111 Hz ·Bölüm 65 ·6 Mart 2023 ·38 dk ·881 kelime

Cadılar ve Kaynayan Kazanlar (ft. Pelin Batu)

Kimi masallarda süpürgeleriyle dolaşıp genç kızlara büyü yapan, kimi mitlerdeyse şeytanla işbirliğine girerek tüm insanlığı lanetleyen kazanları başındaki cadılar kim? Onlara sadece masallarda mı rastlıyoruz? Yoksa hepsinin arkasında haksızlığa uğramış ve cadı denilerek yaftalanmış, etiyle kemiğiyle binlerce kadın mı var? Bu soruları tarihçi Pelin Batu'ya sorduk. Kendisiyle sesli mesaj üzerinden yaptığımız sohbetle, cadılık tarihinin derinlerine doğru bir yolculuğa çıktık. Cadı avlarını, Lilith’i, Circe’i ve cadılığa dair birçok konuyu ondan dinledik. Saçınızı süpürge ettiğiniz değil, süpürgelerinize binip uçtuğunuz bir 8 Mart olması dileğiyle!

0:00

Bir varmış, bir yokmuş. Dağların arasında, bulutların altında gizlenen bir Pembe Rüyalar Kenti varmış. Bu kentte her gün şarkılar söylenir, oyunlar oynanırmış. Neşenin, kahkahanın, mutluluğun eksik olamadığı bir yermiş. Güzeller güzeli prensesin, yakışıklı prensle evleneceği gün, tam bir karnaval havası esiyormuş bu rüyalar kentinde. Ancak bu mutluluk tablosunun bozulması, bulutların kararması çok da uzun sürmemiş…

Kötü kalpli yaşlı bir cadı, süpürgesiyle gökyüzünde gezerken Pembe Rüyalar Kent’ini görmüş. Çocukların mutluluk saçan kahkahalarını, birbiriyle uyum içerisinde yaşayan pırıl pırıl insanları, genç kızların pürüzsüz yüzlerini öyle bir kıskanmış ki bu kenti lanetlemek istemiş.

Geçmiş hemen kazanının başına, başlamış kaynatmaya büyüleri…

Pardon pardon, az kalsın uykuya dalıyordum. Sahi bu hangi masaldı yahu? Pamuk Prenses mi? Yoksa Hansel ve Gratel miydi? Aslında hepsi olabilir öyle değil mi? Bu masallarda kötü kalpli cadılar hep bir yerlerde süpürgeleriyle dolaşıp, mutlu gördüğü çocuklara, güzel gördüğü genç kızlara kem gözleriyle önce uzaktan bakar… Sonra da onlara büyüler yapıp bütün güzelliklerini lanetleyebilirler…

Ama tek bildiğimiz cadılar, sadece masallar çıkmıyor karşımıza. Şimdi diyeceksiniz diye… Malum önümüzde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü var. Etrafta şapkasıyla, süpürgesiyle dolaşan, cadılığı yadigar sayan birçok kadın görebilirsiniz. Peki bu kadınlar etrafa lanet saçmayı, kara büyüler yapmayı mı üstleniyorlar? Hiç sanmıyorum. Cadılık diye sahiplenilen gelenek, bundan farklı bir şey olmalı. Mesela tarihte birçok kadın; fikirleriyle, söylemleriyle, savunduklarıyla ve ürettikleriyle, şeytanla işbirliği yapan cadılar olarak tanımlandı. Benim ilk aklıma geleni Hypatia.

Milattan sonra 370 ile 415’te, İskenderiye’de yaşamış bir kadın kendisi. Mısır’da bulunan bu şehiri, Yunan felsefesi ve bilimindeki gelişmelerin merkezlerinden biri olarak duymuş olabilirsiniz… Hypatia’nın babası da İskenderiye Üniversitesi’nde hem hoca hem de bir yöneticiymiş. Kızını da matematik, astronomi, geometri, felsefe, şiir ve hitabet sanatı gibi birçok farklı alanda kusursuz bir şekilde yetiştirmiş.

Hypatia Atina'daki eğitimini tamamladıktan sonra Mısır’a bilge bir kadın olarak dönmüş. Sokaklarda özgürce dolaşır, insanlara ve şehirdeki yetkililere bildiklerini aktarırmış. Felsefe, astronomi ve matematik dersleri verir, doğayı deneylerle açıklamaya çalışırmış.

Şehrin valisi Orestes de Hypatia’nın akıl danışanları arasındaymış.

Ancak Hypatia’nın şehirdeki varlığından memnun olmayan birisi de varmış elbette. Başpiskopos Cyril, şehirdeki en büyük rakibi vali Orestes’in bu kadından öğrendikleriyle liderliğini güçlendirmesini kabul edememiş. Eğer İskenderiye’nin hakimiyetine sahip olmak istiyorsa, Hypatia’dan kurtulması gerekiyormuş. Bunun için şehirlileri, Hypatia’nın değersiz ve kötücül bir figür olduğuna ikna edecek bir p lan yapmış. Çıkmış şehrin meydanına ve seslenmiş halka:

Cyril bununla da kalmayıp Hypatia’yı cadı ve şeytan olarak yaftalamış. Halk galeyana gelince başlamış cadı avı. Hypatia taşlanarak, sokaklarda sürüklenerek hayatını kaybetmiş.

