Düşünmeden Yapıyorum: Atomik Alışkanlıklar
Yeni bir alışkanlık edinmek veya kötü bir alışkanlıktan kurtulmak... Bunlar hem teoride hem de pratikte çok zor görünüyor. Fakat üzerine biraz kafa yorunca, işimizi kolaylaştırabilecek yöntemler bulmak da mümkün. Bu bölümde alışkanlıklarla ilgili ufak ipuçları arıyoruz. Atomik Alışkanlıklar'ın izinden gidip, farklı bir yöntem deniyoruz.
Kahvem de hazır olunca artık başlayabilirim…
Aa bir dakika ya… E kahve bitmiş? İşte bu benim için çok büyük bir problem. N’apsam ki, kayda da girmem lazım…
Neyse neyse sabah kahvemi daha sonra içerim artık…
Eveeet, güne başlamak… biraz zor oldu benim için bu sabah. Eminim ki bir çoğunuz diyordur. Şu an evde kahve kalmadığı için ben de kendimi kötü hissettim ve sanki günümün geri kalanı zor geçecek gibi geldi. Oysa bu yalnızca benim edindiğim bir alışkanlık, yani rutinimin bir parçası. Bu alışkanlığımı değiştirirsem günüme başlamamın tek koşulu kahve olmaz aslında. Elbette bu tek alışkanlığım değil ama şu anda alıştığım bir şeye ulaşamıyor olmak kendimi güvensiz hissettirdi. Çünkü rutinimin bozulması, beni güvenli alanımdan çıkarmış gibi geldi. Halbuki ne kadar küçük ve çözümsüz olmayan bir sorun bu yaşadığım. Muhtemelen rutinimiz dahilinde olan birçok eylem üzerine çok da fazla düşünmüyoruz. Ama bugün, önceki günlerden biraz farklı… Çünkü bu küçük ve basit problemden dolayı kafamda bir soru yankılandı; alışkanlıklar üzerine düşündüğümüz bir şey midir? Cevabınız evet mi? Benim cevabım hayır. O yüzden biraz alışkanlıklar üzerine kafa yoracağız bugün.
Düşünmeden yaşıyoruz ve hareket ediyoruz genellikle. Sahip olduğumuz gündelik bilgiler ve o bilgileri kullanış biçimimiz bizim hayatımızı nasıl yaşadığımıza dair temelleri oluşturuyor. Mesela ortak paydada buluşabileceğimiz bir örnek vereyim sizlere; şu anda hep birlikte neredeyiz? İşe ya da okula giderken mi dinliyorsunuz beni? Ya da eve geldiniz ve bugün günlerden pazartesi, biliyorsunuz ki yeni bölüm yayınlanmış. Biraz kafa dağıtayım, e biraz da yeni bilgiler edineyim diyerek 111 Hz dinlemeye mi koyuldunuz? Peki bunu her hafta yapıyorsanız, artık buna bir alışkanlık diyebilir miyiz? Benim sizinle her hafta buluşmak için hazırlanışım ve sizin her hafta yeni bir 111 Hz’in bölümü dinlemeniz… Artık birer alışkanlık hali dersem haksız olmam sanırım. Bu eylem hayatınızda ayırdığınız önemli bir vakit ve tekrar eden bir durum olduğu için, aslında bir alışkanlığa dönüşüyor.
Başarılı ve tanınır kişilerin, başarılarının sırları sorulduğunda genelde disiplinden bahsettiklerini duymuşsunuzdur. Bu disiplin meselesi aslında kişilerin edindiği olumlu alışkanlıklarla ilgili. Mesela Alman filozof Immanuel Kant… Söylenenlere göre kendisi yaşamı boyunca aynı alışkanlığını sürdürmeye ant içmiş bir düşünürmüş. Sürekli düzenli ve organize yaşamaya özen gösteren bir filozofmuş.
