111 Hz ·Bölüm 90 ·21 Ağustos 2023 ·23 dk ·1.398 kelime

Cahil Cesaretinin Anatomisi: Dunning - Kruger Etkisi

Cahilin özgüveni çok, bilenin kendine güveni yok. Bir şehir efsanesi gibi duyulsa da grafiği bile var bu durumun! Yeni 111 Hz bölümünde tam da bu grafiğin üstüne düşüyoruz. Aptallığın dağlarını aşıyor, umutsuzluğun vadilerini geçiyor, bilgeliğe giden yolları birlikte yürüyoruz.

0:00

Ne ilginç vatandaşlar var gerçekten de ya… Vay be limon suyu demek ha…

“Bilgi Çağında Cehaletle Nasıl Başa Çıkılır?” bölümünü dinleyenler, McArthur Wheeler’ı hatırlamıştır diye tahmin ediyorum. Hani şu yüzüne limon suyu sürüp görünmediğini düşünen ve iki farklı bankayı soymaya çalışan beyefendi… İşte bir süredir onun üzerine düşünüyorum, zira bizim McArthur’un hikayesi bilişsel psikoloji alanında epey popüler bir çalışmanın yapılmasına sebep olmuş zamanında. Bizim cahil cesareti olarak da tanımlayabileceğimiz bu davranışın, psikolojik bir incelemesi yapılmış yani.

1995’te yakalanan McArthur Wheeler’ın hikayesini öğrenen iki sosyal psikoloji profesörü David Alan Dunning ve Justin Kruger, bu cesaretin kaynağı ne olabilir merakıyla başlamışlar çalışmalara. Eh limonun kimyasal özelliğiyle ilgili yalan yanlış bilgiler bilen birisinin banka soyacak kadar cesur olması, üzerine çalışılmayı hak edecek bir şey ne de olsa arkadaşlar.

Neyse efendim, 1996’da Cornell Üniversitesi’nde buluşan bu ikili, bir takım psikolojik deneyler yaparak başlamışlar çalışmalarına. İlk adımdaysa bir sınıf dolusu insana dört farklı test çözdürmüşler. Bu testler katılımcıların mizah anlayışlarını, dil bilgilerini ve mantıksal düşüncelerini ölçecek karışık sorulardan oluşuyormuş. Sonraki adım içinse, deneye katılan kişilerden kendi performanslarını değerlendirmelerini, test sonuçlarını tahmin etmelerini istemiş Dunning ve Kruger. Buradaki esas amaçları katılımcıların öz bilinçlerini gözlemlemekmiş aslında.

İşte bu deneylerin neticesinde testlerde düşük sonuçlar alan katılımcıların, kendi performanslarını ortalamanın üstünde tahmin ettikleri çıkmış ortaya. Bunun aksine bilgi düzeyi yüksek olan katılımcılarsa, düşük puan alacaklarını tahmin etmişler.

Dunning ve Kruger, bu sonuçların; bireylerin kendi düşünceleri, yani üst bilişlerindeki bir eksiklikten kaynaklandığı gerekçesiyle ortaya çıktığını düşünüyor. Bu da aslında bizim cahil cesareti olarak bildiğimiz davranışı doğuruyor. Tabii onlar bunu bilişsel bir önyargı olarak tanımlamayı tercih ediyorlar. Dunning ve Kruger, yaptıkları bu çalışmaları 1999’da, “Unskilled and Unaware of It” başlıklı makalelerinde toparladı ve resmi olarak yayınladı bu arada. Yaptıkları deney ve okumaların ışığındaysa şöyle bir sonuca vardılar: “ Peki ne demek bu diye soranlarınız için şöyle özetleyeyim…. Diyor ki Dunning ve Kruger, cahil kişiler kendi durumlarının farkında bile değiller. Daha da kötüsü bu farkında olmama hali, bilgili insanların da güvenini zedeliyor. Bilgili insanlar da cehaletin cesareti karşısında hiçbir şey bilmediği yanılgısına düşüyor.

Bu çalışma bilişsel psikoloji alanındaki en popüler grafiklerden birinin de ortaya çıkmasını sağladı aslında. Ben de bugün size bu grafiğin aşamalarını anlatmak istiyorum. Yeterlilik ve Özgüven Eğrisi olarak da tanımlayabiliriz bu grafiği. “Eee Barış, görsel bir şeyi podcast’te nasıl anlatacaksın ki?” diyenler var aranızda.

