111 Hz ·Bölüm 135 ·10 Haziran 2024 ·19 dk ·2.033 kelime

Kervanlardan Akıllı Teknolojilere

İnsanlık ne zamandan beri ticaret yapıyor, bunun için hangi yolları kullanıyor, değişen alışveriş alışkanlıkları ve teknolojik gelişmeler dünyayı nasıl etkiliyor? Yeni teknolojiler bugünümüzü ne kadar şekillendiriyor? Peki gelecekte bizi neler bekliyor? 111 Hz'in bu bölümünde uzun bir yolculuğa çıkıyoruz. Kervanlarla başladığımız yolculuğumuzu akıllı teknolojilerle sürdürüp, çiplerle noktalıyoruz. Bu yolculuk esnasında geçmişten geleceğe teknolojinin dönüşümüne de şahitlik ediyoruz.

0:00

Arkadaşlar şu an nerdeyim biliyor musunuz?

Yok yok asla tahmin edemezsiniz!

Var mı şansını denemek isteyen?

Neyse neyse tamam, sizi daha fazla meraklandırmadan söyleyeyim. Şu an bir devenin sırtıdayım ve bir kervanla birlikte yolculuk ediyorum. Hem de hepinizin çok fazla duyduğuna emin olduğum bir rotada: İpek Yolunda!

“Ne alaka, neden oradasın?” dediğinizi duyar gibiyim.

Biraz gezelim dedim ya fena mı?

Şaka bir yana, sadece biraz gezip dönmeye gelmedik tabii ki buraya. Biliyorsunuz 121. bölümüde de Baharat Yolunda seyahat etmiş, hem bir sürü macera yaşamış hem de pek çok şey öğrenmiştik. Bugün bu kervanla birlikte yaptığımız yolculuğun sonunda tüm dünya için kırılma anlarından biri diyebileceğimiz önemli olaya şahitlik etmeye götürüyorum sizi. Ama önceeee;

Söyleyin bakalım; İpek yolu nedir, nerededir, ne taşınır, neden önemlidir? Süreniz başladı!

Haha korkmayın arkadaşlar, sınavda değiliz, şaka yaptım.

Biraz kötü bir şaka mı oldu bu ya?

Öhöm öhöm, ee neyse… Ne diyorduk? Heh İpek Yolu.

İpek Yolu dediğimiz şey antik bir ticaret yolu arkadaşlar. Ne zaman kullanılmaya başlandığı tam olarak bilinmemekle birlikte ilk ve orta çağ boyunca doğu ve batı arasında yapılan ticarette yoğun olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Hemen bu noktada akıllara gelebilecek bir soruya da cevap vermek isterim. Malum İpek yolu tekil bir ifade olduğu için kafamızda tek bir çizgiden oluşan düz bir rota canlanabiliyor. Fakat durum öyle değil. Genellikle Çin’den başlayan, Anadolu ve Akdeniz’e uğradıktan sonra Avrupa’ya varan güzergahların hepsi “ipek yolu” olarak adlandırılıyor.

Yani yüzyıllar boyunca doğu ve batı İpek yolu sayesinde birbirine bağlanmış, kıtalar arasındaki ticaret, iletişim ve kültürel alışveriş dahil pek çok şey bu sayede gerçekleşmiş.

Evet arkadaşlar gelmemiz gereken yere yaklaştık sonunda, buradan bakınca tüccarların dinlenmek ve konaklamak için kullandığı bir han ve etrafında kurulmuş oldukça renkli bir pazar görüyorum. Ama oraya gelmeden önce size anlatmak istediğim birkaç şey daha var.

İpek yolu dedik ticaret rotası dedik ama nasıl ticaret yapıldığından bahsetmedik. O dönemlerde ipek yolu üzerinde yapılan ticaret genellikle takasa dayanıyordu. Yani batılı tüccarlar kendi memleketlerinden getirdikleri mallar karşılığında doğudan almak istediklerini alarak ülkelerine dönüyor, bu şekilde ticaretlerini tamamlamış oluyorlardı. Takas usulü gerçekleşen bu ticaret sayesinde doğunun zenginlikleri batıya taşınıyor, batının zenginlikleriyse doğuya ulaşıyordu.