Saat tam 04:55'te uyanıp ilk iş bir bardak su içermiş. Bu düzenli uyanma saati onun kendini güne hazır hissetmesini sağlar ve günlük rutinini başlatırmış.
Dersleri onun için bilgelik ve felsefeyi anlama yoluymuş. Her sabah 07:00'de derslerine katılarak öğrenme yolculuğuna başlarmış Kant.
Dersleri 09:00'da tamamlanır ve zihnini beslemek için kısa bir molaya çıkarmış.
Bu molada düşüncelerini toplar, notlar alır ve yeni keşifler yaparmış.
Öğle yemeğinden sonra, günlük yürüyüşüne çıkmak onun için vazgeçilmezmiş. Doğanın güzelliği, onun ruhunu besler ve zihnindeki sorulara cevaplar aramasını sağlarmış. Yürüyüşü sırasında gördüğü doğal detaylar, onun filozof gözüyle dünyayı anlama yeteneğini geliştirmiş.
Öğleden sonra ise çalışma odasına dönermiş. Bu odada, felsefe üzerine düşünmek ve yazmak için kendine ayırdığı özel bir alanı varmış. Düzenli olarak çalışmak, onun için bilginin ve anlayışın birikimini sağlarmış. Yıllar içinde bu düzenli çalışma alışkanlığı, derin felsefi düşüncelerle dolu eserlerin ortaya çıkmasına bile vesile olmuş.
Eserlerden bahsetmişken, eğer eskisi kadar ya da hayalinizdeki gibi kitap okumayı başaramadığınızı düşünüyorsanız üzülmeyin, çünkü bu yalnızca o alışkanlığı edinmediğiniz anlamına gelir. Elbette ki dijital çağın beraberinde getirdiği alışkanlıklar, eski alışkanlıklarımızın önüne geçti. Bunun suçlusu biz değiliz, en azından kendimizi suçlu hissetmemeliyiz. Günümüzdeki yaşam koşulları, teknolojinin hızlı ilerlemesi ve sürekli değişen dünya şartları, bizleri sürekli bir adaptasyon haline sokuyor. Devamlı olarak yeni bir düzene, yeni bir sisteme adapte olmaya çabalıyoruz. E haliyle bu süreçte alışkanlıklarımız, hayatlarımızı şekillendiriyor ve bizi başarıya ya da başarısızlığa götürebiliyor. İşte bu noktada, atomik alışkanlıkların gücü devreye giriyor. Ama oraya daha sonra geleceğim. Öncelikle bu alışkanlık meselesinin geneli üzerine düşünelim istiyorum biraz.
Tanımımız basit. Günlük hayatımızda yaptığımız tekrarlayan davranışlar, alışkanlıklarımızı oluşturuyor. Ancak, alışkanlık dediğimiz şeyler sadece bunlardan ibaret değil. Aslında alışkanlıklar, beynimizin otomatik pilota geçtiği ve bilinçli düşünme süreci olmadan gerçekleştirdiği eylemler. Şimdi düşünün, her sabah uyanır uyanmaz dişlerinizi fırçalamak için banyoya giderken, çayı ya da kahveyi demlemek için mutfağa yöneliyorsunuz değil mi? Aynı az önce benim yaptığım gibi... Yani hiçbirinizin evinin salonunda kahve demlediğini falan sanmıyorum. Bunlar alışkanlıklarınızın birer örneği. Otomatikleşmiş bu eylemler, beynimizin enerjisini daha verimli kullanmamızı sağlıyor ve günlük hayatımızı daha kolay bir hale getiriyor.
