Üşeniyorum, Öyleyse Yarın: Tembellik Hakkı
Bu bölümde iş hayatının temposu, başarılı olma baskısı ve sorumlulukların arasında unuttuğumuz bir konu olan tembellik hakkı üzerine konuşuyoruz. Tembellik nedir, bir hak mıdır, tembel insanlar nasıl davranışlar gösterir gibi sorulara birlikte cevap arıyoruz.
Offf… Bir sürü iş var bugün. Keşke şunları bir süre ertelemenin yolu olsa. Ne bileyim bir robot falan hiç fena olmazdı mesela… Tam böyle tembellik yapmak istediğim zamanlarda imdadıma yetişecek bir robot... Hani o Jetgiller çizgi filmindeki gibi olanlardan… Çok değil, sadece birkaç saat beni idare etse yeter.
Ah! Geldiniz demek… A-aa ne oldu, şaşırdınız mı? Ben de zaman zaman tembellik yapamaz mıyım canım? Şimdi aranızda “Ne bu üşengeçlik Barış, toparlan hadi. Bak bahar da geldi” diyenler olabilir tabii… Ancak bu bir üşengeçlik hali değil arkadaşlar. Bizim tembellik diye tabir ettiğimiz bu durum, aslında bambaşka bir anlam taşıyor. Sadece bu tırnak içinde tembellik konusuna başka bir perspektiften yaklaşmamız gerek, o kadar. Aslında bir hak bu tembellik dediğimiz şey… İşte tam da bugün, bu konu üzerine konuşmak istiyorum sizinle.
Tembelliği bir ruh sağlığı sorunu olarak tanımlayan psikolojik yaklaşımlar var elbette. Ben de zaten süregelen bir tembellikten bahsetmeyeceğim ya da böyle bir şeyi övmeyeceğim size.
Ancak düşünsenize; hepimiz bitmek bilmeyen bir iş yoğunluğunun, verilmesi gereken sınav streslerinin, sürekli “kendini geliştirme” baskısının ve hep başarılı olma çabasının oluşturduğu, kocaman bir his sarmalının içindeyiz.
Pekiii… En son ne zaman kendinize veya sevdiklerinize dilediğiniz gibi vakit ayırabildiğinizi bir düşünsenize şimdi. Hatta daha da önemlisi, en son ne zaman- kendi iç sesinizi dinleyebilecek vaktiniz oldu? Ne zaman hayal kurabildiniz ya da onları gerçek kılabilecek planlar yapabildiniz? Hatta daha da ileri gideyim, en son ne zaman duvara sakince ve amaçsızca bakabildiniz?
İşte bu noktada biraz tembellik yapmak bize hem bir mola hem de bir zihin berraklığı olarak geri dönebilir. Elbette işlerinizi yarım bırakın, hadi gelin bütün hafta duvara bakın, ekip arkadaşlarınızı zora sokun falan demiyorum size. Sadece buna da ihtiyaç duyduğumuzu hatırlatmak istiyorum. Unutmayın bir süper kahraman bile olsanız, her gün dünyayı tek başınıza kurtaramazsınız. Arada izne çıkmanız gerekiyor…
İşte bu tembellik meselesi, aslında felsefi olarak da önemli bir tartışma konusu. Hem de öyle modern zamanlarda başlamış bir tartışma değil bu. Taa Antik Yunan zamanlarına kadar dayanan bir mazisi var. Gelin şimdi sizle zamanda geriye doğru gidelim. Geçmişte tembellikle neler kazanmışız, bir onlara bakalım.
İşte geldiiiik. Şu anda milattan önce 435 - 386 yılları arasında bir noktadayız. Antik Yunanistan’ın Kyrēnē şehrinin sahilindeyiz. Birazdan Aristippos’un öğrencileriyle yaptığı konuşmaya tanık olacağız. Onlara doğru yürürken ben de size biraz kendisinden bahsedeyim. Çünkü biraz enteresan bir kişi…
Socrates’in öğrencilerinden biri bu Aristippos. Hazcılık felsefesinin en önemli düşünürlerinden kendisi. Şimdi hazcılık felsefesi deyince bazılarınıza yabancı gelebilir, ama hedonizm desem hemen neyi ifade etmek istediğimi anlayacaksınız bence. İşte bu Aristippos, öğrencilerine tüm yaşamlarını keyifli bir hale getirmelerini, bu hedefe ulaşmak için çalışmayı gerektirecek işler yapmalarını öğütlüyormuş.