Peki neydi bu zenginlikler? Tüccarları aylar hatta belki yıllar sürecek yolculuklara çıkartan, türlü tehlikeleri göze almalarını, uğruna büyük yolculuk masraflarına katlanmalarını sağlayacak kadar değerli olan bu maddeler neler olabilir?

Basit bir soru sordum kabul edin. Zira adından da anlaşılacağı üzere, bu yolda en çok taşınan madde ipekti. O sıralar Avrupa’da bu yumuşak ve pürüzsüz kumaşa talep had safhadaydı. Zira ipek, zenginlik ve statü sembolü olarak kabul ediliyordu.

İşte bu yoğun talebe karşılık vermek için yola çıkan Avrupalı tüccarlar da ipek almak için Çin’e kadar gelmeyi göze alıyordu. Tabi sadece bununla da kalmıyorlardı. Baharatlar, pamuk, porselen ve mücevher gibi maddeler de doğudan batıya en çok gidenler arasındaydı. Aldıkları bu mallar karşılığındaysa doğu toplumlarına kendi topraklarından getirdikleri altın, gümüş, bakır gibi değerli madenleri, cam eşyaları ve tıbbi malzemeler gibi malları sunuyorlardı.

Derkeeeen, işte geldik arkadaşlar. Oh be. Yani deve üstünde seyahat etmek hiç de konforlu değilmiş yani. İndikten sonra pazara geçeceğiz arkadaşlar. Size orada göstermek istediklerim var. —daaa… Of nasıl ineceğim şimdi ben buradan ya? Hay Allah…

Off çok şükür inebildim. Binmesi de inmesi de üzerinde seyahat etmesi de zormuş arkadaşlar, bu ne ya? Neyse ki günümüzde develerle seyahat etmek zorunda değiliz…

Eveeet, sonunda bahsettiğim yere geldik.

Burası ipek yolu rotasında kuruluş bir pazar yeri. Etraf da oldukça renkli… Aklınıza gelen, satın almak istediğiniz her şey var gibi… Kumaşlar, pamuklar, porselenler, mis gibi kokan baharatlar… Bir yanda da yeni gelen batılı tüccarlar kervanlarındaki yükleri boşaltmaya uğraşıyor.

İşteeee, benim size anlatacağım ticaretse tam şurada, karşıdaki köşede başlamış bile. Gelin benimle!

Eveet, ben durduğum yerden onları hem duyabiliyor hem de görebiliyorum. Tabii onlar benim varlığımdan habersiz…

Hmm… Duyduğum kadarıyla doğulu ve batılı iki tüccar arasındaki pazarlık hayli sert geçiyor. Takas edecekleri malların miktarları konusunda uzlaşmaya çalışıyorlar gibi…

Batılı tüccar elindeki cam eşyalar karşılığında doğulu tüccarın sattığı “kağıtları” almak istiyor.

Kağıtları mı?

“Kağıt ne alaka, camın karşılığı kağıt mı yani?” diye düşüneniz varsa hemen bu düşüncesini unutsun. Zira M.Ö. 2. yy’da Çin’de bulunan kağıt, sonrasında doğu medeniyetlerince kullanılıyor olsa da ilk başlarda batının bu gelişmelerden haberi yoktu.

Bölümün başında sizi dünya tarihi açısından dönüm noktası olan anlardan birine götüreceğimi söylemiştim hatırlarsanız. İşte şu an tam olarak o noktadayız…

Dönüm noktası falan derken abartmıyorum arkadaşlar. Bakın kağıdın Avrupa’ya girmesi ve yaygınlaşması yazı yazma ve kitap basım oranlarının artması demek. Peki bu oran artınca ne oluyor? İnsanların eğitim seviyesi artıyor, bilginin yayılması kolaylaşıyor. Bu sayedeyse felsefe, kültür ve sanat gibi alanlarda yeni fikirler, akımlar ve eserler rahatça üretilip hızla yayılabiliyor.