Ancak, alışkanlıklarımız sadece basit eylemlerden mi ibaret sandınız? Asla! Mevzubahis alışkanlıklar aynı zamanda düşüncelerimizi, inançlarımızı ve davranış kalıplarımızı da içeriyor. Örneğin, başarılı olma inancıyla her gün kendimize hedefler koyabilir ve bu hedeflere ulaşmak için sürekli çaba sarf edebiliriz. Bu düşünce ve davranış alışkanlıkları, hayatımızı şekillendiren ve dönüştüren unsurlar. Günlük rutinimizi oluşturan, genellikle bize iyi gelen ve hayatımızın yolunda olduğunu hissettirenin çoğu zaman küçük eylemlerimiz olduğu konusunda sanırım hemfikiriz. Bu alışkanlıklar bizim hayatta ne yaptığımız ve kim olduğumuza dair pek çok işaret içeriyor. Ve bu işaretler uzun bir sürecin sonucunda hayatımızın büyük parçaları haline geliyorlar. Bu yüzden, alışkanlıklarımız üzerine düşünmek ve onları anlamak önemli. Çünkü alışkanlıklarımız, bizi başarıya veya başarısızlığa götüren yolda önemli bir etkiye sahip. Kendimize sorduğumuz veya gibi sorular, hayatımızı daha bilinçli bir şekilde yönlendirmemize yardımcı olabilir. Fakat çoğu zaman bu soruları sormaya çekindiğimiz için alışkanlıklarımızdan vazgeçmek ya da onları değiştirmek pek de kolay olmaz. Öncelikle bu soruları sormaya cesaret etmemiz lazım. Dikkat ederseniz cesaret edebilmek diyorum. Çünkü bizler, konfor alanından çıkmayı pek de sevmeyen canlılarız. Sonuçta ne demişler, insan bilmediklerinden korkmaya meyillidir. Değişimin bizi korkuttuğu bir yaşamda elbette ki alışkanlarımızdan vazgeçebilmek de bir o kadar korkutucu olabilir. Bu yüzden ilk adımımız bu alışkanların bizim istediğimiz yaşamın üzerinde ne kadar bir etkisi olduğunu fark etmek olmalı. Dolayısıyla önce alışkanlarımızı sorgulamamız gerekiyor. Sorgulamamız için de alışkanlıklarımız üzerine düşünmeliyiz.
Bazen değiştirmek istediklerimiz konusunda adım atmaktan çekiniyoruz. Bu konuda yalnız değilsiniz, oldukça yaygın bir çekinme hali bu. Çünkü insan ve insan beyni alıştığını eyleme geçirmek konusunda çok rahat davranmak üzere tasarlanmış. Beyin adeta ilk önce kolay olanı yapmaya programlı. Aynı ilk olarak olumsuz bir şeyi düşünmek gibi. Bu olumsuzluklar çoğu zaman eyleme geçirmemize engel olan bir hastalığa da dönüşüyor; erteleme hastalığı.
Hastalık deyince kulağa biraz sert gelse de, ertelemek de çağımızın en önemli problemlerinden biri. İçinde yaşadığımız kaotik zaman akışı ve iş dünyası çoğu zaman ertelememiz için bir bahane oluşturuyor. Mecburi alışkanlıklarımız kendi isteklerimizin önüne geçiyor.
Peki yok mu bunun bir çözümü, bir hal çaresi, yolu yordamı, yöntemi? Elbette var. Ama oraya kısa bir aradan sonra geleceğim. Çünkü ben de bölümlerin bu noktasında her zaman kısa bir mola veririm. Bunu kendime bir alışkanlık haline getirdim.
Arada böyle molalar vermek hepimizin rutininin bir parçası olmalı. Çalışmalarımızın arasına kısa dinlenme ve hareket anları eklemek de bir gereklilik sonuçta. Sağlıklı bir zihin için hepimizin ihtiyacı var bu ufak molalara ya da kaçamaklara.
Ne demişler sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.
Pekiiii, gelelim bölümün başlarında bahsettiğim şu atomik alışkanlıklar meselesine. Çünkü bu, bir alışkanlık edinmek ya da bir alışkanlıktan kurtulmak için güzel bir yöntem sunuyor bize. diyorsunuz muhtemelen. Olur arkadaşlar, bal gibi olur…. Nasıl mı, buyurun anlatayım.