Biliyorum, sizin düşüncelerinizi bile çok net bir şekilde duyabiliyorum buradan. Merak etmeyin arkadaşlar, ben her şeyi planladım! Bütün süreci yazdım kafamda, rahat olabilirsiniz…

Şimdi bir roller coaster düşünün. Önce bir zirveye tırmanıyoruz, ardından zirveden en dibe bir düşüş yaşıyoruz değil mi? Sonra da daha ufak yükselişler ve düşüşler gerçekleşiyor. İşte dört aşamalı Dunning - Krguger Etkisi grafiğinde de böyle bir hareket var. Gelin bunu Burhan’ın hikayesi üzerinden anlatayım size.

Burhan bir bilim dergisinde yazarlık yapmaya başladı geçtiğimiz aylarda. İşinden de pek memnun aslında, ama sürekli haber girmekten de biraz sıkılmış durumda kendisi. Hele bir makale yazılmasına izin verilse… Tüm yeteneklerini kağıda dökecek, ama gel de bunu baş editör Derya Hanım’a anlat işte.

Burhan’da şu an onunla görüşmek üzere zaten. Bakalım yine nasıl bir angarya iş isteyecek Derya Hanım bizim Burhan’dan.

Derya: Girin

Burhan: Eee beni çağırmışsınız Derya Hanım.

Derya: Hah! Ben de seni bekliyordum Burhan’cım, lütfen otur şöyle. Konuşacağımız önemli bir konu var.

Burhan: Teşekkürleeer. Buyurun sizi dinliyorum.

Derya: Burhan’cım lafı hiç uzatmayacağım. Ekip olarak iki aylık çalışmalarından gayet memnunuz. Yeni sayıda ilk makaleni yazmaman için bir gerekçe göremiyorum ben artık. Sen ne dersin, var mı aklında bir makale fikri?

Burhan: Eeeaaassslında epey sürpriz oldu, malum derginin teslimine de bir hafta var…

Derya: Yaparsın yaparsın, sıkışık takvimde yazı yetiştirmek de işimizin bir parçası değil mi?

Derya: Değil mi, Burhan?

Burhan: E-evet evet, haklısınız. Tabii Derya Hanım, bence de takvim çok sorun değil.

Derya: Hah işte aradığım enerji bu Burhan’cım! Bence sen bu sayıda Paralel Evrenler Teorisi’ni anlat bize. Hem bu aralar epey popüler bir konu…

Burhan: Yazarım tabii, yani zor da bir konu… (Hemen özgüvenini toparlayarak) Ama hiç problem değil benim için, merak etmeyin.

Paralel Evrenler Teorisi… Bir haftada! Ahhhh be Burhan! Keşke hemen kabul etmeseydin bu teklifi.

Derya: Aynen öyle. Kabul ediyorum biraz zor bir konu olduğunu, yani öyle her yazara da verilecek bir konu değil tabii. Ama ben sana güveniyorum, hadi kolay gelsin canım.

Burhan: Sağ olun Derya hanım.

İşte burada, tam da bu noktada bir roller coaster’a bindi bizim Burhan. Hiç düşünmeden kabul etmemeliydi bu teklifi, zira hiç bir bilgisi yok ki Paralel Evrenler Teorisi hakkında bu çocuğun. Hatta konu çoklu evrenlerse, en son danışacağınız kişidir kendisi. Bilmediğiniz bir şeyi, nasıl anlatabilirsiniz ki? Üstelik bir hafta gibi kısa bir sürede… İşte bunları hiç düşünmedi Burhan ve bir hafta boyunca başına geleceklerden habersiz bir şekilde buhranlı bir yolculuğa doğru ilk adımını attı.

Hah! Vasıtası da geliyor. Bu nokta hem roller coaster’ımızın hem de Dunning - Kruger Grafiği’nin başlangıç noktası aslında. Hadi bakalım Burhan’cım, kolay gelsin canım.

Burhan ilk iş masasına geçti ve araştırmaya başladı. Bu noktada grafiğimizin de “know nothing” konumundayız. Yani Burhan’cığımızın hiçbir şey bilinmediği, özgüveninin de diplerde olduğu bir noktadayız. Burhan’ın yolu uzun, zamanı kısıtlı, konusu zor. Hemen iki günde Paralel Evrenler Teorisi hakkında detaylı bilgiler öğrenmesi lazım ki ardından bir yazı kurgusu düşünmek ve yazmaya koyulmak için zamanı olsun. Ama enerjisi yüksek! İlk işi videolara gömülmek oldu Burhan’ın. Hatta bir ara benim de bu teoriden bahsettiğim “Çoklu Evrenler, Alternatif Hikâyeler ve Simitler” podcast bölümüne de denk geldi, ama sonra dinlerim diye düşündü... Oysa dinlese bilirdi Paralel Evrenler Teorisini… Neyse, kendisi kaybeder.

Hah bak, videolardan akademik bir makalenin adını not aldı bile Burhan. Buradan bir şey çıkar belki düşüncesiyle gidip print bile etti ki bilgisayardan da okuyabilirdi aslında… Makaleyi okurken bazı yerlerin üzerini highlighter’la çizdi bile. Yol kat ediyor Burhan, helal olsun sana! Galiba alt edecek bu grafiği, canım benim. Burhan… Burhan?

