. Erkek çocukların, kız çocuklarına göre solak olma şansı bütün varyasyonlarda %2 ile %6 arasında daha fazla.
Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ bir yayın kuruluşuna verdiği röportajında;
“Genetik çalışmalar, popülasyonda genel olarak temsil edilen özelliğin geninin bulunmasıyla sonuçlanmış. Bu da sağlaklığın, yani yeni anlamında sağa tarafa eğilim geninin varlığı açısından gösterilmiş. Bu da solaklığın, bir çeşit genin mutasyonundan ibaret olduğu ve bu genetik farklılığı taşıyanların sol elini daha kullanabilir hale geldikleri anlaşılıyor.”
sözleriyle solaklığın bir çeşit gen mutasyonu olduğunu aktarıyordu.
Ama bütün bu anlattıklarımın dışında, bir de Rafeel Nadal gibiler var.
Şimdi, tenisle yakından ilgilenmiyorsanız, “Rafeel Nadal’ın nesi var?” diye sorabilirsiniz. Anlatayım:
Rafeel Nadal, profesyonel sporcu bir ailede dünyaya gelmişti. Amcası Miguel Angel Nadal, İspanya takımının değişmeyen futbolcularındandı mesela ve Rafeel’in hayatını değiştiren insan olacaktı.
Rafeel tenis oynamaya küçük yaşlarda sağ eliyle başlamıştı. İşin açıkçası hiç de fena gözükmüyordu. Çocukta cevher vardı, başarılı olacağı tahmin ediliyordu. Ama amca Nadal, onun futbol oynarken sol ayağını ne kadar iyi kullandığını farketmişti. Ama Rafeel tenis kortuna çıktığında, raket sağ elindeydi. Bu garip değildi, çünkü Nadal yazıyı da sağ eliyle yazıyor, yemeğini de sağ eliyle yiyordu. Ama amca Nadal, Rafeel’in raketi sol eliyle kullanırsa neler yapabileceğini merak etmişti. Bu yüzden, yeğenini ürkütmeden, yavaş yavaş, alıştıra alıştıra, kullandığı eli değiştirtti. Rafeel için bu geçiş süreci hiç de sancılı geçmedi. Çünkü tenise henüz başlamıştı. Üstelik yaşı da küçüktü, yeni şartlara adapte olmaya elverişli, plastisitesi yüksek bir beyni vardı. Vücudunun sol tarafını kullanmaya da zaten futbol sayesinde alışkındı. Nadal kullandığı eli zaman içinde değiştirdi. Sonrasını ise tarih yazdı. Çoğu insanın Rafeel Nadal’ı solak sanmasına neden olacak kadar turnuva kazandı, sol elindeki raketiyle.
Ama işin aslı öyle değil.
Çünkü Rafeel Nadal, bilimsel tanımıyla: bir ambidextrous. Bunun Türkçesi: Her iki elini de benzer oranlarda ve yetilerle kullanabiliyor demek. Bu, insan popülasyonun yalnızca %1’inde görülen bir özellik. Konu tenis olunca solağa dönüşen Nadal, kendisiyle yapılan bir röportajda, çocukluğundan beri hobi olarak basketbol oynadığını ama sol eliyle turnike atmakta dahi zorlandığını, tamamen sağ tarafını kullandığını dile getiriyordu.
Ama Nadal bu kadar nadir rastlanan bir özelliğe sahip olmasına rağmen, yalnız değil. Aslına bakarsanız, spor dünyası iki elini de eşit kullanabilen insanların en başarılı olabildiği alanlardan. Mesela sağ eliyle yazı yazıp, sol futbola damga vuran Lionel Messi, veya sağ eliyle basketbol tarihinin en iyi birkaç oyuncusundan biri olsa da sol eliyle yazan Lebron James de öyle.
Peki biz tek elini kullanabilen sıradan insanlar? Ya bizler yeterli çalışmayla, zayıf elimizi de kullanmayı öğrenebilir miyiz?
Bu sorunun cevabı hem evet, hem hayır.
Aslında bir ölçüde, hepimiz zayıf elimizi de çeşitli aktivitelerde kullanabiliyoruz. Benim aklıma gelen ilk örnekler bilgisayar veya telefon klavyesinde bir şeyler yazmak ve bisiklet sürmek gibi örnekler. Ama sizin istediğiniz, zayıf elimizi de baskın elimizle benzer işlevselliği kazandırmaksa, o konu biraz karışık.
Her ne kadar genetik faktörlerin etkisi olsa da, kişinin dominant el yönelimi yaklaşık 4 yaşındayken, beyin plastisitesinin yüksek olduğu dönemlerde oturmuş oluyor. Eğer her iki elinizi daha çocukluktan kullanmaya başlamışsanız, bu mümkün. Ama eğer bugün, “yahu bir dakika, şu diğer beyin lobumu da geliştireyim” gibi bir niyetle, zayıf elinizle yazma denemeleri yapıyorsanız, açık konuşayım o iş biraz yaş. Üstelik bunun zihinsel yeteneklerinize bir katkı sağladığına dair de ortada hiçbir kanıt yok.
Hatta araştırmalara göre ne çift elliliğin tek elliliğe, ne de solaklığın sağlaklığa üstünlük denebilecek bir avantaj sağladığı görülüyor.
Bu yüzden hangi elinizi ya da ayağınızı kullandığınızın pek bir önemi yok; yazı yazarken elinizde iz kaldıysa bırakın öyle kalsın. O iz, sizi siz yapıyor.
Künye
- YazanAnt Arın Şermet
- Ses Tasarım ve KurguMetin Bozkurt
- Müzik SeçimleriCemre Dalyan
Kaynaklar (10)
- What's Left When You're Right?
- Why are some people left-handed? - Daniel M. Abrams
- 32 Surprising Facts About Left-Handed People !
- How Humans Became (Mostly) Right-Handed
- Are lefties smarter? Ask Bill Gates
- Why the Bible is Against Left-Handedness
- A History Of How The Left Hand Became Associated With Evil And The Devil
- 13 Struggles All Left-Handed People Know To Be True
- Solak olmak: Solaklık nasıl olur? | "Sağlaklar kalemi, solaklar kalemtıraşı çeviriyor"
- SoruYorum - Solak Olmak Daha Mı İyi ?