Adı üstünde küçük ve basit değişiklikler yaparak kazanılan alışkanlıklar için kullanılan bir tabir bu. Atomik, atom… Maddenin en küçük yapı taşı malumunuz. Alışkanlarımızın yapı taşı da bu küçük adımlardan oluşuyor. Bu adımları nasıl uygulayabileceğimizden bahsedeceğim, ama önce sizlere sormak istediklerim var. Alışkanlıklarınızın hayatınız üzerindeki etkisini hiç düşündünüz mü? Daha da önemlisi alışkanlıklarınızın sizin kişiliğinizi de şekillendirdiğini fark ettiniz mi? Şimdi, siz bu soruların cevabını ararken bir yandan da bana kulak verin.
Birkaç yıl önce hedeflerine ulaşmak için düzenli olarak antrenman yapan, sağlıklı beslenen ve dinlenmeye özen gösteren bir jimnastikçi vardı. Ancak, bir süre sonra performansında dalgalanmalar yaşamaya başladı. Bir gün yine antrenmanına başladı…
Ama bu sefer bir şeyler ters gidiyordu. Eskisi gibi uzağa atlayamadığını fark etti. Bu durum onun için çok yıpratıcıydı. Bir türlü neyin değiştiğini anlayamıyordu.
Bir diğeri de Öncelik-Sonralık İlişkisi Taktiği. Başka bir deyişle Alışkanlık İstifleme. Kötü alışkanlıkların yerine alışkanlık zinciri oluşturarak daha iyi alışkanlıkları yerleştirdiğimiz, bu ritüel benzeri zincir, olumlu alışkanlıkların otomatik hale gelmesine yardımcı oluyor. Hazır yeri gelmişken kısa bir hatırlatma yapmak isterim. Zincir yöntemi muhtemelen size, bir gelenek haline gelmiş olan Zinciri Kırma videolarımı çağrıştırmıştır. Aslında Zinciri Kırma serisi de tam olarak alışkanlıklarımızı değiştirmek ve kendi hayatımızı inşa etmekle ilgili.
Atomik Alışkanlıklar kitabından size önerebileceğim daha çok taktik var, ama bunlara girersem bölümü bitiremem. Fakat size kitabı mutlaka tavsiye ediyorum. İllaki kendinize uygun bir alışkanlık edinme ya da alışkanlıklarınızı değiştirme yöntemi bulacaksınız. Ama illa bir öneride bulun derseniz, her gün küçük küçük notlar almayı bir alışkanlık haline getirebilirsiniz. Bu hem hafızanızı güçlendirir hem de hedeflerinize ulaşmanızda size yardımcı olur. Çok ufak, atom kadar ufak bir alışkanlıkla birçok şeyi değiştirebilirsiniz. Ne demişler, damlaya damlaya göl olur. Hatta bunu bir klişeyle de destekleyelim…
Büyük değişimler, küçük adımlarla başlar!
Bakın Benjamin Franklin gibi tanınmış kişiler de alışkanlıklara oldukça önem verirdi. Hatta diyerek iyi alışkanlık edinmenin önemini bile vurgulamıştı kendisi. Onun başarılarının ardında öncelikle iyi alışkanlıklar edinmek yatıyordu. Franklin’in de dediği gibi kötü alışkanlıklardan kurtulmak ya da yepyeni bir alışkanlık edinmek kolay değil. Fakat önemli olan ilk olarak o küçük adımı atmak. Sizden bahsettiğim taktiklerden kendinize uyacağını düşündüğünüz olanı seçip uygulamaya geçirmenizi rica ediyorum. Zinciri kırmayın. Büyük sonuçlara ulaşmak için acele etmeyin, yeter ki işaretinizi fark edin, arzulamaktan çekinmeyin, eyleme geçin ve nihai ödülünüze ulaşın.
Künye
- Yazanİpek Turgay
- Ses Tasarım ve KurguMetin Bozkurt