Heh! Tam zamanında olmamız gereken yerdeyiz. Dinleyin bakın, biraz ileride Aristippos, öğrencileriyle konuşuyor şu an.
Öğrenci 1: “Aristippos, sahil kenarında ne yapıyorsunuz böyle yahu? Yapmanız gereken işleriniz yok muydu sizin?”
Aristippos: “Ee evet… Deniz kabuklarını sayıyorum ya şu an?”
Öğrenci 1: “Deniz kabuklarını saymak sizi zengin yapmaz ki..?”
Aristippos: “Tabii, haklı olabilirsin. Ancak bu işi yapmak bana keyif veriyor. Zihnimi özgürleştiriyor.”
Aristippos’un öğrencileri, aldıkları cevap karşısında şaşırdı elbette. Ancak kendisi tembelliğin de bir keyif hali, hatta başlı başına bir iş olabileceğini düşünüyordu. Ona göre keyif aldığı işleri yapmak da bir tür tembellik haliydi.
Ancak tek tembelimiz Aristippos değil elbette. Size bununla ilgili iki tane daha çok tanıdık örnek vereceğim… Şimdilik Aristippos’u mühim işleriyle yalnız bırakıp, zamanda ileriye doğru gidelim.
Şimdi de milattan önce 3’üncü yüzyılda, Siraküza’da bir hamamdayız! Evet, arkadaşlar bir hamam… Şimdi ne alaka deyip geçmeyin, Archimedes’in o meşhur kaldırma kuvvetini bulduğu ana tanıklık edeceğiz birlikte. Unutmadan şu notumu da düşeyim… Siraküza, Roma Ordusu’nun kuşatması altında şu an. Yunanistan’ın yöneticileri de tüm bilim insanlarını bu kuşatmanın kırılması için görevlendirmiş durumda. Archimedes de yöneticilerin en güvendiği kişilerden biri, zira kendisi döneminin en parlak zihinlerinden. Yalnıııız biraz tembel bizim Archimedes. Şu an da hamamdaki küvetinde uzanmış, sanki kuşatma yokmuşçasına keyif yapıyor. Fakat epey tuhaf göründü bana, biraz dalgın gibi. Gözünü suya dikmiş, bir şeyler düşünüyor sanırım.
Archimedes: “Buldum! Buldum! Evreka!”
Buldu! Buldu!.. da neyi? Hemen açıklayayım. Archimedes küvetinde yatmış suyu izlerken, suyun alçalmasını ve yükselmesini inceliyordu. Bu esnada sıvının içindeki bir nesnenin kütlesinin, sıvının dışarıya ittiği hacimle orantılı olduğunu saptadı. Bu prensip sayesinde tasarladığı savaş aletleri sayesinde Roma Ordusu’nun kuşatmasını kırmak için bir şans yarattı. Dahası ve en önemlisi tarihin akışını değiştirecek bir buluşa imza attı. Evet, tembellik hakkını kullanırken başardı bunu. Daha önceden yaptığı çalışmaları sakin bir kafayla ve berrak bir zihinle, hatta biraz fazla rahat bir ortamdayken gözden geçirmesi bir tesadüf olmamalı.
E hadi gelin bir tane daha tembellik örneği vereyim size…
Eveeet. 1687’de İngiltere’deyiz şimdi. Yine çok bilindik bir hikayeye, farklı bir perspektiften tanıklık edeceğiz. Isac Newton, ofisinde harıl harıl çalışıyor şu anda.
Vaay güzel ve hür bir ağaç gölgesi buldu kendine. İşten kaytardı, ama keyif yapmasını da biliyor bizim Isac…
Evet arkadalar Isac Newton, yerçekimi kuvvetini böyle bir anda bulundu. Yani işin gerçeği, bu çok popüler bir rivayet aslında. Fakat bizim iddiamızı da destekliyor… Sevgili Isac’imiz o gün tembellik yapmasa ve o ağacın gölgesinde düşüncelere dalmasa, hesaplamalarındaki eksik parçayı asla bulamayacaktı belki de.