Cadılar… Cadı avları… Kimdi acaba bu cadılar? Nasıl dillerden dillere anlatılan bu masalların ya da gerçek hayatın en kötü karakterleri olarak toplumsal hafızalarımıza kazındılar? Nereden öğrendiler bu büyüleri yapmayı? Neden başladı cadı avları? Bildiğim kadarıyla şeytanla işbirliği yapan, sihirle, büyüyle etrafına lanetler saçan kötü kalpli cadıların diri diri yakıldığı dönem için kullanılan bir tabir bu… Hani şu Salem anlatılarında olan… Ama bence bundan daha fazlası olmalı. Bunu bir bilene danışmak sanırım en iyisi olacak. Ama kim? Hmm…

Şimdi sizden kısa bir müsaade rica ediyorum. Geri döndüğümüzde bu cadılık ve cadı avlarını biraz daha derinleştireceğiz…

Kim olabilir… Kim olabiliiiiiir… Heh buldum! Tarih Doktoru Pelin Batu… Bu cadı ve cadı avları konusunda en iyi o bilgi verir bizlere. Hemen kendisine bir sesli mesaj atayım.

Pelin Batu: Selamlar Barış… Sorudan güzel şey mi var? Cevaplayalım. Evet tarihte cadı olduğu düşüncesiyle yakılan onbinlerce kadın var…

Barış: Evet, anlıyorum… Korkunç bir kıyımdan bahsediyorsunuz. Peki daha da eskilere gidersek, o zamanın hikayelerine, mitlerine bakarsak… İlk cadı kimdi? Mesela benim aklıma ilk Lilith geliyor. Onun ana akım tarih anlatısındaki temsilini merak ediyorum. Bildiğim kadarıyla kötülüğün ve günahkârlığın Lilith’ten doğduğu ve yayıldığı anlatısı var. Hatta kimi kaynaklarda bir şeytan olarak tasvir ediliyor. Bunun sebebi onun Adem ile eşit olmak istemesi miydi acaba?

Pelin Batu: Lilith bir cadıydı, evet. Ama eşitlik isteyen bir cadı, büyü yapan değil…

Barış: İzlediğimiz filmlerde, okuduğumuz kitaplarda hatta küçükken dinlediğimiz masallarda bile hep böyle çirkin, yaşlı, kötü niyetli, büyücü kadınlar olarak tasvir edildi cadılar bizlere. Ama siz cadıları anlatırken; aslında mücadele eden, uyumsuz ve başkaldıran türde bir kadından bahsediyorsunuz. Popüler kültürdeki bu yansıma nasıl oldu sizce? Bununla beraber Warlock diye bilinen bir erkek cadı temsili de var. Mesela onun popüler kültürde nasıl bir yeri var? Warlock’un kadın cadılardan farkı ne temsiliyet olarak?

Barış: Peki merak ediyorum, size ilham olan bir cadı oldu mu? Ya da şöyle sorayım, sizin favori bir cadınız var mı?

Pelin Batu:

Barış: Pelin ağzınıza sağlık. Size sevgili Podbee Media’dan ekip arkadaşlarım, dinleyicilerimiz ve kendim adına teşekkür ediyorum. Benim için oldukça kafa açıcı bir sohbet oldu. Sizin aracılığınızla da bu 8 Mart’a daha farklı bir bakış açısı getirdiğimizi hissediyorum. Ne mutlu.

Pelin Batu: Rica ederim. Ben de buradan sizlere ve dinleyicilerimize selam gönderiyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun. (Pelin Hanım’a not: 8 Mart için söylemek istediğiniz bir söz ve kapanış mesajınız varsa eklemeniz bizi çok mutlu eder.)

Pelin Batu’ya verdiği kıymetli bilgiler için tekrar teşekkür ediyorum. Bizlerin bu cadılık konusuna farklı bir bakış açısıyla yaklaşmamızı sağladı. Mesela Hansel ve Gratel’i kandırıp tuzağa düşürmeye çalışan veya Pamuk Prenses’e zehirli elma veren yaşlı cadının, arka planda toplumun normalleriyle uyuşmayan kadınları imgesi ya da temsili olabileceği üstüne birçoğumuz düşünmemiştir muhtemelen. Hak arayan, emek veren, içlerinden geldiği gibi var olmaya çalışan kadınlar, kötü yürekli kıskanç cadılar olarak imgeleştirilmiştir belki de

Hı, siz ne dersiniz? Bunun üstüne düşünmeniz ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin her alanda sağlandığı günlerin gelmesi dileğiyle… Bu bölüm vesilesiyle tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarım. Süpürgelerinizin hızı hiç kesilmesin.

Künye
  • YazanHazal Beril Çam
  • Ses Tasarım ve KurguMetin Bozkurt