Şimdiii geldik zurnanın zırt dediği yere… Peki tüm bu süreç sonunda ne olmuş, ne ortaya çıkmış dersiniz? Dünyayı derinden sarsan, o güne kadarki tüm ezberleri yıkıp parçalayan, dünyaya ve insanlara aydınlığı vaadeden o akım; Rönesans

Düşünebiliyor musunuz, temelde ham madde ve meta ticareti yapmak için kullanılan ipek yolu sayesinde Çin’den Avrupa’ya getirilen kağıt, tüm Avrupa’nın ve dolayısıyla dünyanın kaderini değiştirmiş!

Veee biz konuşmaya dalmışken tüccarlar da pazarlığı bitirdi, şimdi el sıkışıyorlar. Kağıtlar develere yüklenerek Avrupa’ya doğru uzuuuun bir yolculuğa çıkmaya hazır.

Yani arkadaşlar gördüğünüz gibi; ipek yolu üzerinde yapılan ticaret sadece ekonomik anlamda bir etkileşim yaratmamış; aynı zamanda farklı kültürler de bu yolla yayılmış, bu sayede Avrupa’da düşünce, sanat ve edebiyat gibi alanlarda çok büyük ilerlemeler kaydedilmiş.

E tamam eski çağlarda ticaretin nasıl yapıldığından, etkilerinden, takas usulünden falan bahsettik ama bugün ne noktayız? Evet bugün yapılan ticaret o günlerden farklı gibi duruyor. Sonuçta develeri yükleyip, yola koyulmuyoruz. Ama acaba yakından baksak benzer noktalar bulabilir miyiz, ne dersiniz?

Bakın soru soruyu doğuruyor, şimdi de bunları merak ettim iyi mi? Bence siz de ettiniz. O zaman gelin ticaretin tarihi, bugünü ve hatta geleceği hakkında konuşmaya devam edelim ama önce kısa bir ara verelim ben stüdyoma geçeyim zira rahat sandalyemi çok özledim.

Oh stüdyoma geldim, sandalyeme oturdum, artık çok rahatım. Siz de hazırsanız anlatmaya devam edebilirim. Ticaretin geçmişten günümüze yaşadığı değişimden bahsedecektik ama nerede kalmıştık?

Doğru doğru en son takas usulü demiştik. Ama biraz başlarda kalmışız sanki… O zaman şimdi zamanı biraz ileri sarııııp, sanayi devrimine gelebiliriz.

Burada uzun uzun sanayi devrimi konuşmayacağız tabii ki ama bilmemiz gereken bazı önemli noktalar var.

Sanayi devriminin dünya için pek çok anlamda bir kırılma noktası olduğunda hemfikirizdir sanırım. Dolayısıyla bu önemli gelişme ticareti, finansal sitemleri ve ekonomiyi doğrudan etkilemiştir diyebiliriz. Hatta modern anlamda ticaretin sanayi devrimi sonrası başladığını söylesek hata etmiş olmayız. Zira üretim yöntemlerinin değişmesiyle birlikte, yani el işçiliğinden fabrikasyon üretime geçilmesiyle, daha ucuza ve daha hızlı üretilen malların arzı ve dolayısıyla talebi de arttı.

“E elde çok mal olması neye yarar? Aylarca süren yolculuklara çıkıp farklı diyarlara gidip bu malları satmak kolay mı?” diyebilirsiniz ama biliyorsunuz ki sanayi devrimiyle birlikte bu sorun da ortadan kalktı. Buharlı gemilerin icadı, demiryollarının kullanılmaya başlanması ve hatta sonrasında gelen arabalar sayesinde dünya üzerindeki ulaşım ve taşımacılık resmen boyut atladı. Artık deve sırtında veya dalgalarla boğuşarak aylarca, hatta yıllarca süren yolcukluklara çıkmaya gerek kalmadı. Üstelik ipek yolu ve baharat yolu gibi rotalar bile önemini yitirdi. Yani değişen dünyada hem daha hızlı hem daha güvenli hem de daha ucuza yapılan yolculuklar sayesinde artık ticaret yapmak hiç olmadığı kadar kolaydı.

Durun durun daha bitmedi!