Bakınız işte tembellik hakkını kullanmak, dünyayı nasıl da değiştirebiliyor. E gelin öyleyse biraz d işin ciddi kısmına değinelim şimdi. Neymiş bu tembellik hakkı da tembellik hakkı dediğim şey, bir de ona bakalım…
Vallahi iyi geldi bu ara. Kafamı da toparlamış oldum iyice. Ne diyorduk? “Bu Tembellik Hakkı da ne ola ki” diyorduk değil mi?
Bu kavram ilk olarak, 1880 yılında Fransız düşünür Paul Lafargue tarafından yazılan bir kitapta ortaya atıldı. Lafargue’ye göre çalışma dünyasının yoğunluğu, insanların sağlığına zarar veriyor. Ona göre insanlar, yaşamlarını sadece çalışarak geçirmemeli. Bakın herkes iş bıraksın, kimse çalışmasın demiyor… Onun savunduğu şey insanların kendilerine zaman ayırarak, keyifli ve yaratıcı faaliyetlere katılması gerekliliği. Müzik, sanat, edebiyat ve sporla ilgilenmeyi, seyahat etmeyi, en önemlisi de dinlenmeyi Tembellik Hakkı kapsamında değerlendirmiş. İnsanların kendilerini keşfetmeleri ve yaratıcı olacakları aktivitelerde bulunmaları, onların hayatlarını daha anlamlı bir hale getirecek Lafargue’ye göre. Hayattan daha fazla keyif alan bir insan daha üretken ve mutlu bir yaşam sürebilir iddiasında bulunuyor özetle.
Tembellik Hakkı’nın önermeleri günümüzde daha da önem kazanıyor aslında. Bölümün başında da belirttiğim gibi; yoğun tempoda çalışmak, stresli iş hayatı, sürekli verimlilik ve başarı odaklı olmak, bir süre sonra yaşamdan kopmamıza sebep oluyor. Dolayısıyla hiç de haksız sayılmaz sevgili düşünürümüz Lafargue… Kaldı ki günümüzde yapılan araştırmalar tembel insanların daha yaratıcı, zeki ve mutlu olduklarını gösteriyor bize. Bunun birkaç sebebi var elbette.
Öncelikle tembel insanların girişimci olduğu saptanmış bu araştırmalarda. Böyle kişiler monoton işlerle vakit kaybetmiyor, sıkıcı ve rutin işleri pek de umursamıyormuş. Diğer yandan tembel insanların epey yaratıcı oldukları da biliniyor. Yapılan araştırmalar sonucunda, tembel kişilerin hayatı kolaylaştırmak için çok fazla çaba harcadıkları ortaya çıkmış. Mesela uzaktan kumandayı bulan dostumuz, eminim çok esaslı bir tembeldir… Yani öyle boş durmuyor bizim tembeller, gayet yaratıcı ve üretkenler. Ancak araştırmalardaki en önemli bulgu şu: Tembel insanlar ne zaman rahatlayacaklarını çok iyi biliyorlar. Bir işi olabildiğince çabuk bitirmenin ve stresten kurtulmanın çaresini hemen bulabilen insanlar onlar.
Aslında tüm bunları özetleyecek bir söz de biliyorum ben… Bilimsel Yönetim kavramı üzerine çalışmalar yapan Frank B. Gilbreth bakın ne diyor tembellerle ilgili: “Zor bir işi yapması için her zaman tembel birini seçeceğim. Çünkü o, verdiğim işi yapmanın kolay bir yolunu mutlaka bulacaktır.” E hadi bir özlü söz de ben ekleyeyim sizin için: “Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin.”