Eee ne yapıyor bu, topladı eşyalarını ofisten erkenden çıkıyor?

Burhan: (Abartarak editörünün taklidini yapar) Neymiş efendim, “öylö hör yözörö vörölöcök bör könö döğöl töbööö Börhön’cöm” mış… Al işte iki saatte öğrendim paralel evren neymiş… Ayna meselesi işte, öyle gerek yok kuantum muantum bilmeye.

Eyvahlaaar olsun! Burhan’ın roller coaster’ının bu kadar hızlı gideceğini ben bile tahmin etmezdim. Şu an bizim çocuğun bilgisi çok ama çok az artmışken özgüveni tavan yaptı. Grafiğin yükseliş eğrisini bu kadar hızlı tırmanmasını ben bile beklemiyordum açıkçası. Umarım bu konuyu arkadaş ortamında falan açmaz.

Offf, korktuğum başıma geldi. Eda’yla buluşmuş. Aman diyeyim Burhan, sakın!

Burhan: (Böbürlenerek) Ben de yaparım ya ne var ki dedim… Sonuçta bildiğimiz ayna falan gibi bir şey işte bu paralel evrenler meselesi. Sağ elini kaldırınca öbür tarafta da sol el kalkıyor…

Eda: Yalnız o tam olarak öyle değil Burhan ya…

Burhan: Nasıl değil ya? Ben de sen bu işin meraklısısın, yıllardır bu konu üzerine belgeseller izliyorsun, kitaplar okuyorsun ediyorsun falan diye düşünüyordum. Büyük hayal kırıklığına uğradım Eda.

Eda: Ya olm işte o yüzden diyorum öyle değil di—

Burhan: Ya hadi canım sen de… Artık makalemden öğrenirsin eğrisini doğrusunu Eda’cım. Hadi tutma beni, gideyim de bitireyim şu yazıyı. Deadline’dan birkaç gün erken gönderip Derya Hanım’a şov yapmayı planlıyorum da…

Burhan’ın roller coaster’ı çok ama çok hızlı bir şekilde zirveye çıktı arkadaşlar. Kontrolü çok hızlı kaybetti. Yazık sana be Burhan.

Şu an Dunning - Kruger eğrisinin ya da roller coaster yolculuğunun zirve noktasına varmak üzere. Eğride burasının adı “Aptallık Dağının Zirvesi” maalesef. Burada birkaç gün geçirecek kendisi, ki en keyifli yer de burası aslında onun için.

Sanki paralel evrenlerin hakimi gibi yazdıkça yazıyor Burhan. Tam da Doctor Strange gibi hissediyor kendini şu an. Birkaç gün sonra varacağı noktadan habersiz maalesef. Ki biz de Burhan’la bu eziyeti çekmeyelim bence. Filmi birkaç gün sonrasına saralım…

Evet, o gün bugün arkadaşlar. Demiştim ya Burhan’ın buhranlı yolculuğuna tanık olacağız diye. İşte orası daha yeni başlıyor.

Peki biz bu derde düştüğümüzün farkında bile olamıyorsak, nasıl çıkacağız işin içinden? Dunning-Kruger etkisinin üstesinden nasıl geleceğiz, böyle bir bölüm sonu canavarını nasıl alt edeceğiz? Endişeye mahal yok arkadaşlar. Dunning ve Kruger Bey’ler 1999’da yayımladıkları çalışmada bunu da anlatmış bize. Şayet biz öğrenmekten vazgeçmezsek bilgilerimiz artacak ve böylece konu hakkında neleri bilmediğimizi de fark edeceğiz. Yeni ayrıntılar, yeni hikayeler, yeni formüller veya yeni sırlar keşfedeceğiz. Bu da bizi günden güne özgüvenli biri yapacak. Daha da önemlisi kendisiyle daha barışık bir insan olacağız. Kısacası zirveden Umutsuzluk Vadisi’ne de düşseniz, haritanızda Aydınlanma Eğilimi’nin konumunu bulmaya çalışın mutlaka. Her daim bilginin peşinden gidin, eleştirel düşünmeyi kendinize ilke edinin. Bu sadece özgüveninize değil topluma verdiğiniz güveni de güçlendirecek. Eeee ne demişler bilgi en büyük güçtür.

Bu arada Burhan’ı da merak etmeyin. Bir sonraki sayıya dört başı mamur bir yazı yazacaktır kendisi. Aferin ona, canım benim.

Künye
  • YazanÖzgür Yılgür
  • Ses Tasarım ve KurguMetin Bozkurt
Kaynaklar (16)