Sanayi devrimiyle birlikte para, bankacılık hizmetleri ve finansal kurumlarda da büyük değişim ve dönüşümler yaşandı tabii ki. Banknotların yani kağıt paranın yaygınlaşması, para birimlerinin kullanılmaya başlaması ticaretin seyrini ciddi şekilde etkiledi. Ayrıca kolaylaşan ticaret sayesinde zenginleşen tüccarlar, paralarını saklayacak ve değerlendirecek sistemlere de ihtiyaç duyuyordu. İşte tüm bunlar da bankacılık ve finans sistemlerinin mecburi gelişimini beraberinde getirdi. E tabi tüm bunlar da yine ticareti besleyerek büyüttü.

Yaşanan tüm bu teknolojik gelişmeler ticareti ve iletişimi arttırarak globalleşmeyi beraberinde getirdi.

Ama hala eksik bir şeyler vardı sanki…

Çok önemli, çok hayati, kocaman dünyayı neredeyse küçük bir köy haline getirecek kadar birbirine yakınlaştıracak bir şey, bugünümüzü onsuz düşünemeyeceğimiz bir şey…

Evvvet tam üstüne bastınız kaldırın ayağınızı! Tabii ki internetten bahsediyorum.

Sanayi devrimi sonrası yaşanan globalleşme, 1990ların ikinci yarısından itibaren yaygınlaşmaya başlayan internet kullanımı sayesinde resmen boyut atladı arkadaşlar. Düşünsenize; bir insan dünyanın en uzak noktasında bulunan biriyle tek bir tıkla iletişim kurabiliyor, oturduğu yerden, anında istediği bilgiye, ürüne ya da hizmete ulaşabiliyor.

Bu, bize şu an normal gelse de takdir edersiniz ki o dönem için çok büyük ve anlam vermesi oldukça güç bir yenilikti.

Ama insanoğlu her değişime olduğu gibi buna da ayak uydurmayı başardı tabii ki. Artık dünya asla eskisi gibi bir yer olmayacaktı…

İnternetin insanın hayatına girmesi o zamana kadarki tüm ezberleri bozdu. Yaygın olarak kullanılmaya başlaması da nerdeyse her alanda dijitalleşmeyi beraberinde getirdi. E tabii ki ticaret de bu dijitalleşmeye uyum sağlamakta hiiiç gecikmedi. Ortaya çıkan yeni ticaret sistemi sayesinde uzaklar yakın, ulaşılamaz denen şeyler ulaşılabilir oldu: E-ticaret bizlere oturduğumuz yerden yapabileceğimiz uçsuz bucaksız alışverişin sihirli anahtarını sunuyordu.

Kervanlarla çıkılan zorlu yolculuklar sonuncu gerçekleşebilen ticaretten, bugünlere… İnsanlığın bu ilerleyişi bazen sizi de hayrete düşürmüyor mu?

E ticaret, yani internet üzerinden mal ve hizmet alım ve satımı yapılabilen bu alışveriş şekli, bugün hepimizin eli ayağı oldu öyle değil mi? Geleneksel ticarette olduğu gibi evden çıkıp mağazalara gitmemize, uzun uzun gezip zaman harcamamıza, her birine tek tek girip çıkmamıza, istediğimizi bulmak için yorulmamıza ya da saatlerce fiyat karşılaştırması yapmakla uğraşmamıza falan gerek kalmadı. E ticaret sayesinde koltuğumuzda oturup güzel bir film izlerken aynı zamanda alt sokaktaki marketten haftalık mutfak alışverişimizi yapabilir, hatta deniz aşırı bir ülkeden egzotik bir baharat bile satın alabiliriz!

Aslında her gün defalarca kez yaptığımız şeyleri böyle söyleyince biraz ilginç geldi mi size de? Bazen bunun nasıl bir lüks olduğunu unuttuğumuzu düşünüyorum…

Bu arada e-ticaret sadece tüketiciler için değil, işletmeler için de oldukça verimli bir sistem. İşletme maliyetlerini düşürme, 7/24 erişilebilirlik, küresel pazarlara erişim imkanı gibi faktörler sayesinde ürünlerini ya da hizmetlerini daha çok insana daha uygun fiyatlara ulaştmaları mümkün hale geliyor. Buradaki en önemli nokta, aslında işin püf noktası diyebileceğimiz şey, her gün değişen ve gelişen teknolojiye uyum sağlayabilmek…

İşletmelerin bu yeni teknolojilere ayak uydurması ve doğru dijitalleşmesi sayesinde müşterilerin ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilen ve daha kişiselleştirilmiş deneyimler sunabilen işletmelerin rakiplerinden bir değil birkaç adım önde olacağını söylemek için uzman olmaya gerek yok sanırım.