Kısacası tembellik bizlere söylendiği gibi tümüyle kötücül bir şey değil arkadaşlar. Yine de burada oluşabilecek yanlış anlaşılmaları koca bir “fakat” ile gidermek isterim. Tembellik bir hak olsa da bunu bir yaşam biçimi olarak ele almamamız gerekiyor kesinlikle. Zira psikoloji alanında yapılan birçok çalışma, sürekli tembellik eğilimi gösteren kişilerin, tembellikleriyle başka sorunlarını maskelediğini ortaya koyuyor. Bakın bunu size yine ufak bir hikayeyle anlatmak istiyorum…
Rus yazar Ivan Goncharov’un kaleme aldığı çok ünlü bir romandan, Oblomov’dan bahsedeceğim şimdi. Hikayemizin baş kahramanı Ilya Ilyich Oblomov, çevresindeki herkes tarafından tembel olarak tanınan bir kimse. St. Petersburg’da zengin bir ailenin çocuğu olarak doğan Ilya’nın hayatı hep lüks içinde geçmiş ve hiç çalışma gereği duymamış. Yaşamının büyük bir kısmını yatağında uzanarak ve düşünerek geçirmiş. Kısacası tembelliği ideal bir yaşam olarak görmüş bizim aylak Oblomov. Ancak bu tembellik öyle bir alışkanlık haline gelmiş ki, yaşamının tamamında mutsuzluğa ve yalnızlığa mahkum kalmış. Oblomov’un tembelliği o kadar derinleşmiş ki, sırf üşendiği için sevdiği kadına aşkını dahi ifade edememiş.
Goncharov’un bu karakteri tembelliğin bireysel ve toplumsal sonuçlarına dair önemli bir mesaj veriyor aslında. Bir davranışı hayatımızın tamamına yansıtmamamız gerektiğini hatırlatıyor bizlere. Kısacası Tembellik Hakkı’nı bir aylaklık hali olarak değerlendirmeyin, bir Oblomov olmayın diyorum size. İş, sınavlar, sorumluluklar… Bunların hepsi bizim hayatımızın önemli birer parçası. Bir işi bitirdiğinizde ya da bir şeyi başardığınızda duyduğunuz hazzı da yaşamalısınız mutlaka. Belki çok hayalperest bir ifade gibi gelebilir sizin kulağınıza, fakat yaptığınız her işin, öyle veya böyle dünyaya faydası dokunuyor. Ancak unutmayın, bu sorumluluklarımız hayatımızın tamamını ele geçirmemeli. Kendimize de bir keyif payı bırakmalıyız.
Bu konuyu özellikle konuşmak istememin ayrı bir sebebi daha var aslında. Malumunuz bugün 1 Mayıs İşçi ve Emekçi bayramı. Dayanışmanın ve birlikte olmanın yüceltildiği, baharın karşılandığı özel bir gün bugün. Gerek kas gerek beyin gücüyle üreten ve emek veren herkesin kendisine, “Arada sırada tembellik de yapabilmeliyim” diyebileceklerini hatırlatmak için daha isabetli bir gün düşünemiyorum doğrusu. Kendinize böyle anlar yaratabilirsiniz. Gök yüzüne bakıp, ufka dalıp ya da kanepenize uzanıp taptaze hayaller kurabilirsiniz. Bu daha iyi yarınlar için de atacağınız ilk adım olacak kesinlikle. Unutmayın, hayal kurabilmek ve tembellik yapabilmek de bir emek işidir.
Ben de bu bölüm vesilesiyle hem kendim hem de Podbee’deki ekip arkadaşlarım adına yaşamını emekleriyle sürdüren herkesin bayramını tebrik etmek istiyorum. Tembellik hakkınızı kullanmaktan, biricik hayallerinize dalmaktan ve dayanışmadan vazgeçmemeniz dileğiyle. 1 Mayıs’ımız kutlu olsun!
Künye
- YazanÖzgür Yılgür
- Ses Tasarım ve KurguMetin Bozkurt
Kaynaklar (12)
- Tembellik yüksek zekanın göstergesi - Dünya Halleri
- Bilim Şaşırtmaya Devam Ediyor! Tembellik Yüksek IQ Göstergesi Olabilir
- Tembellik yüksek zekanın göstergesi
- Being lazy is a sign of high intelligence
- 5 Behaviours People Call Lazy That Are Actually Signs Of Intelligence, According to Science
- Science: Lazy people are likely to be smarter, more successful, and better employees. Who knew?
- 7 Reasons Why Lazy People Are More Likely To Be Successful - LifeHack
- 8 Habits of the Most Successful People That Lazy People Lack
- 3 Good Reasons Why Lazy People Can Be Successful
- Bill Gates Says Lazy People Make the Best Employees. But Is Your Laziness Actually Masking a Deeper Issue?
- Oblomov
- youtube.com