Ticaretin geçmişini ve bugününü inceledikten sonra geleceğine göz atmadan bitirmek olmaz. Ne dersiniz, yeni teknolojiler gelecekteki ticaret şeklimizi etkileyecek mi?

İşin uzmanlarının söylediklerine göre gelecekte her alanda olduğu gibi ticarette de pek çok değişim yolda... Yeni geliştirilen teknolojilerin hem satıcı hem de alıcı için alışveriş süreçlerini farklı boyutlara taşıması bekleniyor.

Mesela söylenenlere göre AR yani arttırılmış gerçeklik teknolojisi online alışverişlerde çok daha fazla efektif şekilde kullanılmaya başlanacak ve bu sayede online platformda beğendiğimiz bir ürünü sadece fotoğrafından incelemek zorunda kalmayacağız. Satın almayı düşündüğümüz ürünü sanki yanımızdaymış gibi tüm detaylarıyla görüp inceleyebilmemiz mümkün hale gelecek.

Hemen bir örnekle açıklayalım: Diyelim ki salonunuza şöyle güzel bir koltuk almak istiyorsunuz. İnternet sitesine girdiniz, modelini, rengini beğendiniz. E fiyatı da size uygun. Ama aklınıza takılan bir şey var: Acaba bu koltuk salonunuzda nasıl durur? Hayalinizdeki gibi olur mu? İşte AR teknolojisi tam da bu noktada imdadınıza yetişecek. Bu sayesinde telefonunuzun kamerasını koltuğu koymak istediğiniz yere tutarak satın almak istediğiniz ürünün orada nasıl duracağını sanki gerçekmiş gibi görebilmeniz mümkün hale gelecek.

Diğer bir gelecek öngörüsüyse teslimat süreçleriyle alakalı… Malum, bugünlerde e-ticarette en çok sorun yaşanan mevzulardan biri kargo süreçleri… Ancak uzmanlara göre gelecekte bu sorun da ortadan kalkacak. E-ticaret teslimat süreçlerinde sürücüsüz araçlar ve drone’lar kullanılarak hem kargo süreçlerinin hızlandırılması hem de masrafların azaltılması planlanıyor.

Huuuhh… Arkadaşlar bu gelecek öngörüleri beni biraz yordu valla ne yalan söyleyeyim, insan bunları düşündükçe zihni açılıyor. Ticaretin geçmişten günümüze nasıl değiştiğine ve bugünden sonra nelerin değişmesinin beklendiğine dair yaptığımız bu ufacık sohbet bile benim başımı döndürmeye yetti. Bazen farkında olmasak da aslında her şey o kadar hızlı değişiyor ve gelişiyor ki insan gerçekten hayret ediyor.

Ama her ne kadar teknoloji akıl almaz bir hızda ilerleyip dünyayı değiştirse de insana dair bazı şeyler değişmeden kalabiliyor. Mesela insanlar arasındaki alışveriş taa ipek yolundan sanayi devrimine, oradan da bugünlere kadar hiçbir zaman sadece maddi boyutuyla sınırlı kalmamış; bu alışveriş her zaman kültürel, sosyal ve politik pek çok yönde de yaşanmış.

Bugün olduğu gibi gelecekte de gelişen teknolojiler, bilimsel ya da kültürel ilerlemeler, değişen politik düzenler ticareti etkilemeye, ticari düzen de tüm bunları dönüştürmeye ve geliştirmeye devam edecek.

Bu yüzden insanlığa dair bir şeyleri analiz ederken tek boyutlu bakmamanızı, bugün yaptığımız gibi geçmişini, bugününü ve geleceğini de göz önüne almanızı, aralarındaki ortak noktaları, değişmeyen detayları ve tüm etkilerini yakalamayı unutmamanızı tavsiye ederim. İnsanlık biraz da oralarda saklı değil mi zaten?..

Künye
  • YazanKevser Yağcı Biçici
  • Ses Tasarım ve KurguMetin Bozkurt